Geri Bildirim

Sıkı Kontrol Edilen TrenlerBohumil Hrabal

·
Okunma
·
Beğeni
·
644
Gösterim
Adı:
Sıkı Kontrol Edilen Trenler
Baskı tarihi:
Mayıs 2007
Sayfa sayısı:
90
ISBN:
9789752894020
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ostree Sledovane Vlakty
Çeviri:
Zeyyat Selimoğlu
Yayınevi:
Everest Yayınları
Hayatın ağır aktığı bir kasabanın tren istasyonu... En büyük hareket, istasyon şefinin telgrafçı kızla çapkınlığı.. Ve bu ağır hayatın ötesinde, İkinci Dünya Savaşı'nın pençesinde bir dünya...
İstasyonun en genç elemanı, bakir Miloş, hayatı anlamaya çalışan toy bir delikanlı. O durağanlık içinde kendi yerini bulmaya çalışıyor ama hem kadınlar hem de acımasız savaş kafasını fena halde karıştırıyor.
Savaş sonrası Çek edebiyatının en önemli kalemi kabul edilen Bohumil Hrabal'ın Sıkı Kontrol Edilen Trenler'i, edebiyatının evrenselliğine en güzel örneklerden biri. Yazarın 1965'te kaleme aldığı ve artık çağdaş klasikler arasında anılmaya başlanan bu eser, savaşlardan yakasını bir türlü kurtaramayan biçare dünyamıza, tarihin derinliklerinden ayna tutuyor. Sıkı Kontrol Edilen Trenler, sürpriz finaliyle, hayatın durağanlığına çakan bir şimşek...
Öncelikle sevgili Selman'ın (Selman Ç.) hediyesi olduğu için çok kıymetli kitaplarım arasında yer.alacak :)
Ikinci dünya savaşı okumalarim her yönden (biyografi /roman /anı_hatıra ve hatta ansiklopedi ) bazında devam ederken ...adını duyduğum fakat bir türlü alıp okumak kısmet olmadığı bir küçücük hikayedir "sıkı kontrol edilen trenler"

Alman işgali sırasında Çek kasabasında bir tren istasyonunda geçen hikaye ..hem mizah hem gerçeklik sınırlarını gezdiren bir kitaba dönüşmüş ..ilginç karakterlerinin garip huylarina tanıklık ederken :) bir yandan'da trenlerle sağa sola gönderilen vagonlar dolusu mahkum -asker-yaralı hatta hayvan sevkiyatlarina şahit oluruz ..
Daha önce de duyduğum Dresden bombardımanına bir kez daha bahsi geçip ilgimi çekmeye devam eder bu kitap sayesinde.
..içinden kitap çıkan kitapları seviyorum araştırmaya sevk eden bir kelime bir sayfa.bile barındırsa benim için yeni kapılar açmış oluyor .

Bu sebeple kitabın ince/kalın olması değil içinde bulduğum saf bilgi ve hazinedir aslolan diyorum ...101 sayfalık miniminnak bir kitap ..sahafta rastlarsınız alın diye ekliyorum :)

Barışla kalın /iyi pazarlar
İkinci Dünya Savaşı'nın gölgesinde, dünyanın tam ortasında olduğuna inanacağınız bir tren istasyonu ve varoluşun nedenlerini sorgulayan ergenliğin sonunda bir genç.

Karakterlerin detaylandırılması ve kurgu oldukça etkileyici. 90 sayfanın sonunda yazara minnet borçlu kalabilirsiniz. 1966 yılında yolu beyaz perdeye düşmüş bir kitap. İzlediklerim içinde kitaba en sadık kalınmış film.
Çarpıcı bir son, böyle kendi halinde ama yaratıcı ilerleyen bir hikaye için çarpıcı bir son, harika bir son. İkinci dünya savaşını konu alan diğer romanlar gibi yoğun bir içeriğe sahip ve eminim ki diğerleri kadar evrenselliğe hak ettiği saygınlığa ulaşacak bir kitap. Sadece 90 sayfa, lakin sizi alıyor ve tren istasyonundaki üçüncü kişi oluyorsunuz... Gerçekten de Çek edebiyatının en güçlü kalemlerinden biri olan Bohumil Hrabal önünde şapkamı saygıyla çıkartıyorum.
Nasıl güzel bir kitapsın sen. Nasıl da anlatmışsın sırada bir insanın hayatla olan kavgasını. Tepe taklak oluşunu kadın ve erkek ilişkilerini statüko, işgal ve ikinci dünya savaşı karmaşasını. Üstelik bunu çoğu kitap gibi salt almanları kötüleyerek değil onlarıda insani olarak görerek yapmışsın.
Sıradan bir istasyon memurunun kısacık hikayesi ama o hikaye bir aşkı bir savaşı şehveti ve dahi kuşak çatışmasını. Üstüne bürokrasinin mırın kırınını vermişsin. Ve bunu yaparken kitabın içerisine sadece onbeş kelimelik bir kısımda geçen cümleler ile faşizmide öyle güzel anlatmışsın ki. Sayfalar dolusu cümleye eşdeğer bir kaç satır.

