·
Okunma
·
Beğeni
·
1.803
Gösterim
Adı:
Şikago Mezbahaları
Baskı tarihi:
4 Mayıs 1975
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
---
Kitabın türü:
Çeviri:
Gülher Kurttekin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
May Yayınları
Baskılar:
Şikago Mezbahaları
Şikago Mezbahaları
Şikago Mezbahaları, yazıldığı dönemden bugüne ABD'deki emekçi sınıfların durumunu gözler önüne seren çarpıcı eserlerden biridir. Şikago'daki devasa et endüstrisi kısa sürede kullanıp bir kenara attığı ve sefalete mahkûm ettiği emekçilerin yerine sürekli yenilerini aramakta, dünyanın dört bir yanından Amerikan rüyasına kanarak gelenler bu acımasız çarkın dişlileri arasında öğütülmektedir. Zenginlik ve özgürlük hayaliyle bu fabrikaların çevresinde toplananların karşısına ise, iş ve can güvenliğinin bulunmadığı, bir ucundan kesimlik hayvanların, diğer ucundansa kurban edilmeye hazır örgütsüz işçilerin girdiği bir cehennem çıkacaktır. Upton Sinclair'in, romanını yazmak üzere kimliğini gizleyerek içine sızıp çalıştığı mezbaha bölgesindeki tanıklıkları, o gün olduğu gibi bugün de ne tüketicinin sağlığını ne çalışanların refahını önemseyen kapitalist üretim ve tüketim anlayışına ışık tutuyor. Gücünü gerçeğin acımasızlığından alan sarsıcı bir roman.
480 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10
=spoiler içerir =

ŞİKAGO BİZİM OLACAK ! nidalarının 3 ez tekrarlanarak biten ki ; orijinal adı the jungle olan Upton Sınclaır / Şikago Mezbahaları biter efendim..

yerini yurdunu terk ederek Litvanya dan göç eden ailemizin başından geçen hikayeyi okuruz hep birlikte ..tabi iki Amerikan rüyası adı altında ki derin kabusun içine giriş yaparız ki ...açlığın öldürdüğü ;soğuğun kırıp geçirdiği ;uykunun haram oldugu geceli gündüzlü bir dramın peşinde ilerleriz..
neden böyle robot gibi yazıyorum dersek ...kitapta bir şey eksik beni coşturmadı nedense ..son 20 sayfada basarılı söylemler biraz memnun etse de ..ruhumu yakalayamadı ...
hani hep mi bu adamın başına geliyor bunlar dersek ..aslında milyonlarca işçinin aynı şartlar altında yaşam savaşı verdiğini es geçmiş oluruz...insanın insanı sürekli kandırdığı ; uçuruma ittği ; dövüp dövüp sokağa attığı bir dünya....

yıl 1904 ...fabrika sizi alır ..etinizi ; kemiğinizi ; tırnağınızı kullanır ..hiç bir şeyinizi çöpe atmamak üzere sizi öğütür ....
size barınak hayali ile ev satar ..geri alır
çocuğunuz olur ..onuda tanrı alır ..
karınızı el alır...hep alır. .hep alır.


seçimleri hileli ..sosisleri fareli..insanları maskeli bir dünya ...yeni dünya ...
AMERİKA....

okuyunuz efendim ...dürüst kalabilmek için...
sevgiyle....



.
400 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10
İlk başta unutmadan şu gerçeği bi yazayım: Amerika bizi gerçekten kıskanıyormuş hem de 1900 lü yılların Amerikası 2018 yılının Türkiyesini... Bir ülkede olabilecek tüm pisliklerin gün yüzüne çıkarılması. Açlık soğuk sefalet...insan hayatının değersizliği...tüm olumsuzluklara rağmen hayatta kalma mücadelesi, siyasetin, işverenlerin gerçek yüzü, rezilliği...her sayfasında kıskanılan yurdumdan manzaralar var... Bazı bölümlerde olaylar çok dramatize edilmiş olsa da korkunç gelse de gerçekler acıdır sözü devreye giriyor. Kitaptan sonra kanunlarda düzenlemeye gidilmiş biz düzeltmek istesek marketlerde hazır gıda kalmaz. Artık bu kitaptan sonra her türlü hazır gıdaya tiksinerek bakıyorum... ve yine yeniden kahrolsun kapitalizm...
400 syf.
·12 günde·10/10
Adam ta 1900'lü yıllarda yazmış bu çarkın nasıl döndüğünü azcık okusalar anlayacaklar ama nerde... zaten amaç okumayan kindar, cahil bir halk...

