Sıradışı Bir Ödül Töreni

·
Okunma
·
Beğeni
·
2033
Gösterim
Adı:
Sıradışı Bir Ödül Töreni
Baskı tarihi:
Mayıs 2013
Sayfa sayısı:
153
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759954048
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Günümüz edebiyatının en saygın isimlerinden biri olan Mustafa Kutlu'nun son hikâye kitabı Sıradışı Bir Ödül Bir Töreni adıyla çıktı. Kitap, Mustafa Kutlu'nun ironik üslubunu canlı bir biçimde yansıtıyor.

Bir kıyı kasabasında bulunan Türkiye Kafadanbacaklılar Derneği, kasabalarının adını duyurmak için şenlik yapacak ve bir ödül töreni düzenleyeceklerdir. Törende, sinemadan edebiyata, tiyatrodan arkeolojiye kadar pek çok alanda ödüller verilecektir. Hiç evlenmeyen, bakanlıkta müsteşarlığa kadar yükselen Aziz Bey. Ödül törenine giden süre içerisinde turizm potansiyelinden faydalanmak isteği, İstanbul moda sektörünün otantik ürünleri dünyaya pazarlama telaşı, marka olmak hırsı, "sihirli sözcük" medya, bürokrasi, göz önünde olmanın anlamından ve zirve yapan alışverişten söz açılırken bir taraftan da sakin bir kasabadan dünyaya seslenen bir kent çıkaran, çalışkan, girişimci Nezaket'in sessizce kendine dönmesi anlatılıyor.

Modern zamanların dönüştürdüğü insan ve coğrafya ilişkisini bu sefer bir ödül töreni etrafında anlatan Mustafa Kutlu, yüz yaşına da gelse insanı bırakmayan bir dünyanın varlığını, kahramanlarını tek tek ödül almaları için sahneye çıkardığındaki hâlleriyle, ironik bir dille anlatıyor.

Sıradışı Bir Ödül Töreni insanın dünyayla olan irtibatını benlik ve nefis üzerinden yeniden okumaya davet ediyor...
(Tanıtım Bülteninden)
153 syf.
·1 günde·7/10
Yazar ile 5 ya da 6. sınıfta falan tanışma fırsatım olmuştu yanılmıyorsam, yağmurlu bir Beyoğlu'nda ofisine gitmiştik. Çok güzeldi...
Belki de o sebep olmasaydı adamı ömrü hayatımda hiç tanımazdım diye düşünüyorum, ideolojiler çok farklı benim için. Kafa uymuyor diye kimseyi okumamazlık etmiyorum zaten ama rastlaması zor oluyor.
Mesela Mustafa Kutlu gibi... Murat Menteş'in sağcı versiyonu gibi sanki. Aynı absürt komedi, absürt sahneler, ağlatan ve güldüren latifeler. (Eksikleri var tabi ama onları aşağıya yazacağım.)

Bu kitap yarım kalmış, kalkınca unutulmuş zar zor hatırlanmış bir rüyaya benziyor. İlk 10 sayfa çok başka bir şeyi anlatıyor, 90-100 sayfa çok farklı bir kafada ilerliyor, son 40-50 sayfalık kısmında ayrı bir hengame kopuyor. O 90-100 sayfalık kısımda bahsedilen aşklar, isimler hep yarım kalmış.

Belki de yarım kalması güzel olmuş olabilir, bir küçük klasik kasaba romanı olur çıkardı heralde.

Ben olsaydım kitap kapağına çok farklı bir şey yapardım. Kitabı okumakla okumamak arasında gidip gelmiştim zaten. Kapakta ya kumsalda bir gece vakti el sanatları dükkanının bir temsili fotoğrafını koyardım ya da her biri ayrı dünyada olan büyük bir kalabalık bir resmi çizdirirdim. Büyük ihtimal son dediğimi yaptırırdım çünkü kitabın son bölümü gerçekten absürt bir sahne içindeydi.

Yine de tadından yenmez bir kitaptı. Gözümden yaş geldiği oldu. Güldüğüm oldu.

Bir gece vakti kafam da yerinde değil neler yazıyorum hiçbir fikrim yok dinlediğim türkü arkada bağırırken saçmalamış da olabilirim. Dönüp sabah veya başka bir zaman tekrar okumam, gelip de okuyan olmaz zaten.

