Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında

7,5/10  (68 Oy) · 
168 okunma  · 
36 beğeni  · 
1.302 gösterim
Tokyo’nun varlıklı bir mahallesinde, sıradan ve sorunsuz gibi gözüken bir hayat süren Hajime, orta yaşlara geldiğinde yaşamını sorgulamaya başlar. Hayatı boyunca sahip olduklarından daha fazlasını istememiştir. Savaş sonrası yıllarda şansı yüzüne gülmüş, iyi bir evlilik yapmış ve iki kız çocuk sahibi olmuştur. Şehirde iki caz kulübünün sahibi olarak kıskanılacak bir kariyeri vardır. Yine de, hayatı ve kariyeriyle ilgili, rahatsız edici, sinsi bir yetersizlik duygusuna kapılmaktan kendini alamaz. İlk gençliğinde âşık olduğu, akıllı, ancak tuhaf bir yalnızlık duygusu uyandıran güzel Şimamoto’nun anısı, kalbini gölgelemektedir.
Yağmurlu bir gecede, eskisinden çok daha güzel ve etkileyici görünen Şimamoto’nun tekrar karşısına çıkmasıyla, hayatı çok daha karmaşık bir hale gelir.

“İnsanın, kaderi ve maddi dünya arasındaki gelgitlerini anlatan ve okuru kıskıvrak yakalayan bir eser. Akıllardan çıkmayacak.”
The New York Observer
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2012
  • Sayfa Sayısı:
    188
  • ISBN:
    9786051117218
  • Orijinal Adı:
    Kokkyô No Minami, Taiyô No Nişi
  • Çeviri:
    Pınar Polat
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Rogojin 
18 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Murakami'nin bu kitabını okuduktan sonra, artık Renksiz Tsukuru Tazaki'nin Hac Yılları adlı kitabından ve Tazaki'den özür dileyerek en sevdiğim Murakami kitabı sıralamasında bir numaraya Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında adlı bu eserini koyuyorum. Çok beğenerek okudum, etkilendim, ve Murakami üslûbunu neden sevdiğim bir kez daha anladım; çünkü, yazar akıp giden edebiyatından karakterler çıkarabiliyor, bizi karakterlerinin psikolojisine dahil edebiliyor, bizi onlara inandırabiliyor ve hayatlarını anlatan bir kaç yüz sayfalık bir kitapta onları gerçek anlamda umursuyoruz. Bir karakter yaratamadıkça iyi edebiyatçı olunabiliyor mu? Bence olunamıyor. İşte Murakami bu anlamda çok iyi...öte yandan, belki az önce söylediklerimle çelişecek gibi gelecek ama, aslında bu kitapta hikâyesini okuduğumuz Hacime, Tsukuru Tazaki'ye ve Sputnik Sevgilim'deki ana karaktere ve hatta Yaban Koyununun İzinde kitabındaki ana karaktere benziyor, bunu söylemem lâzım. Birbirlerini andıran bu karakterlerle belki de Murakami aynı kişinin paralel evrenlerdeki hikâyelerini mi anlatıyor diye düşündüm, sonra bunun sebebinin kitabı bitirirken fazla şokella yemekten olabileceğine ikna oldum.

Aşk, bu kadar güçlü birşey olabilir mi? Ama gerçekten? Bir edebiyatçının hayâl gücü ve kelimeleri değil de, gerçekten yaşayan, yaşanan böyle güçlü, ama hem de yıkıcı duygular olabilir mi? Bana çok gerçek geldi Hacime'nin duyguları. Kitabın son satırlarında gözleri kapalı, avuçları yüzünü kapatmış Hacime denize yağan yağmuru düşlerken ve duyarken onların sesini, ben de bir eylül gecesi ve hem de sabaha dek, saatlerce, deniz karşısında, bir küçük palmiyenin altında oturmuş, birinin dilini içki çözmüş iki insan düşündüm. Biri anlatırken diğeri dinliyordu, biri içini dökerken diğeri susuyordu. Sorsan, onlar iki arkadaştı, aynen Hacime ile Şimamoto gibi, ama aslında değillerdi. Şimdi? "bir serap oldu hayâlin". Ama hayâl etmek, ne güzeldi, ne güzeldi... sen şimdi bir hikâyeye döndün, okuyorum çünkü, palmiye ağacının altında, melahat gülses çalarken bir yandan, sanki bir gerçek yazarın kalemi anlatır gibi hikâyeyi, seninle değil de artık ağaçla dertleşir gibi, okuyorum ve etkilenmeden edemiyorum. Böyle şeyler gerçek olabilir mi? Yoksa, aslında sadece edebiyatçılar hayâl kuruyor ve kalemleriyle zihinlerimize gerçekte olamayacak duygulardan, hislerden resimler mi çiziyorlar?

