Sırların Sırrı (Altın Çiçeği Sırrı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1135
Gösterim
Adı:
Sırların Sırrı
Alt başlık:
Altın Çiçeği Sırrı
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
600
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050204421
Orijinal adı:
The Secret of Secrets
Çeviri:
Nurdan Soysal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Omega
Yaşamın büyüsünün sırrı, eylemsizliğe erişmek için eylemi kullanmaya bağlıdır.

Sevgi seni çağırınca onu takip et, sonuna kadar takip et, tamamen kaybolduğun noktaya kadar takip et. Bir pervane ol. Evet, sevgi bir alevdir, seven ise pervane. Pervaneden çok şey öğren, sırra o sahip; nasıl ölüneceğini bilir. Sevgiyle, esrimeyle, dansla nasıl ölüneceğini bilmek, daha yüksek bir düzeyde yeniden doğmayı bilmektir. Ve ölünen her seferde daha yüksek bir düzeye ulaşılır.

Gerçek hayat, gizemlerin gizemidir. Bu gizemi açıklamak asla mümkün değildir. Kurgu insan zihninden doğar. Zihin bir aynadır, birkaç şeyi yansıtır. Eğer iyi bir aynan, yaratıcı bir aynan varsa bir şiir yaratabilirsin, müzik yaratabilirsin, kurgu yaratabilirsin, yazabilirsin, resim yapabilirsin. Ama tüm resmedeceklerin, tüm yaratacakların ve tüm yazacakların, gerçeğin çok ufak, atomik bir parçası -aslında bir parçası değil de, zihninde o parçanın yansıması olarak kalacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)
%80 (477/600)
·Puan vermedi
Senin üstadın yok.Hiçbir budanın üstadı yok.Bazen bir üstad seçmenin insanın kendi aydınlanmasını engellediğini düşünüyorum.Kişinin kendi tarzını yönlendirmenin imkansızlığını kastediyorum.Lütfen bana senin anlamını açıkla
"Unutma ki, dünyayı terk ettiğinde, ancak bu dünyayı biraz daha yaşamaya değer, biraz daha anlamlı, biraz daha danslı, kutlamalı kıldıysan memnuniyet içinde ölebilirsin. Eğer ona biraz şenlik, biraz kahkaha, biraz mizah duygusu katmışsan, küçük lambanın ışığını yakmışsan ve dünyada bir parça karanlığın dağılmasını sağlayabilmişsen mutlak bir sevinç duyarak ölürsün; potansiyelin tatminkâr biçimde kullanılmıştır, hayatın amacına ulaşmış ve çiçek açmıştır. Yoksa insanlar bedbaht ölürler."
"...Tanrı'ya gerçekten müteşekkir olmanın tek yolu bu; yaratıcı olmak, bu varoluşu onu bulduğun halden biraz daha güzel bir hale getirmek. Eğer varoluşu biraz daha güzelleştirmişsen, terk ettiğin gün, bu senin yegâne memnuniyetin olacak."
Başkalarının düşüncelerini dahil etmeden kendinle doğrudan karşılaştın mı? Eğer hiç yapmamışsan henüz yaşamamışsındır. Yaşam, ancak kendinle karşılaşarak, kendini doğrudan, anında görerek başlar. Yaşam, ancak kendini başkalarının senin hakkındaki düşünceleri gibi değil, olduğun gibi görebildiğim zaman var olur. Senin hakkında ne düşünebilirler? Senin hakkında ne söyleyebilirler? Senin davranışlarını izleyebilirler, seni izleyemezler. Seni sadece sen izleyebilirsin, Başka kimse yapamaz.hizmetkarlar tarafından yapılamaz, bir başkasına havale edilemez. Uzmanlar tarafından da yapılamaz. Oysa başkalarının fikirleriyle çok ilgileniriz çünkü kesinlikle mevcut değiliz, içeride uyanık kimse yok; derin uykudayız, horluyoruz.
Osho
Sayfa 17 - Omega
İnsan bazı durumlarda iyi, bazı durumlarda kötü olur. Onu yargılamanız durumu nasıl tanımladığınıza ve bakış açınıza bağlıdır.
Bir şeyin kötü olduğunu düşünüyorsanız o şey kötü olacaktır. Belirli bir biçimde davranmayı kötü bulduğunuzda o davranış kötü olur. Biz burada oturmuş konuşurken aramızdan biri uyuya kalırsa ve siz bunun kötü bir şey olduğunu düşünüyorsanız, o zaman kötüdür. Ama gerçekte hiçbir şey iyi değildir; hiçbir şey de kötü değildir. Değişik düşüncede birisi sizin kötü bulduğunuzu iyi bulur. Bir kişinin arkadaşları ile sohbet ederken uyuya kalmasının bir özgürlük belirtisi olduğunu düşünüyorsa, bunu iyi bulur.
A. S. Neill'in, Summerhill adlı okulunda yaptığı bir deneyi okudum. Bu okulda tam özgürlük vardı. Kendisi okulun müdürlüğünü yapıyordu ama hiçbir disiplin uygulanmazdı.
Bir gün öğretmenlerden biri çok hasta oluyor ve Neill çocuklara çok uslu olmalarını ve gece öğretmeni rahatsız etmemelerini söylüyor.
