Sinekli bakkal

·
Okunma
·
Beğeni
·
31,3bin
Gösterim
Adı:
Sinekli bakkal
Baskı tarihi:
1984
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Atlas Kitabevi
Baskılar:
Sinekli Bakkal
Sinekli Bakkal
Sinekli Bakkal
Sinekli Bakkal
Sinekli bakkal
Köşenin başında durup bakarsanız; her pencerede kırmızı toprak saksılar ve kararmımş gaz sandıkları görürsünüz. Saksılarda al, beyaz, mor sardunya, küpe çiçeği, karanfil. Gaz sandıkları da öbek öbek yeşil fesleğen ile dolu. Ta köşede bir mor salkım çardağı, altında civarın en işlek çeşmesi vardır. Bütün bunların arkasında tiyatro dekorunu andıran beaz, uzun, ince minare.

Sürülü kafeslerin arkasında kocakarı başları dizili.
480 syf.
·7/10
Erkek;kırılgan,naif,kedi gibi koltuğunun altına giren kadından hoşlanır. Güçlü,ayaklarının üstüne basan kadın pek işine gelmez.Şu "Ağzını Kırdığımın" dünyasında,kendi gücünü kadının üstünde hissetmeye deli gibi ihtiyaç duyar.

Kadın dersen daha beter.Kadın güçlü kadından nefret eder ( Ama olmuyor feminist ablam.Ağzınıza küfür hiç yakışmıyor.)

Sonuç olarak da nur topu gibi global dünyamda kadın kahramanları ne kitaplarda ne de filmlerde görmekten pek de haz etmiyoruz.

Kitaptaki Rabia Ablamıza gelince keçi gibi inatçı,yaşadığı tüm zorluklara rağmen kimsenin karşısında eğilmeyen bir hafız.

Adıvar' ın sürgünde yazdığı bu kahramanının da akibeti pek farklı olmadı.Sevdiremedi kendini ama farklı nedenlerle.

Cumhuriyetçi bebeler, hafız ve kapalı olduğu için uzak durdu. ( Kızıyorsun ama öyle...)

Muhafazakar bebeler ise, erkeklerle bu kadar sıkı fıkı olmasını ve müziğe olan ilgisini beğenmedi.

Bakmayın siz hiç birine efenim.

Rabia iyi kız hem de çok kafa kız.

Cebren okutalım

Not: Amma Can yayınlarından çıkan 13.baskıyı okuyacaksanız işiniz zor.
Özüne sadık kalalım demişler. Pek iyi etmemişler.

Ortaya çıkan ne deve ne de kuş.

O kadar çok dipnotla bölünüyorsunuz ki kitabın tadını tam çıkaramıyorsunuz.

Tahammül edememek kelimesinin bile dipnotla sayfanın aşağısında açıklanmasına, tahammül edebilecek misiniz çok merak ediyorum.
480 syf.
·5 günde·5/10
Kitabı düşünmeden aldım. Nasıl olsa tavsiye eden kişi bu kitabı benden önce okumuş, benim yerime düşünmüş, beğenmiş ve bana tavsiye etmiş. Hal böyle olunca "işin ehli biri" diye düşünerek, düşünmeden aldım kitabı. Çünkü güvenilir biriydi. Gene düşünmeden ve hiç araştırma yapmadan başladım okumaya. Sayfaları çevirdikçe düşünmememin cezasını çektim. Ve bitirdikten sonra düşünmek için fazlasıyla zamanım oldu.

