Şiirler Şairler Meclisler

8,3/10  (4 Oy) · 
30 okunma  · 
4 beğeni  · 
686 gösterim
Klasik şiirimize Divan Edebiyatı, Aristokrat Edebiyat, Yüksek Zümre Edebiyatı, Havas Edebiyatı gibi sonradan verilen bütün isimler, hemen daima şairlerin halktan kopuk, padişahların çevresinde kümelenmiş birer caize avcısı olduklarını çağrıştıra gelmiştir.

Bu isimleri koyanlar, bilhassa böyle anlaşılmasına özen göstermişler ve şairlerden bahsederken neredeyse onları sarayda yatıp kalkan dalkavuklar olarak göstermeye kalkışmışlardır. Oysa bu kitabın sayfalarında onları gerçek yüzleriyle ve söylenenin tam aksine birer halk insanı olarak tanıyacaksınız.

Onların da kendi çağlarında bizler gibi hayatlar sürdüklerini anlayacak ve aradan geçen bunca asırdan sonra torunları tarafından reddedilişlerinin haksızlığına üzüleceksiniz. Bunun için kimi zaman satır aralarında durunuz ve lütfen gerçeğin ne kadar, romanın ne kadar ağır bastığını düşünürüz.

O zaman belki eski şairler hakkındaki hükümleriniz değişmiş olacak ve yine belki o görkemli söz ustalarından bir özür dileyiş bildirgesi olan bu satırların altına siz de bir imza koymaktan çekinmeyeceksiniz.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2005
  • Sayfa Sayısı:
    260
  • ISBN:
    9789758950454
  • Yayınevi:
    Kapı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Merve 
 17 Ara 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · Puan vermedi

Yapıtı sadece verilmek istenen mesaj dışında incelediğimiz zaman kendi içinde tutarlı olduğunu; her bir parçası deneme gibi yazılmış; beyit, gazel ve kasidelerle süslenmiş ve mesaj kaygısı gütmeden ifade edilmiş ama kendi aralarında da ilintili olduğunu görebiliyoruz. Ama yine de bazı düşüncelerimi değiştirmeye yetmedi.

Pekala Aristokrat Edebiyat diyerek saraydan çıkmayan dalkavuklar demiyorum ancak ve ancak savunulan tezdeki "oysa bu kitabın sayfalarında onları gerçek yüzleriyle ve söylenenin tam aksine birer halk insanı olarak tanıyacaksınız" cümlesine de katılamıyorum. Tarihçiler daha iyi bilir tabii ki, ama bu ikisi de birbiriyle tutarsız. Yani en azından bu cümleleri yazmak, dinlemek, söylemek için alaylıdan çok mektepli olunması gerekildiği bilinmelidir...Halk derken kimden bahsediyorlar? Halk bu "ağır" dili gerçekten biliyor muydu? Meclislerdeki bu elitlik çıtkırıldımlık nirvanalardayken, tırnağı kırılsa beyit yazabilecek insanlar halk mıydı?

Gerek mensur gerek çevirilerde yer yer kök-anlam bakımından zengin kelime kullanmayı ben de seviyorum, ama bu cümleyi tamamen işgal edince benim için anlamını yitirmeye başlıyor."Halkın" sözde plaza dilini anlaması ne derece kolaysa, Dîvan Edebiyatını anlaması da o derece kolay benim nazarımda. Kendi kültürümüz değil de falanca milletin eski edebiyatı denilseydi belki bu kadar garipsemezdim.

Bilemiyorum belki de cidden sadece ben anlayamamışımdır...

Velhasıl, Eski Türk Edebiyatı'na ilgisi (ve bilgisi) olanlar haricinde okunması da anlaşılması da daha güç olacaktır. Yine de Saray içindeki nâiflikleri, atışmaları ve İstanbul tasvirlerini okumak-bilmek istiyorsanız, bir şans verilebilir.