Şimdiki Çağ-Başkaldırının Ölümü Üzerine

·
Okunma
·
Beğeni
·
124
Gösterim
Adı:
Şimdiki Çağ-Başkaldırının Ölümü Üzerine
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058262102
Kitabın türü:
Çeviri:
Bülent Tokdemir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Paris
Ludwig Wittgenstein’ın 19. yüzyılın en önemli düşünürü dediği Kierkegaard, Şimdiki Çağ: Başkaldırının Ölümü Üzerine’de medyanın gücünü felsefi göstergelerle ortaya koyuyor.

Varoluşçuluğun babalarından biri olarak kabul edilen Kierkegaard’ın bu kitabını okurken işlediği toplumla -aradan yüzyıllar geçmesine rağmen- şimdiki çağdaki toplum arasındaki benzerlikleri okuyunca şaşıracak ve medyanın insanlar üzerindeki etkisini bir kez daha göreceksiniz.

“Halk her şey olduğu kadar bir hiçtir, iktidarlar arasında en tehlikelisi ve en siliğidir: Adamın biri ortaya çıkıp halk adına tüm ulusa seslenebilir ve halk hâlâ tek bir gerçek insandan daha azdır, her hâlükârda önemsizdir. ‘Halk’ nitelemesi tefekkür çağının aldatıcı bir hokkabazlığı eliyle üretiliyor; bu yolda kendisini bu canavarla özdeşleştiren birey üzerinde, somut gerçekliklerin yoksul göründüğü bir karşılaştırmada göklere çıkaran çağ eliyle…” Türkçe olarak ilk kez yayımlanıyor…

(Tanıtım Bülteninden)
96 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Bu kitapta Kierkegaard'ı her zamanki kişiliği yerine, tarihe tanıklık etmiş usta bir gözlemci olarak görüyoruz. Kitabın ikinci kısmı "Deha ile Havarilik Arasındaki Fark" başlığını taşımakta, adından da anlaşılacağı üzere Hristiyanlık ve Havarilik ile ilgili ve bu bölümde bizleri ilgilendiren pek birşey yok, akademik olarak ilgi gösterenler için çekici olabilir, o yüzden ben ilk bölümü düşünerek yazacağım.

    "tutkulu bir çağ yıkım sürerken gelişerek eskileri yıkar ve yenileri kurarken fırtınalar estirir, düşünceli ve tutkusuz bir çağ tam tersini yapar. Tüm eylemleri engeller ve bastırır; böyle bir çağ düzleyicidir."

Üstadın en çok kullandığı terimlerden biri 'düzleyicilik'tir. Düzleyicilik ile devrimcilik veya reformist hareketlere karşıtlıktan bahsediyor. Ünlü sözlerinden birinde, "Bizim çağımızda düşüncenin yeterliliği konusunda sorun yok, sorunumuz yeteri kadar tutku olmaması." der. Kendi çağını o açıdan sorunlu buluyor ve gün geçtikçe bunun daha da geriye düşeceğini söylüyor. Yani, herhangi bir romantiklik sergilemediğini ve bu noktada belki de kendisinden beklenmeyecek derecede karamsar olduğunu söyleyebiliriz. Karamsarlık yerine gerçekçilik de söz konusu olabilir, malûm felsefesinde daima birey ve bireyin öneminden bahseder, ona göre bireyi temel almayan hareketler de çökmek zorundadır.

"Düzleme sürecinin en belirgin işaretinin 'nesil' kategorisinin 'bireysellik' kategorisine üstünlüğünü apaçık olarak ifade etmesinde yattığı herkes için ortadadır."

Bu düzleme sürecinin, sadece devrimci hareketleri bastırmakla kalmayacağını, onun yanında 'bireysellik' kavramını zayiflatacağını söylemiş ki tarihin ilerleyişine bakarsak, bu noktada kesin olarak haklı çıktığını söyleyebiliriz.

"Coşku felaketle sonuçlanabilir, düzleme ise bireyin yıkımıdır."

Aynı konu, Kierkegaard şahsen muhafazakâr olmaya azcık yakın olsa da, düzleme düşüncesine hiç yakın olmadığını, hatta bunun onu ürküttüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bu kitap, Kierkegaard felsefesinde çok önemli değildir, burada Kierkegaard'ın büyüklüğünden öte, bu tarihin en önemli bölümlerinden birini onun gözüyle okuma şansına erişiyoruz. Çağın tarihi zenginliği yanında konuşkanlık, biçimsizlik, yüzeysellik gibi konularda da yorumlar yaptığını görüyoruz.
Bencil bir haset çok fazlasını isteyerek onu bir şey yapmaktan alıkoyarak birey üzerine talepler yığar.
"Bugünün gençleri arasında herhangi bir konuyu derinlemesine kavrayışla, dört başı mamur bir şekilde öğrenme neredeyse düşünülemez; bunu gülünç bulacaklardır."
"Tefekkür insanın tıkıldığı bir kapandır, yeter ki bir kereliğine coşku sıçraması yaşansın ilişki farklılaşır ve kişiyi ebediyete sürükleyen bir zincire dönüşür."
Nesiller boyunca alkollü içecek kullanımını gösteren istatistik tablolarından bir tane de zekâ kullanımı oranları için olsaydı eğer, sükûnet içinde yaşayan iyi huylu, terbiye edilmiş küçük ailelerin kullandığı, gençlerin hatta çocukların toplamda kullandığı devasa boyutlardaki kaygılı ve temkinli tavır yığınağı karşısında şaşkınlığa düşmemiz işten bile değildi.
Eğer geçmişte otorite ve iktidar hatalı kullanıldığı için intikam meleği devrim olarak geri döndüyse, nihayetinde İntikam meleğini musallat eden tek başına ayakta kalma arzusundaki zayıflık ve iktidarsızlıktır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şimdiki Çağ-Başkaldırının Ölümü Üzerine
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058262102
Kitabın türü:
Çeviri:
Bülent Tokdemir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Paris
Ludwig Wittgenstein’ın 19. yüzyılın en önemli düşünürü dediği Kierkegaard, Şimdiki Çağ: Başkaldırının Ölümü Üzerine’de medyanın gücünü felsefi göstergelerle ortaya koyuyor.

Varoluşçuluğun babalarından biri olarak kabul edilen Kierkegaard’ın bu kitabını okurken işlediği toplumla -aradan yüzyıllar geçmesine rağmen- şimdiki çağdaki toplum arasındaki benzerlikleri okuyunca şaşıracak ve medyanın insanlar üzerindeki etkisini bir kez daha göreceksiniz.

“Halk her şey olduğu kadar bir hiçtir, iktidarlar arasında en tehlikelisi ve en siliğidir: Adamın biri ortaya çıkıp halk adına tüm ulusa seslenebilir ve halk hâlâ tek bir gerçek insandan daha azdır, her hâlükârda önemsizdir. ‘Halk’ nitelemesi tefekkür çağının aldatıcı bir hokkabazlığı eliyle üretiliyor; bu yolda kendisini bu canavarla özdeşleştiren birey üzerinde, somut gerçekliklerin yoksul göründüğü bir karşılaştırmada göklere çıkaran çağ eliyle…” Türkçe olarak ilk kez yayımlanıyor…

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • Ebru Avar
  • Yücel Baştan
  • Emel Eda Perçem
  • Sevilay
  • şüheda
  • Nobody
  • arifsahin
  • N. Emre
  • Çiğdem

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%0
8
%66.7 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0