Kitap, Emine'nin kızı Rabia'nın başından geçenleri anlatıyor. Müsadenizle biraz ayrıntıya girmek istiyorum. Rabia'nın dedesi imam, torununu en güzel şekilde İslam'a uygun yetiştirmek istiyor. Rabia'nın ezber gücünün sağlam olduğunu keşfedince ona hafızlık eğitimi veriyor. Eğitim vermediği süreçte de İslam hakkında bilgiler verip sohbetler yapıyor. Baskıcı bir tutumu var. Benim anlam vermedigim noktaya gelecek olursak, Rabia o zamanlar 6-7 yaşında dedesi cennet ve cehennemi anlatıyor, iyi güzel ama bunu yaparken cehenneme daha çok ağırlık veriyor. Oradaki azaplardan ve günahkârlardan bahsetikçe çocuk orayı daha çok merak ediyor. Orası daha cazip geliyor sanki. Kulağı oraya daha aşina. Hatta babasının oraya gideceğine kesin kanaat getirmiş. Merak etsede ordan çok korkuyor. Cennete gelecek olursak, orayı hiç cazip bulmuyor. Hakkında fazla bir şey bilmiyor. Ve orayı düşündükçe aklına dedesi gibi yaşlı kocaman kavukları, ellerinde tesbih olan amcalar ve ilahi söyleyen kadınlar, iki ağacın ortasından geçen ırmak geliyor. Yani cehennemden ne kadar korkarsa cenneti de o kadar sıkıcı buluyor. (Sf: 25-26) Hal böyle olup dede de imam olunca küçücük çocuğa bunları böyle anlatmak ne kadar doğru bilemedim (!)?

Herkesin de bildiği gibi o yaşlardaki çocuklar düşünmez. Sizin ağzınızdan çıkan her şeyi doğru kabul edip o şekilde hareket ederler. Binaenaleyh onlara kendi inandığınız şeyi kabul ettirmek daha kolaydır. Kondukları kabın şeklini alırlar ve küçük yaşta öğrendikleri şeyler daha kalıcı olur. O yüzden onlara nasıl davrandığımız önemlidir. Mamafih dedenin yaptıklarını çok doğru bulmuyorum.(hafızlık hariç)

Ayrıca Rabia İslam'ı güzel yaşayan bir kız. Hafız -ki bu her yiğidin harcı değildir- ,beş vakit namazında ve Ramazan oruçlarını tutan zayıf, çıtı pıtı güzel bir kız. Namaz saatlerine dikkat eden ve bir vakit bile kazaya kalmasın diye acele eder. Hal böyleyken akranı Bilal ile münasebeti İslam'ı açıdan doğru değil. Kitabı okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaktır.(sf:144)

Edebi açıdan bakacak olursak;
Halide Edip Adıvar edebiyatımızda büyük yer ve önem teşkil eder. Milli edebiyat döneminin tanınmış ilk kadın romancısıdır. Başka türde kitaplar da yazmıştır ancak daha çok romancı olarak bilinir. Bu kitabında da 2. Abdülhamit dönemindeki toplumu incelemiştir. Konuşma diline bağlı kalmıştır. Fakat Can yayınları kitabın orijinaline bağlı kalmak istedikleri için bazı kelimeleri günümüz Türkçesine çevirmek yerine küçük dipnotlarla açıklamışlar. Bu da bazı bölümlerde okumayı bölsede birkaç tane kelime diğer kitaplardan tanıdık olduğu için fazla sıkıntı çıkarmıyor. Karakter tasvirleri ve betimlemeler ise güzeldi.

Kitaba verdiğim beş puanı yukarıda belirttiğim hoşuma giden iki nedenden ve emeğe saygıdan verdim.

Bir yazarın -veya şairin- mensup olduğu din veya siyasi görüşü beni alâkadar etmez. Edebi yönüne bakarım ben. Ama bu görüşlerini açıktan veyahut gizliden kağıda döküp okuyucuya aşılamak istiyorsa orda duracaksın. Herkesin görüşü kendine. Dediğim gibi yazarın neye inandığı beni ilgilendirmez ama yazdıkları benim görüşlerime aykırıysa onu bir daha okumam.

