Şimdi Değilse Ne Zaman?

·
Okunma
·
Beğeni
·
406
Gösterim
Adı:
Şimdi Değilse Ne Zaman?
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
61
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054663101
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çay Yayınları
Neden bazı insanlar tarih sayfalarında muhteşem izler bırakır ve tarihin akışını değiştirirken, bazıları bir bardak su içmek için mutfağa gidip musluğun akışını değiştirecek gücü bile bulamazlar kendilerinde?

Nasıl oluyor da bazı söz dinlemeyen cesur ruhlu insanlar, tüm imkânsızlıklara rağmen bir çıkış yolu bulurken, bazıları ömrünün tamamını, burnundan tenis topu çıkararak Guinness Rekorlar kitabına girmek için harcıyor?

Başlamak için neden pazartesiyi, ayın birinci gününü, yeni yılı, doğum gününü bekliyoruz?
"Yarın Yaparım!" düşüncesi kocaman bir yalan ve ben soruyorum size,

"Şimdi Değilse, Ne Zaman?"
61 syf.
·2 günde
En kısa kişisel gelişim kitabı olsa gerek. Yazarımız kitabında ele aldığı konulara göre sıkmadan, hikayelerle betimlemeler yaparak ne yapılması gerektiğini ve ne yapılırsa nelerin olacağını anlatmış.
Hikayelerin olması sebebiyle çok sıkılmadan bir çırpıda okuyabileceğiniz kitaplardan.
Ama diğer kişisel gelişim uzmanlarımızın, yazarlarımızın yeri bende ayrı.
61 syf.
·1 günde·6/10
Yazarın bilindik fakat görmezden gelinen durumlara kendi deneyimleriyle yaklastigi kolay okunabilir kişisel gelişim kitabı. Kendi içindeki uyanış heyecanını okurla paylaşmak istemesi üzerine ortağa çıkmış bir kitap.
61 syf.
Vize haftasına girmiş arkadaşlara önerırım yapamam artik herşey üstüme geliyo kımse beni anlamıyor diyosanız bi 30 dakıka olsun göz atmanizi isterim ğayet basarılı bi eser
kısa özete

Bulunduğun yer seni memnun etmiyorsa, yerini değiştir. Ağaç değilsin.
Jim Rohn


Keyiflı okumalar.
61 syf.
·Beğendi·10/10
Mutlaka okunması gereken bir kişisel gelişim kitabı olduğunu düşünüyorum. Okurken büyük keyif ve haz aldım, kendime daha çok inanmam gerektiğini düşündürdü bana. Yazarın güçlü dili ve küçük hikayeler kitabı daha da farklı bir boyuta taşımış sanki. Herşeyin başının biz olduğumuzu ancak kendimizi değiştirerek birşeyler basarabilecegimizi anlatıyor ve buna gerçekten inandırıyor. Yaptığı küçük alıntılarla da bu durumu destekliyor. İyiki okumuşum dediğim bir kitap. Kişisel gelişim kitaplarına bakış açımı değiştirdi.
61 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Kendi yolunu arayan insanların içinde onlara ayna tutabilecek noktaları var.Sona doğru güzel hikayeleri derlemiş.Kısa ve öz değerli noktaları var.
Einstein’ın Başarı Formülü
Eğer hayatta A başarıyı gösterirse, formül şu şekildedir:
A = x + y + z
Bu formülde (X) çalışmayı, (Y) de dinlenmeyi gösterir. “ Peki, (Z) neyi gösterir?” diye sorduklarında, büyük fizik bilgini formülü şu şekilde tanımlar: “(Z)’de çenenizi tutmayı…”
“İnsanoğlunun değeri kesir ile ifade edilecek olursa;
Payı gerçek kişiliği gösterir,
Paydası kendini ne zannettiğini…
Payda büyüdükçe kesrin değeri küçülür.”

