Şimdi Sevişme Vakti

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.645
Gösterim
Adı:
Şimdi Sevişme Vakti
Baskı tarihi:
Haziran 2014
Sayfa sayısı:
42
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053320722
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Şimdi Sevişme Vakti
Şimdi Sevişme Vakti
Şimdi Sevişme Vakti
Çıplak heykeller yapmalıyım,
Çırılçıplak heykeller
Nefis rüyalarınız için
Ey önümden geçen ak sakallı kasketli,
Yırtık mintanından adaleleri gözüken
Dilenci
Sana önce
Şiirlerin tadını
Aşkların tadını
Kitaplardan tattırmalıyım
Resimlerden duyurmalıyım, resimlerden...
(...)
(Tanıtım Bülteninden)
 
42 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Sevgili dostlarım...
Bir haftalık pembe bir toz bulutu oluşumdan dolayı birer gün arayla yokluğumda okuduğum kitapların incelemelerini paylaşıciim. Vereceğim sevimli rahatsızlıktan ötürü şimdiden özürlerimi sunar, incelemeye geçerim.:)
Sait Faik'in hikayeleri bambaşkadır. Bunu söylememe dahi gerek yok çünkü hemen hemen herkes Sait Faik'in hikayelerini ucundan kıyısından bilir. Hikayelerinde nerede olursa olsun, nasıl olursa olsun sizi içine vakumlayıp hikayenin bir parçası yapar...
Sizi deniz kenarına götürür, üzerine masa örtülerinin serildiği, mezelerle, balıklarla donatılmış, Sait Faik'in dostlarıyla tamamlanmış bir rakı sofrasına oturtur. Herkesin bardağını doldurur heyecanla, siz teşekkür ederek reddedersiniz:"Ben sohbetinizle sarhoş olmaya geldim." Gülümser ve başıyla belli belirsiz bir işaret yapar. Ve oturur baş köşeye. Başlar anlatmaya ve siz uzun süre ayılamayacak kadar sarhoş olursunuz...
Mahalle Kahvesi'ni okurken balık kızarttıkları bir bölüm vardı. Öyle bir anlatım şekli var ki gece yarısı yatağımda bu bölümü okurken burnuma balığın kokusunun geldiğini hissettim:)) Kelimelerinde denizin tuzlu kokusunu saklamıştır hep. Samimiyet ve doğallık barındırır içinde bu öyküler...

Şimdi Sevişme Vakti onun tek şiir kitabı. Keşke daha çok şiir yazsaydın be Sait abi!
Şiirlerine değinecek olursak öykülerini şiir biçimde yazmış diyebiliriz birazcık. Sindire sindire yavaşça okumaya çalıştıysam da kısa sürede tükettim ne yazık ki...
Eğer Sait Faik'i seviyor bir parça da şiir aşkı besliyorsanız içinizde hadi o kitap listenizin başına bu kitabı alın! Deniz kenarını özlemişsinizdir bu havalarda...
Sevgiyle...

*Kitabı armağan eden zat-ı şahaneleri... Hep ol hayatımda...
42 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Sana nasıl yapsam, nasıl etsem de hayatın sadece sevmekle güzel olduğunu anlatsam?

Ben nasıl anlatabilirim ki?

Sait Faik anlatamamışken bunu insanlara; aslında o çok güzel anlatmış ama, zalim dünya anlamak istememiş; işine gelmemiş insanların.

Yaşadığımız her dakikanın, tüm vaktin sevişmeyle geçmesinin özelliğini ben nasıl anlatsam? Al işte... Daha ben "sevişme" der demez kötüye yordunuz. Türkçe'nin naifliğini, güzelliğini fesat kalplerimizle kirletir; sonra da birbirimizi terbiyesiz diye yaftalarız. Sevişmek, sevgiyi karşılıklı paylaşmaktır. Sevmek kökünün işteş çatılı hâle gelmesiyle sevişmek ismini almıştır.

Yeri gelir doğayla sevişiriz... Ağaçlara bakarız, güzelliğine hayran olur, severiz onu, sevgimizi hisseder ağaç, yapraklarının hışırtısıyla bizi çağırır. Meyvesinden ikram eder bize, koparıp hediyesini kabul ederiz. Karşılıklı sevgimizi paylaşmış oluruz, sevişiriz doğayla...

Yeri gelir hayvanlarla sevişiriz... Bir sokak kedisi yanaşır yürürken yanımıza... Sırnaşır, oynamak ister bizimle. Çoğu zaman yemek de istemez bizden. Hafifçe gıdısından kaşıyın, yeter ona, öyle hoşuna gider ki türlü türlü ahenkli çıkardığı seslerle mest eder sizi. İşte sevişme vaktidir ve sevişmiş oluruz, hayvan dediğimizde birbirimize hakaret saydığımız bizden çok daha masum hayvanla...

