·
Okunma
·
Beğeni
·
11.702
Gösterim
Adı:
Silahlara Veda
Baskı tarihi:
Şubat 1994
Sayfa sayısı:
263
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Çeviri:
Ender Gürol
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınları
296 syf.
·8 günde·Puan vermedi
“Ernest Hemingway, ‘Dünya güzel bir yer ve de uğruna savaşmaya değer’ demiş. Ben cümlenin ikinci yarısına katılıyorum.”
Seven | W. Somerset




Bir üslup ve sadelik ki, en darlanılan zamanlarda, en yakın kulağa fısıldanan sözleri anımsatır. Bir iskemlede sessizce oturup, Hemingway’i dinlersin. Savaş buhranlarından sığınılan yaşama sevincini duyumsarsın. Arzuları için yalan söylemekten çekinmeyen, mutluluk veren her şeyi mübah kabul eden bir adam çıkar ortaya, özyaşamöyküsel olabileceği hissini çokça vererek… Elinde purosu, masada viskisi, denizin dalgalı sesi, yağmur altında ıslanan kedi, tren vagonlarının gürültüsü, geride bırakılan anılar, daha az gülüşler, daha çok savaş ve daha fazla aşk.


1. Dünya Harbi’nin patladığı yıllarda orduya gönüllü olarak katılan Amerikalı bir teğmen olan Frederic Henry, savaştan yaralı olarak kurtulan askerleri hastanelere sevk etme görevini üstlenir. Savaşın tüm şiddetiyle sürdüğü anlar, akla gelen yaşama sevincini ve bütün iyi şeyleri -ütopik de olsa- hayal etme, arzulama anlarıdır. Silahların ve bombaların insanlardan daha fazla konuştuğu bir zamanda, eşikte kalan bir ruh halinin bir şeylere kaçma arzusundaki keskinlik, savaşın bıraktığı izlerle doğru orantılıdır. Zorluklar karşısında hayatın dar koridorlarından geçmekte olan birinin tutum ve ciddiyeti, sıradan bir yaşantının unsurlarıyla karşılaştırılamaz elbette. Açlık orucundan sonra damakta artan tat duygusu gibi bir şeydir bu. Kendi kırılmalarımızla beraber dünyanın da karanlığa karışmasını isteyerek çamuru onda ararız, kendimizi doğru çıkarırcasına. Haksız da sayılmayız, kötülüğü kendisinin dışına çıkarmayan hapsolmuş insanın durumu, tabiatın kesin kanunları gibidir. Ölümler çok uzaktadır onun için.


‘’İlk bilmen gereken şey savaşın filmlerdeki gibi olmadığıdır.’’


İtalyan ordusunun Avusturya cephesinde çarpışması tüm hızıyla sürerken, Henry çatışmalarda ağır bir şekilde yaralanır ve tedavi için Milano’ya gider. İnsanları yok eden savaşı unutturacak bir kişiyi tanırken, aradığı yaşama sevincinin de farkındadır artık. İtalyanların takviyesiz kalmasıyla sonuçlanan geri çekilme savaşın kaderini tayin eder. Geri çekilen İtalyan askerleri ve Henry, acı ve sıkıntılarla karşı karşıya kalır... Savaş ve zorluklardan usanan askerlerin orduya ve rütbelere ettiği hakaretler; Udin’e geri çekilmeleri ve Henry’nin karşılaştığı manzaralar, ona silahları veda kararını almaya iter. Rütbeye ve orduya hakaret edenler tespit edilerek mahkeme edildikten sonra idam cezasına çarptırılır. Sorgu sırası kendisine gelen Henry, buradan kaçarak kurtulur. Yeni yüzler, yeni şehirler, yeni hayatlar kaçışların önüne çıkardığı zorluklardır....


