Sinema İçin Bunca Acıya Değer Mi?

·
Okunma
·
Beğeni
·
212
Gösterim
Adı:
Sinema İçin Bunca Acıya Değer Mi?
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
243
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059125819
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Küre Yayınları
Ahmet Uluçay, ağırlıklı olarak dört yıllık (2000-2004) bir dönemi içeren ve ilk kez yayımlanan elinizdeki güncesinde hayatının her anını kaydetmiş, öncelikle bir rüya defteri titizliğiyle kaydettiği düşlerini… Ve yakarışlarını; çektiği acıların, fakirliğin, sonu gelmez sıkıntıların bir film karesi gibi renklendiği dualarını…
Yoksunluğuna onunla birlikte katlanan ailesi içerdeki satırların ilk kahramanları… Sonra, köyündeki düğünler, cenazeler, bayramlar vd… Onu yalnızlığa terkeden Türkiye sineması da var güncede, “köyü”nden takip ettiği dünya sineması da… Edebiyat güncede özel bir yere sahip, öncelikle masallar ve hikâyeler, sonra romanlar… Ve tabii ki Uluçay’ın yaramaz çocuğu, sineması… Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’ın nasıl büyük sıkıntılar ve acılardan sonra hayat bulduğunu bu satırlarda bulacaksınız, Bozkırda Deniz Kabuğu ve Kuzey Masalı’nın acılarını da…
“Mutlak olarak iyi olan bir insan delirir. Çünkü ait olmadığı, kendisinin bir parçası olmayan bir ortamda yaşamayı beceremez.” (Kurosawa) Müthiş bir tespit. Ben mutlak olarak iyi bir insan mıyım? Hayır. Ama iyi bir insan olmaya çalıştığım kesin. Protest bir duyguyla zaman zaman içimdeki kötülüğü eşelemeye çalıştığım, kötülüğü hayatımın merkezine koymayı düşündüğüm de oldu ama insan doğasını değiştiremiyor. İçim uzun süre kirli kalamıyor.
243 syf.
·Puan vermedi
Merhaba...Devrik cümlelerime hazır olunuzzzzzz

Ahmet Uluçay ve filmleriyle;deli gibi yönetmenleri araştırdığım 2015 yazında tanıştım."Karpuz kabuğundan gemiler yapmak" filmi ile dünyaya kendini tanıttı ama bizim ülke kendisini pek tanıyamadı sanki..Ruhu şad olsun..Uluçay'ın ilk uzun metrajlı filmi için uğraştığı 2000-2004 yılları arasında tuttuğu günce kitap hâline getirilmiş.En nihayetinde sinema ve tiyatro üzerine bir günce olduğu için herkes okusun mutlaka denilir mi?.. Denilmez...Çoğu kitap için bunu diyemem heralde..İlgisi olan okusun ya da okumak isteyen okusun denilebilir.Kitabı 4-5 ay önce okudum.Bugün filmiyle karşılaşınca pek  bilinmeyen yönetmenimizin pek bilinmeyen kitabı ve kendisi hakkında bi şeyler yazmak istedim.
.......
----Incelemede hatıra arası---
Bu kitabı okurken ilkokul yıllarında yazdığım şiirler aklıma gelmişti.O nadide anılarım incelemenin bi parçası olmalı mı bilmiyorum ama olsundu:))İlkokulda Özel gün ve haftalarda şiir kompozisyon ve resim yarışmaları oluyordu; hala oluyordur büyük ihtimalle:))Bizim okulda hiç bi òzel gün yarışmasız geçmezdi..
İki yıl boyunca çılgınlar gibi her özel gün ve hafta da (Izcilikten tutunda Sivil savunma haftasına kadar)şiir yazdım.Fakat bi kere bile sıralamaya giremedim.Yıldım mı yılmadım.Herkes böyle bi hikayenin sonunu kafasından "bir gün başardı" diye yorumlar otomatik olarak ..Çünkü her inanan başarır dimi.Sizi hayal kırıklığına uğratmıyayim:ben de başardım bi gün;Kızılay haftasında birinci oldum ama ne 2. Var ortada ne de 3. var..Bu durum beni biraz tedirgin etti,gittim sordum ilgili öğretmene.Bana verdiği cevap: "yarışmaya bir tek sen katılmışsın"oldu.İşte o gün anladım ki benim şiirlerim herkes tarafından anlaşılmıyor..Ben kafamın estiğini yazıyorum hocalar hece veznine bakıyor, ben engelliler gününde kendimde olan engelleri yazıyorum başkaları engellilere olan merhametini vs vs..Dedim ki "Ceyd birinci olmak için ya da belli bi anlaşılma beklentisiyle yazdığın müddetçe başarılı olamazsın yazmak istedıgin için yaz..Özel gün ve haftalara yazma..kendine yaz sevgili günlüğüne yaz ..:))"ve bıraktım özel gün ve haftalara şiir yazmayı..hatta şiir yazmayı bıraktım ve hikayelere başladım..O gün o yarışmaya niye kimse katılmadı o da ayrı bi incelemenin mevzusu;))

-------Hatıra sonu--------
.....
Sonuç olarak Ahmet Uluçay inandığı şey uğrunda sadece yıllarını değil bütün hayatını vermiş ve sonunda bir şeyleri başarmış; sevinmiş, bir şeylere üzülmüş..Buruk sevinçler tatmış..İnandım başardım oldu bitti dememiş güncesinde..Gerçek hayattan kesitler ile ulaştığı hedefin acılarını yazmış.Hedef ya da inandığı şey demek doğru olmaz heralde.Çünkü sinema onun için  bir ihtiyaçtı..
Hakkında yazılan bi yazıda şöyle yazıyordu: "Ahmet Uluçay, okumamış bir Tarkovsky’dir."