En zoru nedir bilir misiniz? Bir insanın insanla sevişmesidir. İki insanın karşılıklı olarak birbirini sevmesi o kadar zordur ki. Bazen bir ana sever evladını. Her şeyini verir onun için, evlat onu yerden yere vurup perişan eder anasının hayatını.
Bazen bir dostu olduğunu sanır garip, dost dediği sırtından bıçaklar onu.
Ve en zoru ki, iki insan seviştiği zaman, karşılıklı olarak birbirini sevdiği zaman, bir mucize ismini alır bu sevişme: Aşk adını alır. Yani iki insanın sevişebilmesi imkansız bir isim altında birleşir. Aşk, imkansızlıkların anası....Dünyada en çok eziyeti çeken de aşk acısı çeken olur...

Ve şimdi sevişme vakti derken Sait Faik, tüm bu engellerin kalkması için, aşkı sevgiyi sevdayı her daim yaşamamız için haykırır biz insanlara: Anlatsam şu kiraz mevsiminin para kazanmak değil, sevişme vakti olduğunu... İşten, güçten, hırstan, öfkeden sevişmek yerine kavga etmeye o kadar çok fırsat ve sebep buluyoruz ki. Aslında güzel olan, keyifli olan sevişmek değil de savaşmak mı yoksa? Biz mi yanılıyoruz Sayın Sait Faik???
42 syf.
·7/10
Şimdi biraz spoiler vermiş olacağım ama netice de şiir kitabı dimi, ne gibi bir sürpriz bozulabilir? :)

Kitabın sonunda Leyla Erbil yazarla ilgili çok güzel bir anı anlatıyor. Şöyle diyor(kısalttım);

Sait’le önceleri çok sıkı arkadaştık.Sonra Sait’in arkadaşlığı renk değiştirmeye başladı.Ben de o zamanlar uçarı bir genç kızdım.Hem Sait’in evlilik ilişkisi de;
“evleniyoruz, Güneye yerleşiyoruz, orada bir kahve açıyoruz, ben ocakta çalışıyorum, o da kahve dağıtıyor.Geceleri ikimiz de kâğıda kaleme sarılıp o günün hikayelerini yazıyoruz.” bu şekilde.
Olurdu olmazdı demeye vakit kalmadan Sait vefat etti...


Yani şiirleri öyle aman aman sevmesem de bu hikaye için okunmaya değer.

*İçerisinde Fethi Karakaş’ın desenlerini içeren 6 adet resim var.

“Malihülya = Karasevda “ demekmiş. :)
165 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Şimdi Sevişme Vakti, öykücü ve şair Sait Faik Abasıyanık'ın 1953 yılında yayımladığı şiir kitabıdır. Sait Faik'in yayımlanan tek şiir kitabıdır. Şairin bu kitabında yer alan şiirleri toplu olarak yayınlanmıştır. Önceden başka dergilere göndermiş olduğu bazı şiirlerini beğenmeyerek bu kitaba dahil etmemiştir.
Şair Faik tıpkı öykülerinde olduğu gibi şiirlerinde de sevgiyi temel almaktadır. O, bir şair olarak herşeyi ve herkesi sevmektedir. Bu sevgiyi bizlere aktarırken hem öyküyü hem de şiiri başarılı bir şekilde kullanmaktadır. Şiirlerinde kendisini; yaşama, insanlara, nesnelere ve olaylara bakış açısını işlemektedir. Sait Faik'in sevgisi evrenseldir. Severken ayrım yapmaz, sıcakkanlıdır, içtendir ve insanlarla nesnelerin gerçek özünü görür, okuyucuya da bunu oldukça başarılı bir şekilde aktarır.
Şimdi Sevişme Vakti, şiirsel anlatımdaki içtenlik ve samimiyetin yanısıra, şairin insanları, nesneleri, olayları dahası tüm canlıları sevmesini okuyucuya oldukça başarılı bir şekilde aktardığından kesinlikle okunması gereken bir eser olarak görülmelidir...
42 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Türk hikâye öncüsü Sait Faik, kafasına buyruk Sait Faik…
Yazarın hayatından bahsetmeyeceğim, kendi özü olan edebi tarzından da bahsetmeyeceğim. Nerede doğdu, neden hala ölmediğini de söylemeyeceğim! Telif haklarını hangi kuruma bağışladığını, evini müzeye çevirdiklerini ve ölümünden sonra ölümsüzleştiğinden de bahsetmeyeceğim.