"Bu mezbahada domuzun çığlığından başka, herşeyinden faydalanılır." Bu cümle kitabın özeti bence burada ki "domuz" u sadece hayvan olarak değil, insan olarakta düşünün. Kapitalizmin nasıl vahşi, nasıl dehşet verici bir şey olduğunu kitabı okurken daha iyi idrak ediyorsunuz.

Kitap benim için iki bölüm diyebilirim 109.sayfaya kadar 1.bölüm (sıkıcı ite kaka okudum) 109.sayfa ve sonrası 2.bölüm ( inanılmaz, şaşırtıcı,muhteşem) mutlaka okunulmalı, okutulmalı bu kitap, unutulmayacak kitaplar listeme girdi...
400 syf.
·8 günde·9/10
'Amerikan rüyasını' n gerçekte ne olduğunu kitabın başkahramanı Jurgis ve ailesinin başına gelen olaylar üzerinden okuyoruz. Binbir hayal ve umutla Amerikaya gelmiş insanların sefalet ve acı içinde, nasıl ağır şartlarda hayatta kaldıklarına, hatta çoğu zaman kalamayışlarına şahit oluyoruz. Açık söyleyeyim, hiç bir romanı okurken bu kadar dayak yemiş gibi hissetmemiştim. Benim için zor ve güçlü bir okumaydı diyebilirim, bana çok şey kattı. Yazar bu kitabını yazmak için kimliğini gizleyerek Şikago mezbahalarında çalışmış, yani bu tarz olayların gerçekten yaşandığını bilmek, kitabı okurken daha çok etkilenmenizi sağlıyor. İlk yayımlandığı tarihte çok fazla tepki çekmiş, toplumsal infial yaratmış ve bir çok ülkede uzun süre yasaklanmış bir roman Şikago Mezbahaları... Upton Sinclair kitabı için şu sözleri sarfetmiş : "“Ben toplumun kafasını hedef aldım. Ama attığım yumruk midesine geldi.”"
400 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Jürgisin çilesi,sefaleti,acısı hiç bitmedi,içinde yanan o alev hiç dinmedi.Bitti ama bende bittim diyebilirim.O zamanlar Amerika’da doğmamış olduğuma şükrettim.Tabi sosis ve salam yemekten bir anda vazgeçtim.
400 syf.
·Beğendi·10/10
Kimi okuyacağınızı söyleyerek başlamak isterim.Amerika'nın Orhan Kemal'ini.
Bu kitapta bir adamın sahip olamayacağı kadar sıkıntıya tanık olacaksınız.Ee peki dersiniz sahip olamıyorsa nasıl sahip Amerikan kapitalizmi diyelim.
Kitaba gelecek olursak,1900 lerin başında mezbahalarında neler olup bittiğini bir adamın işe girebilmek için neler yaptığını.Bir kadının uyuşturucu bağımlılığına yenik düşüp sırf biraz daha için seks köleliği yaptığını göreceksiniz.
Son yirmi sayfasında sizi sarsan cümleler okuyacaksanız.
Tavsiye eder miyim? Evet.
Upton Sinclair, Şikago Mezbahaları "The Jungle" adlı eserinde,
denetimsiz kapitalizm yüzünden işçilerin karşı karşıya kaldığı insanlık dışı
koşulları ve zorlukları işler. Ancak eserde asıl vurgulanan işçilerin
karşılaştıkları zorluklar, uzun iş saatleri, göçmen işçilerin maruz kaldıkları
baskı-ayrımcılık, iş garantisinin olmaması ve düşük maaşlar yerine eserde
arka planda yer alan et sektörünün içinde bulunduğu sağlıksız durum
daha çok dikkat çekecek ve dönemin ABD hükümetini yasal düzenlemeler
yapmak zorunda bırakacaktır.
Upton Sinclair, bu durumla ilgili ilginç bir benzetme yapar:

