Adı:
Sinek Sarayı
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059908429
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Baskılar:
Sinek Sarayı
Sinek Sarayı
Sinek Sarayı
"...Trakya köylerinde evin başköşesinde durur. İncecik çöplerden yapılmış, minyatür bir Uzak Doğu tapınağını andırır. Üstünü renk renk, küçücük çaput parçaları süsler, rüzgârda kımıl kımıldır. Suyun dibinde balıkların kandığı olta tüyleri gibi, sinek sarayının görevi de sinekleri üstüne çekmektir. Evin içindeki sinekler, bu kımıl kımıl ince sarayın üstüne toplanırlar; renkli çaput parçalarına, incecik çöplere pislerler. Evin diğer eşyaları bir ölçüde temiz kalır. Rüzgârda salınan narin gövdesi ve güzelim renkleriyle sinek sarayının gerçekte ne işe yaradığını görmek, insanı hüzünlendirir. Kimi evler ve kimi yaşamlar da sinek saraylarına benzerler. Görevleri temiz olmak değildir, ama boşuna oldukları da söylenemez. Güzellikleri ise bizim hanemize kazanç yazılır..."

Fransız bir baba ve Türk bir annenin oğlu olan Sinan Laforge, Paris'teki ideale yakın hayatını bir süreliğine askıya alarak geleceği hakkında düşünmek için İstanbul'a gelir. Yakın dostunun ona açtığı Cihangir'deki apartman, âdeta Burlesk bir gösteriden fırlamış gibidir. Cüce bir kapıcı ve mongol oğlu, gece kulüplerinde çalgıcılık yaparak geçimlerini sağlayan ikiz kız kardeşler, bir fahişe, bir travesti ve umutsuz bir yaşlı kadın ile dul kızı... Bu insanlar da, parçalanmış kimlikleri ve ikiye bölünmüş yaşamlarıyla Bülbül Sokağı gibi bir çıkmazdadır sanki.

Cihangir sokaklarındaki renkli manzaraları, çetrefilli ilişkileri, ümitleri ve hayal kırıklıklarını, sevinci ve hüznü son derece sade, canlı ve akıcı bir üslupla kaleme alan Mine G. Kırıkkanat, Sinek Sarayı'nda okura insan ruhundan çarpıcı bir kesit sunuyor.
144 syf.
·Beğendi·7/10
Kitap, daha ilk sayfada karşılaştığım ithafla beni kendine çekmişti. Biraz huzurlu, hafif hüzünlü ve bolca karamsar bir sokak olan Bülbül Sokağı ve o sokağın sakinlerinin, bir apartmanda geçen hikayesi. Kitabı okurken romanın kahramanlarını bolca düşündüm. En çok da Gülfiliz ve Nejla'yı.Hikaye, yarı Fransız yarı Türk olan Sinan 'ın geçici bir süre İstanbul' a gelmesi ve bu apartmana yerleşmesiyle başlıyor. Yazar, birbirine hem çok yakın hem de oldukça uzak görünen hayatları, güzelce harmanlanmış ve hayali gerçekle birleştiren güzel bir hikaye yazmış. Yazarın akıcı dilini, sade anlatımını ve beni de o apartmanın bir sakiniymiş gibi içine çeken satırlarını hissederek okudum. Kurgunun bazı yerlerinde açık bırakılan birkaç kapı olsa da ben sevdim. ️
140 syf.
·4 günde
Ölüm, yalnızlık, kaçış, kabullenememe, azınlık, ötekileşme, kozmopolitleşme, göç kültürü...

Notre Dame de Sion Fransız Lisesi mezunu Mine G. Kırıkkanat'ın bu eserini okuduğum süreçte Notre Dame Kilisesi'nin yandığını duymak kötü bir tesadüf oldu. Fransa- Türkiye ilişkilerini deneyimlenmiş bir yazardan bu romanı bu dönemde okumak keyif verici.

Kitabın ithaf kısmında da belirtildiği üzere bu kitap; ötekileştirilmiş hayatlara ayna tutmak, onların hayatlarının zorlukları ve güzelliklerini bir apartman hayatı düzleminde bizlerle buluşturmak üzere yazılmış hissi uyandırıyor. Bu kitabın basım tarihi 1990 olması dikkatimi çekti çünkü apartman öyküleri ve romanlar son dönem çağdaş yazarlar tarafından sıkça kullanılır olmuş durumda. Bu durum, yazarın özgünlüğünün altını çiziyor sanki...

Kimler var bu apartmanda?

Yunanistan- Türkiye ekseninde sevgi uğruna kaçak bir hayat yaşayan, entellektüelliğini saklayan, acımasızca öldürülen hayat kadını Gülfiliz (Dimitra)...