İster gerçek, ister hayâl; Murakami'nin en sevdiğim eserini, gururla takdim ederim.

Selin Ceylan 
17 Oca 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Uzun zamandır araştırdığım ve okumak istediğim bir yazardı. Sonunda bu kitapla başlamaya karar verdim. Bir arkadaşın yorumu ile kitabın sonu bütün cevapları vermeyecek, çat diye bitecek önyargısı ile okudum. Normalde sonunu okuyucuya bırakan kitapları sevmem çünkü ama yazarı çok beğendim. Farkı bir yazarı, konuyu, tarzı okumak çok iyi geldi. Okurken keyif aldım :)
Kitaba gelirsek, aslında pek çok kişinin hayatındaki gel-gitler anlatılmış, öyle yapmasaydım da böyle yapsaydım düşünceleri, karşılaşmalar, hayatımızdan çıkardığımız insanların aslında tam olarak hayatımızdan çıkmayışı ve aklımızın sürekli bir kenarında bulunması.. Ben kendimden pek çok şey buldum kitapta. Hayatta da her soru cevaplanmıyor, her nedeni anlayamıyoruz maalesef. Bu bakış açısıyla kitabı çok beğendim. Tabii ki keşke tüm soruların cevabını öğrenebilseydik.. Belki de yazar 2. bir kitapla bütün cevapları açıklar, kim bilir..
Çok uzattım biliyorum, çünkü etkileyici bir kitap. Herkese iyi okumalar dilerim :)

-- Az spoiler içerebilir --
Yazarın okuduğum ilk kitabı oldu. Evet, şu an kitabı tanımlamakta güçlük çektiğimi farkediyorum.
Kesin olan şu ki yazım tarzı farklı.

Hikaye, kahramanın çocukluğundan itibaren hayatındaki önemli ayrıntıların, bir günlükten alınmış hissi verecek şekilde, yazar tarafından işlenmesiyle oluşmuş.

Bir şeyler oluyor, hikaye bir yerlere gidecek diye hissettiriyor, fakat hikaye oraya gitmiyor. Başka bir şeyler oluyor, hah tamam, hikaye o zaman şuraya doğru gidiyor diyorsunuz, fakat hikaye oraya da gitmiyor.
İlginçtir, hikaye bir türlü bir yere gitmiyor. Bir çeşit orta sahada top çevirme gibi.
Ara sıra hikaye tümden tıkanıyor gibi oluyor, sıkmaya başlıyor, bir bakıyorsunuz karşınızda bir sevişme sahnesi.
Neyse biraz daha okuyorsunuz, arada erotik ifadelerin katkılarıyla sürüklenen hikaye yine bir yere varmıyor, hop bir başka sevişme sahnesi.
Ve en nihayettinde bir bakıyorsunuz hikaye bitmiş.

Haruki abim gel bir sarılalım, iyi bak kendine, diyorsunuz.
O da size tamam yine görüşelim ama, diyor, ayrılıyorsunuz

Başarılı tarafları: Çocukluk aşk(lar)ına duyulan tutku güzel işlenmiş.
Yer yer hayat deneyimleri ile ilgili yerinde çıkarımlar dikkat çekiyor.
Ayrıca farklı bir yazar ve tarz okumak da güzel oldu.

gökçe türkkan 
18 Nis 14:26 · Kitabı okudu · 4 günde · 7/10 puan

Haruki Murakami'nin ilk okuduğum kitabı oldu. Yazarın şöhretini sanırım bilmeyen yoktur. Bu kitap benim için avantaj mı oldu dezavantajmı karar veremedim açıkçası. Çünkü başlarından itibaren ortalarına kadar büyük bir merakla okuduğum kitap, sonlarına doğru tadını yitirdi biraz.
Hacime'nin çocukluk ve ergenlik dönemleri yetişkinliğine nazaran daha keyifliydi. Çocukluk aşkı ve bir türlü açılamadığı Şimamoto ise yetişkinliğinde iyiydi. Söze dökülmeyen ama yıllarca süren bir aşk var, terkedilen sevgilinin hüznü var, evlilik ve iki çocuk var..
Yazar erotizmi de biraz fazla detaylandırmış bundan belki de tadı kaçtı biraz. Yani duygular o kadar dile getirilmiyor mesela! Neyse, yoruma dönersek, kötü bir kitap değil ama benim 'işte bu' diyeceğim bir eser olmadı. Tabii yine de okuma zevkinize güvenip, kendi yorumunuza güvenebilirsiniz.

