Sıradan Delilik Öyküleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
5607
Gösterim
Adı:
Sıradan Delilik Öyküleri
Baskı tarihi:
Eylül 2018
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758441426
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Tales of Ordinary Madness
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parantez Yayınları
Bukowski'nin en beğenilen öyküleri...

"kuma oturup suya bakardı, her şeye zor inanılırdı suya bakınca, Çin diye bir ülke olduğuna ya da ABD'ye ve Vietnam'a, bir zamanlar çocuk olduğuna, hayır, buna inanmak zor değildi, onu unutamazdı. bir de erkeklik çağını: çalıştığı işler ve kadınlar, sonra kadınsızlık, şimdi de işsizlik. altmışında bir berduş. bitmiş. bir hiç. bir dolar yirmi sent nakit vardı cebinde. bir haftalık kirasını ödemişti bir de. okyanus... kadınları düşündü yine. bir kaçı iyi davranmıştı ona. diğerleri kurnaz, gürültücü, biraz deli ve çok zor kadınlar olmuşlardı. odalar ve yataklar ve evler ve Noeller ve işler ve şarkılar ve hastaneler ve donukluk, donuk günler ve geceler ve anlam eksikliği ve fırsat eksikliği. ve şimdi, altmış yılın karşılığı: bir dolar yirmi sent."

Sıradan Delilik Öyküleri'nde yer alan çalışmaları, Charles Bukowski'nin haklı şöhretini kazanmasının en iyi örnekleri sayılıyor. Bukowski bu öykülerde kendi hayatından yola çıkarak, kaybedenlerin dünyasına, ayyaşlar, kaçıklar, düzenbazlar, fahişelerden oluşan bir dünyaya kendine has farklı bir mercekten bakıyor ve her şeyi olabildiğince açık ve net anlatıyor.
200 syf.
·7 günde·4/10
Amerika’da dikiş tutturamamış, çoğunlukla işsiz ve yasadışı hayatlar yaşayan, haz adına ne varsa tadına bakıp, alkolizmi yaşam tarzı edinmiş karakterlerin anlatıldığı kısa öykülerden oluşan bir Bukowski kitabı..

Bir kitap okuduğunuzu düşünün, başından sonuna.. İncelemeyi yazmaya çalışırken dahi, gözünüzün önüne tıkanmış tuvalette giderde yüzen .ok parçalarını toplayan bir işsiz,ya da sağa sola , arkadaşlarının arabasına kusan ,ayakkabıları ve çorapları kusmuklu, ya da yerdeki kırık cam parçalarına basıp sürekli doktora gidip ayak tabanlarından kırıkları çıkarttırırken kan fışkıran bir adam gözünüzün önünde ve mideniz bulanıyor..
O tıkanmış tuvalet sayfasındaki .ok toplama macerasını okuduğum anda bırakmalıydım aslında kitabı..Ama naparsınız kendime verdiğim lanet bir söz var hiçbişiyi yarım bırakmıcam..🤪

İnsan böyle bir kitabı okuyunca haliyle düşünüyor, kitaptaki adamlar ve kadınların varlığı ve yaşamlarının ne kadarı kurgu,eğer kurgu ise bir insanın yalnız başınayken yapabileceği türden delilik ve saçmalıkları nasıl yani abi yaa ,bu kadarıda fazla , böyle bir şey kurgulanamaz olsa olsa Bukowski’nin kendisi yaşamıştır diye düşünürken buluyorsunuz kendinizi..

Sonra Bukowski’nin yaşam hikayesine baktığınızda kurgu değil birebir neredeyse hiç abartmadan kendini anlattığına kâni oluyorsunuz..

Bukowski’nin kendisi alkolizmi, tüm sanat dallarında ,mesela şiirde dizelerde,edebiyatta öykü ve romanlarda, resimde tablolarda ,müzikte çeşitli senfonilerde oldukça başarılı bir şekilde yansıtacak kadar yetenekli bir adam..

Kitabı okuma sürecim boyunca öyküler içerisindeki insanların bir tanesine dahi kendi hayatımdan örnek gösteremediğimi farkettim, eğer onların yaşamı dünyanın ve toplumun gerçekleri ise benim yaşadığım hayat ne olaki diye bi geldim gittim doğrudur.

Bazen kendimi toplum dışına itilmiş, korunaksız, dayanaksız bırakılmış gibi hissettiğim zamanlarım olmuştur ama bu kitabı okuyana kadar,özür diliyorum ben bu insanlardan benim hayat sizinkinin yanında kaymaklı, antep fıstıklı Gaziantep katmeri gibi kalır(durduk yere kendini aş erdiren işsiz ben oluyorum burda🤪)

Bukowski ,sonradan Amerikayı mesken tutan Alman asıllı bir ailenin çocuğu..

Babasından şiddet görmüş ve kaynaklar babasının düzenli bir adam olduğunu yazıyor babasıyla sorunlu bir çocuk ve babasının tersi bir adam olmayı hedeflemiş bunu da başarmış bir adam..