Okuyup okumamak size kalmış.
  • Araba Sevdası
    7.1/10 (1.769 Oy)1.499 beğeni10,6bin okunma1.212 alıntı43,6bin gösterim
  • Kiralık Konak
    7.8/10 (1.348 Oy)1.167 beğeni7,5bin okunma1.241 alıntı26,4bin gösterim
  • Eylül
    7.6/10 (2.772 Oy)2.649 beğeni15,5bin okunma6,2bin alıntı133,1bin gösterim
  • Madame Bovary
    7.7/10 (2.586 Oy)2.294 beğeni11,9bin okunma5,4bin alıntı73,5bin gösterim
  • İntibah
    7.7/10 (2.760 Oy)2.320 beğeni14bin okunma4.356 alıntı51,2bin gösterim
  • Ateşten Gömlek
    8.2/10 (1.750 Oy)1.678 beğeni8,4bin okunma1.866 alıntı51,5bin gösterim
  • Seksen Günde Dünya Gezisi
    8.4/10 (1.652 Oy)1.480 beğeni8,4bin okunma376 alıntı27,9bin gösterim
  • Mai ve Siyah
    8.0/10 (1.917 Oy)1.884 beğeni9,2bin okunma3.767 alıntı56bin gösterim
  • Yaprak Dökümü
    8.1/10 (2.239 Oy)2.153 beğeni13,9bin okunma1.129 alıntı37,7bin gösterim
  • Yaban
    8.3/10 (3.739 Oy)3.487 beğeni18,4bin okunma3.296 alıntı52,6bin gösterim
480 syf.
·Beğendi·10/10·
Sinekli Bakkal Türk kadınının şahsi kimliğine,suretine örnek teşkil edilebilecek bir şaheserdir.Dil ve anlatım yönünden özel bir yeri olmasa bile“Sinekli Bakkal” açık ve yalınlığı ile kolay okunabilen bir kitap.Aşkın matemi,gönül burukluğu ,kederin yanı sıra bir kadının 19. yüzyılın sonlarında yazarın kaleminden dökülenlerle yetişmesine tanık olacaksınız...Halide Edip Adıvar'ın sürükleyici ve güzel bir kitabını herkesin okumasını tavsiye ediyorum...Keyifli okumalar diliyorum.

HALİDE EDİP VE SİNEKLİ BAKKAL HAKKINDA 

Halide Edip Adıvar, ,  bu romanı 1925 yılından sonra gitmek zorunda kaldıkları ve yıllarca yaşadıkları,İngiltere’de iken yazmıştır. Eser  1935 yılında ilk olarak İngilizce “The Clown and His Daughter, “ (Soytarı ile Kızı)  adıyla 1935 yılında Londra'da yayımlanır. Türkçe olarak ilk defa 1935 yılında Haber gazetesinde tefrika edilmeye başlanır.  1936 yılında da kitap olarak basılmıştır.

Halide Edip Adıvar,  İstanbul günlerinde Akşam, Vakit ve İkdam gazetelerinde yazmayı sürdürürken Mustafa Kemal Atatürk ile siyasi fikir ayrılıkları yaşamaya başlamıştı. Eşi Adnan Adıvar'ın Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşunda yer alması Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılıp Takrir-i Sükûn kanununun kabul edilmesi sonrasında eşi Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrılıp İngiltere’ye gitmek zorunda kalmışlardı. Sinekli Bakkal adlı romanın İngilizce hazırlanmış olan ilk baskısı bu nedenle 1925 ile 1929 yılları arasında yazılmıştı.

Tanıtım Bülteninden

Adıvar’ın bugüne kadar defalarca basılmış, milyonlarca okur tarafından okunmuş ve güncelliğini hiç yitirmemiş romanı Sinekli Bakkal, Türk romanı içerisinde özel bir yere sahip. "Roman," dendiğinde aklımıza gelen ilk kitaplardan biri olan bu yapıtı Selim İleri’nin yazdığı sonsöz eşliğinde sunuyoruz.