siyal 
28 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 6/10 puan

Murakami kitaplarının arasında en iyisi diyemem. Kurgu ve olay örgüsü idare eder. Kediler yok. Sadece gizemli bir kadın var. Onunda gizemi çözülemiyor bir türlü. Fakat yine aynı şeyden muzdaribim. Murakami abimiz orta yaş bunalımında felan sanırım. Yine bol bol seks. Mideniz kalkmadan zor okuyorsunuz bazı kısımları. Sanırım okuduğum son Murakami kitabı olacak...Ama takılmıyorsanız böyle şeylere okuyabilirsiniz... Fazla bir şey beklemeyin ama...

Mehmet Hakan Ersoy 
 08 May 14:15 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bu kitabın şarkısı :)
https://www.youtube.com/...ZfknNOAoOhwuu36VC9Zl
Hiç sıkılmadan okuyacağınız,fakat altını çizmek için bir şeyler aradığınızda fazla bir şey bulamayacağınız bir kitap.Fakat bu sizi aldatmasın.Bu yazdığım kitabın boş bir kitap olduğunu ifade etmiyor.Akıcı bir dille yazılmış bir aşk kitabı.Romanın baş erkek karakteri Hacime ailesinin tek çocuğudur.Bulunduğu toplumda tek çocukların, hep şımarık yetiştirilmiş,istediği her şeyi elde etmiş çocuklar olarak algılanması Hacime’yi hep rahatsız etmiştir.Romanda Hacime “Tek çocuk deyişinden nefret ediyordum. Onu her duyduğumda, bir şeylerimin eksik olduğunu hissediyordum tam bir insan değilmişim gibi. Tek çocuk deyişi orada öylece durmuş, suçlayan parmağıyla beni işaret ediyordu. Bana “Eksik bir şeyler var dostum” diyordu.” olarak kendini ifade etmekte.Bu nedenle yine bir tek çocuk olan Şimamato ile bir 12 yaş aşkı yaşamaya başladılar fakat zorunlu olarak birbirlerinden kopmaları ile olaylar gelişmekte.Fakat Şimamato ile yaşadığı 12 yaş aşkı hiçbir zaman Hacime’nin aklından çıkmamıştır…..

SEMRA AKÇAY DÜZENLİ 
 06 Nis 12:15 · Kitabı okudu · 4 günde · 7/10 puan

Bu yazarın okuduğum ilk kitabı. Yazar konusunda biraz takıntılı olmam sebebi ile yabancısı olduğum yazarların kitaplarını okumakta imtina ediyorum. Kitaba konu olan esas oğlanın da benim gibi kitap konusunda takıntılı olduğunu ifade eden satırlar bu sebepten ötürü beni güldürdü. Konusu itibari ile eski türk filmlerini hatırlatmış olmakla birlikte kararsızlık, aşırı bağlanma ve tutkular üzerine iyi betimler var kitapta. Çok hızlı ilerliyor, hemen bitirmek istiyorsunuz. Kitap alırken arka kapak okumayan bir okur olarak kitap hakkında çok fazla detaya girmek istemiyorum, hatta bu kitap ile ilgili inceleme yapılmış ise biraz sonra okuyacağım, arka kapaktan daha fazla ipucu veriliyor bazı incelemelerde :) . Diğer okurlar tarafından benim görmediğim neler görülmüş, benim dikkatime yakalanmayan hangi noktalar tespit edilmiş bakayım. Tavsiye ediyorum ama şiddetle değil.

ⓑⓔⓢⓣⓔ 
 27 Nis 22:04 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · Puan vermedi

"...Yağmur yağar ve çiçekler açar. Yağmur yoksa kururlar. Kertenkeleler böcekleri yer, kuşlar da kertenkeleleri. Ama sonunda hepsi ölür. Ölürler ve toprağa karışırlar. Bir nesil yok olur diğeri devralır. Düzen böyledir. Bir sürü farklı yaşam şekilleri. Ve farklı ölüm şekilleri. Nihayetinde hiçbir şeyi değiştiremezler. Geriye sadece bir çöl kalır."

