Sirac-i MünirSaffet Bakırcı

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.067
Gösterim
Adı:
Sirac-i Münir
Baskı tarihi:
Eylül 2009
Sayfa sayısı:
205
Kitabın türü:
Yayınevi:
Serendib Yayınları
Sirâc-ı Münîr
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
"(Ey Peygamber!) Hevâ ve hevesini ilâh edineni gördün mü? Artık sen onlara vekil değilsin!" (Furkan, 43)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
"Sizden biriniz, beni kendisinden, ana-babasından, çoluk-çocuğundan ve bütün insanlardan daha fazla sevmedikçe hakkıyla îmân etmiş olmaz!..." (Buhârî, Îmân, 8)
Rivâyet olunur ki, Hz. Peygamber (sav)'in ahlâkı ile hâllenmemiş olan bir kimse bir gün rüyasında Âlemlerin Efendisi'ni gördü. O sirâc-ı münîr, kendisine hiç iltifat etmiyor, alâka göstermiyordu. Mahzun bir şekilde sordu:
"-Ya Rasûlallâh! Bana kırgın mısınız?"

"-Hayır!"

"-O hâlde niçin bana alâkasız davranıyorsunuz?"

"-Seni tanımıyorum ki!"

"-Nasıl olur yâ Rasûlallâh? Ben ümmetinden biriyim. Âlimler, ümmet-i Muhammed'den birini, ananın evlâdını teşhisinden daha iyi teşhis ettiğinizi söylüyorlar..."

"-Doğru! Ancak ben senin üzerinde güzel ahlâkımdan bir şey görmüyorum. Ayrıca bana senden hiç salât ü selâm gelmedi. Bilesin ki ben, ümmetimden herhangi birini benim ahlâkıma büründüğü ölçüde tanırım."

Uykudan büyük bir hüzünle uyanan o mü'min kişi, eski hâline tevbe etti ve Hz. Peygamber'in ahlâk-ı hamîdesine büründü. Bol bol salât-ü selâmla meşgul oldu. Bir müddet sonra rü'yâsında yine Âlemlerin Efendisi'ni gördü. Bu defa Hz. Peygamber (sav) kendisine:
"-Şimdi seni tanıyorum ve senin için şefâat edeceğim..." buyurdu. (Osman Nûri Topbaş, İslâm, Îman, İbadet, Erkam Yay.)


Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Vehhâb: Bağışı çok olan, karşılıksız veren, nimetlerinin ardı arkası kesilmeyen, mü’min ya da kâfir ayrımı yapmadan, bütün mahlûkuna nimetlerini yağdıran, ihsân eden demektir.


