Adı:
Simone de Beauvoir Aramızda
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
118
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755708935
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Beauvoir présente
Çeviri:
Özgü Berksoy
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel yayıncılık
Julia Kristeva ve Simone de Beauvoir... Kadın özgürlüğü mücadelesinde ufuk açıcı çalışmalarıyla anılan iki isim, iki düşünce insanı, iki yazar...


Kristeva’nın hayranlık ve eleştirellikle ele aldığı, dönemini önceleyen ve kendisini kuşatan Simone de Beauvoir üzerine yazılarından oluşan bu derleme bizi Beauvoir’ı yeniden okumaya davet ediyor. Hem yaşamıyla hem de eserleriyle antropolojik bir devrim gerçekleştirmiş, bireysel ve toplumsal geleceğimize damgasını vurmuş Beauvoir’dan bu yana feminist hareketin temel sorunlarına, farklılaşan algı ve yaklaşımlarına güçlü bir değini niteliği taşıyor.


Çin’den Afganistan’a uzanan bir coğrafyada temel yaşam haklarından dahi mahrum kadınların mücadelesini yine Kristeva’nın kaleminden okuduğumuz bu derleme, her ikisinin de düşün evrenine derinlemesine bir giriş...


(Tanıtım Bülteninden)
Okuduğum en cesur kadınlardan.
Bence eleştirmeyi ve eleştirilmeyi çok seviyor.
Simone de Beauvoir üniversitede tanıştığım bir yazar. Feminist yazımlarını okumadım fakat roman niteliğindeki eserleri üzerine kafa yormuş, tartışmıştık. Daha önce söylediğim gibi feminist yazarların feminist yazımlarını okumaktan kendimi alıkoyuyorum zira fikir ayrılığına düşüp onlardan soğumaktan çok korkarım.
Kitapçıda gezerken Beauvoir'ın en sevdiğim fotoğrafını kapakta görünce hemen atıldım. Kapağının tasarımı beni etkiledi çünkü fotoğrafın hikayesi etkileyiciydi. Beauvoir'ın Fransa'nın burjuvasından uzak kıyafeti ve cesur gülümsemesi çok güzel görünüyordu. Verdiği ders sonrası öğrencilerine olan güvenini vurguluyor bu fotoğraf benim için. Ne yalan söyleyeyim kitabın arkasını bile okumadan biyografi niteliğinde olduğunu düşünerek aldım ve tabi ki yanıldım.
Kitap biyografi niteliğinde değil. Kristeva Beauvoir'ın aktivistiliğinden yola çıkarak feminizmin alt başlıklarını açıklıyor. Sonlarına doğru Çin'in ekonomisine, Afrika'nın geleneklerine ve Doğu'nun hukukuna değiniyor.
Başlarda Beauvoir'ın cinsel kimliğini, ortalarında Freud'dan yararlanarak psikanalizi ve sonunda da kadın haklarını okuyucuya sunuyor.
Beauvoir'ın hayatından yararlanarak rüyalarından tutun da, kadın yaşamını anlatan (otobiyografisi) ciltlik romanlarına kadar farklı yönleriyle feminizmi ve post-feminizmi açıklıyor. Feminizm'in doğuşu, ilerleyişi, duraksaması, ve tekrar gündeme gelmesi kitapta çok güzel anlatılmış.
Kristeva alt gözlüklü bir feminist değil. O kadın haklarının sadece erkeklere değil aynı zamanda da hukuka, psikolojiye, ekonomiye, coğrafi konuma, dine ve daha birçok sosyal olguya bağlı olduğunu savunuyor. Yeri geldiğinde kadınların kendi hakları için ellerinden geleni yapmadığını söylemekten çekinmemiş ama aynı zamanda da cesaret öykülerini yazmayı da unutmamış.
Kristeva tam bir Beauvoir hayranı. İnsan kendisinden daha hayran birini görünce mutlu olmuyor değil tabi. Beauvoir'ın dünyaya gelişinin 100.yıl dönümünde (ölümünden 22 sene sonra) Simone de Beauvoir ödülünü gündeme getiriyor ve bu ödülü kadın hakları uğruna önemli gelişmelerde bulunmuş bireye veyahut kuruluşlara vermeyi istiyor. En güzel örneklerinden biri kitapta adı geçen Malala Yusufzay'dır. Kristeva geçirdiği suikastin ardından Malala'ya bu ödülü layık görüyor ve kitabın içerisinde de okuyabileceğiniz bir tebrik ve övgü mektubu yolluyor.