Yoksunluklar yenileri gereksinmez mi? Korna sesiyle beraber yediğin küfür mesela, sabır patlaması yaşayan birinin kronik rahatsızlığı sana nasıl iyi bir hava verirdi ki. Bir kadının kahkaha sesinden rahatsız olanların yaydığı olumsuz havayla bile kan akışı alevlenebilir insanın. Ruh, duygu ve algı nizamsızlığının her tarafa aksedildiğini hissettikçe anormal olmanın normal olduğuna karar veriyorsun. En küçük meselelerin kavga diline dönüşmesi, “senden daha çok biliyorum” durumları karşısında daha çok sessizliğe, daha fazla uzaklığa sığınırken buluyor insan kendini... Işık hızında yayılan ve her yeri kuşatan bu negatif hava, Somerset'in katılmadığı ilk cümle gibi, "Dünya güzel bir yer..."


Savaş meydanındaki bir askerin, savaş muhabiri gözüyle yaşadıklarını olanca sade ve biçimsizliğiyle aktardığı bir kahraman Henry…


HAT’ın, "Kaaaar, neden yağaar? Kaaar." Motifi, Hemingway’in geceleri purosunu eline aldığında başlayan yağmurlarıdır. Hayatın içindeki en sıradan olayların doğal ve abartısız anlatısı, Hemingway’i özel bir yere konumlandırmayı gerektiriyor. Olayların aktarımındaki üslup, bir muhabirin aktarımıyla benzer nitelikte. Romancı kimliğinin yanında gazeteci kimliğinin de konuştuğunu net olarak görebiliriz bu romanda. En sıradan olayları kördüğüm gibi, cümlelerin elementlerinden geçirip sunan yazarların aksine EH’in doğru orantısını daha makul buluyorum. Bazı eserlerin anlaşılır olmayışından kaynaklı yüceltilişi, o eserin başka bir zekaya hitap ettiği kanısına varılması, algı sınırlarının pek zorlanmayışından öte geldiğini düşünüyorum. Hayatın küçük meselelerine büyük dokunuşlar yapan Hemingway daha çok tanınmalı...
Anlatacak bir hikayesi olsun insanın, yeter ki.


O, daha ilerilere, henüz hiç gitmediği yerlere gitmek istiyor, artık nicedir emin adımlarla bastığı zeminini değiştirmek, emin olmadığı yerlere kaçmak, kurtuluşu daha önce hiçbir şeye bağlı olmadığı yerlerde aramak istiyor; başka şeyleri bağlayabilsin, bir araya getirmek için zorlayabilsin, başka şeyler sezebilsin diye.
E. C.
434 syf.
·15 günde·Puan vermedi
Türkiye, 2. Dünya Savaşı'na girmedi. 1. Dünya Savaşı'nın da üzerinden çok zaman geçti. Zaferleri haklı olarak bolca telaffuz ederken acıları daha az konuştuk. Uzun süredir savaş görmeyen ülkemizde bazı kavramlar aşırı kolay telaffuz edilir oldu. Öyle bir nesil geldi ki savaş dilini çok rahat kullanabiliyorlar. Oysa kitabı okurken bir kere daha gördüm ki savaşın kazananı yok. İtalyanlar Avusturya- Macaristan ile savaşıyor ama savaşın sonu yok. Bir tepeyi alıyorsunuz ama bir diğeri önünüze çıkıyor.

En büyük kahramanlıkları da gösterseniz baş karakter Henry Tenente gibi bir şekilde vatana ihanet suçu ile yargılanabiliyorsunuz. Hatta yargılama da yok; doğrudan infaz var. Çünkü savaş hukuku ve psikolojisi çok farklı. Ancak tüm bu olumsuzluklar içinde bile insanın vazgeçmediği tek bir şey var: Aşk.