Öykülerde içip içip sokaklarda tökezleyip, elindeki şişe kırılmasın diye düşerken kafasını kırmayı göze alacak kadar alkolik, midesinin hassaslığı kusarak uyarı vermesine rağmen yeni bir bira şişesi açarak kaldığı yerden devam eden adamları anlattığı aslında yazarın kendisi, bal gibi de biliyorum işte.

Bukowski şu ikilemi de yaşıyor arada..Toplum dışı ve yasaları ihlal ettiği zamanlarda hapse girdiğinde ben şu kadar şiir kitabı bilmem şu üniversitenin kütüphanesinde olan adamım diyor ..Şairlik ve yazarlığına hapsedilmeyi yakıştıramıyor ya da ünlüyüm burda ne işim var ikilemi yaşıyor..

Kendi yaşam tarzı iyi anlamda parmakla gösterilecek ve imrenilecek bir adam olmasa da şu bir gerçek ki topluma dair insanların sahtekarlıkları ve riyakarlıklarını güzel analiz edebilmiş ,mutluluğun ne olduğu ve kadınlar konusunda can alıcı noktalara parmak basmış , ayıkken hayata tahammül edemeyen ,günümüzde de sözleri ile sosyal medya okurlarına pusula görevi gören bir yazar..

Ben sizin yerinizde olsam bu kitabı okumazdım
Mesela kendime bir iyilik yapıcam bir daha Bukowski okumayacağım,sabahleyin yumoş battaniyeme sarılıp biraz daha kestirmek varken ayaklarıma sanallıkta batan cam parçaları hayali yüzünden yerleri süpürdüm ya da beni rahatsız etmeyen önceden davranışlar sergiledim banyo kapımı kapattım kusmuk dolu satırların etkisiyle çeşmeden gelen şehir şebeke su kokusuna dahi hassaslaştım..
Tıkanan tuvalet sahnesini nasıl sonuna kadar okuyabildiğime hayret ediyorum, bunu kendime nasıl yapabildim , özür diliyorum şimdi kendimden, sarılıyorum kendime, canım ben merak etme unutturacam sana o .ok parçalarını

Midesi sağlam olan 1k okurları buyrun okuyun kitabı..

Hoşçakalın️
200 syf.
·1 günde·2/10
Sevgili Bukowski, kitabın kapağında herkesin görebileceği bir yere 18 ibaresi yerleştirirsen ve kitabın ismini "Sıradan Alkolik Öyküleri" olarak değiştirirsen çok makbule geçer. Çünkü anlattığın o insanların delilikle bir ilgisi yok.
Su yerine alkol içen ve kadın görünce aklından sadece 18 düşünceler geçen erkeklere "deli" değil, "sapık" diyoruz biz..
Kabul ediyorum kitapta güzel yerler de var ama 200 sayfadan toplasan sadece 20 sayfa çıkar.
Kitabın böyle olduğunu bilseydim okumazdım.
Artı 1 hayal kırıklığı...
200 syf.
·3 günde
Sıradan delilik öyküleri içinde olmayan delilik yoktu yavaş yavaş okudum çok iğrençlik ve +18'lik öyküler var küfürlü diyaloğlar çok vardı bu öykü kitabını ne tavsiye ederim ne de etmem gülmüşlüğüm de var delice şeyler yazmış charles bukowski.
200 syf.
·3 günde·8/10
"neden başkaları arabaları ile bize çarpmaya çalışıyorlar?"
"çünkü mutsuzlar..MUTSUZ İNSANLAR ACI VERMEYİ SEVERLER"
ilk sayfalarda acı veren insanların mutsuz insanlar olduğunu öğrendiğimde; bana acı veren insanların MUTSUZ insanlar olduklarını anlamış oldum... ve bana acı veren tüm insanlara "mutsuz" oldukları için üzüldüm....
200 syf.
·Beğendi·10/10
Ölümün nesi var?
Bu gece hayatın sorunlarını tartışıyoruz, ölümün değil.
Dehşet Caddesi gibi bir kitap yazıyor, sonra da katillerle el sıkışmak istiyorsun.
El sıkıştık mı, Haham?
Charles Bukowski, edebiyat dünyasına esas girişini şiirle yapmış, bu nedenle şiirlerini düzyazılarından ayrı bir yere koyar ve daha çok önemsermiş.
200 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Okumadan önce merak ettiğim ama okurken hiç keyif almadığım çünkü gereğinden fazla argo kelime, iğrençlik ve +18'lik öyküler bulunmaktadır.
Genel olarak yerinde kullanılan argo kelime doğal gelir boğmaz ama bu kitapta kelimeler rast gele kullanılmış ve çok fazla sayıda kulanılmış olması, kitabın içeriğinin boş ,gereksiz küfürler içermesi hoşuma gitmedi..
200 syf.
·Puan vermedi
#bukowski Bukowski, yolun sonunu anlatır. Yolun bittiği ve ormanın başladığı, yalanın bittiği ve gerçeğin başladığı, insanlığın bittiği ve insanın başladığı, zamanın bittiği ve ölümsüzlüğün başladığı, umudun bittiği ve gösterişin başladığı yeri anlatır. Ancak o yerin adresini asla vermez. Çünkü bilir ki bu dünyada sadece adres arayanlar kaybolur. Bu yüzden de bukowski nin mezar taşında şöyle yazar, 'deneme ne bir adres aramayı ne de kendini bulmayı ... sadece git durduğun yerde git, hatta bırak yolun sonu sana gelsin. Gelde hayranlık duyma bu herife
200 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Uzun zamandan beri okuduğum en sıkıcı kitaptı. Üzülerek söylüyorum ki umduğumu bulamadım. Hikayeler benim için anlamsızdı, gereksiz kısa ve ya uzundu. Bukowski’ nin bi kaç kitabı okunacaklar listemde vardı. Onları da ertelemeyi düşünüyorum.
200 syf.
·6/10
Sarhoşken, edepsiz bir arkadaşınızın dertlerini dinlemek gibi bu kitabı okumak. Tüm hikayeler saygı dışı, olduğu gibi, bazen olduğundan fazla benzetmeli. Gerçek ya da değil. Bir konuyu anlatırken abartırsınız ya, Bukowski de o hesap. Onu yorumlarken bile edebiyattan uzaklaşıyorsunuz. İç hesaplaşmaların bir yansıması olarak geliyor sayfalar. Kimileri seviyor kimileri nefret ediyor. Ben ise okuyor ve rahatsız olmuyorum.
Tamamını okuyamadım çünkü fazla argo kelime var. Normalde argo kelimeler beni rahatsız etmez tabi yerinde kullanılırsa. Ancak burada hiç de yerinde kullanılmamış tamamen boş ,gereksiz küfürler. Hiç beğenmedim tavsiye etmiyorum.
200 syf.
·10/10
Sağlam göndermeler var. Cinsellik var kitapta fakat ben rahatsız olmadım. Adam ne yazsa zaten gözüm kapalı okurum. Evet bu kitabında da bolca argo var :)
"fena yazar sayılmazdı oğlan, kendine gülme yeteneği de vardı, ki bazen büyüklük belirtisidir, en azından kuru bir edebi bok parçasından fazla bir şeyler olma olasılığının belirtisi."
Ağlamak istiyor ama ağlayamıyordum, hüzünlenmiyordum. Hastalıklı bir durum. Kendini kötü hissedememe durumu. Bazen herkesin kapıldığı bir his. Ben biraz fazla kapılıyorum, çok fazla..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sıradan Delilik Öyküleri
Baskı tarihi:
Eylül 2018
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758441426
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Tales of Ordinary Madness
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parantez Yayınları
Bukowski'nin en beğenilen öyküleri...