İçeriği her bakımından tatmin edici. O kadar çok kitap ismi çizdim ki -ne yazık ki baskıları çok eski- hangisini nereden bulacağımı, bulursam hangisini okumaya başlayacağımı bile bilemiyorum. Çünkü hepsi birbirinden daha dolgun ve bilgilendirici kitaplar. Önüne tonlarca hediye paketi konmuş, doğum günü çocuğu gibi hissettim bir an için.
Hepinize iyi okumalar güzel kadınlar ve bir takım adamlar.
Beauvoir'ın feminist statüsünü yıkan, ama İkinci Cins'i kadın / erkek herkes için indirgenemez bir noktaya taşıyan ve onu bir mitten daha fazlası -siyasal olanı tekilleştirmeye ve tekil olanı siyasallaştırmaya davet- haline getiren romanlarının bize aktardıklarında, yıkılmış kadın gün ışığına çıkar. Günümüzde eksikliğini ve aciliyetini hissettiğimiz bu deneyimde Beauvoir biricik, ayrıksı ve benzersiz kalmıştır.
Julia Kristeva
Sayfa 36 - Sel Yayınları
Ben elbette buna "antropolojik devrim" diyorum, çünkü anneliğin özgürce seçiminin ve sosyal, ekonomik, politik eşitlik hakkının ötesinde, burada ifade bulan şey, aşkınlığın özgürlük olarak cesursa tanımlanmasıyla birlikte, insan türünün sürekliliğini sağlamanın yeni bir tarzıdır.
Julia Kristeva
Sayfa 37 - Sel Yayınları
"Susukun ıstıraplar bana katlanılmaz geliyordu ve daha önce söylediğim gibi uykumda artık ölmüyorum. Sartre benim için her zaman geceleri, kah yaşamımdaki gibi yol arkadaşı, kah sitemlerim ya da yakarışlarım, gözyaşlarım, yok oluşlarım karşısında kayıtsız kalan taş kalpli bir adam.
Julia Kristeva
Sayfa 68 - Sel Yayınları
Ne proleterlerin isyanları ne zihnin sarmal hareketi; benim için özgürlük Simone de Beauvoir'la vücut buldu: Özgürlük kadınlardan geçmeliydi ve yazılabilmeliydi.
Julia Kristeva
Sayfa 71 - Sel Yayınları
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 18 Aralık 1979'da 34/180 karar kabul edilen ve 3 Eylül 1981'de yürürlüğe giren "Kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın yok edilmesi sözleşmesi"nin ilk maddesi "ayrımcılığın" ne anlama geldiğini şöyle tanımlar: "Siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel, kişisel veya diğer alanlardaki kadın ve erkek eşitliğine dayalı insan haklarının ve temel özgürlüklerin, medeni durumları ne olursa olsun kadınlara tanınmasının, kadınların bu haklardan yararlanmalarını veya kullanmalarını engelleme veya hükümsüz kılma amacını taşıyan ve bu sonucu doğuran cinsiyete dayalı herhangi bir ayrım, dışlama veya kısıtlamadır."
Julia Kristeva
Sayfa 109 - Sel Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Simone de Beauvoir Aramızda
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
118
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755708935
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Beauvoir présente
Çeviri:
Özgü Berksoy
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel yayıncılık
Julia Kristeva ve Simone de Beauvoir... Kadın özgürlüğü mücadelesinde ufuk açıcı çalışmalarıyla anılan iki isim, iki düşünce insanı, iki yazar...


Kristeva’nın hayranlık ve eleştirellikle ele aldığı, dönemini önceleyen ve kendisini kuşatan Simone de Beauvoir üzerine yazılarından oluşan bu derleme bizi Beauvoir’ı yeniden okumaya davet ediyor. Hem yaşamıyla hem de eserleriyle antropolojik bir devrim gerçekleştirmiş, bireysel ve toplumsal geleceğimize damgasını vurmuş Beauvoir’dan bu yana feminist hareketin temel sorunlarına, farklılaşan algı ve yaklaşımlarına güçlü bir değini niteliği taşıyor.


Çin’den Afganistan’a uzanan bir coğrafyada temel yaşam haklarından dahi mahrum kadınların mücadelesini yine Kristeva’nın kaleminden okuduğumuz bu derleme, her ikisinin de düşün evrenine derinlemesine bir giriş...


(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • SihirliFlut
  • Kereviz
  • Neslihan Kuplay
  • Yağmur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%33.3 (1)
8
%33.3 (1)
7
%33.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0