Adı:
Sinekli Bakkal
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750721663
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Sinekli Bakkal
Sinekli Bakkal
Can Yayınları, büyük yazar, düşünür ve tarihsel kişiliği ile Türk kadınına önderlik etmiş eylem kadını Halide Edib Adıvar'ın bütün yapıtlarını yeniden, özenli bir biçimde yayınlamaya başlıyor. Adıvar'ın bugüne kadar defalarca basılmış, milyonlarca okur tarafından okunmuş ve güncelliğini hiç yitirmemiş romanı Sinekli Bakkal, Türk romanı içerisinde özel bir yere sahip. "Roman," dendiğinde aklımıza helen ilk kitaplardan biri olan bu yapıtı Selim İleri'nin yazdığı sonsöz eşliğinde sunuyoruz.

Defalarca basılmış, kuşaklardan kuşaklara ulaşabilmiş Sinekli Bakkal, II. Abdülhamid dönemini bir geçmiş zaman dekoru önünde yansıtarak, eskiden yeniye devralınması gereken kültür, sanat ve töre değerleri üzerinde durur. Bir anlamda, yazar ve eseri, tarihi süreklilik arayışı içerisindedirler.
Erkek;kırılgan,naif,kedi gibi koltuğunun altına giren kadından hoşlanır. Güçlü,ayaklarının üstüne basan kadın pek işine gelmez.Şu "Ağzını Kırdığımın" dünyasında,kendi gücünü kadının üstünde hissetmeye deli gibi ihtiyaç duyar.

Kadın dersen daha beter.Kadın güçlü kadından nefret eder ( Ama olmuyor feminist ablam.Ağzınıza küfür hiç yakışmıyor.)

Sonuç olarak da nur topu gibi global dünyamda kadın kahramanları ne kitaplarda ne de filmlerde görmekten pek de haz etmiyoruz.

Kitaptaki Rabia Ablamıza gelince keçi gibi inatçı,yaşadığı tüm zorluklara rağmen kimsenin karşısında eğilmeyen bir hafız.

Adıvar' ın sürgünde yazdığı bu kahramanının da akibeti pek farklı olmadı.Sevdiremedi kendini ama farklı nedenlerle.

Cumhuriyetçi bebeler, hafız ve kapalı olduğu için uzak durdu. ( Kızıyorsun ama öyle...)

Muhafazakar bebeler ise, erkeklerle bu kadar sıkı fıkı olmasını ve müziğe olan ilgisini beğenmedi.

Bakmayın siz hiç birine efenim.

Rabia iyi kız hem de çok kafa kız.

Cebren okutalım

Not: Amma Can yayınlarından çıkan 13.baskıyı okuyacaksanız işiniz zor.
Özüne sadık kalalım demişler. Pek iyi etmemişler.

Ortaya çıkan ne deve ne de kuş.

O kadar çok dipnotla bölünüyorsunuz ki kitabın tadını tam çıkaramıyorsunuz.