Henry ile Catherine aşkı üzerinde çok durmayacağım ama Hemingway'in neden intihar ettiğini her kitabında daha iyi anlıyorum. Yaşlı Adam ve Deniz (İhtiyar Balıkçı) kitabında da benzeri olmuştu. Zor şartlar ile hikayeye başlayan baş karakter için tam her şey düzeldi derken kitabın sonunda elde hüsran kalmıştı. Burada da bir şekilde üniformasından kurtulan karakterimiz hayatın tadını çıkarırken, en mutlu olması gereken anda, çocuğu dünyaya gelirken hayalleri yıkılıyor. Doğum esnasında çocuğunu ve eşini kaybediyor. En büyük acılar en mutlu olduğumuz anda geliyor. Tıpkı diğer kitabında büyük balığı tutup zirveye ulaştığını zanneden Santiago'nun bu balığı, köpek balıklarına kaptırması gibi... Hemingway için mutluluk gelip geçici, mutsuzluk ise doğal durum. Zülfü Livaneli'nin Huzursuzluk kitabındaki meşhur cümle aklıma geldi: "Tam tersi sanılır ama zaten hayatta normal olan huzursuzluk durumudur, huzur ise çok ender yakalanan geçici anlardır olsa olsa." Bunu iyi biliyor Hemingway.

Silahlara Veda yaklaşık 90 sene evvel yazıldı. Dünyada bir şey değişmedi. Hala ekonomik çıkarları için tüm dünyayı mutsuzluğa sürüklemek isteyenler var. Ortadoğu'ya bakınca tek diyebileceğim: Silahlara Merhaba.

