Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında

7,6/10  (105 Oy) · 
262 okunma  · 
65 beğeni  · 
1.829 gösterim
Tokyo’nun varlıklı bir mahallesinde, sıradan ve sorunsuz gibi gözüken bir hayat süren Hajime, orta yaşlara geldiğinde yaşamını sorgulamaya başlar. Hayatı boyunca sahip olduklarından daha fazlasını istememiştir. Savaş sonrası yıllarda şansı yüzüne gülmüş, iyi bir evlilik yapmış ve iki kız çocuk sahibi olmuştur. Şehirde iki caz kulübünün sahibi olarak kıskanılacak bir kariyeri vardır. Yine de, hayatı ve kariyeriyle ilgili, rahatsız edici, sinsi bir yetersizlik duygusuna kapılmaktan kendini alamaz. İlk gençliğinde âşık olduğu, akıllı, ancak tuhaf bir yalnızlık duygusu uyandıran güzel Şimamoto’nun anısı, kalbini gölgelemektedir.
Yağmurlu bir gecede, eskisinden çok daha güzel ve etkileyici görünen Şimamoto’nun tekrar karşısına çıkmasıyla, hayatı çok daha karmaşık bir hale gelir.

“İnsanın, kaderi ve maddi dünya arasındaki gelgitlerini anlatan ve okuru kıskıvrak yakalayan bir eser. Akıllardan çıkmayacak.”
The New York Observer
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2012
  • Sayfa Sayısı:
    188
  • ISBN:
    9786051117218
  • Orijinal Adı:
    Kokkyô No Minami, Taiyô No Nişi
  • Çeviri:
    Pınar Polat
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
mithrandir21 | Uğur 
 28 May 14:14 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Neden Murakami neden, neden bu kadar güzel romanlarında bu kadar çok soru işareti bırakıyorsun? Tamam senin tarzın bu olabilir, kitaplarını okuduktan sonra okurlarının düşünmesini istiyor olabilirsin ama yine de bu kadar cevapsız soru işareti bırakmasan mı ki acaba diye de düşünmeden edemiyorum. Şöyle bir durum da var ki bu derece neden diye sormuş olsam da Murakami’nin finallerini, bıraktığı soru işaretlerini seviyorum. Finalden çok aslında kitap içinde okura verdiği, vermek istediği duygulara kesinlikle daha çok önem veriyor. Bu kitabında ise okuduğum diğer Murakami kitaplarına göre cevapsız kalan çok daha az soru işareti vardı; az olan soru işaretlerinin içinde de bana göre kitabın en güzel sorusu olabilecek olan neden karşıma daha önce çıkmadın sorusu. Cevaplanabilecek bir soru mudur, cevaplansa bile ne derece tatmin edebilir bunlar da yan sorularıdır.

Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında, Murakami’nin kitapları arasında bilindik tarz unsurlarına göre farklılık gösteren bir kitap, farklılıklar genel olarak aynı olsa da iki madde halinde sıralayabiliriz. En önemlisi olarak da bu kitabında kediler yok, kedi göndermesi ve kedi sevgisi var ama bu sefer ne konuşan kediler var ne de bir yerde hâkimiyeti olan kediler var. Bir başka olmayan da Murakami’nin kullandığı fantastik öğeler, masal ile gerçeği harmanlandığı yer yer gerçekçi yer yer de garip gelen masalsı fantastik öğelerine maalesef bu kitabında yer vermemiş. Murakami’nin fantastik öğelerini okurken düşünmek, sorgulamak ve yaptığı metaforlara anlam çıkarmak ise Murakami okumanın ayrı bir keyfidir.