Tahammül edememek kelimesinin bile dipnotla sayfanın aşağısında açıklanmasına, tahammül edebilecek misiniz çok merak ediyorum.
Kitabı sonunda bitirebildim. Oradaki "sonunda" kelimesinin benim için birçok manası var. Çünkü kitabı hastalığımdan dolayı, arkadaşlarım ve geçirdiğim güzel zamanlardan dolayı tamamiyle iki buçuk haftada bitirdim. Siz de katılırsınız ki her yutkunduğunuzda boğazınıza binlerce iğne saplansa, yürürken kemiklerinizin üzerinde bir bıçak dolaştığını hissetseniz okurken zorlanırdınız. Velhasıl iki buçuk haftada bitirmemin faydaları da her zamanki gibi yorumladığım gibi içimde hissetmem. Sinekli Bakkal edebiyat dersinde töre romanı olarak öğrendiğim, almam gereken bir eser ve yorumlamam lazım gelen bir şaheserdi. Normalde Töre romanlarını televizyonda gördüklerimiz gibi kanlı manlı, doğu romanları gibi hayal etmiştim fakat öyle değilmiş. İnterneti gene bir kitap için kullandım. Her zaman da dediğim gibi; Bir kitap için üşenmeyip araştırma yapmak o kitabı çok sevdiğinizin ve o kitabın siz de önemli kalıntılar bıraktığının göstergesidir. Ayrıca Halide Edib kitaplarını denemek, en sevdiğim yazarlardan biri olan Ayşe Kulin'in "ustam" olarak tanımladığı bir yazarla tanışmak istiyordum. Yazarın kalemine de aşık oldum, cümlelerine de aşık oldum, üslubuna ve tecrübesine de aşık oldum. Bu denli mükemmel yazabilmek, bir sokağı, insanlarını, yaşanan olayları, dönen entrikaları bu şekilde aksettirebilmek anca bir ustanın işi olsa gerek. Dediğim gibi kitabı iki buçuk hafta da bitirdim ve hemen hemen hergün oturup bu kitap hakkında düşünme zamanım oldu. Rabiayı, kişiliğini, hal ve davranışlarını en uzun zamanda değerlendirme şansı da bulabildim. Hatta kitapla o kadar bütünleşmiştim ki bitirip arka kapağını kapattığımda bir boşluk hissi, yokluk hissi sardı bedenimi. O kadar alışmışım ki bir an tekrar başlayıp okumak istedim. Fakat bu kişiye yeni kitaplar, yeni deneyimler de lazım :) Konusuna gelecek olursak; Sinekli Bakkal aslında bir sokaktır. Burada yaşayan, herkes tarafından korkunç olarak tanımlanmış, cennetten çok cehhenemi ve gazabını anlatan, eğlenmenin haram olduğunu düşünen bir imam yaşar. Kızı Emine bir gün parasını tiyatroyla kazanan, işi sebebiyle kadın kılığına giren ve zaman zaman birçok insan tarafından böyle çağırılan, çocuk ruhlu bir adamla evlenir. Tevfik evlendikten sonra da çocuklarla çocuk olmaya devam etmiştir. Bu durum Emine'nin hoşuna gitmez. Bir süre sonra kapı dışarı olan Tevfik sürülür. O sürgündeyken bakarlar ki Emine hamile! Doğar çocuk. Rabia doğar. Akıllı kız, geleceğin billur seslisi, erkek gibi kızı, söz geçirilmeyen ve diğer kızlar gibi muamele yapılamayan nur topu gibi bir kız. Kız İmamın verdiği "eğlenmeyin, haramdır" öğütleriyle ve korkutucu vesveselerinle bir hayli dine sarmıştır ve sesinin billurluğu burada şekil bulur. 6 yaşında bile konaklara, mevlitlere Kur-an okumaya çağırılan bu kız herkesi sesinle bayıltır. Zaman geçer ve Rabia dönemin paşasının konağında Vehbi Dede gibi alim birinden ders almaya başlar. Sürekli konağa gidip ders alan ve onların ev işlerine yardım eden Rabia bakkalın içinde bir adam görür. Babasını anımsar. Onu tanımıyordur ama içten bir yerden gelen "bulma" duygusu tüm vücudunu sarmıştır. Bunun sonrasında babasınla tanışır ve yeni bir hayata atılır. Onunla yaşamaya başlar. Burada durmak istiyorum. Tüm kitabı anlatabilsem buraya okuması güç, yazması güç. Ayrıca çok da fazla kitabın olaylarını anlatmak istemiyorum. Sonra kitabın içine çeken yazımı mahvolur. Ayrıca buralarda -yorumlarda- okuduğuma göre kitapta doğu - batı çekişmesine yer verilmiş.Ben kitabın içinde sürekli Doğu-Batı tartışmasını aradım ama pek de bulamadım. Tamam elbet ki var ama ben bu konunun üzerinde çok durulduğunu sanmıştım çünkü yorumlar da hep doğu-batı çekişmesi görülüyor diye yazılmıştı. Sonraları bu karşılaştırma sahnelerini beynimde birleştirip sıraya koyduğumda anladım ne kadar fazla üzerinde durulduğunu. Buna ek olarak kitap, birçok konuyu ele alıyor. Aşktan tutun insan psikolojisine kadar. Bu yüzden töre romanı, aşk romanı,psikolojik roman gibi örneklerin hepsinde Sinekli Bakkalı önereceğim. Kitabın hikayesi 2.Abdülhamid zamanını ele alır. Bazı sayfalarda dönemin siyasal olayları da ele alınmıştır. Bu dönemde yeni yeni yapılmaya başlanan özentilikler bariz betimlenmiştir. Alıp okumanızı tavsiye ediyorum. Sonuna kadar da tavsiye ediyorum. Kitabın içinde bulunan ve anlaşılması güç eski kelimeleri pek de dert etmenize gerek yok çünkü yeni baskılar alt tarafında anlamlarıyla birlikte veriyor. Bazı yerlerde günümüzde kullanılan bir kelimeyi bile yazıyorlar ve bu da sıkıcı bir durum ama bir süre sonra okuya okuya kelimelerin anlamlarını öğreniyorsunuz ve alt tarafa bakma ihtiyacı duymuyorsunuz. Bu da insana öğrenmişliğin verdiği gururu tattırıyor. Ben çok yazdım. Malum uzunca zaman düşününce bir kitap hakkında böyle sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Ben kitabı pek bir sevdim. İyi okumalar...
II. Abdülhamit dönemi... Kitaba tam olarak tarihi bir roman diyemesemde tarihimizin en önemli ve güçlü kadın karakterlerinden biri olan Halide Edip Adıvar'ın kalemine tarihin kokusu sinmiş haliyle. Dönemin siyasi, kültürel, ekonomik, dini konularını mükemmel bir şekilde işlemiş yazar. Konusu daha çok doğu-batı sentezi etrafında şekillenmiş. İki kısımdan oluşuyor kitap. İlk kısımda toplumun analizini yapmış yazar. Sinekli Bakkal ve mahallesinde yaşayan insanların yaşam şartlarını, saray ve çevresinin yaşam tarzını geniş bir çevçeveden bakarak anlatmış. İkinci kısımda ise çerçeveyi daraltarak Rabia ve Pregrini'nin aşkını anlatmış yazar.