”Ben toplumun kafasını hedef aldım ama attığım yumruk midesine geldi!”
400 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Şikago Mezbahaları...Büyük hayallerin ülkesi Amerika Birleşik Devletleri’nin omuzlarına çıka çıka, yerden yere vura vura, insanlığa dair içlerinde ne kaldıysa söke söke aldığı işçilerin sayesinde nasıl güçlendiğinin anlatıldığı dehşet dolu bir masal. Litvanya’dan sevdiği kız ve onun ailesi ile canavarın yüreğine göçen, güçlü ve gözü kara genç Jurgis ile peşinde sürüklediklerinin, karşılaştıklarının ve yoldaşlarının hikayesi.. Hayattan tek beklentileri sımsıcak bir yuva olan bu kalabalık ailenin, yakıcı soğukta damla damla yok olmalarının hüzün dolu seyir defteri.. Dönemin, ABD ekonomi ve sanayisinin nasıl bir çarka dönüştürüldüğünü tüm çıplaklığı ile görüyoruz. Yılda 300 dolar kazanamayan işçilerin , açlık, sefalet, hastalık, umutsuzluk, yolsulluk, onca tehtit ve harcanmışlık sonunda canlı birer cenazeye dönüştürülüşünü izliyoruz. Bu karanlık masal Jurgis ve ailesinin kanlı mezbahalarda işe başlaması ile başlıyor. Başta herşey çok güzel.. canavarın yüreğindeler çünkü. Sıcak bir yuva alıyor, birleştirdikleri paralar ile ödemeye başlıyorlar. Bir kaç yeni eşya , yeterince şanslılar ise köşeye biraz birikmiş para.. kan, domuz pisliği, sığır bağırsağı kokan bir para.. lakin hayatta her güzel şey gibi bu pek ingilizce bilmeyen cahil Litvanyalı insanların, geçici huzuruda yerini yavaş yavaş karmaşaya ve içinden çıkılmaz bir kaos’a bırakmaya başlıyor. Patronunun tacizi, hastalık, aniden işsiz kalmalar, soğuk derken yavaş yavaş canavarın midesine kadar iniyorlar. Artık şartlar daha zorlayıcı. Dönem dönem açlık krizleri, ölümler baş gösteriyor. Jurgis herşeyin karşısında durmaya çalışıyor. Yeterince güçlü olmadığını anladığında ise yüklerinden kurtulmak istiyor. Kaçıyor.. Okurken kendinizi sorguluyorsunuz. Ben olsam ne yapardım ??? ...Onun kaçısı geride kalanları ve bir zaman sonra onu canavarın bağırsaklarına gönderiyor. Tıpkı bir domuz pisliği gibi dışkılıyor canavar onları.. ve onlar gibi yüzbinlercesini... ıslak, yapış yapış, kokuşmuş ve işe yaramaz bir halde...Jurgis ne zaman hayata karşı bir umut duysa , önüne çıkan bir durum ellerinden alıyor hepsini sonuna kadar. Patronlar, meyhaneler, ucuz kadınlar denilen kadersizler.. ve geçmişin hayaletleri yakalıyor onu.. havada süzülen onlarca el, boğuyor onu... Jurgis çok bizden biri. Zamanında rengarenk hayaller kurarken, her bir hayali avuçlarından kayıp gidiyor. Emeğini, sevdikleri ve kendini yitiren bir adamdan geriye ne kalır ki ??....Upton Sinclair muazzam bir kaleme sahip. Yaşamının bir dönemini mezbahalarda geçiren, ve oraların korkunç tarafları ile yüzleşen Sinclair, bunu bize yansıtmakta gerçekten çok başarılı. O mezbahalarda acımasızca, insanlık dışı yollar ile boğazlanan, parçalara ayrılan hayvanlar kadar, tüm bunların yapım aşamalarında ki umursamamazlık ve ihmalleri göz önüne seriyor. Hikaye 1900 başları Amerika’nın bir yuva değil, caniler tarafından sömürülenler için bir cehennem olduğunu anlatıyor bizlere.Boşa harcanan erkekler, acımasızca kullanılan kadınlar ve elbette ki kolayca görmezden gelinebilinen küçük çocukların ızdıraplı ruhları ile rastlaşıyorsunuz, birbirini kovalayan satırlarda. Kısacası etkilenmemek pek mümkün değil. Yaşananlar herkesin başına çok rahat gelebilecek şeyler iken bir hikayeye tanık olmak biraz da yıpratıcı.. Şikago Mezbahaları Jurgis ve onun sosyalizme varan yolculuğu ile sizleri bekliyor... Bedenleri mezbaha köşelerinde paramparça olurken onlardan geriye kalan tek şey çığlıkları oluyor.. Düşünüyor insan bundan da faydalanabilselerdi, onlarıda kavanozlara hapseder , satarlardı... Tıpkı şeref, namus, iyi niyet ve geriye insanlık namına ne kaldıysa sattıkları gibi...
400 syf.
Son dönemde “Gecenin Sonuna Yolculuk” ile beraber okuduğum en gerçek kitap:”Şikago Mezbahaları”. İşçinin çalışma hayatında değer olarak aslında en sonda geldiğinin sarsıcı gerçekliğini Upton Sinclair’in öfkeli ve basit anlatımı eşsiz kılıyor... Kitap boyunca, emeğinden başka sermayesi ve satacak bir şeyi olmayan işçilerin, kurulu sistem içerisinde, mezbahalarda kesilmek üzere bekleyen domuzlardan hiçbir farkının olmadığına şahitlik etmenin dayanılmaz acısı da biz okurlara kalıyor... Daha evvel bu duyguları Sirkeci ve Ulus’ta amele pazarında bekleyen gözlerinde fer kalmamış işçilere denk geldiğimde yaşamıştım. Bu İster Şikago’nun arka mahallesi mezbahalar bölgesi, ister İstanbul’un göbeği Sirkeci amele pazarı olsun, her nerede olursa da; zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri olmayan kurbanların öyküsü...
400 syf.
·5 günde·8/10
Kitabın arkasında şöyle der; "Upton Sinclair’in, romanını yazmak üzere kimliğini gizleyerek içine sızıp çalıştığı mezbaha bölgesindeki tanıklıkları, o gün olduğu gibi bugün de ne tüketicinin sağlığını ne çalışanların refahını önemseyen kapitalist üretim ve tüketim anlayışına ışık tutuyor. Gücünü gerçeğin acımasızlığından alan sarsıcı bir roman."