Şiir ile genç yaşta tanışıp, hikâyeciliğin en tepesine ulaşıp yeniden şiire dönüp ve bunu kendi üslubundan en ince bir kıymık dahi kaybetmeden hakkını veren kişidir, Sait Faik. Lakin şunu demem gerekir ki; evet şiirleri öyküleri kadar kuvvetli değildir.

Şiir çalışmaları da kendi hikâye üslubu gibi, edebi kavramlardan uzak olarak, kendi tarzında yazılmıştır. Serbest şiir anlayışını benimsemiş, şiirlerini hikayeleştirmeye çalışmıştır. İzlek olarak yoğun bir hasret ve özlem barındığını gördüm şiirlerinde. Çözemediğim bir derdi, bir serzenişi vardı, ya o anlatamadı ya da ben anlayamadım.

“Ertesi gün
Tohum çürüyor,
Su çekilip gitmiştir:
Şosenin üstünde ölü bir manda, bir koyun, bir insan.
Yanlarında
Sapan
Övendire, boyunduruk...”

Kitap içeriği ise; kısa bir yazar hayatı ve eserleri, arkasından telif verdiği kurumun bilgileri ve dolu dolu on sekiz adet şiir, en sonunda Leyla Erbil’e ait olan kısa bir anı ile kitap bitirilmiştir. Kapağı kırmızının en güzel tonlarında, hasat zamanında kulağa küpe yapılan kiraz ile bezenmiş ve kitabın ilk şiiri olan “Şimdi Sevişme Vakti” kitap ismi olarak verilmiştir.

Şimdi Sevişme Vakti isimli şiirin Ezginin Günlüğü adlı grup tarafından müziğe aktarılmış halidir. https://www.youtube.com/watch?v=NlWjBT_JrKc

Sözün özü; kitap okunulası ve tavsiye edilesidir. Farklı bir bakış açısı ve kendi iç dünyasında çattığı kelimelerin serbest şiir anlayışı ile toplanıp, iyi bir kuruma da destek verdiği için, okunmalı ve paylaşılmalıdır.

Sevgi ile kalın.
42 syf.
·3 günde·9/10
''O'nu siz öldürdünüz!''
Evet, böyle yazmıştı dergiye, Sait'i çokça seven bir arkadaşı, 1954'ün bilmem hangi zamanında. 11 Mayıs'ta gözlerden boşanan yaşlarla birlikte...

Onu siroz öldürmedi, Onu öldüren dostlarıydı, 'içki içmeyi bırak' nasihatini binlerce kez demeyip 3-5 kere diyen arkadaşlarıydı Onu öldüren. Onu anlamayan annesi, son günlerinde genç kızlığımı yaşayacağım deyip, O'na 'Yalandan da Olsa Seni seviyorum Diyemeyen' Leyla Erbil, en çok da gönlüyle alay eden alçak Rum kızı Aleksandra'ydı O'nu öldüren.

Fakat Aleksandra sen kazanmadın, sen kaybettin, biz kazandık. Sen anlayamadın Sait'i, O'nun yazılarını, büyük aşkını, bir çay esnasında dilinden dökülecek sözleri duyamayacak kadar sağırdın. Sen üç kuruşluk güzelliğin için, ahlaksız zenginlerle gönlünü eğlendirdin. Bir markalı kırmızı ruj, bir Paris parfümü için ağzı leş gibi kötülük kokan insanlarla yatıp kalktın. Sen Sait'i göremedin göremezsin. Çünkü Sait ne diyordu senin ve senin gibiler için:

'' Onu ben bir saraya değil
İki odalı bir eve götürecektim
Bir radyomuz, bir banyomuz olacaktı
Nikeli pırıl pırıl bir karyolada
Hasan ustanın işlediği
Bir mavi yorgan bakacaktı
Aynada ona layık iki üç eşya
Güleceklerdi...
Evet güldün sen Aleksandra, zavallıca, çaresizce...''
--------------------------------------------------------------
Ve devam ediyordu Sait:
'' Hiçbiri olmadı hiçbiri olmayacak
Düşmanlar çok
Dünyanın yarıdan çoğu
Herkes
Benim saadetime herkes
Her şey
Mani olmakta
Neden biliyorum
Biliyorum, söyliyemiyorum.''

Ah Aleksandra! Sait gibi bir adam hiç sevilmez miydi? Onu tüm Burgazadalılar sevmişti, bir tek sen sevemedin. Oysa O seni çok seviyordu, deli gibi. Karşısına annesini, tüm dostlarını hatta yazıyı bırakmayı bile göze aldı. Ne oldu, rahat ettin mi? Başın göğe erdi mi? Cesedin unutuldu gitti. Oysa Sait? Milyonlarca seveni var, kalbimizde yaşıyor.