Defalarca basılmış, kuşaklardan kuşaklara ulaşabilmiş Sinekli Bakkal, II. Abdülhamid dönemini bir geçmiş zaman dekoru önünde yansıtarak, eskiden yeniye devralınması gereken kültür, sanat ve töre değerleri üzerinde durur. Bir anlamda, yazar ve eseri, tarihi süreklilik arayışı içerisindedirler.
480 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Halide Edip Adıvar'ın en çok sevilen romanı Sinekli Bakkal ilk kez 1935 yılında The Clown and His Daughter (Soytarı ve Kızı) ismiyle İngiltere'de yayınlandı. 1936 da Türkiye'de yayınlandı.

II. Abdülhamit döneminde geçer olaylar. Mimari, müzik, Mevlevilik değerleri üzerine ilginç görüşler ileri sürmüş Sinekli Bakkal kendi kapsamında öncü bir roman olduğu söylenebilir. Doğu ve batı çatışması, kültür ve musiki aracılığında yatışır dinginliğe kavuşur. Eserde eski sözcüklerin çokluğu, dipnotlarla açıklanmış olması okumanızı yavaşlata bilir. Böyle güzel bir eseri kim hızlı okumak ister ki. Yavaş yavaş sindire sindire okunmalı. Kitabı bitirdiğimde keşke bir kaç bölüm daha yazılmış olsa diye düşündüm. En tatlı yerinde bitiverdi.

Okumanızı tavsiye edebileceğim bir kitap.
Keyifli okumalar...
480 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Yazar Bu romanında bireysel konuların sınırlarını aşarak toplumsal sorunlara yönelir. Toplumun içinde bulunduğu durumu bir ayna gibi metne taşımıştır.