1902 yılında Litvanya'dan fırsatlar ve özgürlükler ülkesine varını yoğunu satıp Amerika'ya göç eden 12 kişilik bir ailenin hayatı ve cehaleti üzerinden kapitalizmin inine inine girmiş yazar. Şikago'nun o meşhur et fabrikalarında çalışmak için birbirini ezen insanların üç kuruş için birbirlerine yaptıklarını okuyunca insanlığınızdan utanacaksınız. Açlığın, iklim koşullarının, hastalıkların insanları ne şekilde telef ettiğini, ölümün dahi o acıları yaşamaktan yeğ tutulduğu bir zaman. Fabrikalarda yaşanan adaletsizlik, rüşvet, adam kayırma, gasp ve bir çok şeyi yazar olduğu gördüğü yaşadığı gibi yazmış. Et fabrikalarının sağlıksızlığı, insanlara kimi zaman insan eti dahi yedirilmesi, pisliğin en alasını okuyacak ve yediğiniz etleri düşüneceksiniz. O rüya gibi anlatılan Amerika'nın insana verdiği değerin dolarla cent ile ölçüldüğü bir rezil zaman.

Kitabı okurken açıp internetten Şikago meatpacking diye arattığınızda sözü geçen fabrikaların fotoğraflarını görüp şokunuz katlanacaktır. Bu kitabın yayınlanması sonrası -1906 yılından sonra- kanunlarda değişiklik olduğu söylenir. Kitap üzerinden kitap yazardım da yerim dar. İyi okumlar.
400 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
1905 Yılında tefrikalar halinde sosyalist bir gazetede yazılan bu eser kitap haline geldiğinde orjinal halinden biraz daha kısaltılmış olarak basılmıştır.

Sloganı , 'kesimhaneye gelen domuzların çığlıkları dışında herşeyini kullanırız' olan şikago et mezbahalarının korkunç şartlarını Litvanyalı bir göçmenin gözlerinden aktaran harikulade bir roman Şikago mezbahaları.