Çocukluğundan beri canı gibi sevdiği ama kendisinin farkında bile olmayan Gülfiliz'e yakın olmanın yolu travesti gibi olmaksa bu yolu da seve seve kabullenen, Gülfiliz'in uğruna her şeyi göze alabilen Cevat (Necla)...

Gülfiliz'in sevdiği, onu kıskanan ama elinden bir şey gelmeyen pasif bir adam Dimitri...

Modern muhafazakar, geleneklerini koruyan ve açık fikirli, sıradışı anneanne, sır küpü, aşklarıyla demlenmiş bir kadın Süheylanım...

Yarı Fransız yarı Türk, annesiyle bir anlık hevesle beraber olmuş bir adamın oğlu, yalnız ve bunalımlı bir diplomat Sinan Laforge...

Cüce kapıcı Sabbek Hanım ve engelli oğlu, dedikoducu ana-kız, ikiz dümbelekçiler...

Hayatların ön bahçelerine bakarak arka bahçelerinde neler gizlendiğini kim bilebilir? Meraklılar mı, sevdalılar mı, yürekliler mi? Bu uğurda o arka bahçeye yaklaşabilmek için travestiliği göze alabilen Necla( Cevat) gibi güzel yürekli insanlar mı? Yürek dağlayan bir son ile derinden etkileyen bir kitap. Özellikle sona kadar etkileyici sayılamasa da çözüm bölümü iyi bağlanmış.

Sinek Sarayı= Bülbül Sokağı
Kitabın devamı niteliğinde yazılmış olan "Bir Gün Gece" romanı da buraya not düşmek gerek.
142 syf.
Kitap konu olarak farklıydı , ama basit bir anlatım diline sahip olduğu için sıkıcı geldi bana.

Okumasam da olurmuş dediğim kitaplardan oldu.
142 syf.
·3 günde·Beğendi
Bu ay "Kadın yazarlar" kapsamında tanışmış olduğum Mine Gökçe Kırıkkanat ,1951 doğumlu, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji mezunu, Cumhuriyet,Vatan,Milliyet ve Radikal gazetelerinde çalışmış, hakkında onlarca dava açılmış, araştırmacı- gazeteci bir yazarımızdır.Deneme,araştırma,inceleme,öykü ve roman türünde yapıtlar veren Kırıkkanat ,şu anda Cumhuriyet te Pazar günleri köşe yazısı yazmaktadır.

Eserleri:
Her Şeye Rağmen
Yalnız Kalem Unutmaz
Allah Allah Bizim Kontesi Kim Sevdi?
Pandispanya
Paris Paris
Amerika Amerika
Aşk Hikâyeleri
Destina
Bir Gün,Gece
Sinek Sarayı
Örtülü Özgürlük
Umudun Kırık Kanatlarında
Aşk Varmış, Aşk Yokmuş
Bir Hristiyan Masalı
Gülün Öteki Adı

Ben yazarın Sinek Sarayı adlı bu eserini okudum.

‘’Bu romanı;
Solaklara, altı parmaklılara, tek çocuklara, eşcinsellere, uzun kitaplardan canı sıkılanlara, sakarlara, tepegözlere, kekemelere, üç böbreklilere, iyi yüreklilere, harcananlara, harcamaya kıyamayanlara, sevgili Gâvur Kâzım ve büyük aşkı Lâdiye’ye armağan ediyorum.’’ cümlesi ile başlıyor eserimiz...

Yazarın 1990 yılında kaleme aldığı bu kitap,içeriği ile ta o günlerden bugünleri göstermiş bize.Burdan da Mine Kırıkkanat'ın öngörü konusundaki yeteneğini açıkça görüyoruz.

Baş karakterimiz Sinan Laforge , Türk bir anne ile Fransız bir babanın,Paris'te hayatını idame ettiren oğullarıdır.Rahat ve özgür bir hayatı vardır ancak gelecek ile ilgili kaygılarından dolayı daima bir ikilem ve endişe içerisindedir.Kafasındaki soru işaretlerinden kurtulmak ve geleceğe yönelik planlar yapmak için Türkiye'ye gelir ve çok yakın bir arkadaşının,Cihangir Bülbül Sokak Çıkmazı ndaki apartmanına yerleşir.İşte olay örgümüz de bu apartmanda yaşayan,toplumca hor görülen,dışlanmış ve yaralı insanların ilişkilerinden oluşuyor.Yaşlı annesiyle yaşayan dul bir kadın , bir travesti , bir hayat kadını , engelli oğluyla yaşayan cüce kapıcı ,pavyonlarda müzisyenlik yapan ikiz kardeşler...Hepsinin tek bir ortak noktası var ki toplumca kabul görmemek.İlgiye,sevgiye ve saygıya öyle muhtaçlar ki...