Bu kadardı. İyi geceler Ayşegül... :')
153 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Sıradışı Bir Ödül Töreni, sıradışı bir eser deneyimi oldu benim için. Mustafa Kutlu"yu okuyanlar tarzını az çok bilirler. Anadolu motifleri ve insanlarıyla bezenmiştir eserleri. Bu eserde de ortak tema Anadolu insanı ve bir Anadolu kasabası. Bu kasabayı tanıtmak adına düzenlenen bir ödül törenini ve bu tören düzenlenene dek yapılan hazırlıkları, yaşanan olayları konu ediniyor kitap. Aslında günümüzdeki ödül kavramı ve bu ödülü hak etme konusuna bir ironi var kitapta. Bir işi hak edene vermek ve dolayısıyla ödülü de hak eden kişinin almasıdır esas olan fakat tanık olduğumuz sıradışı ödül töreninde adaylar ödüllere layık olmayınca hâliyle olaylar karışıyor. Bunların yanı sıra yazarın diğer eserlerinde de gördüğümüz üzre bu eserinde de nev-i şahsına münhasır pek çok şahıs ve bu şahısların yaşamlarına ilişkin bilgilerle karşılaşıyoruz. Kitabi ilk okumaya başladığım esnada yine sıcak ve hoş bir öyküyle karşılaşmış olmanın sevincini yaşadım fakat kitabın son sayfalarına ulaştığımda ise bu sevincin yerini hayal kırıklığı aldı diyebilirim. Zira karakterler ve konunun gidişatı çok güzel iken eser alakasız bir biçimde sonlanıyor. Son kısımda yazar sanki yazmaktan sıkılmış da olayı özentisizce bağlamış havası var. Bu durum hoşuma gitmedi ama buna rağmen kitabın diğer kısımları arada ufak boşluklar olsa da bir o kadar hoştu. Özellikle Nezaket'in hayatı beni fazlasıyla kendine çekti. Çünkü Nezaket isimli karakter üzerinden yoksulluk olgusu ele alınmış ki yazarın çokça vurgu yaptığı bir unsurdur yoksulluk. Yazar; yoksulluk çekerken emeğiyle, azmiyle kendini çok iyi yerlere taşıyan bir insan portresi sunuyor bize. Bir Mavi Kuş değil belki ama eserim içerisinde yer alan ve buram buram Mustafa Kutlu kokan alıntılar için bile okunabilecek bir eser. İyi ki varsın güzel adam!
153 syf.
·5 günde·5/10
Sahili bile olmayan deniz kenarı bir kasabada yaşayan Nezaket ideallerini gerçekleştirerek büyüdüğü topraklara öğretmen olarak döner. Baba mesleği terziliği devam ettiren azimli kız, hayalindeki modaevini kurmak için çalışmalara başlar. Kasabanın sembolü olan ahtopot (kafadanbacaklılar) derneği aracılığıyla kasabaya dikkat çekmek için bir ödül töreni düzenlenir. Kitap bu ödül töreninde bahsedilen karakterlerin yaşamlarını sırasıyla anlatıyor. Mustafa Kutlu'nun Sır kitabından sonra bu kitabının da hikayesini ve sonucunu çok zayıf buldum. Hikayenin sonu sadece sıradışı ödül töreninden ibaret ve detaylı yer verilen karakterlerin öykülerinin yarım bırakılması kitabı da yarım bırakmış. Mustafa Kutlu daha önce okumadıysanız "Sıradışı Ödül Töreni" ve "Sır" kitabı en son tercihiniz olmalı, tavsiye etmiyorum...
153 syf.
·Puan vermedi
Mustafa Kutlu'nu çoğu eserinde olduğu gibi hikaye metropol telaşesinin bulaşmadığı,kirsal mekanlarda geçiyor. Gözden ırak küçük ama güzel bir yer olan balık,zeytin,üzümü ve de el dokumacılığı ile ünlü bir kasabada hikaye anlatılmakta. Ana karakter evin tek çocuğu olan elinden her iş gelen,çalışkan mi çalışkan becerikli mi becerikli Nezaket etrafinda olaylar şekillenmekte. Nezaket moda tasarımı okur ve kasabasina dönüp yatırım yapmak ister. Başarılı da olur. Daha sonra bir ödül töreni düzenleyip kasabasının tanıtımıni yapmak ister. Gel gör ki işler yolunda. Yazarın diğer eserlerinin aksine olay yarim bırakılıp kitap bitmis.
153 syf.
·7/10
Mustafa Kutlu'dan alışık olduğumuz eski köy hayatının bir örneği daha. Eski zamanlarda eski köylerin insanların içindeki samimiyeti aynı zamanda nefreti gösteren bir kitap. Kitabı çok beğendiğimi söyleyemesem de kitabın kırsal bölgelerde yaşayan eski Türk insanını anlatması takdire şayan bir şeydir.
153 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yavuz’la Nezaket gözgöze geldi. Bu her ikisine de yetti. Yavuz’un gri mi mavi mi olduğu belli olmayan gözlerinden çelik bir parıltı yayılıyor, parıltı neye değse orayı yakıyordu.
153 syf.
·1 günde·6/10
Mustafa Kutlu'nun hayranı olarak şunu söylemek acı ama bence en zayıf Kutlu eseri Sıradışı Bir Ödül Töreni. Alelade bir son ile bitirilen bu kitapta , ne aşk hikayesi sona ermiş ne de olay bir noktaya erişebilmiştir. Öyle, havada duran bir hikaye olmuş. Ayrıca Kutlu'nun eserlerini daktiloda ve pek de geri dönüş yapmadan yazdığını biliyoruz ama bu sefer sanki bayağı bir özensiz kalmış. 'Nezaket'le ilgili bir dedikodu da çıktı' diye başlayıp bölümün sonuna geldiğimde aslında herhangi bir dedikodunun çıkmadığını görmek gibi... Velhasıl kelam eksiklik, tamamlanamamışlık havası vardı. Bu yüzden beklentimin altında kaldı.
153 syf.
·579 günde·Puan vermedi
Günümüz edebiyatının en saygın isimlerinden biri olan Mustafa Kutlu'nun son hikâye kitabı Sıradışı Bir Ödül Bir Töreni adıyla çıktı. Kitap, Mustafa Kutlu'nun ironik üslubunu canlı bir biçimde yansıtıyor.