Kitaptaki karakter analizleri mükemmeldi. Her birini tanıyormuş hissine kapılıyorsunuz okurken. Kitabın dilini de çok beğendim. Can Yayınları kitabın orijinaline sadık kalmak için sözlük eklemişler. Sözlüğün kalabalık olması gözünüzü korkutmasın çoğu bilinen kelimeler. Daha küçük okuyuculara hitap edebilmek için bu kadar geniş tutulmuş sanırım. Hala okumadıysanız geç kalmayın derim.


Keyifli okumalar. :)
Çocukluğumu hatırlattı bana Sinekli Bakkal... Herkesin birbirini tanıdığı, sokaklarda çocuk sesi olan dönemi. Hiç sıkmayan, sıcacık bir hikayesi vardı. Hiçbir satır sıkmadı beni ve çok severek okudum. Yazarın kalemini, duyguları okuyucuya geçirme yeteneğini çok sevdim. Halide Edib Adıvar'ın okuduğum ilk eseri ve anlaşılan son olmayacak.

Eserin konusuna gelirsek; öncelikle hikayenin II. Abdülhamid döneminde geçtiğini belirtmek istiyorum. Mahallede "Kız Tevfik" olarak anılan halk sanatçısı ve Emine evlenmek ister fakat Emine'nin imam olan babası izin vermez. Çünkü ona göre orta oyunu oynamak günah... Emine ve Tevfik, Emine'nin babasının rızası olmadan evlenir. Kısa bir süre sonra anlaşamaz ve boşanırlar. Boşandıktan sonra Tevfik sürgün edilir, Emine de hamile olduğunu anlar. Emine ve Tevfik'in bir kızı olur, Rabia ismini verirler, tabii Tevfik kızından bihaber. Rabia'nın imam dedesi her şeyi günah, herkesi günahkar olarak düşünmektedir ve Rabia'nın çocukluğunda da baskı kurar. Kısa sürede hafız olan Rabia'nın bu yeteneğini, dedesi para kazanmak için kullanır ve kısa sürede bu yetenek dilden dile dolaşır. Rabia'nın eğitim süreci başlar ve hayatını değiştirecek insanlarla tanışır.