Zamanın çalışmalarla dolu akışını, yaşamın gerçekliğine dönüştürerek merkezi bir mekan içinde simgelerin diliyle ortaya koymuştur. Kimliksel değerlerin çatıştığı romanda, romanı simgelerle örülmüş, kendilik evrenin zaman boyutunda yansımasıdır.
480 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitabı sonunda bitirebildim. Oradaki "sonunda" kelimesinin benim için birçok manası var. Çünkü kitabı hastalığımdan dolayı, arkadaşlarım ve geçirdiğim güzel zamanlardan dolayı tamamiyle iki buçuk haftada bitirdim. Siz de katılırsınız ki her yutkunduğunuzda boğazınıza binlerce iğne saplansa, yürürken kemiklerinizin üzerinde bir bıçak dolaştığını hissetseniz okurken zorlanırdınız. Velhasıl iki buçuk haftada bitirmemin faydaları da her zamanki gibi yorumladığım gibi içimde hissetmem. Sinekli Bakkal edebiyat dersinde töre romanı olarak öğrendiğim, almam gereken bir eser ve yorumlamam lazım gelen bir şaheserdi. Normalde Töre romanlarını televizyonda gördüklerimiz gibi kanlı manlı, doğu romanları gibi hayal etmiştim fakat öyle değilmiş. İnterneti gene bir kitap için kullandım. Her zaman da dediğim gibi; Bir kitap için üşenmeyip araştırma yapmak o kitabı çok sevdiğinizin ve o kitabın siz de önemli kalıntılar bıraktığının göstergesidir. Ayrıca Halide Edib kitaplarını denemek, en sevdiğim yazarlardan biri olan Ayşe Kulin'in "ustam" olarak tanımladığı bir yazarla tanışmak istiyordum. Yazarın kalemine de aşık oldum, cümlelerine de aşık oldum, üslubuna ve tecrübesine de aşık oldum. Bu denli mükemmel yazabilmek, bir sokağı, insanlarını, yaşanan olayları, dönen entrikaları bu şekilde aksettirebilmek anca bir ustanın işi olsa gerek. Dediğim gibi kitabı iki buçuk hafta da bitirdim ve hemen hemen hergün oturup bu kitap hakkında düşünme zamanım oldu. Rabiayı, kişiliğini, hal ve davranışlarını en uzun zamanda değerlendirme şansı da bulabildim. Hatta kitapla o kadar bütünleşmiştim ki bitirip arka kapağını kapattığımda bir boşluk hissi, yokluk hissi sardı bedenimi. O kadar alışmışım ki bir an tekrar başlayıp okumak istedim. Fakat bu kişiye yeni kitaplar, yeni deneyimler de lazım :) Konusuna gelecek olursak; Sinekli Bakkal aslında bir sokaktır. Burada yaşayan, herkes tarafından korkunç olarak tanımlanmış, cennetten çok cehhenemi ve gazabını anlatan, eğlenmenin haram olduğunu düşünen bir imam yaşar. Kızı Emine bir gün parasını tiyatroyla kazanan, işi sebebiyle kadın kılığına giren ve zaman zaman birçok insan tarafından böyle çağırılan, çocuk ruhlu bir adamla evlenir. Tevfik evlendikten sonra da çocuklarla çocuk olmaya devam etmiştir. Bu durum Emine'nin hoşuna gitmez. Bir süre sonra kapı dışarı olan Tevfik sürülür. O sürgündeyken bakarlar ki Emine hamile! Doğar çocuk. Rabia doğar. Akıllı kız, geleceğin billur seslisi, erkek gibi kızı, söz geçirilmeyen ve diğer kızlar gibi muamele yapılamayan nur topu gibi bir kız. Kız İmamın verdiği "eğlenmeyin, haramdır" öğütleriyle ve korkutucu vesveselerinle bir hayli dine sarmıştır ve sesinin billurluğu burada şekil bulur. 6 yaşında bile konaklara, mevlitlere Kur-an okumaya çağırılan bu kız herkesi sesinle bayıltır. Zaman geçer ve Rabia dönemin paşasının konağında Vehbi Dede gibi alim birinden ders almaya başlar. Sürekli konağa gidip ders alan ve onların ev işlerine yardım eden Rabia bakkalın içinde bir adam görür. Babasını anımsar. Onu tanımıyordur ama içten bir yerden gelen "bulma" duygusu tüm vücudunu sarmıştır. Bunun sonrasında babasınla tanışır ve yeni bir hayata atılır. Onunla yaşamaya başlar. Burada durmak istiyorum. Tüm kitabı anlatabilsem buraya okuması güç, yazması güç. Ayrıca çok da fazla kitabın olaylarını anlatmak istemiyorum. Sonra kitabın içine çeken yazımı mahvolur. Ayrıca buralarda -yorumlarda- okuduğuma göre kitapta doğu - batı çekişmesine yer verilmiş.Ben kitabın içinde sürekli Doğu-Batı tartışmasını aradım ama pek de bulamadım. Tamam elbet ki var ama ben bu konunun üzerinde çok durulduğunu sanmıştım çünkü yorumlar da hep doğu-batı çekişmesi görülüyor diye yazılmıştı. Sonraları bu karşılaştırma sahnelerini beynimde birleştirip sıraya koyduğumda anladım ne kadar fazla üzerinde durulduğunu. Buna ek olarak kitap, birçok konuyu ele alıyor. Aşktan tutun insan psikolojisine kadar. Bu yüzden töre romanı, aşk romanı,psikolojik roman gibi örneklerin hepsinde Sinekli Bakkalı önereceğim. Kitabın hikayesi 2.Abdülhamid zamanını ele alır. Bazı sayfalarda dönemin siyasal olayları da ele alınmıştır. Bu dönemde yeni yeni yapılmaya başlanan özentilikler bariz betimlenmiştir. Alıp okumanızı tavsiye ediyorum. Sonuna kadar da tavsiye ediyorum. Kitabın içinde bulunan ve anlaşılması güç eski kelimeleri pek de dert etmenize gerek yok çünkü yeni baskılar alt tarafında anlamlarıyla birlikte veriyor. Bazı yerlerde günümüzde kullanılan bir kelimeyi bile yazıyorlar ve bu da sıkıcı bir durum ama bir süre sonra okuya okuya kelimelerin anlamlarını öğreniyorsunuz ve alt tarafa bakma ihtiyacı duymuyorsunuz. Bu da insana öğrenmişliğin verdiği gururu tattırıyor. Ben çok yazdım. Malum uzunca zaman düşününce bir kitap hakkında böyle sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Ben kitabı pek bir sevdim. İyi okumalar...
480 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
II. Abdülhamit dönemi... Kitaba tam olarak tarihi bir roman diyemesemde tarihimizin en önemli ve güçlü kadın karakterlerinden biri olan Halide Edip Adıvar'ın kalemine tarihin kokusu sinmiş haliyle. Dönemin siyasi, kültürel, ekonomik, dini konularını mükemmel bir şekilde işlemiş yazar. Konusu daha çok doğu-batı sentezi etrafında şekillenmiş. İki kısımdan oluşuyor kitap. İlk kısımda toplumun analizini yapmış yazar. Sinekli Bakkal ve mahallesinde yaşayan insanların yaşam şartlarını, saray ve çevresinin yaşam tarzını geniş bir çevçeveden bakarak anlatmış. İkinci kısımda ise çerçeveyi daraltarak Rabia ve Pregrini'nin aşkını anlatmış yazar.