Ama gece çocuklar hasta öğretmenin odasının yanı başında kavga etmmeye başlıyorlar. Neill yukarı çıkıyor. Çocuklar birisinin geldiğini duyunca, hemen kavgayı kesip ders kitaplarını açıyorlar. Neill bir pencereden odanın içine bakıyor. Yatmaya hazırlanıyormuş gibi yapan çocuklardan biri onu görüyor. Arkadaşlarına, "Gelen yalnızca Neill'miş, sessiz olmamıza gerek yok" diyor ve kavgaya yeniden başlıyorlar. Üstelik Neill müdür!
Neill olayın sonunda şöyle not almıştı: "Benden hiç korkmamaları ve 'tamam, yalnızca Neill'miş demeleri beni son derece mutlu etti." Neill kendini mutlu hissetmiş; böyle bir şeyin ondan başka bir müdürü mutlu edeceğini hiç sanmıyorum. Asla! Tarihte böyle bir müdür olmamıştır.
İşte her şey sizin bakış açınıza, durumları ve olayları nasıl tanımladığınıza bağlı. Her zaman neyi arıyorsak onu buluruz. Gerçek bir ciddiyetle aradığınızda her şeyi bulabilirsiniz.
Bu yüzden aklınızı belirli bir şeyi bulmaya takarak işe başlamayın. Araştıran bir zihin bir şeyi araştırmaz, yalnızca araştırır; önyargısız ve belirli bir şeyi bulmayı amaçlamadan. Bir şeyleri bulma nedenimiz onları arıyor olmamızdır.
İncil'deki Babil Kulesi öyküsünün anlamı, insanların konuşmaya başladığı an bölündükleridir. Öykü insanların değişik dillerle konuşmaya başlamaları değil, konuşmaya başlamaları hakkındadır.
Beden ve zihin ayrıdır diye düşünebilirsiniz ya da tam karşıtında yer alarak "Ben birim. Beden ve zihin benim" diyebilirsiniz. Ama bu bile ayrılık varsayımından yola çıkmaktır. "Bir" diyorsunuz ama ikilik (dualite) hissediyorsunuz. İkilik duygusuna birlikle karşı çıkıyorsunuz. Bu karşı çıkma bile örtülü bir bastırmadır. Onun için işe ikilik içermeyen bir felsefe (advait) ile başlayın. Varoluş ile başlayın, kavramlar ile değil. Derin, kavramlaştırılmamış bir bilinçlilik ile başlayın. İşte doğru başlangıç dediğim budur. Var olanı hissetmeye çalışın. "Bir" ya da "iki", "şu" ya da "bu" demeyin, ne olduğunu hissedin. Ve yalnızca zihin, kavramlar, felsefeler ve doktrinler orada olmadığında -yani dilin yokluğunda- gerçekten hissedebilirsiniz. Dil olmadığı zaman siz varoluşun içindesiniz. Dil olduğunda ise zihnin içindesiniz.
Değişik bir dille değişik bir zihniniz olur. O kadar çok dil var ki... yalnız dil anlamında değil, aynı zamanda politik ve dini anlamda. Yanımda oturan bir komünist aslında benimle değil, o başka bir dilin içinde yaşıyor.
Öteki tarafımda karmaya inanan biri oturuyor. Onunla komünist asla buluşamazlar. Aralarında bir diyalog olması mümkün değildir çünkü aynı dili konuşmuyorlar. Aynı sözcükleri kullanıyor olabilirler ama yine de birbirlerinin ne dediğini anlayamazlar. Farklı evrenlerde yaşıyorlar.
Dil yüzünden herkes farklı evrenlerde yaşıyor. Dil olmadığında ortak bir diliniz; varoluş var. Meditasyondan kastım budur; özel dil dünyanızdan çıkın ve sözsel olmayan varoluşa girin.
Bütün dünyada insanlar öfkelendiklerinde aynı sesleri çıkarırlar; aşık olduklarında aynı sesleri çıkarırlar. Bu da benzer sözcüklerin oluşmasına neden olur. Ama bunu ciddiye almayın çünkü içinde kaybolabilirsiniz. Önemli bazı noktalar keşfetseniz bile bu spiritüel arayış içinde olan birisinin hiçbir işine yaramaz.
Zihin doğası gereği, bir şeyi soruştururken işe önyargılarla başlar. Ben Müslümanların kötü oldukları kanısındaysam sürekli bu düşüncemi destekleyecek kanıtlar bulurum, sonunda da fikrimi ispatlarım. Sonra bir Müslüman'la karşılaştığımda onda kusurlar bulmaya başlarım. Kimse de bana hatalı olduğumu söyleyemez çünkü "kanıtlarım" var.
Bir başka kişinin ise bunun tam karşıtı bir önyargısı olabilir. Ona göre Müslüman'ın anlamı "iyi adam" ise, aynı Müslüman'la o karşılaştığında onda iyiliğin göstergelerini bulacaktır. İyi ve kötü birbirinin karşıtı değildir; birlikte vardırlar. İnsanın ikisini de olma olasılığı vardır, bu yüzden hangisini arıyorsanız onu bulabilirsiniz.
Toplum sadece bedeninle ilgilenir; bedenin kullanılabilir, ruhun ise tehlikelidir. Ruhu olan adam daima tehlikelidir çünkü ruhu olan adam özgür bir adamdır, kölelik seviyesine indirilemez. Ölümsüz ruha sahip bir adamın varoluşa, Tanrı'ya derin bir adanmışlığı vardır. Toplumun, uygarlığın ve kültürün insan yapımı düzenlerini hiç umursamaz; bunlar, Onun için hapishane hücreleridir. Bir Hıristiyan, bir Hindu veya bir Müslüman olarak var olmaz. Kalabalığın bir parçası olmaz. Bir birey olarak var olur.
Osho
Sayfa 11 - Omega

