Şımarık Çocuk - Bir Şehir Efsanesi (Pışpışlanan Çocuklar, Helikopter Ebeveynler Ve Diğer Sahte Krizler)

·
Okunma
·
Beğeni
·
84
Gösterim
Adı:
Şımarık Çocuk - Bir Şehir Efsanesi
Alt başlık:
Pışpışlanan Çocuklar, Helikopter Ebeveynler Ve Diğer Sahte Krizler
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
301
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056430152
Orijinal adı:
The Myth of the Spoiled Child: Coddled Kids, Helicopter Parents, and Other Phony Crises
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Görünmez Adam Yayınclık
Ebeveynlik alanında gerçekleşen yöntem değişimlerine karşın çocukların nasıl bireyler olduğu ve nasıl yetiştirilmesi gerektiği konusunda nedense hiç değişmeyen birtakım tutucu varsayımlar bulunmaktadır. Bunlar yüzündendir ki, çocukların şımarmaya, tembel ve bencil bireylere dönüşmeye son derece müsait, hatta meyilli olduğu kanaati oluşmuştur. Bazı çocuklar gerçekten de şımarıktır, ama her çocuğun şımarmaya eğimli olduğu görüşü, insan doğasını aşağılayıcı nitelik taşımaktadır. Dahası, genel bilinçte yarattığı etki (şımartma korkusu) en sevecen ve temkinli ebeveynin bile zaman zaman kendine çizdiği yoldan çıkmasına, çocukları “baş eğdirilmesi gereken vahşiler” olarak değerlendiren yöntemler kullanmasına yol açabilmektedir.

Kültürümüzün kendine özgü katı ve tutucu yanları bir tarafa, fikir, bilim ve teknolojisine ne yazık ki büyük oranda bağımlı hale geldiğimiz Batı’nın yanılgılarını ve batıl inançlarını da hatırı sayılır miktarda ithal ederiz. Bu yüzden de çoktan kafa karışıklıklarıyla, kaygılarla ve kuşkularla dolmuş ebeveynlik dünyamıza bir de “helikopter anne,” “müsamahakâr baba,” “yetişkin çocuğunu hâlâ pışpışlayan ebeveyn” gibi aman vermez öcüler katılır. Dolayısıyla, standart bir “değer yoksunu, şımarık çocuk” kalıbından zaten korkmakta olan ebeveyn için her şey iyice çetrefilli hale gelir ve çocuğun gelişim aşamalarındaki sakarlıklarının, beceriksizliklerinin, kendi iradesiyle hareket etme çabalarının, hatta deneme ve yanılmalarının bile “şımarıklık” olarak nitelendiği (ve bu doğrultuda müdahalelere maruz kaldığı) kısır döngüler doğar.

Alfie Kohn, önceki kitabı Koşulsuz Ebeveynlik’te kısaca işlediği bu kanaat ve yanılgıları Şımarık Çocuk: Bir Şehir Efsanesi’nde odağa yerleştiriyor ve her zamanki gibi bilimsel veriler ışığında uzun uzun inceliyor. “Zamane çocukları” ile ilgili kimi inanç, kaygı ve eleştirilerin aslında dayanaksız olduğunu gösterirken, hatalı kanaatlerin ne tip yanlış algılardan ve ideolojilerden doğduğunu açıklıyor. Sonrasında da esnemeyen, “gelenekçi” disiplin yöntemlerinin hâkim olduğu kültürlerde, kökenden gelen sertliğin, yetişkinlerdeki olumsuz bakışın ve katılığın, hatta horgörünün zihnimizin hangi köşelerinde filizlendiğini ve nelerden beslendiğini anlatıyor. Ama hepsinden önemlisi, kitabın sıra dışı son iki bölümüyle, ebeveynlik yaklaşımlarını daha anlamlı hedefler doğrultusunda nasıl irdeleyeceğimizi, yalnızca çocuğun esenliğini değil, toplumun geleceğini de içine alan bir bakış açısını nasıl yakalayacağımızı açıklıyor.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Sevilmek çocuklar için yeterli değildir;sevildikleri gerçeğinin ne yaparlarsa yapsınlar değişmeyeceğini bilmeye de gereksinim duyarlar.
Çocuklar, başarısızlık nedeniyle psikologların "kendini engelleme" adını verdiği davranışı gösterirler: Bilerek ve isteyerek az çaba harcarlar ki başarısızlığın bahanesi olsun. Böylece aslında yetkin olduklarına dair düşüncelerini muhafaza edebilirler. Kendi kendilerine söyledikleri şudur: Eğer yeterince çaba gösterseydim, daha iyi bir sonucu da alırdım.
Kendi irademizi çocuğa dayatmanın kesin sonucu, fırsat bulduğunda onun da aynı şeyi diğer çocuklara (gelecekte de diğer yetişkinlere) yapması olacaktır.
Söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama çocukların kendileri ( hatta öğretmenleri, müfredatları, tüm okul deneyimleri) hakkında neler düşündüğüne ve hissettiğine önem verdiğinizde başarıyı düşürmezsiniz. Aslında bunlar birbiriyle yakından ilişkilidir. Bir çocuğun projelere balıklama daldığı ve dün kaldığı yerden devam etmek için sabırsızlandığı, her şeyi severek ( hatta bir keşif duygusuyla) yaptığı ortamlarda, akademik başarı çarpıcı biçimde yükselir. Başarı, çocuğun bir şeyler keşfetmekten veya kavramaktan ötürü kendine güvenmesinin ( kendine dair olumlu düşünceler beslemesinin) doğal sonucudur.
... özsaygısı koşullu olan birey, çocuk sahibi olduğunda, kişisel değerini çocuğun başarısı üzerinden ölçmeye başlayabilmektedir. Bu durum duygusal işleyişini kesintiye uğratmakla kalmaz, kontrolcü bir ebeveynlik tarzı benimsemesine de yol açabilir. Bu şartlar ise büyük olasılıkla, aynı döngüyü bir sonraki kuşakta yeniden başlatacaktır.
Farz edelim ki, bir okul müdürü, tuvaletlerde patlak veren ( ve kendi anatomisine dair yorumlar da içeren) duvar yazısı salgısı nedeniyle, hiçbir öğrencinin, yanında bir öğretmen olmaksızın tuvaleti kullanamayacağını duyursun. Benim için önemli olan konu, bu yeni kuralı olduğu gibi benimsemeye yanaşmayacak çocukları nasıl yetiştireceğimiz, ‘İster beğenelim ister de beğenemeyelim, yeni kural böyle, yapacak bir şey yok’ demeyi reddetmelerini nasıl sağlayacağımızdır.
Geribildirim bilgilendirme amacındadır, ama övgü bir yargıdır. Olumlu yargılar ise olumsuz yargılardan daha yapıcı değildir. Çocukları övmenin ana etkisi, onları övgüye bağımlı hale getirmektir. Tüm diğer dış kaynaklı teşvikler gibi övgü de iç kaynaklı motivasyonu örseler, bu nedenle de yapılan işin veya gerçekleştirilen öğrenmenin niteliğini düşürür.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şımarık Çocuk - Bir Şehir Efsanesi
Alt başlık:
Pışpışlanan Çocuklar, Helikopter Ebeveynler Ve Diğer Sahte Krizler
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
301
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056430152
Orijinal adı:
The Myth of the Spoiled Child: Coddled Kids, Helicopter Parents, and Other Phony Crises
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Görünmez Adam Yayınclık
Ebeveynlik alanında gerçekleşen yöntem değişimlerine karşın çocukların nasıl bireyler olduğu ve nasıl yetiştirilmesi gerektiği konusunda nedense hiç değişmeyen birtakım tutucu varsayımlar bulunmaktadır. Bunlar yüzündendir ki, çocukların şımarmaya, tembel ve bencil bireylere dönüşmeye son derece müsait, hatta meyilli olduğu kanaati oluşmuştur. Bazı çocuklar gerçekten de şımarıktır, ama her çocuğun şımarmaya eğimli olduğu görüşü, insan doğasını aşağılayıcı nitelik taşımaktadır. Dahası, genel bilinçte yarattığı etki (şımartma korkusu) en sevecen ve temkinli ebeveynin bile zaman zaman kendine çizdiği yoldan çıkmasına, çocukları “baş eğdirilmesi gereken vahşiler” olarak değerlendiren yöntemler kullanmasına yol açabilmektedir.