"kuma oturup suya bakardı, her şeye zor inanılırdı suya bakınca, Çin diye bir ülke olduğuna ya da ABD'ye ve Vietnam'a, bir zamanlar çocuk olduğuna, hayır, buna inanmak zor değildi, onu unutamazdı. bir de erkeklik çağını: çalıştığı işler ve kadınlar, sonra kadınsızlık, şimdi de işsizlik. altmışında bir berduş. bitmiş. bir hiç. bir dolar yirmi sent nakit vardı cebinde. bir haftalık kirasını ödemişti bir de. okyanus... kadınları düşündü yine. bir kaçı iyi davranmıştı ona. diğerleri kurnaz, gürültücü, biraz deli ve çok zor kadınlar olmuşlardı. odalar ve yataklar ve evler ve Noeller ve işler ve şarkılar ve hastaneler ve donukluk, donuk günler ve geceler ve anlam eksikliği ve fırsat eksikliği. ve şimdi, altmış yılın karşılığı: bir dolar yirmi sent."

Sıradan Delilik Öyküleri'nde yer alan çalışmaları, Charles Bukowski'nin haklı şöhretini kazanmasının en iyi örnekleri sayılıyor. Bukowski bu öykülerde kendi hayatından yola çıkarak, kaybedenlerin dünyasına, ayyaşlar, kaçıklar, düzenbazlar, fahişelerden oluşan bir dünyaya kendine has farklı bir mercekten bakıyor ve her şeyi olabildiğince açık ve net anlatıyor.

Kitabı okuyanlar 587 okur

  • Anka
  • Batuhan Ulusoy
  • Mert Can Türkmen
  • Activist
  • Okumaya doymayan adam
  • Selva Başçı
  • Emre Binnaz
  • Onur Gökmen Altun
  • Tuncer Önder
  • Aycan Doğan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.5
14-17 Yaş
%2.5
18-24 Yaş
%35.4
25-34 Yaş
%30.4
35-44 Yaş
%24.1
45-54 Yaş
%2.5
55-64 Yaş
%2.5
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%36.8
Erkek
%63.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.7 (31)
9
%15.9 (25)
8
%20.4 (32)
7
%20.4 (32)
6
%7.6 (12)
5
%7 (11)
4
%1.9 (3)
3
%1.9 (3)
2
%3.8 (6)
1
%1.3 (2)

Kitabın sıralamaları