Hacime sıradan, sıkıntısız gibi görünen bir hayat sürmektedir, kariyer ve maddi imkânlar olarak bayağı yükseklerde, evli ve iki de kız çocuğu babasıdır. Şimamoto tekrardan karşısına çıktığında bir ikilemde kalır ve her bir şeyi ile artık yüzleşir ve sevdiği eşi olan evlilik ile aşkın da arasında kalır. Bu kısımlarda betimlemeler, verilmek istenilen duygular o kadar güzel veriliyor ki yasak aşkı anlatmasına rağmen sanki yasak kelimesi olmadan bir aşkı okutuyor, yasaklığı değil de sanki ufak tefek başka bir sorunları var gibi ama yine de yasaklığını bilip okumamız ama yasaklığına hak vermek istemeyeşimiz aşkın etkileyiciliğini yapan en büyük unsuru. Aşkın içinde verilen cinsellik farklı ve çok uçarı gelse de aşkın bir üst seviyesi olarak, sevgi ve aşkın gerçek manada yaptığı bir istek olarak, bir yerlere dokunarak veriliyor. Gönüllerde farklı kişiler varken farklı bedenlerde yaşanması da sanırım en çok dokunduğu kısımdı. Hacime ve Şimamoto’nun arasındaki mükemmel uyum, her bir şeyin, dinlenilen müziğin, okunulan kitabın, yenilen ya da içilen bir gıdanın bile damak tatlarına uygunluğu ile yaşanılan bir aşkı okuyoruz; ama birbirilerinin hangi eksiğini tamamlayıp, Şimamoto Hacime’de hangi yokluğun vücut bulmuş hali, Hacime ile Şimamoto birbirlerinde neleri tamamlıyordu soruları çoğunlukla cevapsız bırakılmış ve yorumu da okura kalmış. Verilecek birçok cevap var ama hepsi de Şimamoto’nun muhtemelenler ve bir sürelerle dolu dolu olan cevapları, sözleri gibi olur.

Farklı, düşündürücü ve kesinlikle de çok güzel kitaptı. Tüm neslimin okumasını istediğim kitaplara bir yenisi daha eklenmiş oldu.

https://www.youtube.com/watch?v=YlhHIfgjFVk

Rogojin 
18 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Murakami'nin bu kitabını okuduktan sonra, artık Renksiz Tsukuru Tazaki'nin Hac Yılları adlı kitabından ve Tazaki'den özür dileyerek en sevdiğim Murakami kitabı sıralamasında bir numaraya Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında adlı bu eserini koyuyorum. Çok beğenerek okudum, etkilendim, ve Murakami üslûbunu neden sevdiğim bir kez daha anladım; çünkü, yazar akıp giden edebiyatından karakterler çıkarabiliyor, bizi karakterlerinin psikolojisine dahil edebiliyor, bizi onlara inandırabiliyor ve hayatlarını anlatan bir kaç yüz sayfalık bir kitapta onları gerçek anlamda umursuyoruz. Bir karakter yaratamadıkça iyi edebiyatçı olunabiliyor mu? Bence olunamıyor. İşte Murakami bu anlamda çok iyi...öte yandan, belki az önce söylediklerimle çelişecek gibi gelecek ama, aslında bu kitapta hikâyesini okuduğumuz Hacime, Tsukuru Tazaki'ye ve Sputnik Sevgilim'deki ana karaktere ve hatta Yaban Koyununun İzinde kitabındaki ana karaktere benziyor, bunu söylemem lâzım. Birbirlerini andıran bu karakterlerle belki de Murakami aynı kişinin paralel evrenlerdeki hikâyelerini mi anlatıyor diye düşündüm, sonra bunun sebebinin kitabı bitirirken fazla şokella yemekten olabileceğine ikna oldum.