Bir kıyı kasabasında bulunan Türkiye Kafadanbacaklılar Derneği, kasabalarının adını duyurmak için şenlik yapacak ve bir ödül töreni düzenleyeceklerdir. Törende, sinemadan edebiyata, tiyatrodan arkeolojiye kadar pek çok alanda ödüller verilecektir. Hiç evlenmeyen, bakanlıkta müsteşarlığa kadar yükselen Aziz Bey. Ödül törenine giden süre içerisinde turizm potansiyelinden faydalanmak isteği, İstanbul moda sektörünün otantik ürünleri dünyaya pazarlama telaşı, marka olmak hırsı, "sihirli sözcük" medya, bürokrasi, göz önünde olmanın anlamından ve zirve yapan alışverişten söz açılırken bir taraftan da sakin bir kasabadan dünyaya seslenen bir kent çıkaran, çalışkan, girişimci Nezaket'in sessizce kendine dönmesi anlatılıyor.

Modern zamanların dönüştürdüğü insan ve coğrafya ilişkisini bu sefer bir ödül töreni etrafında anlatan Mustafa Kutlu, yüz yaşına da gelse insanı bırakmayan bir dünyanın varlığını, kahramanlarını tek tek ödül almaları için sahneye çıkardığındaki hâlleriyle, ironik bir dille anlatıyor.