Yazar eserinde dönemin siyasetine, Doğu-Batı farklılıklarına, sanat, müzik, din gibi konulara fazlasıyla yer vermiş. Çok severek okudum, tavsiye ederim. Keyifli Okumalar...
Defalarca basılmış kuşaklardan kuşaklara ulaşmış 2.abdülhamid dönemini bir geçmiş zaman dekoru önünde yansıtarak eskiden yeniye devralınması gereken kültür sanat töre değerler üzerinde durur.geç kalınmadan okunası bir sanat eseridir....
Siyasal, toplumsal, dinsel sorunları işleyen bir roman diyebiliriz. Fakir kenar mahalleler, zengin konaklar ve saray çevresi romanda yer alır. Kitap iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda devrimciler ile ilgili olayların gelişmesi ve devrimcilerin sürgüne gönderilmesi, ikinci kısımda ise Rabia ile Peregrini’nin ilişkisi ve evliliği yer almaktadır.

Ahmet Hamdi Tanpınar: “Kitabın asıl güzel ve büyük tarafı, yerli olması, bize ait şeylerle dolu olması ve cemiyet hayatımızın çok mühim dönüm yerinde, ondan kesilmiş bir nokta gibi canlı, belirgin ve türlü içten gelmeyenlerden uzak bir aynası olmasıdır” diyor.

Sinekli Bakkal Mahallesi gelenekleri ve insancıl değerleri sürdüren halk sınıfını, Zaptiye Nazırı Paşa’nın oğlu ve arkadaşları devrimci aydınları, saray çevresi ise yozlaşmış yönetici sınıfını temsil ediyor.
Yazar, devrimci görüşleri dile getirirken; “Devletimizin sıhhatini muvazenesini bozacak her kuvvetin kafasını ezeceğiz” düşüncesini Saray nasıl halkı eziyorsa, yerine gelmek isteyenler de aynı şeyi yapacaklar tezi ile devrimcilere sıcak bakmamakta, ayrıca devrimcileri Avrupa’ya hayran, doğu uygarlığını toptan reddeden kişiler olmaları ve ilerici her harekete dinin engel olduğunu inandıklarını göstererek onaylamamaktadır.

Yazar şiddete karşı görüşlerini, Hilmi karakteri aracılığıyla şöyle aktarmaktadır: “İçinde her zamandan ziyade şiddete, cebre, zulme, ıstırap veren her şeye karşı bir isyan, bir öfke duyuyordu. Şimdi bile bu çirkin şeyler – bir zulüm abidesi yıkmak için dahi kullanılsa- gene zararlı, gene nefret edilecek şeylerdi. Dünya ona çirkin bir boğuşma meydanı gibi geldi. Padişaha, hükümete isyan edenler, ihtilal yapmak isteyenler, hepsi aynı çirkin hamurdan yoğrulmuş insanlar ve teşekküllerdi, yalnız fert masum, yalnız fert zavallı ve bazen de iyi idi…”

Romanda yine belli kesimin alafranga hayranlığına da değinilmektedir. Avrupa’dan gelen her fikir yüzde yüz doğrudur anlayışıyla Fransız mürebbiyelerin elinde yetiştirilen, Türkçe okutmaya bile gerek duyulmayan kızlar, babaları gibi her şeye dudak bükerler.

Berna Moran “ Sinekli Bakkal iyi başlayan ama bir şeyler kanıtlamak kaygısının romancılık kaygısına üstün geldiği yerde başarısını yitiren romanlarımızdandır” demiştir.

Özetle romanın birinci kısmı ikinci kısmına göre çok daha iyiydi, birinci kısımda yaşananlar daha akıcı bir şekilde kitabın okunmasını sağlıyordu. Yazar o günün yaşananlarını okura aktarırken, ezilen halkı göstermiş, Saray tarafından yapışan yanlışları, devrimciler tarafından yapılan yanlışları özellikle şiddet içeren durumları, meşrutiyetten sonra makam ve mevki sahibi olan ahlaksız ye yeteneksiz kişilikleri gözler önüne sermiştir. İki tarafa karşı çıkarken çözümün adresini göstermemiş lakin tasavvuf yolu ile bireysel huzurun her şeyi çözebileceğini ifade etmiştir. (Bence)
Benliğe kök salan gönül bağlarını kim tarif edebilir?