Bi Avukat Bi Psikolog 
 08 May 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · 10/10 puan

Harukimi yine mükemmel bir eser ortaya çıkarmış.Hiç sıkılmadan çok kısa sürede bitirdiğim bir kitap oldu.Yorumlarim için blogumuza bekleriz efendim ☺http://kitabiminbirsayfasi.blogspot.com.tr/...batsnda-her.html?m=1

niluferinkitapligi 
 28 Oca 16:53 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Çookk uzun zamandır okumak istediğim bir yazardı Japon yazar Murakami.Genelde kitap eleştirilerinden çok etkilendiğimi söyleyemem ama;okuduğum eleştirilerde kitaplarını ya göğe çıkarma ya tümden dibe batırma,ya yazarı çok sevme ya tereddütsüz nefret etme uçlarını görünce,uçların kalemini tanımak istedim.
Murakami hakkında söylenenlerin hangi ucundayım bilmiyorum ama,üslubunu çok sevdim.Konu aslında beni cezbeden türdendi,okurken de hiç sıkılmadım,hatta bitmesin istedim evet.Ama son sayfayı kapattığımda,tümü paslaşmalarla bitirilmiş golsüz bir maçın heyecanlı seyircisi gibi hissettim kendimi.Hatta orta sahanın dışına hiç çıkılmamış bir maçın.Karakterler çok iyi,kalem çok iyi,hikaye çok iyi;bir sürü cevapsız soruyla kalakalmak ve eee sonra bakışıyla son sayfayı kapatmak kötü bir histi.
Kısaca konudan bahsetmem gerekirse;37 yaşında bir erkek olan Hacime'nin 12 yaşından sonraki 25 yıldaki yolunu,iz sürmelerini,izini kaybettiği anları ve tüm sorgulamalarını anlatıyor hayatına dair.Genç bir adamın geçmişteki ukdeleri,keşkeleri,yara aldığı ve yaraladığı seçimleri yine kendi gözünden sorgulanıyor.Aşkın;erdemini hayatı düzene sokmaktan mı,yoksa doğrudan hayatı alabora eden aşktan mı aldığı üzerine bolca kafa yoruluyor.Ki bence cevabı çok net.
Murakami okumaya devam eder miyim?Evet.
"Senin içinde büyüdüğün çimento artık sertleşti.Bu nedenle şu anki sen,başka biri olamazsın..."
(Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında/sf:18)

2 /

Kitaptan 44 Alıntı

"O zamanlar bilmiyordum. Birini tekrar düzelemeyecek kadar kötü kırabileceğimi. İnsan, sadece var olarak diğer bir insanda dönüşü olmayan yaralar açabiliyordu..."

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 28)Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 28)

"Kırılıp incinmektense beraber geçirdiğimiz zamanın anılarıyla yaşamaya devam etmenin daha iyi olacağını düşündüm."

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki MurakamiSınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami
Selin Ceylan 
17 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Asıl acı olan şey, geri dönemeyeceğimiz gerçeği. Bir kez ilerlemeye başladın mı, ne yaparsan yap gittiğin yoldan geri dönemiyorsun. En ufak bir sapma her şeyi sonsuza dek değiştiriyor.

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 131)Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 131)

“asıl acı olan şey, geri dönemeyeceğimiz gerçeği. Bir kez ilerlemeye başladın mı, ne yaparsan yap gittiğin yoldan geri dönemiyorsun.”

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki MurakamiSınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami

"Bir şey kötü gider ve bütün taşlar devrilir. Kendinizi kurtarmanın hiçbir yolu yoktur. Ta ki biri sizi çekip çıkarana kadar."

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 1)Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 1)
gökçe türkkan 
16 Nis 12:18 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

"Yağmura uzun bir süre bak, kafanda hiçbir düşünce olmadan ve dünyanın gerçekliğinden uzaklaşarak, yavaş yavaş gevşeyen bedenini hisset. Yağmurun hipnotize edici bir gücü vardı."

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 89)Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 89)
gökçe türkkan 
16 Nis 22:38 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

"Belli bir koku, yüz kişiden ellisini cezbedebilir. Diğer bir koku da diğer ellisini. Ama sadece iki kişiyi çılgına çevirecek kokular da vardır. Ve ben çok uzaklardan bu özel kokuları sezme yeteneğine sahiptim. Böyle hissettiğim zaman bu aurayı yayan kızın yanına giderek, bak ben aldım işte, başka kimse fark edemiyor ama ben ediyorum demek istiyordum."

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 42)Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 42)
5 /