Kitaptaki karakter analizleri mükemmeldi. Her birini tanıyormuş hissine kapılıyorsunuz okurken. Kitabın dilini de çok beğendim. Can Yayınları kitabın orijinaline sadık kalmak için sözlük eklemişler. Sözlüğün kalabalık olması gözünüzü korkutmasın çoğu bilinen kelimeler. Daha küçük okuyuculara hitap edebilmek için bu kadar geniş tutulmuş sanırım. Hala okumadıysanız geç kalmayın derim.


Keyifli okumalar. :)
480 syf.
·10 günde·9/10
Çocukluğumu hatırlattı bana Sinekli Bakkal... Herkesin birbirini tanıdığı, sokaklarda çocuk sesi olan dönemi. Hiç sıkmayan, sıcacık bir hikayesi vardı. Hiçbir satır sıkmadı beni ve çok severek okudum. Yazarın kalemini, duyguları okuyucuya geçirme yeteneğini çok sevdim. Halide Edib Adıvar'ın okuduğum ilk eseri ve anlaşılan son olmayacak.

Eserin konusuna gelirsek; öncelikle hikayenin II. Abdülhamid döneminde geçtiğini belirtmek istiyorum. Mahallede "Kız Tevfik" olarak anılan halk sanatçısı ve Emine evlenmek ister fakat Emine'nin imam olan babası izin vermez. Çünkü ona göre orta oyunu oynamak günah... Emine ve Tevfik, Emine'nin babasının rızası olmadan evlenir. Kısa bir süre sonra anlaşamaz ve boşanırlar. Boşandıktan sonra Tevfik sürgün edilir, Emine de hamile olduğunu anlar. Emine ve Tevfik'in bir kızı olur, Rabia ismini verirler, tabii Tevfik kızından bihaber. Rabia'nın imam dedesi her şeyi günah, herkesi günahkar olarak düşünmektedir ve Rabia'nın çocukluğunda da baskı kurar. Kısa sürede hafız olan Rabia'nın bu yeteneğini, dedesi para kazanmak için kullanır ve kısa sürede bu yetenek dilden dile dolaşır. Rabia'nın eğitim süreci başlar ve hayatını değiştirecek insanlarla tanışır.