Halide Edip Adivar'ı tanıdım bu kitabı ile. Tam bir kadıncı ve bence tarif edilemez bir güç var anlatımın da. Sanki roman yazmıyor da kadın haklarının temellerini atıyor.
Yine lise yıllarımda okuduğum, Türk edebiyatının klasikleri arasında yer alan bir kitap. Bana göre Halide Edip Adıvar'ın en güzel kitabı. Severek okuduğum bir kitaptı.
Savaş donemini en icten ve akici yorumuyla ele alan Altin Kadın Halide Edip feminen bir hanimefendi kimliği ile herkesi hayaran aktirmis bu kitapta haale esrafini cok net anlatmaktadır.
Yeni Türk Cumhuriyeti' nin en önemli kadın yazarlarından birisi olan Halide Edip Adıvar'ın bu kitabı benim çok hoşuma gitti. Çok sürükleyici ve güzel bir kitap herkese öneririm.
Bence Sinekli Bakkal bugün dahi Türk kadınına örnek teşkil edilebilecek bir şaheserdir.Bu kitap sadece Türk kadını için değil erkeği için de bir rehberdir,bunun için herkesin bu kitabı okumasını şiddetle tavsiye ediyorum.
Halide Edip Adıvar'ın bütün kitaplarını okuyamadım ama en güzel kitabı bu bence.Zaten Türk klasiklerinin arasına girmiş ve bunu hakketmiş.Bence bu kitap.kitap sevenlerin okuması ve kitaplığında bulundurmasını gereken bir kitap.
Bir kere annem beni dünyaya getirdi, bir kere de sen, bambaşka bir dünyaya beni getiriyorsun Rabia.
Halide Edib Adıvar
Sayfa 326 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sinekli Bakkal
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750721663
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Sinekli Bakkal
Sinekli Bakkal
Can Yayınları, büyük yazar, düşünür ve tarihsel kişiliği ile Türk kadınına önderlik etmiş eylem kadını Halide Edib Adıvar'ın bütün yapıtlarını yeniden, özenli bir biçimde yayınlamaya başlıyor. Adıvar'ın bugüne kadar defalarca basılmış, milyonlarca okur tarafından okunmuş ve güncelliğini hiç yitirmemiş romanı Sinekli Bakkal, Türk romanı içerisinde özel bir yere sahip. "Roman," dendiğinde aklımıza helen ilk kitaplardan biri olan bu yapıtı Selim İleri'nin yazdığı sonsöz eşliğinde sunuyoruz.

Defalarca basılmış, kuşaklardan kuşaklara ulaşabilmiş Sinekli Bakkal, II. Abdülhamid dönemini bir geçmiş zaman dekoru önünde yansıtarak, eskiden yeniye devralınması gereken kültür, sanat ve töre değerleri üzerinde durur. Bir anlamda, yazar ve eseri, tarihi süreklilik arayışı içerisindedirler.

Kitabı okuyanlar 3.178 okur

  • Cursum Perficio
  • Sena Suoğlu
  • Yasemin
  • Erdal Bakkal'ın Çırağı
  • Güllü Demirbag
  • derya deniz
  • Gamze Aktaş
  • Tuğba Nural
  • Jiyan Tunç
  • Yağmur Yıldız

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.4
14-17 Yaş
%5.7
18-24 Yaş
%19.6
25-34 Yaş
%31.3
35-44 Yaş
%23.4
45-54 Yaş
%10.3
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%77.5
Erkek
%22.5

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.2 (136)
9
%18.5 (104)
8
%25 (141)
7
%14.9 (84)
6
%8 (45)
5
%4.6 (26)
4
%1.8 (10)
3
%1.1 (6)
2
%0
1
%0.9 (5)

Kitabın sıralamaları