Sıradışı Bir Ödül Töreni insanın dünyayla olan irtibatını benlik ve nefis üzerinden yeniden okumaya davet ediyor
153 syf.
·2 günde·8/10
Öncelikle kitabı herkesin okumasını tavsiye ederim güzel bir kitap bir solukta okuyup bitiriliyor. Küçük bir kızdı nezaket ama büyük hayalleri vardı. Daha küçükken bile gören erkekler kaçardı ondan herkes bilirdi onun tersinin nasil olduğunu. Büyüdü güzelleşti gören birdaha bakar oldu ancak nezaket hiç ödün vermedi kendinden, hayallerinden. Hayallerini gerçekleştirdi Ve ne kadar inanmak istemesekte nezaket o kasabaya çok şey kazandırdı. Boyundan büyük işler yaptı.
Ben kitabı beğendim ancak yazarın diğer kitaplarinin yanında biraz sönük kalmış gibi geldi bana. Herkese iyi okumalar dilerim. :)
153 syf.
·Beğendi·8/10
Bu kitap insanı sürüklüyor öncelikle bunu bilin.
Berberde başlıyor olay siz ne oldu demeden kendinizi bi kargaşada buluyorsunuz.kitap anlam olarak bence şunu anlatıyor 'Haketmeyenler ödülerini alır, Hakedenler çalar' olay bu yani ama kişiden kişiye degişir tabi benim en beğendiğim şey kitapta kitabın sonunda ezanla herşeyin bitmesi.
Okuyun okunması gereken bir kitap...
153 syf.
·10/10·
Mustafa Kutlu’nun bir eserini daha okudum. Okudum, bir kasabadan hareketle bir toplumun genel bir resmini gördüm. Memleketimizin genelinde her ne var ise, her ne dönüyor ise, her ne yaşanıyor ise bu kasabada da aynısı yaşanıyor. Eser Maliye’den emekli müzmin bekâr Aziz Bey’in Kafadanbacaklılar Derneği’nden bir ödül alacak olmasıyla başlıyor. Ödül Müjdesini berber Nuh’tan alıyor. Berber Nuh ise haberi gazetelerden okuyor. Berber ve gazete, beni hayalen babamın dükkanına götürüyor. Atmış yıl berberlik mesleğini yapan, sehpasında her zaman bir gazete ve dergiyi eksik etmeyen babamın dükkanına.

Sonra bir sahil kasabasına gidiyoruz. Sahil kasabası ama plajı yok. Sahil kayalıklarla kaplı. Kasaba zeytinlikler ve üzüm bağlarına sahip. Dolayısıyla ürünler de bunların türevleri. Bir zaman sonra felsefe hocası Tufan Aktaş’ın tayini bu kasabaya çıkıyor. Öğretmen aktif. Önce kütüphaneyi, sonra gençlerin spor yapabileceği imkanları hazırlıyor. Bunları yaparken, kaymakamlıkla ve belediyeyle iş birliği yapıyor. Bir de dernek kuruyor. Kafadanbacaklılar derneği. Bu derneğe de mavi zeminli, üzerinde ahtapot ve sarı üzüm resimleri olan güzel bir amblem yapıyor.

Felsefe hocası gayretli durmuyor, kasabada bir şenlik düzenlemek istiyor. Kasabanın meşhur olabilecek yerli neyi varsa bir şenlikle tanıtmak istiyor. Kasabalıların da katkı vermesiyle bu şenliği düzenliyor. Pazarlar kuruluyor. İşte burada hikâyenin bir çok yerinde geçecek olan bir olay cereyan ediyor. Modacı bir kadın mahalli kumaşlar üreten iki yaşlı kadının tezgâhı önünde duruyor. Modacı kumaşa dokunuyor, yumuşacık. Kokluyor, lavanta ile kekik arası kokuyu hissediyor. Yaşlı kadınlarla sohbet ediyor. Artık ucuz ve para etmediği için gençlerin üretimden uzak durduğu bütün kumaşların hepsini alıyor. Yaşlı kadınlar da fırsattan istifade kumaşları iki kat paraya satıyorlar. Modacı memnun. Kumaşlardan yaptığı elbiselerle defile düzenliyor. Günlerce bu defile moda dünyasında konuşuluyor. Kasabanın adı iyice meşhur oluyor.

Hikayenin gerisi muhteşem. Asıl kahraman Nezaket ortaya çıkıyor. Kaymakamın Nezaket’e olan karşılıksız bir aşkı var. Nezaket oralı bile değil. Ama bir dost meclisinde kaymakamı ziyarete gelen denizciye tutuluyor. Ama denizci bu. Bir gittiği yere bir daha gelir mi. Gelse de bir öncekileri bir daha görürü mü? Hayır. Birbirlerine olan ilgilerini birbirlerine belli etseler de denizci gidiyor. Nezaket günlerce sahilde uzak denizlere bakıyor. Gözyaşları içerisinde. Ah bu şarkılar, söylenmek istenenleri, nasıl da bir çırpıda bir roman gibi dile getiriler.

“Anar ömrünce gönül giden sevgilileri
Bilmez bîçare kalpler, giden dönmez ki geri.”
**
“Beklerim her gün bu sahillerde mahzun böyle ben.
Gün batar, kuşlar döner, dönmez bu yolda beklenen.”