Aşk, bu kadar güçlü birşey olabilir mi? Ama gerçekten? Bir edebiyatçının hayâl gücü ve kelimeleri değil de, gerçekten yaşayan, yaşanan böyle güçlü, ama hem de yıkıcı duygular olabilir mi? Bana çok gerçek geldi Hacime'nin duyguları. Kitabın son satırlarında gözleri kapalı, avuçları yüzünü kapatmış Hacime denize yağan yağmuru düşlerken ve duyarken onların sesini, ben de bir eylül gecesi ve hem de sabaha dek, saatlerce, deniz karşısında, bir küçük palmiyenin altında oturmuş, birinin dilini içki çözmüş iki insan düşündüm. Biri anlatırken diğeri dinliyordu, biri içini dökerken diğeri susuyordu. Sorsan, onlar iki arkadaştı, aynen Hacime ile Şimamoto gibi, ama aslında değillerdi. Şimdi? "bir serap oldu hayâlin". Ama hayâl etmek, ne güzeldi, ne güzeldi... sen şimdi bir hikâyeye döndün, okuyorum çünkü, palmiye ağacının altında, melahat gülses çalarken bir yandan, sanki bir gerçek yazarın kalemi anlatır gibi hikâyeyi, seninle değil de artık ağaçla dertleşir gibi, okuyorum ve etkilenmeden edemiyorum. Böyle şeyler gerçek olabilir mi? Yoksa, aslında sadece edebiyatçılar hayâl kuruyor ve kalemleriyle zihinlerimize gerçekte olamayacak duygulardan, hislerden resimler mi çiziyorlar?

İster gerçek, ister hayâl; Murakami'nin en sevdiğim eserini, gururla takdim ederim.

Selin Ceylan 
17 Oca 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Uzun zamandır araştırdığım ve okumak istediğim bir yazardı. Sonunda bu kitapla başlamaya karar verdim. Bir arkadaşın yorumu ile kitabın sonu bütün cevapları vermeyecek, çat diye bitecek önyargısı ile okudum. Normalde sonunu okuyucuya bırakan kitapları sevmem çünkü ama yazarı çok beğendim. Farkı bir yazarı, konuyu, tarzı okumak çok iyi geldi. Okurken keyif aldım :)
Kitaba gelirsek, aslında pek çok kişinin hayatındaki gel-gitler anlatılmış, öyle yapmasaydım da böyle yapsaydım düşünceleri, karşılaşmalar, hayatımızdan çıkardığımız insanların aslında tam olarak hayatımızdan çıkmayışı ve aklımızın sürekli bir kenarında bulunması.. Ben kendimden pek çok şey buldum kitapta. Hayatta da her soru cevaplanmıyor, her nedeni anlayamıyoruz maalesef. Bu bakış açısıyla kitabı çok beğendim. Tabii ki keşke tüm soruların cevabını öğrenebilseydik.. Belki de yazar 2. bir kitapla bütün cevapları açıklar, kim bilir..
Çok uzattım biliyorum, çünkü etkileyici bir kitap. Herkese iyi okumalar dilerim :)

kübra aslan 
06 Ağu 23:14 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu kaçıncı murakami kitabım olduğunu unuttum açıkçası. Haruki kitabı okumayan lar bu kitabı ile başlamasın. Yazarımız kendi hayatından yola çıkarak çocukluk, gençlik aşkını duygusal bir şekilde anlatmış.
Büyük bir aşk anlatılmış ve çok akıcı bir şekilde anlatılmış. Final her zamanki gibi belirsiz. Murakami nin bu özelliğine alıştım artık.
Aklımda tabi sorular kaldı. Geçmişte kadının ne yaşadığı havada kalmış.
Bir de açıkçası sevişme kısımları tüm detaylarına kadar anlatılması rahatsız etti.

Aslında ilk aşkın unutulmayacagini bir ömür boyu ruhunuzda eksiklik yaratacağını gönülden inanıyorum ve bu kitapta kendimi buldum.
Güzel bir kitap. Keyifle okuyun.

-- Az spoiler içerebilir --
Yazarın okuduğum ilk kitabı oldu. Evet, şu an kitabı tanımlamakta güçlük çektiğimi farkediyorum.
Kesin olan şu ki yazım tarzı farklı.

Hikaye, kahramanın çocukluğundan itibaren hayatındaki önemli ayrıntıların, bir günlükten alınmış hissi verecek şekilde, yazar tarafından işlenmesiyle oluşmuş.