Kültürümüzün kendine özgü katı ve tutucu yanları bir tarafa, fikir, bilim ve teknolojisine ne yazık ki büyük oranda bağımlı hale geldiğimiz Batı’nın yanılgılarını ve batıl inançlarını da hatırı sayılır miktarda ithal ederiz. Bu yüzden de çoktan kafa karışıklıklarıyla, kaygılarla ve kuşkularla dolmuş ebeveynlik dünyamıza bir de “helikopter anne,” “müsamahakâr baba,” “yetişkin çocuğunu hâlâ pışpışlayan ebeveyn” gibi aman vermez öcüler katılır. Dolayısıyla, standart bir “değer yoksunu, şımarık çocuk” kalıbından zaten korkmakta olan ebeveyn için her şey iyice çetrefilli hale gelir ve çocuğun gelişim aşamalarındaki sakarlıklarının, beceriksizliklerinin, kendi iradesiyle hareket etme çabalarının, hatta deneme ve yanılmalarının bile “şımarıklık” olarak nitelendiği (ve bu doğrultuda müdahalelere maruz kaldığı) kısır döngüler doğar.

Alfie Kohn, önceki kitabı Koşulsuz Ebeveynlik’te kısaca işlediği bu kanaat ve yanılgıları Şımarık Çocuk: Bir Şehir Efsanesi’nde odağa yerleştiriyor ve her zamanki gibi bilimsel veriler ışığında uzun uzun inceliyor. “Zamane çocukları” ile ilgili kimi inanç, kaygı ve eleştirilerin aslında dayanaksız olduğunu gösterirken, hatalı kanaatlerin ne tip yanlış algılardan ve ideolojilerden doğduğunu açıklıyor. Sonrasında da esnemeyen, “gelenekçi” disiplin yöntemlerinin hâkim olduğu kültürlerde, kökenden gelen sertliğin, yetişkinlerdeki olumsuz bakışın ve katılığın, hatta horgörünün zihnimizin hangi köşelerinde filizlendiğini ve nelerden beslendiğini anlatıyor. Ama hepsinden önemlisi, kitabın sıra dışı son iki bölümüyle, ebeveynlik yaklaşımlarını daha anlamlı hedefler doğrultusunda nasıl irdeleyeceğimizi, yalnızca çocuğun esenliğini değil, toplumun geleceğini de içine alan bir bakış açısını nasıl yakalayacağımızı açıklıyor.

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • Tuba Doğan
  • Merve
  • Hale Şahin
  • Hülya Güngören
  • Gülin
  • İclal Demirkan
  • Mihriban
  • Gizem Tüyene Aksoy
  • Miyase Dönmez
  • Songül Esmer

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (2)
9
%25 (1)
8
%25 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0