Yazar eserinde dönemin siyasetine, Doğu-Batı farklılıklarına, sanat, müzik, din gibi konulara fazlasıyla yer vermiş. Çok severek okudum, tavsiye ederim. Keyifli Okumalar...
296 syf.
Halide Edip Adıvar'ın Sinekli Bakkal'ı, çok iyi başlayan ama bir şeyler kanıtlamak kaygısının başladığı yerde başarısını yitiren bir roman. Olayların ilk yarıdaki doğal gelişimi, çatışmaların yarattığı gerilim ve dramatik sahneler ikinci yarıda silinip giderken yerini Rabia ile Peregrini arasındaki zorlama ve yapay ilişkinin gelişimine bırakınca roman hızını ve canlılığını kaybediyor.
Romanda Doğu ve Batı'nın birbirini reddeden kavramlar ve değerler topluluğu olmadığı ve bunların belirli noktalarda birleşebileceği esası üzerinde durulur. Genel olarak romandaki olaylar Sinekli Bakkal semti ile Selim Paşa'nın konağında geçer. Birbirinden ayrı ve o zamanlar çok uzak olması gereken iki sosyal tabakayı Rabia birbirine bağlar.İyi giden roman, bir yerden sonra roman kahramanlarından Rabia ve Peregrini'nin aşkına odaklanmakta. Ancak iyi işlenmemiş bu ilişki, bana göre, romanın en zayıf yönü. Yazarın amacı belli: Doğu'yu temsil eden Rabia'yı, Batı'yı temsil eden Peregrini ile evlendirerek bir Doğu-Batı sentezine ulaşmak. Ancak romanın sonlarında Peregrini'yi Müslüman yaparak bu işin kolay tarafını seçiyor. Peki Peregrini din değiştirecek kadar ne zaman sevdi Rabia'yı? Halbuki Rabia'nın çocukluğunu bilecek kadar ondan yaşlı. Peregrini ile Rabia'nın birbirlerini sevmelerini inandırıcı bulduğumuzu söyleyebilir miyiz? Soylu piyaniste Müslümanlığı ve bir mahalle yaşamını kabul ettirebilecek bu tutkuyu romanda gerçekten görebiliyor muyuz? Göremememizin bir nedeni Peregrini'nin iç dünyasının bize kapalı olması. Ona hep dışarıdan ve belli bir mesafeden bakıyoruz. Peki Rabia, kendisinden bir hayli büyük olan Peregrini'yi niçin seviyor? Bu adamda Rabia'nın buldukları nedir? Rabia'nın iç dünyasında da neler olup bittiğini bilmiyoruz. Halide Edip şunun farkında; Rabia ve Peregrini'nin evlenmesinin tek yolu, Peregrini'nin Müslüman olması. Bu yüzden en kolay yolu seçiyor. Halbuki bu durum, Peregrini'nin itici görünmesine sebep oluyor. Nasıl ki aşkı için Rabia'nın din değiştirmesini düşünemiyoruz, hoş bulmuyoruz; bence Peregrini'nin de aşk için inanmadığı değerleri benimsemeye çalışması rahatsız edici.
Kısacası güzel başlamış bir roman olmasına rağmen, Sinekli Bakkal, yazarın "çok şey anlatma" kaygısından dolayı aynı güzellikte devam edememiştir
480 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Savaş donemini en icten ve akici yorumuyla ele alan Altin Kadın Halide Edip feminen bir hanimefendi kimliği ile herkesi hayaran aktirmis bu kitapta haale esrafini cok net anlatmaktadır.
480 syf.
Siyasal, toplumsal, dinsel sorunları işleyen bir roman diyebiliriz. Fakir kenar mahalleler, zengin konaklar ve saray çevresi romanda yer alır. Kitap iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda devrimciler ile ilgili olayların gelişmesi ve devrimcilerin sürgüne gönderilmesi, ikinci kısımda ise Rabia ile Peregrini’nin ilişkisi ve evliliği yer almaktadır.

Ahmet Hamdi Tanpınar: “Kitabın asıl güzel ve büyük tarafı, yerli olması, bize ait şeylerle dolu olması ve cemiyet hayatımızın çok mühim dönüm yerinde, ondan kesilmiş bir nokta gibi canlı, belirgin ve türlü içten gelmeyenlerden uzak bir aynası olmasıdır” diyor.

Sinekli Bakkal Mahallesi gelenekleri ve insancıl değerleri sürdüren halk sınıfını, Zaptiye Nazırı Paşa’nın oğlu ve arkadaşları devrimci aydınları, saray çevresi ise yozlaşmış yönetici sınıfını temsil ediyor.
Yazar, devrimci görüşleri dile getirirken; “Devletimizin sıhhatini muvazenesini bozacak her kuvvetin kafasını ezeceğiz” düşüncesini Saray nasıl halkı eziyorsa, yerine gelmek isteyenler de aynı şeyi yapacaklar tezi ile devrimcilere sıcak bakmamakta, ayrıca devrimcileri Avrupa’ya hayran, doğu uygarlığını toptan reddeden kişiler olmaları ve ilerici her harekete dinin engel olduğunu inandıklarını göstererek onaylamamaktadır.