Eserin her bölümü ama özellikle finali kapitalist sisteme sıkı yumruklar atan bir manifesto resmen.Upton Sinclair'in önünde saygıyla eğiliyor ve herkese bu eseri mutlaka okumalarını tavsiye ediyorum.
400 syf.
·Puan vermedi
Upton Sinclair,Şikago Mezbahaları, @selyayincilik .
Litvanyalı Jurgis,Amerikan rüyasına kapılır varını yoğunu satarak çalışmak için Şikago’ya gelir.Zengin ve özgür olmak kolay gibi gözükür taki kapitalist düzenin içine girip mezbahalarla ve fabrikalarla tanışana kadar.Bu düzenin içinde başına gelenler tam bir aile dramı.
.
Et endüstrisinin sefaletini okurken midenize sahip olmanız gerekiyor.Çünkü o mezbahada “Domuzların çığlıkları dışında herşeyleri kullanılır.”Burası ayrı bir konu.Peki işçiler aslında onlarda kapitalist düzenin bir kurbanı can güvenliği zaten yok ve çalıştıkları işi yaparken başlarına gelecekleri biliyorlar.Eli veya ayağı kesilebilir,zehirlebilir,zatüre olabilir,yada donarak ölebilir.Ama ailesi için çalışmalı çalışmazsa kapıda onun yaptığı işi yapmak için bekleyen binlerce insan var.Patron için biri ölmüş önemli değil önemli olan işin bitmesin.
.
Yazarımız kimliğini gizleyerek bu mezbaha bölgesinde çalışmaya başlıyor.Şahit olduğu olayları kurgulayarak yazıyor.
.
Size yalvarmak için buradayım.Sefalet hala gerekeni yapmadı mı size?Baskı ve haksızlık, hala açmadı mı gözlerinizi?Ben beklemeye devam edeceğim.Çünkü başka yapabileceğim hiç bir şey yok.Bütün bunlardan kaçıp saklanabileceğim tenha ve vahşi bir yer,kaçabileceğim bir cennet yok.Dünyanın sonuna kadar gittiğim halde ,her yerde aynı lanetlenmiş,aynı kahrolası sisteme rastladım.İnsanlığın asil ve namuslu duyguları,ozanların düşleri,bir dava uğruna ölen şehitlerin acıları,prangalara vurularak,örgütlenmiş bir hırsın emrine verilmiş.Sırf bu yüzden dinlenemedim,susadım,sırf bu yüzden rahatı,mutluluğu,refahı ve iyi bir şöhreti kıyıya iterek,dünyaya,ruhumun çektiği acıları haykırabilmek için yollara düştüm.Bu yüzden ne fakirlik,ne hastalık,ne nefret,ne kötüleme,ne tehdit,ne rezalet beni susturabilir.Eğer başıma,hapis yatmak,ceza yemek gelecekse bile ne bu dünyanın üzerindeki,ne de yukarısındaki,yapılan ,yapılacak ve yapılmış olan hiç bir kuvvet korkutamaz beni.Eğer bu gece başarısız olursam,kabahatin bende olduğunu bilip ,yarın yeniden deneyeceğim.
"O günlerde uygarlığın nasıl bir şey olduğunu her zamankinden daha net gördü; kaba güç dışında hiçbir şeyin geçerli olmadığı bir dünya, güce sahip olanların olmayanlara boyun eğdirdiği bir düzen."
Yürekleri derinleşir, tavırları asilleşir,
Gençlikleri ıstırap dolu ateşler içinde yitip gidenlerin.
Adalet diye,hak diye bir şey yoktu;yalnızca güç,zorbalık,kayıtsız ve kontrolsüz bir keyfilik ve güç vardı!
"O günlerde uygarlığın nasıl birşey olduğunu her zamankinden daha net gördü; kaba güç dışında hiçbir şeyin geçerli olmadığı bir dünya, güce sahip olanların olmayanlara boyun eğdirdiği bir düzen."
Upton Sinclair
Sayfa 269 - Sel Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şikago Mezbahaları
Baskı tarihi:
4 Mayıs 1975
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
---
Kitabın türü:
Çeviri:
Gülher Kurttekin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
May Yayınları
Baskılar:
Şikago Mezbahaları
Şikago Mezbahaları
Şikago Mezbahaları, yazıldığı dönemden bugüne ABD'deki emekçi sınıfların durumunu gözler önüne seren çarpıcı eserlerden biridir. Şikago'daki devasa et endüstrisi kısa sürede kullanıp bir kenara attığı ve sefalete mahkûm ettiği emekçilerin yerine sürekli yenilerini aramakta, dünyanın dört bir yanından Amerikan rüyasına kanarak gelenler bu acımasız çarkın dişlileri arasında öğütülmektedir. Zenginlik ve özgürlük hayaliyle bu fabrikaların çevresinde toplananların karşısına ise, iş ve can güvenliğinin bulunmadığı, bir ucundan kesimlik hayvanların, diğer ucundansa kurban edilmeye hazır örgütsüz işçilerin girdiği bir cehennem çıkacaktır. Upton Sinclair'in, romanını yazmak üzere kimliğini gizleyerek içine sızıp çalıştığı mezbaha bölgesindeki tanıklıkları, o gün olduğu gibi bugün de ne tüketicinin sağlığını ne çalışanların refahını önemseyen kapitalist üretim ve tüketim anlayışına ışık tutuyor. Gücünü gerçeğin acımasızlığından alan sarsıcı bir roman.

Kitabı okuyanlar 53 okur

  • Ruken Yıldırım
  • kyane

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0