Son olarak Ahmet Uluçay'dan bi kaç alıntı ile incelememe son vereyim:

"Yaşadığım yoksulluk utanç verici. Ayşe’den, çocuklardan ve bütün köyden utanıyorum. Bu yaşam katlanılır değil. Bu yaşam, insanı her aşamada rencide ediyor. Onca beceriksiz ve sümüklü insan, çoluk çocuğuyla hovardaca bir lüks içinde yaşıyor. Bu düzeni asla affetmeyeceğim. Bu ülkede, bu koşullarda yaşamak ağrıma gidiyor."

“Sinema, işte bu insanlarla dolu. Üretmeyen, üretemeyen, yalnızca üten, tek yeteneği bu olan… Yalnızca sinema mı, tüm ülke, kıllarının arasında bit, pire ve kene barındıran köpek sırtı gibi. Bu ülke yalnızca parazitler için mümbit, üretenler içinse yer demir gök bakır.”

“Tarkovsky’nin İtalyası, İsveç’i vardı dedim İdris’e, benim kimim var?”

“Bej renkli pantolonumun fermuarı bozuldu. Yolculukta en korktuğum şeydir bu… Ceketimi çıkarıp sürekli kucağımda tutup durdum, bozuk fermuarım görünmesin diye.”

“Nuri Bilge benim hep şikayet ettiğimi söylüyor. Benim bir günlük yaşamımı öğleye kadar götürebilecek mi bakalım?”

“Havalar olabildiğine soğudu. Artık kollarımı yorganın dışında tutamadığım için kitap da okuyamıyorum. Kendimi bildim bileli şöyle sıcacık odalarda yaşayamadım. Pencerelere ihmal etmeyip naylon raptiyelemeliyim. Oda çift cam takılı gibi sıcacık oluyormuş.”
         .......
“Lumiere Kardeşler sinemayı keşfetmeseydi mutlaka bizim köyde keşfedilirdi.”(Bir Röportajdan alıntı)
243 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Genelde okuduktan sonra film, belgesel vs izlerdim lakin Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’ı izledikten sonra Ahmet Uluçay’ın güncesi olduğunu öğrendim okumalı/okunmalı. Bu ülkede dert sahibi hangi sine varsa okunmalı, meraklısı için kitap adı: “Sinema İçin Bunca Acıya Değer Mi?”
Allah'ım ben senin istediğin gibi olmak istiyorum. Hiç kimse benden incinmesin, hiç kimse benden zarar görmesin, hiçbir kalp benim elimle, dilimle kırılmasın.
Ekonomik krizden önce bir haysiyet krizi, insanlık krizi yaşadığımızın kimse farkında değil. Utanıyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sinema İçin Bunca Acıya Değer Mi?
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
243
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059125819
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Küre Yayınları
Ahmet Uluçay, ağırlıklı olarak dört yıllık (2000-2004) bir dönemi içeren ve ilk kez yayımlanan elinizdeki güncesinde hayatının her anını kaydetmiş, öncelikle bir rüya defteri titizliğiyle kaydettiği düşlerini… Ve yakarışlarını; çektiği acıların, fakirliğin, sonu gelmez sıkıntıların bir film karesi gibi renklendiği dualarını…
Yoksunluğuna onunla birlikte katlanan ailesi içerdeki satırların ilk kahramanları… Sonra, köyündeki düğünler, cenazeler, bayramlar vd… Onu yalnızlığa terkeden Türkiye sineması da var güncede, “köyü”nden takip ettiği dünya sineması da… Edebiyat güncede özel bir yere sahip, öncelikle masallar ve hikâyeler, sonra romanlar… Ve tabii ki Uluçay’ın yaramaz çocuğu, sineması… Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’ın nasıl büyük sıkıntılar ve acılardan sonra hayat bulduğunu bu satırlarda bulacaksınız, Bozkırda Deniz Kabuğu ve Kuzey Masalı’nın acılarını da…
“Mutlak olarak iyi olan bir insan delirir. Çünkü ait olmadığı, kendisinin bir parçası olmayan bir ortamda yaşamayı beceremez.” (Kurosawa) Müthiş bir tespit. Ben mutlak olarak iyi bir insan mıyım? Hayır. Ama iyi bir insan olmaya çalıştığım kesin. Protest bir duyguyla zaman zaman içimdeki kötülüğü eşelemeye çalıştığım, kötülüğü hayatımın merkezine koymayı düşündüğüm de oldu ama insan doğasını değiştiremiyor. İçim uzun süre kirli kalamıyor.

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • Kübra
  • Mustafa Erdi ATILGAN
  • Büyük Kara Balık
  • Ceyda
  • Dilemma ⠀ོ
  • İbrahim Çakmak
  • ruzi
  • Kadir
  • e
  • Mehmet Akif

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%75 (3)
9
%25 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0