Bir şeyler oluyor, hikaye bir yerlere gidecek diye hissettiriyor, fakat hikaye oraya gitmiyor. Başka bir şeyler oluyor, hah tamam, hikaye o zaman şuraya doğru gidiyor diyorsunuz, fakat hikaye oraya da gitmiyor.
İlginçtir, hikaye bir türlü bir yere gitmiyor. Bir çeşit orta sahada top çevirme gibi.
Ara sıra hikaye tümden tıkanıyor gibi oluyor, sıkmaya başlıyor, bir bakıyorsunuz karşınızda bir sevişme sahnesi.
Neyse biraz daha okuyorsunuz, arada erotik ifadelerin katkılarıyla sürüklenen hikaye yine bir yere varmıyor, hop bir başka sevişme sahnesi.
Ve en nihayettinde bir bakıyorsunuz hikaye bitmiş.

Haruki abim gel bir sarılalım, iyi bak kendine, diyorsunuz.
O da size tamam yine görüşelim ama, diyor, ayrılıyorsunuz

Başarılı tarafları: Çocukluk aşk(lar)ına duyulan tutku güzel işlenmiş.
Yer yer hayat deneyimleri ile ilgili yerinde çıkarımlar dikkat çekiyor.
Ayrıca farklı bir yazar ve tarz okumak da güzel oldu.

Melisa 
06 Kas 07:09 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Hayatımda okuduğum en güzel romanlardan birisi olduğunu söyleyebilirim. Okurken o duyguların hepsini bana yaşattı resmen, çok güzel bir kitap. Tavsiye ediyorum

gökçe türkkan 
18 Nis 14:26 · Kitabı okudu · 4 günde · 7/10 puan

Haruki Murakami'nin ilk okuduğum kitabı oldu. Yazarın şöhretini sanırım bilmeyen yoktur. Bu kitap benim için avantaj mı oldu dezavantajmı karar veremedim açıkçası. Çünkü başlarından itibaren ortalarına kadar büyük bir merakla okuduğum kitap, sonlarına doğru tadını yitirdi biraz.
Hacime'nin çocukluk ve ergenlik dönemleri yetişkinliğine nazaran daha keyifliydi. Çocukluk aşkı ve bir türlü açılamadığı Şimamoto ise yetişkinliğinde iyiydi. Söze dökülmeyen ama yıllarca süren bir aşk var, terkedilen sevgilinin hüznü var, evlilik ve iki çocuk var..
Yazar erotizmi de biraz fazla detaylandırmış bundan belki de tadı kaçtı biraz. Yani duygular o kadar dile getirilmiyor mesela! Neyse, yoruma dönersek, kötü bir kitap değil ama benim 'işte bu' diyeceğim bir eser olmadı. Tabii yine de okuma zevkinize güvenip, kendi yorumunuza güvenebilirsiniz.

Yasin Bektaş 
08 Ağu 20:01 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Murakami'nin okuduğum ilk kitabı olması böyle ünlü bir yazarın dilini anlayabilmem açısından daha dikkatli okudum.

Belki birçoğumuzun hayatında yer alan karşı cinsten birisinin tamamen ruh ikizi olmasını ve mutlu olmak için onun varlığına olan ihtiyacı fazla detay vererek :) anlatıyor. Tüm yaşamı boyunca ona hasret kalarak hiç ummadığı bir zamanda karşısına çıkması ve evliliğinin farklı bir boyuta girişini harika bir şekilde anlatmış. Kitap sonunda bazı ???? 'leri akılda kalıyor acaba ne oldu diye. Aşırı gerçekçi bir konusu var. Tavsiye edilecek güzel kitaplar arasında bence. İyi okumalar.

HaKaN 
 08 May 14:15 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bu kitabın şarkısı :)
https://www.youtube.com/...ZfknNOAoOhwuu36VC9Zl
Hiç sıkılmadan okuyacağınız,fakat altını çizmek için bir şeyler aradığınızda fazla bir şey bulamayacağınız bir kitap.Fakat bu sizi aldatmasın.Bu yazdığım kitabın boş bir kitap olduğunu ifade etmiyor.Akıcı bir dille yazılmış bir aşk kitabı.Romanın baş erkek karakteri Hacime ailesinin tek çocuğudur.Bulunduğu toplumda tek çocukların, hep şımarık yetiştirilmiş,istediği her şeyi elde etmiş çocuklar olarak algılanması Hacime’yi hep rahatsız etmiştir.Romanda Hacime “Tek çocuk deyişinden nefret ediyordum. Onu her duyduğumda, bir şeylerimin eksik olduğunu hissediyordum tam bir insan değilmişim gibi. Tek çocuk deyişi orada öylece durmuş, suçlayan parmağıyla beni işaret ediyordu. Bana “Eksik bir şeyler var dostum” diyordu.” olarak kendini ifade etmekte.Bu nedenle yine bir tek çocuk olan Şimamato ile bir 12 yaş aşkı yaşamaya başladılar fakat zorunlu olarak birbirlerinden kopmaları ile olaylar gelişmekte.Fakat Şimamato ile yaşadığı 12 yaş aşkı hiçbir zaman Hacime’nin aklından çıkmamıştır…..