Kitabın dili çok akıcı. Genelde diyalog şeklinde. Okumak isteyenlere şimdiden iyi okumalar.
296 syf.
·2 günde·9/10
Savaş ve Aşk gibi iki zıt kavram çok güzel harmanlanmış. Savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunun sık sık dile getirildiği bir kitap. Savaşta yaşanan hüzünlü bir hikaye. Karakterleri ve betimlemeleri de çok beğendim. Fakat kitabı cem yayınevinden okudum ve çeviri biraz sıkıntılıydı. Yine de sıkılmadan keyifle okudum diyebilirim.
296 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Savaş ve aşk bir arada... Savaşta yaşanan bir aşk hikayesi.. Konusu, güzel betimlemeri, akıcı anlatımı ve hüzünlü sonuyla keyif veren akıcı bir kitaptı. Savaş, kaçış, hastalık... Ve bunlara rağmen yaşanan masumca bir aşk hikayesini keyifle okudum.
296 syf.
·Puan vermedi
Savaş ortasında bir aşk... Betimlemeleri öyle sağlam ki kahraman sanki siz olmuşsunuz. Herkese tavsiye ederim. Olay İtalya'nın 1.dünya savaşındaki durumlarından bahsediyor. Bizde ki yakup kadri tadında , Yaban gibi sürükleyici.
296 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Savaş ve aşkın iç içe harmanlanmış halini çok güzel anlatmış. Kahramanımız bir teğmen ve savaşın tam ortasında; ölümler görüyor, arkadaşlarını kaybediyor ama bunun yanında bir de aşık oluyor. Daha sonrasında savaşın ne kadar boş ve anlamsız olduğunu düşünüyor. acıyı,hüznü arkasında bırakıp kaçmayı tercih ediyor. Bu kaçış onu mutluluğa götürüyor ama malesef bu mutlulukta kısa sürüyor. Kitap çok sade, yalın,anlaşılır bir anlatıma sahipti. İçindeki aşk ‘da oldukça etkileyiciydi. Savaş ve aşk; iki zıt kavram acının içinde yeşeren peyda olan mutluluk gibi.. keyifli okumalar dilerim.
296 syf.
·Puan vermedi
Çok güzel yada çok sürükleyici gibi kelimeler kullanamayacağım. Kitap rastgele elime geçti ve okudum. Okuduğuma pişman değilim. Kitap farklı farklı bölümlerden oluşuyor ve çok sakin bir ilerlerleyişi var. Savaş, aşk, hastalık, kaçış, doğa, mutluluk ve hüzün. Yani hayata dair bir çok şeyi bünyesinde bulunduruyor.
296 syf.
·Beğendi·9/10
Catherina öldükten sonra Henry hemşireleri kovar, odaya girer. Catherina'nın ölü bedeniyle vedalaşır. Ölü bir bedenle vedalaşmak ne kadar sarsıcı... Şöyle der: " Onları dışarı attım. Kapıyı kapattım ama bir şey değişmedi. Bir heykelle vedalaşmak gibi bir şeydi yaptığım. Anlamsızdı..." Benim için sarsıcı olan "bir ölü bedenle vedalaşmak", bu kitapta "bir heykelle vedalaşmak" kadar sıradan bir düzeye indirgenmiş. Herhalde en sarsıcı kısmı bu...
296 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Bir yanda savaşın acımasız ve keskin soğukluğu, diğer yanda aniden başlayan ve gittikçe büyüyen bir aşkın huzurlu sıcaklığı... Savaşın acımasız yüzünü, askerlerin umuduyla en iyi harmanlayan yazarların başında gelen Bay Hemingway'in bu başarısı, Birinci Dünya Savaşı'nı bizzat cephede geçirmiş olmasından kaynaklanıyor muhtemelen. Benim için "Çanlar Kimin İçin Çalıyor"un yeri ayrıdır ama bir buçuk ay kadar kısa sürede yazılmış olan ve hiç unutmayacağım bu dev eser de mutlaka okunmalı diye düşünmekteyim. Tavsiyemdir. =)
296 syf.
·Beğendi·8/10
Kitapta ABD asıllı bir askerin İtalya ordusundaki görevlerinden bahsediliyor. Bu kitap savaşı ne kadar ana teması olarak alsa da aslında bir aşk hikayesi. Henry Tenente ne kadar iyi bir askerse bir o kadar da iyi bir sevgili aslında. Okumak isteyenlere tavsiye ederim.
296 syf.
·Puan vermedi
Yine lise yıllarımda okuduğum bir kitap. Konusuna gelince; Birinci Dünya Savaşı esnasında İtalya'da geçen dramatik bir aşk hikayesi. Aşk ve savaş yanyana gelmesi biraz güç görünen bu iki kavram kitapta çok güzel harmanlanmış.
"İnsanın kaybedecek bir şeyi olmayınca, yaşam o kadar güç değildir."
"Ne demek istiyorsun?"
"Hiç. Bir zamanlar öylesine büyük görünen engellerin, şimdi ne kadar küçük olduklarını düşünüyordum."
Ernest Hemingway
Sayfa 123 - Bilgi Yayınevi, 2017. 11. basım, Türkçesi: Mehmet Harmancı
“Düşünüyor ve okuyabiliyoruz. Köylü değiliz. Makinistiz. Köylüler bile savaşın hiçbir yararı olmadığını biliyor. Herkes nefret ediyor savaştan.”
“Ülkeyi yöneten bir sınıf var, akılsız bir sınıf. Hiçbirinin bir boktan anladığı yok. Bu savaş bu yüzden çıktı işte.”
“Para da kazanıyorlar savaştan.”
Ernest Hemingway
Armoni Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Silahlara Veda
Baskı tarihi:
Şubat 1994
Sayfa sayısı:
263
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Çeviri:
Ender Gürol
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınları

Kitabı okuyanlar 1.140 okur

  • Onurcan lrmak
  • Şiir Sever
  • Muamma
  • Çetin..
  • Ezgi
  • Saide
  • Deray Günay
  • Akrep Nevzat
  • Said ÖZMEN
  • -0  Ꮶαʟ℘ օᎿɑğɪ

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.6 (5)
9
%0.3 (1)
8
%0.9 (3)
7
%0.6 (2)
6
%0.3 (1)
5
%0.6 (2)
4
%0.3 (1)
3
%0
2
%0.9 (3)
1
%0

Kitabın sıralamaları