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sırların Sırrı
Alt başlık:
Altın Çiçeği Sırrı
Baskı tarihi:
Haziran 2015
Sayfa sayısı:
600
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050204421
Orijinal adı:
The Secret of Secrets
Çeviri:
Nurdan Soysal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Omega
Yaşamın büyüsünün sırrı, eylemsizliğe erişmek için eylemi kullanmaya bağlıdır.

Sevgi seni çağırınca onu takip et, sonuna kadar takip et, tamamen kaybolduğun noktaya kadar takip et. Bir pervane ol. Evet, sevgi bir alevdir, seven ise pervane. Pervaneden çok şey öğren, sırra o sahip; nasıl ölüneceğini bilir. Sevgiyle, esrimeyle, dansla nasıl ölüneceğini bilmek, daha yüksek bir düzeyde yeniden doğmayı bilmektir. Ve ölünen her seferde daha yüksek bir düzeye ulaşılır.

Gerçek hayat, gizemlerin gizemidir. Bu gizemi açıklamak asla mümkün değildir. Kurgu insan zihninden doğar. Zihin bir aynadır, birkaç şeyi yansıtır. Eğer iyi bir aynan, yaratıcı bir aynan varsa bir şiir yaratabilirsin, müzik yaratabilirsin, kurgu yaratabilirsin, yazabilirsin, resim yapabilirsin. Ama tüm resmedeceklerin, tüm yaratacakların ve tüm yazacakların, gerçeğin çok ufak, atomik bir parçası -aslında bir parçası değil de, zihninde o parçanın yansıması olarak kalacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • Aybike Meyçen ZORLU
  • aynur
  • X
  • “ Quo Vadis ”
  • Asude
  • Danyal kandal
  • ilkin kerimov
  • Hamdi Topçuoğlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%33.3 (1)
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0