Güzel kitap okumayı seven için su gibi akacak bir eser zira sevmeyen içinde kısa olduğu için okuması kolay olacaktır, ancak ikinci dünya savaşı hakkında biraz bilginiz olursa eser size daha lezzetli gelecektir.

Beklenmedik başlayan beklenmedik ilerleyen ve beklenmedik bir sonla biten güzel ve okuması bir eser.
Atlar öylesine beyazdılar ki, bir yaz gecesi aydınlık saçan yeni açmış yasemin buketinden farksızdılar.
Son ana, kendi kendimi gözden yitirinceye kadar ölü erle el eleydik ve ben, erin sağır kulağına, bahtsız Almanları Dresden'den getiren marşandizdeki tren şefinin söylediği sözü tekrarlayıp duruyordum:

"Evinizde oturup kalsaydınız ya götünüzün üstünde..."
Delinmiş bir karnın sonu ölüm olduğu için, artık ona da kimsenin yardım edemeyeceğini biliyordu.
Eskiden biz kentin varoşlarında otururduk, neden sonra kente yerleştik ve yalnızlığa alışmış olan ben, biz kente yerleşince, dünyanın gittikçe daraldığını hissettim. Bundan böyle ancak kent dışına çıkabildiğim zamanlar rahat soluk alıyordum. Geri dönüp de köprüyü geçtikten sonra caddeler sokaklar daralmaya başlayınca, benim içim de daralıyordu.
Her pencerenin ardında beni gözetlemekte olan en azından bir çift göz bulunduğu inancı daima içimde taşıdığım ve taşıyacağım bir duygudur. Biriyle konuşmaya mı koyuldum, o saat kıpkırmızı kesilirdim, çünkü hâlimde insanları rahatsız eden bir şey vardır diye düşünürdüm de ondan.
Ahlak bataklığına gömülmüş... Eski çağların Sodom şehri... Fuhuş, polisin yardımıyla kahvelere, lokantalara, işletme odalarına kadar yayılmış. Koca, karısını fuhuşa zorluyor... Kadın oğlunu, testereyle doğrarım seni diye tehdit ediyor... Pipolar, ağızlıklar dezenfekte edilsin... Kıyamet günü gelip, İsrafil sûrunu öttürse de her şeye bir son verse daha iyi...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sıkı Kontrol Edilen Trenler
Baskı tarihi:
Mayıs 2007
Sayfa sayısı:
90
ISBN:
9789752894020
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ostree Sledovane Vlakty
Çeviri:
Zeyyat Selimoğlu
Yayınevi:
Everest Yayınları
Hayatın ağır aktığı bir kasabanın tren istasyonu... En büyük hareket, istasyon şefinin telgrafçı kızla çapkınlığı.. Ve bu ağır hayatın ötesinde, İkinci Dünya Savaşı'nın pençesinde bir dünya...
İstasyonun en genç elemanı, bakir Miloş, hayatı anlamaya çalışan toy bir delikanlı. O durağanlık içinde kendi yerini bulmaya çalışıyor ama hem kadınlar hem de acımasız savaş kafasını fena halde karıştırıyor.
Savaş sonrası Çek edebiyatının en önemli kalemi kabul edilen Bohumil Hrabal'ın Sıkı Kontrol Edilen Trenler'i, edebiyatının evrenselliğine en güzel örneklerden biri. Yazarın 1965'te kaleme aldığı ve artık çağdaş klasikler arasında anılmaya başlanan bu eser, savaşlardan yakasını bir türlü kurtaramayan biçare dünyamıza, tarihin derinliklerinden ayna tutuyor. Sıkı Kontrol Edilen Trenler, sürpriz finaliyle, hayatın durağanlığına çakan bir şimşek...

Kitabı okuyanlar 25 okur

  • SAKINCALI PIYADE
  • Necmettin Zafer
  • @kitaplarlakeyif
  • Ebru Ince
  • derin göksu
  • münzevi
  • Metin Özdemir
  • Peyroux
  • milagros
  • Selman Ç.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%23.5 (4)
7
%58.8 (10)
6
%0
5
%5.9 (1)
4
%5.9 (1)
3
%5.9 (1)
2
%0
1
%0