Tolstoy”
Konuşmacı sözlerine, elinde tuttuğu altın lirayı göstererek başladı. Odayı dolduran yüzlerce kişiye şu soruyu sordu:
Bu altını kim ister?
Hemen hemen bütün eller havaya kalktı. Konuşmacı devam etti.
“Bu altını, aranızdan birine vereceğim ama önce bazı şeyler yapmak istiyorum”
Konuşmacı altını yere attı ve ayakkabısıyla üzerinde tepindi. Sonra yerden aldığı, tozlara bulanmış altını salondakilere doğru gösterip yine sordu:
“Bu altını hala isteyen var mı?”
Eller yine havadaydı. Bu defa altını yardımcısının getirdiği çamur dolu bir kavanoza attı. Çıkardığında, üzerindeki çamurdan altın görünmüyordu. Aynı soruyu sordu bir kez daha. Eller yine havadaydı ve herkes altını istiyordu. Konuşmacı gülümseyerek şöyle dedi:
“Arkadaşlar, burada çok önemli bir şey görüyoruz. Ben bu altına ne yaparsam yapayım siz her haliyle onu istiyorsunuz. Çünkü başına gelenler onun değerini düşürmüyor. O hâlâ değerli bir altın. Birçoğumuz bu altının başına gelenleri yaşarız. Yere düşer, hırpalanırız ve canımız yanar. Bazen üzerimize çamur fırlatılır. Bazen de biz çamura düşeriz. Ama hiçbirisi önemli değildir; yeter ki önümüzde duran güzelliği hiç unutmayalım ve mutluluğun bunlara bağlı olmadığını bilelim. Değerimizi, bizi başkalarının nasıl gördüğü veya başımıza gelenler belirlemez. Musibetleri karşılama şeklimiz, gerçek değerimizi belirler”
Her ne koşul altında olursak olalım, umudumuzu asla elden bırakmamalıyız.
Kısa bir süre sonra, kanlar içinde son nefesini vermiş arkadaşını sipere taşıyarak, komutanın yanına sağ salim gelebildi.
“Ben sana, oraya gitmeye değmez demedim mi? Bak arkadaşın ölmüş” dedi komutan.
“Yanılıyorsunuz komutanım” dedi asker, “Gittiğime fazlasıyla değdi. Ben oraya vardığım zaman arkadaşım henüz ölmemişti. Bana öyle bir şey söyledi ki, o söz için bile kurşunların üstüne seve seve atabilirdiniz siz de kendinizi”
“Ne söyledi sana?” diye sordu komutan.
“Geleceğini biliyordum…” dedi asker…
“Geleceğini biliyordum…”
Eleştirilere açık olmazsanız, hep aynı yerde döner durursunuz. Ne kırdığınız insanlar döner gelir, ne kaçırdığınız fırsatlar. Birçok evliliklerin bu sebeple bittiğini duyuyorum ya da en sağlam denilen dostlukların bir çınar ağacı gibi devrildiğini görüyorum. Sebep ise, sorunların üstünü çözülmeden anında kapatmak ve hiçbir şey olmamış gibi devam etmek…
Oysaki kökünden söküp atmadığımız bu sorunlar yıllar sonra bile karşımıza çıkacaklar. Ertelenen sorun, sokmasından korkulan akrep gibidir ve ne zaman bizi zehirleyeceği belirsizdir. Kaçmak ve olayı geçiştirmek, durumu çözmekten çok daha kolay bir yöntemdir. Ama doğuracağı sonuçlar ve ileride ödeteceği bedeller çok ağırdır.
Bir baba, yorgun argın eve döndüğü bir akşam, beş yaşındaki oğlunu kapının önünde kendisini beklerken bulmuş. Birlikte eve girerken, çocuk “Baba, bir saatte ne kadar para kazanıyorsun?” diye sormuş. Zaten ofiste yorulmuş olan adam, “Bu seni ilgilendirmez” yanıtını vermiş oğluna. Bunun üzerine çocuk, “Lütfen babacığım, bilmek istiyorum” diye ısrar etmiş. Adam da “Yirmi lira” diye kısa bir yanıt vermiş. Çocuk bu defa, “Peki bana on lira borç verir misin?” diye sormuş. Adam iyice sinirlenmiş “Bak senin saçma sapan oyuncakların için sürekli para veremem, tamam mı!” demiş. Çocuk, “Ama ben oyuncak almak için istememiştim ki” deyip, üzgün bir biçimde odasına çıkmış. Aradan bir saat kadar bir zaman geçince, adam oğluna parayı neden istediğini bile sormadığını fark etmiş. Gerçekten gerekli bir şey için istemiş olabileceği aklına gelince de, oğlunun odasına çıkmış ve kapıyı açmış.
Çocuk yatağında uzanıyormuş. Babası, “Uyuyor musun?” diye sorunca “Hayır” yanıtını vermiş küskün bir sesle. Adam ona yaklaşarak, “Al bakalım on lirayı” demiş. Çocuk sevinçle yattığı yerden doğrularak “Teşekkürler babacığım” demiş ve yastığının altından bir miktar para daha çıkarmış. Babasının yüzüne bakarak, sessizce elindeki paraları saymaya başlamış.
Adam büyük bir hiddetle “Madem paran var, neden hala istiyorsun?” diye çıkışınca çocuk, “Ama yeteri kadar yoktu ki” demiş. Sonra da “İşte yirmi lira, bir saatini satın alabilir miyim?” diyerek elindeki bütün parayı babasına uzatmış. Bazen hayatta parayla satın alamayacağımız şeyler vardır. Yukarıda anlattığım hikâye tam olarak bunu anlatıyor. Zaman zaman benim de bu gibi durumları yaşayan insanlarla karşılaştığım oldu. Hatta içlerinden biri, benim babamdı...
O kadar çok çalışıyordu ki, yüzünü bazen haftada bir ya da ayda bir görüyordum. Bazı zamanlar ben de, “Keşke çok param olsaydı ve babamın zamanını satın alabilseydim” diye söylenirdim kendi kendime. Ne kadar da kötü değil mi? Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen, yaşadığımız anılar peşimizi bırakmıyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şimdi Değilse Ne Zaman?
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
61
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054663101
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çay Yayınları
Neden bazı insanlar tarih sayfalarında muhteşem izler bırakır ve tarihin akışını değiştirirken, bazıları bir bardak su içmek için mutfağa gidip musluğun akışını değiştirecek gücü bile bulamazlar kendilerinde?

Nasıl oluyor da bazı söz dinlemeyen cesur ruhlu insanlar, tüm imkânsızlıklara rağmen bir çıkış yolu bulurken, bazıları ömrünün tamamını, burnundan tenis topu çıkararak Guinness Rekorlar kitabına girmek için harcıyor?

Başlamak için neden pazartesiyi, ayın birinci gününü, yeni yılı, doğum gününü bekliyoruz?
"Yarın Yaparım!" düşüncesi kocaman bir yalan ve ben soruyorum size,

"Şimdi Değilse, Ne Zaman?"

Kitabı okuyanlar 28 okur

  • S.BALI
  • Şems Güneş
  • Alican Kılıç
  • zkleb
  • Zafer
  • Dengesizlady ;)
  • Gülay
  • fidan
  • Yasemin safiye
  • Filiz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (2)
9
%0
8
%14.3 (1)
7
%28.6 (2)
6
%28.6 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0