Kısa Günün Kârı
O, canlardan azîz, cânânlardan üstün, her vechile muhabbete en lâyık müstesnâ bir yaratılıştır. Gelmiş ve geleceklerin en güzeli ve fazîletlisi, insanlığa ağlayanların en merhametlisi, yegâne mürşid ve rehberdir. O ki, kız çocuklarını diri diri toprağa gömecek kadar vahşet zindanına düşenleri gözü ve gönlü yaşlı âşıklar hâline getirmiş, onlara kitâbı, sırrı ve hikmeti öğretmiştir. O'nu her şeyden üstün tutmak, emsâlsiz bir aşk ve muhabbetle sevmek, îmânın kemâlindendir.
“Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)
Bugüne kadar birçok hadis derlemesi çalışması yapılmış ve de yapılmaktadır ancak fikrimce bu kitap kadar derli toplu ve her konu başlığındaki bilmemiz gereken ana hadisleri bu derece güzel derceden en iyilerden birisidir. Ayrıca her hadisin kaynağını eksiksiz olarak vermeside en iyi yanlarından biri.
Kendisiyle amel etmediğin müddetçe bilginin çokluğu sadece senin kibrini artırır, o kadar.
Saffet Bakırcı
Sayfa 15 - Ahmed b. Hanbel, Zühd, 327
“Kimde şu üç özellik varsa kalbinde imanın huzurunu bulur.
1- Allah ve Resûlünü herşeyden çok sevmesi,
2- Bir kimseyi sadece Allah için sevmesi,
3- Ateşe atılmaktan nefret ettiği kadar kâfirliğe dönmekten nefret etmesidir.”
Dünyalık yönüyle kendinizden aşağı olanlara bakın, sizden yukarı olanlara bakmayın. Çünkü bu, Allah’ın nimetlerini küçümsememeniz için daha iyidir.
Müslim, zühd 4142
“Dünya hayatınızı Allah’ın istediği tarzda düzene sokun, böylece dünya hayatındaki bütün amellerinizi, ahireti kazanmak için yapın. Yarın ölecekmişcesine...”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sirac-i Münir
Baskı tarihi:
Eylül 2009
Sayfa sayısı:
205
Kitabın türü:
Yayınevi:
Serendib Yayınları
Sirâc-ı Münîr
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
"(Ey Peygamber!) Hevâ ve hevesini ilâh edineni gördün mü? Artık sen onlara vekil değilsin!" (Furkan, 43)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
"Sizden biriniz, beni kendisinden, ana-babasından, çoluk-çocuğundan ve bütün insanlardan daha fazla sevmedikçe hakkıyla îmân etmiş olmaz!..." (Buhârî, Îmân, 8)
Rivâyet olunur ki, Hz. Peygamber (sav)'in ahlâkı ile hâllenmemiş olan bir kimse bir gün rüyasında Âlemlerin Efendisi'ni gördü. O sirâc-ı münîr, kendisine hiç iltifat etmiyor, alâka göstermiyordu. Mahzun bir şekilde sordu:
"-Ya Rasûlallâh! Bana kırgın mısınız?"

"-Hayır!"

"-O hâlde niçin bana alâkasız davranıyorsunuz?"

"-Seni tanımıyorum ki!"

"-Nasıl olur yâ Rasûlallâh? Ben ümmetinden biriyim. Âlimler, ümmet-i Muhammed'den birini, ananın evlâdını teşhisinden daha iyi teşhis ettiğinizi söylüyorlar..."

"-Doğru! Ancak ben senin üzerinde güzel ahlâkımdan bir şey görmüyorum. Ayrıca bana senden hiç salât ü selâm gelmedi. Bilesin ki ben, ümmetimden herhangi birini benim ahlâkıma büründüğü ölçüde tanırım."

Uykudan büyük bir hüzünle uyanan o mü'min kişi, eski hâline tevbe etti ve Hz. Peygamber'in ahlâk-ı hamîdesine büründü. Bol bol salât-ü selâmla meşgul oldu. Bir müddet sonra rü'yâsında yine Âlemlerin Efendisi'ni gördü. Bu defa Hz. Peygamber (sav) kendisine:
"-Şimdi seni tanıyorum ve senin için şefâat edeceğim..." buyurdu. (Osman Nûri Topbaş, İslâm, Îman, İbadet, Erkam Yay.)


Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Vehhâb: Bağışı çok olan, karşılıksız veren, nimetlerinin ardı arkası kesilmeyen, mü’min ya da kâfir ayrımı yapmadan, bütün mahlûkuna nimetlerini yağdıran, ihsân eden demektir.


Kısa Günün Kârı
O, canlardan azîz, cânânlardan üstün, her vechile muhabbete en lâyık müstesnâ bir yaratılıştır. Gelmiş ve geleceklerin en güzeli ve fazîletlisi, insanlığa ağlayanların en merhametlisi, yegâne mürşid ve rehberdir. O ki, kız çocuklarını diri diri toprağa gömecek kadar vahşet zindanına düşenleri gözü ve gönlü yaşlı âşıklar hâline getirmiş, onlara kitâbı, sırrı ve hikmeti öğretmiştir. O'nu her şeyden üstün tutmak, emsâlsiz bir aşk ve muhabbetle sevmek, îmânın kemâlindendir.
“Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Hilalebet
  • Ömer Kahraman
  • Muaz Kartal
  • Seyyahifakiir
  • Miyase Baysal( Tolstoy'un Bisikleti)
  • Sümeyye K.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0