Ben bu tarz eserleri seviyorum ve ilişkileri çok samimi buluyorum.Çünkü tahmin edebiliyorum ki ,bazı yaşam biçimleri tercih değil zorunluluktur.


Hayat sevince güzel
Sevince tatlı günler
Bir kuşu kelebeği
Bir taşı sevin yeter

Sevince kalbimizde
Ümitler çiçeklenir
Kötülükler kaybolur
Karanlığa gizlenir

Çok sevmeli herkesi
Sevgi ömrün neşesi
Dünyada en güzel şey
Kalpte insan sevgisi


Bu tanışıklıktan çok memnun kaldığım Mine Kırıkkanat'ı okumaya elbette devam edeceğim.
142 syf.
·Beğendi·8/10
Sabah yola çıkarken başladım ve yaklaşık üç buçuk saatlik yolculuk süresinde bitirdim. Sıkı bir roman, az sayfalı ama yoğun bir roman.
"İyi insan ne demek anne?
Çektiği acıları, verdiği acılardan daha kolay unutanlar, iyi insanlardır yavrum."
Görmezlikten gelinen sorunlar bir süre sonra karabasana dönüşür, her gece her gece yeniden gelirler.
Paylaşılmayan dertler insanı yaralar, asit gibi kemirir adamın beynini...
"Karanın üstüne düşen ak lekeyi temizlemenin tek yolu vardır: Karaya boyamak. Akın üstüne düşen kara lekeyi temizlemenin tek yolu vardır: Karaya boyamak."
"Aşk, azıyla çoğuyla, yalnız eksikliği çekildiği sürece var. Sevgi doyumu, yokluğuyla eşanlamlı..."
"Yalnız çocukluktaki sevgiler değil biçimlendiren... İspanya'yı kana bulayan Franco'nun iktidar tutkusunda karısı Carmen'in aşkı rol oynamadı mı? Napoleon, biraz da Josephine için imparator olmadı mı? Ya Kanuni ve Hürrem Sultan?... Yeterince sevilmedikleri için canlarını dişlerine takıp ün ve iktidar peşine düşen..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sinek Sarayı
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059908429
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Baskılar:
Sinek Sarayı
Sinek Sarayı
Sinek Sarayı
"...Trakya köylerinde evin başköşesinde durur. İncecik çöplerden yapılmış, minyatür bir Uzak Doğu tapınağını andırır. Üstünü renk renk, küçücük çaput parçaları süsler, rüzgârda kımıl kımıldır. Suyun dibinde balıkların kandığı olta tüyleri gibi, sinek sarayının görevi de sinekleri üstüne çekmektir. Evin içindeki sinekler, bu kımıl kımıl ince sarayın üstüne toplanırlar; renkli çaput parçalarına, incecik çöplere pislerler. Evin diğer eşyaları bir ölçüde temiz kalır. Rüzgârda salınan narin gövdesi ve güzelim renkleriyle sinek sarayının gerçekte ne işe yaradığını görmek, insanı hüzünlendirir. Kimi evler ve kimi yaşamlar da sinek saraylarına benzerler. Görevleri temiz olmak değildir, ama boşuna oldukları da söylenemez. Güzellikleri ise bizim hanemize kazanç yazılır..."

Fransız bir baba ve Türk bir annenin oğlu olan Sinan Laforge, Paris'teki ideale yakın hayatını bir süreliğine askıya alarak geleceği hakkında düşünmek için İstanbul'a gelir. Yakın dostunun ona açtığı Cihangir'deki apartman, âdeta Burlesk bir gösteriden fırlamış gibidir. Cüce bir kapıcı ve mongol oğlu, gece kulüplerinde çalgıcılık yaparak geçimlerini sağlayan ikiz kız kardeşler, bir fahişe, bir travesti ve umutsuz bir yaşlı kadın ile dul kızı... Bu insanlar da, parçalanmış kimlikleri ve ikiye bölünmüş yaşamlarıyla Bülbül Sokağı gibi bir çıkmazdadır sanki.

Cihangir sokaklarındaki renkli manzaraları, çetrefilli ilişkileri, ümitleri ve hayal kırıklıklarını, sevinci ve hüznü son derece sade, canlı ve akıcı bir üslupla kaleme alan Mine G. Kırıkkanat, Sinek Sarayı'nda okura insan ruhundan çarpıcı bir kesit sunuyor.

Kitabı okuyanlar 41 okur

  • emin tr
  • Keman Sesi
  • Buse Üzşahin
  • Derya ayrancıoğlu
  • Nazlı Ozan
  • Filiz Dosdogru Gökce
  • Aylin Çolak
  • buse ilday

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%18.8 (3)
6
%0
5
%0
4
%6.3 (1)
3
%0
2
%0
1
%0