Zaten Orhan Veli'ye de aynısı yapmadınız mı Aleksandra gibileri? Size, sizin gibi ucuz kadınlara sevgiyi öğretecem diye, bir gece Ankara sokaklarında dalgın dalgın yürüyüp kazara düşüp sakatlanan güzelim Orhan'a ne ettiniz? O'na nasıl kıydınız? Öldükten sonra cebinden çıkan ufacık sararmış kağıtta ne yazıyordu? O'na, buna, Bella'ya, aşkına, komşusuna yazdığı sevgi dolu sözcükleri yok muydu? Orhan Veli ve Sait Faik ne büyük dostlardı! Ne büyük âşıklardı onlar. Yazılarına, şiirlerine de biz âşık olduk. Gördün mü Aleksandra. Bak! Nasıl sevilirmiş bir insan...
42 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bitmesini istemediğim bir 42 sayfa oldu keşke daha çok şiir yazsaymış. Tasvirleriyle şiirin içine giriyor insan. Kitabın sonundaki Leyla Erbil'in anısı ise ayrı bi olay olmuş.
91 syf.
Öncelikle şunu açiklamak isterim :
"Sevişmek" sözcügü karşilikli sevme anlamina gelir. Bunu neden açikliyorum kitaba olan yanliş anlaşilma ve tepkilerden dolayi. Neyse biz gelelim incelememize ...
Kitabin geneline baktigimizda sevgi , aşk , özlem , ayrilik vb. temalara rastlayabiliyoruz.
Yazarimizin dili gayet sade gördügüme göre.Ayrica yazarimiz sevdigim yazarlardandir. Yazarimiz genelikle durum hikayeleriyle ön plana çikmasina ragmen bu eseri de güzel bir eser...
Bu kitabı #29391073 etkinligi ile okumuş oldum ve begendim de . Etkinlik için Yasemin A. 'a çok teşekkür ediyorum ve gerçekten güzel bir etkinlik oldu.
Farkli olsun diye ve şilrleri sevdigim için bu tarz bir kitabi seçtim ve incelememi tabi inceleme denilebilirse geç yazmamin sebebi kendimi inceleme yapmak için hazir bulmamamdi ama sonuç olarak yazmis oldum sonunda umarim kitabi ve kendimi iyi ifade edebilmişimdir.

Sevgiyle ve kitapla kalin ...
Keyifli okumalar
42 syf.
·Beğendi·10/10
Çıplak heykeller yapmalıyım. Çırılçıplak heykeller Nefis rüyalarınız için Ey önünden geçen ak sakallı kasketli, Yırtık mintanından adaleleri gözüken Dilenci Sana önce Şiirlerin tadını Aşkların tadını Kitaplardan tattırmalıyım Resimlerden duyurmalıyım, resimlerden... Şu oğlan çocuğuna bak Fırça sallıyor Kokmuş manifaturacının ayağına Dörtyüzbin tekliğinden On kuruş verecek. Seni satmam çocuğum Dörtyüzbin tekliğe. Ne güzel kaşların var Ne güzel bileklerin Hele ne ellerin var, ne ellerin Söylemeliyim Yok Yok... meydanlarda bağırmalıyım, Bu küçük Güllerin buram buram tüttüğü Anadolu şehri kahvesinde Kiraz mevsiminin Sevişme vakti olduğunu. Resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım. Baygınlık getiren şiirler. Kiraz mevsimi, kiraz Küfelerle dolu pazar. Zambaklar geçiriyor bir kadın. Bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor Sallıyor boyacı çocuğu fırçasını Belediye kahvesinde hakla o eski, o yalancı O biçimsiz bizans şarkısı. Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem Nasıl etsem, nasıl yapsam da Meydanlarda bağırsam Sokak başlarında sazımı çalsam Anlatsam şu kiraz mevsiminin Para kazanmak mevsimi değil Sevişme vakti olduğunu... Bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını, Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam Boş geçirdiğim bağırmadığım sustuğum günlere Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun Oğlu bir şiir okusa Karacaoğlan'dan Orhan Veli'den Yunus'tan, Yunus'tan...

Sait Faik
42 syf.
·1 günde·7/10
''Senden bahis açılmadıkça susmak isterim
Senden bahis açmaya vesiledir
Kınalıada, vapur, deniz, yunus.
Şimdiye kadar neden gökyüzü değildi?
Niye böyle oldu?
Neden kitapları severdim?
Bu şehirde ikimiz birden nefes alıyoruz
Yoksa neye yarardı bu garip şehir?
Burada senin doğduğun bana malumdur.''