siyal 
28 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 5 günde

Murakami kitaplarının arasında en iyisi diyemem. Kurgu ve olay örgüsü idare eder. Kediler yok. Sadece gizemli bir kadın var. Onunda gizemi çözülemiyor bir türlü. Fakat yine aynı şeyden muzdaribim. Murakami abimiz orta yaş bunalımında felan sanırım. Yine bol bol seks. Mideniz kalkmadan zor okuyorsunuz bazı kısımları. Sanırım okuduğum son Murakami kitabı olacak...Ama takılmıyorsanız böyle şeylere okuyabilirsiniz... Fazla bir şey beklemeyin ama...

3 /

Kitaptan 82 Alıntı

mithrandir21 | Uğur 
 26 May 20:28 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Niye Gülüyorsun?
"Neden bana öyle bakıyorsun?" diye sorardı.
"Çünkü çok tatlısın" diye cevaplardım.
"Bunu söyleyen ilk kişisin."
"Bunu bilen tek kişiyim" derdim ona.

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 62 - Doğan Kitap)Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 62 - Doğan Kitap)

"O zamanlar bilmiyordum. Birini tekrar düzelemeyecek kadar kötü kırabileceğimi. İnsan, sadece var olarak diğer bir insanda dönüşü olmayan yaralar açabiliyordu..."

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 28)Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 28)
Black 
27 Ağu 10:39 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Başkasının hayatı başkasının hayatıdır. Sorumluluğu üstlenemezsin. Bir çölde yaşıyormuşuz gibi düşün. Yapman gereken tek şey alışmak.

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 71 - DOĞAN KİTAP)Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 71 - DOĞAN KİTAP)

"Kırılıp incinmektense beraber geçirdiğimiz zamanın anılarıyla yaşamaya devam etmenin daha iyi olacağını düşündüm."

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki MurakamiSınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami
Selin Ceylan 
17 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Asıl acı olan şey, geri dönemeyeceğimiz gerçeği. Bir kez ilerlemeye başladın mı, ne yaparsan yap gittiğin yoldan geri dönemiyorsun. En ufak bir sapma her şeyi sonsuza dek değiştiriyor.

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 131)Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 131)
Black 
27 Ağu 09:43 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Bir keresinde İzumi'nin söylediği şeyleri hatırladım. "Büyüdüğünde mükemmel bir insan olacağını biliyorum. Sen özel birisin."
Özel biri mi dedin İzumi? Unut gitsin. Zaten artık sen de anlamışsındır. Aman, cehennemin dibi, herkes hata yapar.

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 46 - DOĞAN KİTAP)Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 46 - DOĞAN KİTAP)
Black 
27 Ağu 16:02 · Kitabı okudu · 7/10 puan

"Herkese karşı bu kadar nazik misindir?"
"Herkese değil" dedim."Sana karşı öyleyim. Herkese nazik davranmam mümkün değil. Nazik olmamın da bir limiti var; sana karşı bile.

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 108 - DOĞAN KİTAP)Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami (Sayfa 108 - DOĞAN KİTAP)

“asıl acı olan şey, geri dönemeyeceğimiz gerçeği. Bir kez ilerlemeye başladın mı, ne yaparsan yap gittiğin yoldan geri dönemiyorsun.”

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki MurakamiSınırın Güneyinde, Güneşin Batısında, Haruki Murakami