Kitabın hepsini anlatıp canınızı sıkmak istemem. Kitabın ismi neydi: Sıradışı Bir Ödül Töreni. Gerçekten sıra dışı bir ödül töreni yaşamak istiyorsanız ve Nezaketin çabalarını görüp takdir etmek istiyorsanız, bir Mustafa Kutlu klasiği olan bu kitabı okumalısınız.

İşte altını çizdiğim birkaç yer:

İhtiyarlar önüne bakarak yürür, gençlerin başı havadadır.
**
Tarih yer altı suyu gibidir. Derine inersen suyu bulurusun.
**
“Kaderde ne var ise etme merak/ Uyma kendi nefsine Hakk’ın emrine bak.”
**
Umut sen ne renkli bir kuşsun.
Umut sen ne sesli bir kuşsun.
Umut seni gözünden öpüyorum.
**
İş insanı güzelleştirir. İş insanın ilacıdır. Kendini işine ver her şeyi unut.
**
Doktor, sen beklemenin ne olduğunu biliyor musun?
153 syf.
Ve bir hikayenin daha sonuna geldim, Kutlu'nun her kitabı ayrı bir anadolu hikayesinden oluşuyor, okudukça kitaplarını kendinizi olayların, yaşantıların içinde buluyorsunuz, hikaye okumayı seviyorsanız tavsiye ederim.
Ne olacak bu kitaplar? En kötüsü bu. Rüyalarına giriyor. Kitaplarının kıymetini bilmeyecekler diye ödü kopuyor.
Mustafa Kutlu
Sayfa 6 - Dergah Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sıradışı Bir Ödül Töreni
Baskı tarihi:
Mayıs 2013
Sayfa sayısı:
153
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759954048
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Günümüz edebiyatının en saygın isimlerinden biri olan Mustafa Kutlu'nun son hikâye kitabı Sıradışı Bir Ödül Bir Töreni adıyla çıktı. Kitap, Mustafa Kutlu'nun ironik üslubunu canlı bir biçimde yansıtıyor.

Bir kıyı kasabasında bulunan Türkiye Kafadanbacaklılar Derneği, kasabalarının adını duyurmak için şenlik yapacak ve bir ödül töreni düzenleyeceklerdir. Törende, sinemadan edebiyata, tiyatrodan arkeolojiye kadar pek çok alanda ödüller verilecektir. Hiç evlenmeyen, bakanlıkta müsteşarlığa kadar yükselen Aziz Bey. Ödül törenine giden süre içerisinde turizm potansiyelinden faydalanmak isteği, İstanbul moda sektörünün otantik ürünleri dünyaya pazarlama telaşı, marka olmak hırsı, "sihirli sözcük" medya, bürokrasi, göz önünde olmanın anlamından ve zirve yapan alışverişten söz açılırken bir taraftan da sakin bir kasabadan dünyaya seslenen bir kent çıkaran, çalışkan, girişimci Nezaket'in sessizce kendine dönmesi anlatılıyor.

Modern zamanların dönüştürdüğü insan ve coğrafya ilişkisini bu sefer bir ödül töreni etrafında anlatan Mustafa Kutlu, yüz yaşına da gelse insanı bırakmayan bir dünyanın varlığını, kahramanlarını tek tek ödül almaları için sahneye çıkardığındaki hâlleriyle, ironik bir dille anlatıyor.

Sıradışı Bir Ödül Töreni insanın dünyayla olan irtibatını benlik ve nefis üzerinden yeniden okumaya davet ediyor...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 310 okur

  • Filiz Kurtulmuş
  • Gamze
  • Elif Yılmaz
  • Elif şekerci
  • İsyan Ahlakı
  • Selda Uğurcan
  • Mehmet Beyşehirli
  • Rabiş
  • R.B
  • tülay sözer

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.8
14-17 Yaş
%16.1
18-24 Yaş
%27.4
25-34 Yaş
%29
35-44 Yaş
%17.7
45-54 Yaş
%1.6
55-64 Yaş
%1.6
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%63.9
Erkek
%36.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.3 (21)
9
%12.2 (11)
8
%22.2 (20)
7
%14.4 (13)
6
%18.9 (17)
5
%6.7 (6)
4
%1.1 (1)
3
%1.1 (1)
2
%0
1
%0