Öyküleriyle bildiğimiz Sait Faik'in şiirlerinden oluşan kitabı.Öykülerinden bildiğimiz İstanbul'u dizelerinin cansuyu yapmış bu kez.Kitabı her ne kadar sevsem de benim için öykücülüğünün önüne geçemedi şair kişiliği.
42 syf.
·1 günde·10/10
Ah,Sait Faik...Keşke seninle tanışabilseydim.Ne çok sorum var,sana.Hikayelerinden tanıdığımız Sait Faik'in şiirlerini çok sevdim.Çizimlerde yer almakta ve bu çizimler şiirler ile uyumlu olmuş.Yazarın zor olsa da önceki yayınevlerinde baskılarından inceleme fırsatı bulmak ve okumak zevkliydi.Keyifli okumalar.
42 syf.
"Dünyada büyük fırtınaların koptuğu böyle günlerde
Ben onsuz edemem"
onsuzedememonsuzedememonsuzedemem. Çok kez tekrarladım. Çok kez tekrarladığım satırlar oldu.sevmekten sevmeyi beklemekten vazgeçmeyeceğimiz vakitler..ne çoktur. Onsuz edemediğimiz.. Sait Faik ne güzel ifade etmiş o anları.
Sait Faik'le ilk tanışma kitabım daha gidecek çok yolumuz var öyle görünüyor.
Didem Madak'ın da dediği gibi "Allah'ım beni kötü şiirlerden koru! " Derim hep.Kapağını kapatmaya kıyamadığım bu güzelim şiir kitabı , beni ne de güzel korudun, sarıp sarmaladın.
Keyifli okumalar herkese.
Ben onsuz edemem.
Eli elimin içinde olmalı,
Gözlerine bakmalıyım,
Sesini işitmeliyim.
Beraber yemek yemeliyiz
Ara sıra gülmeliyiz.
Yapamam, onsuz edemem.
"Nasıl etsem, nasıl yapsam da
Meydanlarda bağırsam
Sokak başlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak mevsimi değil
Sevişme vakti olduğunu..."
"Ben onsuz edemem.
Eli elimin içinde olmalı,
Gözlerine bakmalıyım,
Sesini işitmeliyim.
Beraber yemek yemeliyiz
Ara sıra gülmeliyiz.
Yapamam, onsuz edemem."
Sana koşuyorum bir vapurun içinde
Ölmemek, delirmemek için...
Yaşamak; bütün âdetlerden uzak
Yaşamak...
Hayır değil, değil sıcak;
Dudaklarının hatırası;
Değil saçlarının kokusu
Hiçbiri değil.
Dünyada büyük fırtınanın koptuğu böyle günlerde
Ben onsuz edemem.
Eli elimin içinde olmalı,
Gözlerine bakmalıyım,
Sesini işitmeliyim.
Beraber yemek yemeliyiz
Ara sıra gülmeliyiz.
Yapamam, onsuz edemem.
Bana su, bana ekmek, bana zehir;
Bana tat, bana uyku
Gibi gelen çirkin ...
Sensiz edemem!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şimdi Sevişme Vakti
Baskı tarihi:
Haziran 2014
Sayfa sayısı:
42
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053320722
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Şimdi Sevişme Vakti
Şimdi Sevişme Vakti
Şimdi Sevişme Vakti
Çıplak heykeller yapmalıyım,
Çırılçıplak heykeller
Nefis rüyalarınız için
Ey önümden geçen ak sakallı kasketli,
Yırtık mintanından adaleleri gözüken
Dilenci
Sana önce
Şiirlerin tadını
Aşkların tadını
Kitaplardan tattırmalıyım
Resimlerden duyurmalıyım, resimlerden...
(...)
(Tanıtım Bülteninden)
 

Kitabı okuyanlar 433 okur

  • BUĞRA AVŞAR
  • Nilgün ÇİFTÇİ
  • Alperen
  • Ülkünur ÜNAL
  • Derya Türk
  • Onur Şahan
  • Bahar Papağan
  • Kybele
  • Hiç
  • Fulden kalkandelen

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.2
14-17 Yaş
%3.2
18-24 Yaş
%21.3
25-34 Yaş
%44.7
35-44 Yaş
%22.3
45-54 Yaş
%3.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45.7
Erkek
%54.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24 (30)
9
%13.6 (17)
8
%24 (30)
7
%17.6 (22)
6
%6.4 (8)
5
%3.2 (4)
4
%0
3
%0
2
%0.8 (1)
1
%1.6 (2)