Yazar şiddete karşı görüşlerini, Hilmi karakteri aracılığıyla şöyle aktarmaktadır: “İçinde her zamandan ziyade şiddete, cebre, zulme, ıstırap veren her şeye karşı bir isyan, bir öfke duyuyordu. Şimdi bile bu çirkin şeyler – bir zulüm abidesi yıkmak için dahi kullanılsa- gene zararlı, gene nefret edilecek şeylerdi. Dünya ona çirkin bir boğuşma meydanı gibi geldi. Padişaha, hükümete isyan edenler, ihtilal yapmak isteyenler, hepsi aynı çirkin hamurdan yoğrulmuş insanlar ve teşekküllerdi, yalnız fert masum, yalnız fert zavallı ve bazen de iyi idi…”

Romanda yine belli kesimin alafranga hayranlığına da değinilmektedir. Avrupa’dan gelen her fikir yüzde yüz doğrudur anlayışıyla Fransız mürebbiyelerin elinde yetiştirilen, Türkçe okutmaya bile gerek duyulmayan kızlar, babaları gibi her şeye dudak bükerler.

Berna Moran “ Sinekli Bakkal iyi başlayan ama bir şeyler kanıtlamak kaygısının romancılık kaygısına üstün geldiği yerde başarısını yitiren romanlarımızdandır” demiştir.

Özetle romanın birinci kısmı ikinci kısmına göre çok daha iyiydi, birinci kısımda yaşananlar daha akıcı bir şekilde kitabın okunmasını sağlıyordu. Yazar o günün yaşananlarını okura aktarırken, ezilen halkı göstermiş, Saray tarafından yapışan yanlışları, devrimciler tarafından yapılan yanlışları özellikle şiddet içeren durumları, meşrutiyetten sonra makam ve mevki sahibi olan ahlaksız ye yeteneksiz kişilikleri gözler önüne sermiştir. İki tarafa karşı çıkarken çözümün adresini göstermemiş lakin tasavvuf yolu ile bireysel huzurun her şeyi çözebileceğini ifade etmiştir. (Bence)
İmkansız bir aşkın mücadelesi. Bazı şeyler nedensiz olabiliyor sonu nereye giderse gitsin. Bazen o nedensiz derinliklerin küçük bir anı için ömür bile verilir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sinekli bakkal
Baskı tarihi:
1984
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Atlas Kitabevi
Baskılar:
Sinekli Bakkal
Sinekli Bakkal
Sinekli Bakkal
Sinekli Bakkal
Sinekli bakkal
Köşenin başında durup bakarsanız; her pencerede kırmızı toprak saksılar ve kararmımş gaz sandıkları görürsünüz. Saksılarda al, beyaz, mor sardunya, küpe çiçeği, karanfil. Gaz sandıkları da öbek öbek yeşil fesleğen ile dolu. Ta köşede bir mor salkım çardağı, altında civarın en işlek çeşmesi vardır. Bütün bunların arkasında tiyatro dekorunu andıran beaz, uzun, ince minare.

Sürülü kafeslerin arkasında kocakarı başları dizili.

Kitabı okuyanlar 8,4bin okur

  • H. Zeynep
  • Sema Kandemir
  • Sinem gündüz şentürk
  • Gamze şahin
  • Melis Hizlimeric
  • Nejla
  • Ayşe
  • Dide Özkan
  • Ceren Tekin
  • Erkan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.7 (11)
9
%0.5 (7)
8
%0.9 (14)
7
%0.5 (8)
6
%0.3 (4)
5
%0.2 (3)
4
%0
3
%0.1 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları