Adı:
Sis
Baskı tarihi:
11 Ocak 2019
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754589054
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Niebla
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Sis
Sis
Sis
Sis
Sis
Sis
Miguel de Unamuno (1864-1936): Gerek Aşk ve Pedagoji, Sis ve Tula Teyze romanları, gerekse en tanınmışı olan Yaşamın Trajik Duygusu gibi felsefi denemeleri düşünüldüğünde, Unamuno, 20. yüzyıl İspanyol yazınına damgasını vurmuş en önemli modern-klasiklerden biridir. I. Dünya Savaşı'nın başladığı yıl yayımlanan ve yazarın en çarpıcı romanlarından biri sayılan Sis (1914) ise, Unamuno'nun ölümünden 70 yıl sonra nihayet İspanyolca aslından yapılan bir çeviriyle okurla buluşmaktadır. 

Yıldız Ersoy Canpolat; 19. ve 20. yüzyıl İspanyol romancılığı üstüne yayımladığı iki telif kitabının ve İspanyol öykücülüğünü örnekleyen kapsamlı bir antolojinin yanı sıra, Cervantes'ten Fuentes'e, Unamuno'dan Paz'a yaptığı çevirilerle de İspanyol ve Latin Amerikan yazınlarını okura ulaştıran en önemli adlardan biridir.
240 syf.
·7/10
Bu kitap hakkında ilk söyleyeceğim şey lütfen ama lütfen önsözü okuyun...️
Klasikleri sevmeseniz de edebiyat veya felsefeden hoşlanmasanızda mutlaka önsözünü okuyun, okuyun, okuyun.!.
Bir kitap cafe’de veya bir avm’de yani kitabı bulduğunuz her hangi bir yere giderseniz ayaküstü okuyabilirsiniz.
.
Bana göre kitap önsöz ve içerik olarak iki ayrı kitaptan oluşuyor. Önsözü başlı başına muazzam bir kitap. Sadece önsözü ile basılıp yayınlanmış olsaydı satış rekoru kıran bir eser olurdu..
.
Sis’in puslu yollarından ışıl ışıl ve net felsefe anlatımlarıyla geçerek, bitirdiğim kitaptan kısaca bahsedeyim.
.
Klasiklere olan tutkumu herkes bilir ilk defa bir İspanyol klasiği okudum. İnanılmaz derecede yoğun felsefe kaleme alınmış olsada neredeyse tamamı diyaloglardan oluşuyor olması kitabı akıcı hale getirmiş.
Merhamet, hainlik, riyakârlık, varoluş, sahtekarlık, yalan, ihanet, hayal, daha bir çok konu 225 sayfaya sığdırılmış.
Diyalogların kusursuz ilerlediği bir kitap ve yer alan karakterlerin betimlemeleri de çok yerinde ve güzeldi. Karakterleri özümsememek neredeyse imkansız.
.
Başlarda bir aşk hikayesi gibi gelsede sonradan varoluşun ve gerçekliğin sorgusuna dönüşüyor.
Ve son sayfalardaki kahramanlardan biri olan Orfeo adlı köpeğin iç sesi ve sonu kalbimi acıtmadı değil.
240 syf.
·Beğendi·10/10
Miguel de Unamuno nun başyapıtı.
Kesinlikle hak ettiği değeri hakkettiği kadar görmemiş başta biraz ağır ilerleyen müthiş bir edebi eser. Sona doğru yazar ve karakter tartışması ile zirve yapan bir kitap
240 syf.
·5 günde·6/10
Bu klasik, iki yıl önce can yayınlarından yayımlanacağı zaman, çok iyi bir reklam kampanyası yürütülmüştü. Gazete ve dergilerde görmüştüm ben de. Açıkçası merak edip almıştım. Çünkü ünlü şair Behçet Necatigil yapmıştı çeviriyi.

Miguel de Unamuno , faşist Franco yönetimine karşı durmuş, ilerici, demokrat bir aydın. Bu uğurda üniversite rektörlüğünden olan bir akademisyen aynı zamanda. Fikirlerini korkusuzca savunabilen ender insanlardan o dönem Avrupa'sinda. Tabii ki, bu değerler onun ülkesinden gitmek zorunda kalmasına neden olmuş.

Sis romanını okuduktan sonra açıkçası biraz gülümsedim. Çünkü, bizim eski Türk filmlerinden çok senaryo var bu roman gibi. Şıpsevdi bir adam (zengin), borcu harcı olan bir kız (Fakir) ve kızın aşığı. Kitapla ilgili çok fazla detay vermeyeceğim ama üç hakkınız olsa gerisini devam ettirmek icin, eminim sonuca ulaşırsınız. Ancak , kitabın beklenmeyen bir sonu var ki, sırf onun için bile okunur. Romana bizzat yazarın kendisi dahil olup ,hikayeyi sonlandiriyor. Burası ilginç bir bitiriş olmuş ve okurları şaşırtmış.

Sis, güzel bir çeviriyle siz okurlara sunuluyor.

Keyifli okumalar...
240 syf.
·Puan vermedi
Esas oğlan Augusto hayatın küçük değersiz şeylerden mürekkep muazzam bir sis olduğunu düşünmektedir, bir gün karar verir, gönlü bir güzele düşer, olaylar alelade bir novelada nasıl akıyorsa öyle gelişir. Bu arada kadına, hayata, evliliğe dair ne fikirler ne saptamalar (allahım allahım). Kitap sıkıcılığa yeni bir boyut katarken çözüm kısmında öyle bir sürpriz var ki bir nebze katlanılır kılmış romanı.( Unamuno sevenler duymasın ama ben hiç sevemedim bu kitabı) #sis
240 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Okuduğum ilk Miguel de Unamuno kitabı. Aşk kitabı olarak gözükse de gerçek öyle değil. Yazar, evlilik, annelik, babalık, düşünme, var olma ve riyakârlık konuları üzerine yoğunlaştığı için kitabı felsefi olarak tanımlayabiliriz.

Augusto, Eugenia'yı görüp aşık olur. Hikaye burada başlar. Ne var ki Eugenia, Mauricio adında bir adamla nişanlıdır. Eugenia'nın enişte ve halasının tercihi Augusto'dan yanadır. Diyaloglar ve karakterler sizi kitabın içine daha da sokuyor. Karakterler kafanızda beliriyor. Diyaloglar sade ve güzel ilerliyor.

Kitabın sonunda okuyucu çok değişik bir son bekliyor. Okuduğum kitaplar arasında en farklı kurguya sahip kitaplardan. O son hakkında bir şey yazmayacağım, heyecanlanın. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
240 syf.
·12 günde·Beğendi·6/10
Tam anlamıyla beni ordan oraya sürükleyen bir kitap oldu.Başta kafam çok karışıktı,olay örgüsü çok tuhaf işliyordu ve tek düşündüğüm bu yazarın aklının nasıl işlediğiydi.Sonra monologları okumaya başlayınca çok etkilendim,neredeyse her sayfada altını çizdiğim sözler vardı.Monologların aslında doğru kullanılırsa edebiyatta ne kadar güçlü olabildiğini fark ettim.Beni asıl şaşırtan kitabın son bölümüydü.Okurken tam olarak ne hissedip düşündüğümü kelimelere dökmek zor,bu nedenle aslında bir çok kişinin tecrübe etmesi gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Sis Miguel de Unamuno
240 syf.
·Puan vermedi
Kitabın ismiyle paralel giden kitapları ayrı severim.
Varoluşçuluk felsefesinin temsilcilerinden olan yazar, romanında da varoluşçuluk felsefesinin izlerini görebiliyorsunuz.
Unamuno özellikle yazım tekniği ,karakterler ve biçim açısından yaşadığı dönem itibariyle ele alırsak oldukça sıradışı...
Öykünün ana karakteri(Agusto) üzerinden varlığı ve yokluğu sorguluyor.Hayatın içindeki anlam arayışının psiklojik olarak etkilerini irdeliyor.Gerçeklik düzlemine taşıdığı önsöz yazarı Göti’yi ,Agusto’nun en yakın dostu yaparak ,onun ruh dünyasındaki arayışlara ,anlamsızlıklara cevap olarak,kendi görüşlerini gerçek(kurmaca)bir karaktere söyletiyor.Yine Anarşist Don Fermin karakteriyle kişisel mülkiyete ve düzene karşı fikirlerini dile getirip , karısı Ermelinda karakterini ise düzeni temsilcisi olarak simgelemiş olduğunu söyleyebiliriz..Eugenia ,Rosaria ve Liduvina karakterleri ile de kadınları üç farklı profilde kategorize edip,Perez'in gözüyle bu üç profilin hangi duygulara tercüman olduğunu,hangi beklentilere hitap ettiğini dile getirdiğini söylemek mümkün..
Yine eserdeki en önemli karakter olduğunu düşündüğüm Agusto Perez’in köpeği Orfeo ile Perez'in yaptığı monologlarda yazarın gerçeklik,varlık-yokluk kavramını derinlemesine sorguladığını çok net görebileceksiniz.
Ve tabi en önemli noktalardan biri de son kısımda Orfeo üzerinden aktarılan görüşler olacak.
Sonuç itibariyle yazar gerçeklikle kurmaca arasındaki geçişkenliği çok iyi bir şekilde işlemeyi başarmış zannımca.
240 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Üstkurmaca üzerine düşünmemin hemen akabinde bu romanı okumam tatlı bir tesadüf oldu. Çünkü üstkurmaca modelini anlamlandırmamda etkisi olduğunu söyleyebilirim.
Üstkurmacanın birçok tanımından sonra anladığım şey; kurmaca bir metin olan romanın kurgu özelliğini unutturarak okuyucuyu, anlatılanların gerçek mi yoksa kurmaca mı olduğu yanılgısına düşürmek istemesi oldu. Yani roman dünyası ile gerçek dünya arasına bir katman daha eklemek.
Bunun da çeşitli yolları var: Roman içinde başka bir roman anlatılması, ana kahramanın bir kurgu içinde olduğunun bilincinde olması vb.
Tabi ki bu konuda bildiklerime ekleme yapmaya muhtaç olabilirim ama 'Sis' romanında Unomuno'nun bizzat roman kahramanıyla karşılaşma sahnesi üstkurmacayı aklıma getirdi. Öyle ki ikisinin birbirleriyle diyaloglarından sonra 'Ne oluyoruz' diye sorarken buldum kendimi.
Unomuno'yu ilk okuyuşum oldu. Her ne kadar kısa tutulmuş olsa da kitaptaki olayların merak duygusunu üst seviyede tuttuğunu söyleyebilirim. 1914'te yazılmış bu romandaki kadın erkek ilişkilerinin, günümüzde de çok fazla değişmediğini görebiliyoruz.
Roman kahramanı Augusto Perez bana Genç Werther'i ve Masumiyet Müzesi'ndeki Kemal'i hatırlattı. Onlar gibi haddinden fazla hassas, kendi hayatını mahvedecek kadar. Belki de doğrusu onlarınki.
225 syf.
·4 günde·8/10
Augusto Perez hali vakti yerinde, yaşama dair felsefi görüşleri olan biridir. Ne var ki bir gün sokakta gördüğü Eugenia’ya âşık olmasıyla tüm dünyası altüst olur. Zaten dünyayı bir sis olarak kabul esen Augusto için her şey gittikçe daha muğlak ve anlaşılmaz hale gelir.
.
‍️Olayın bütünlüğü kitabın bazı yerlerinde kopuyor olsa dahi İspanyol yazarın kuvvetli edebi dili sizi olay döngüsünün içinde tutuyor. Kitabın sonundaki yazar ve Augustonun bir araya gelişi ve diyalogları esere ayrı bir özgünlük katmış. Yaratan - Yaratılan döngüsünün edebiyata aktarılmış hali gibi.
.
‍️Cümleleri ışıldayan bu kitabı bir çırpıda ve keyifle okudum. Sevgi ve ilginin karşılığını kimden beklemeli ya da onları kime vermeli. Bunlar bir Sis bulutu içinde karar vermesi zor zorular. Bu arada karakterler içerisinde en çok Bay Fermin’i (enişte) sevdim. Bir kitaba özgün değerini bazen yan karekterler verebiliyor. Eminim siz de çok seveceksiniz .
.
240 syf.
·Beğendi·9/10
Yazar, bu romanında, yazdıkça adeta kendini oluşturan bir kurgu denemesi yapmış. Kabul etmek gerekir ki oldukça başarılı da olmuş. Kitabın ana karakteri Augusto, tipik bir "Fikir Oblomuv'u" . Yaşayarak öğrenmeye çabalayan, buna karşın bakış açısını geliştiremeyip sürekli patinaj yapan bir profil. Kendini "Kuramsal Anarşist" olarak tanımlayan, Don Fermin karakteri kitaba büyük tat katmış. Elbette, Augusto'nun köpeği Orfeo'nun romanın en sahici karakteri olduğunu vurgulamak isterim. Nitekim, kitabın son iki sayfasında Orfeo'nun düşüncelerini okuyacak ve büyük keyif alacaksınız. Kitabın büyük bölümü diyalog şeklinde olduğundan ve genel olarak akıcı bir anlatıma sahip olduğundan sıkılmadan okuyabilirsiniz.
240 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Daha önce bir kitabı okurken terlediğimi hatırlamıyorum. Zaman zaman bende girdim o kara sisin içine.
Zaten varlıktan, varlığın var olmasından yana uzun bir süredir savaştayım, birde kitapta bunu sorgulayan cümleler... başım döndü başım. Terledim. Çok şey öğrendim. Bazı önemli bakış açıları kazandım. Ah başka diyecek bir şey bulamıyorum. Ah. Düşünüyorum öyleyse varım. Acaba var mıyız?
Geçip giden bu günler...
Bu gün, geçen bu sonsuz gün, iç sıkıntısının sisinde kayıp gidiyor.
Aslında onu tanıdığımı bile söyleyemeyeceksem, nasıl âşık oldum ona?
Boş ver, tanışma arkadan gelir.
Aşk tanımanın önünden gider;
Bu zavallı yaşamda Tanrı'yı sömürmekten başka bir şey yaptığımız yok; tüm kötülüklerden bizi koruması için bir şemsiye açar gibi açmaya kalkıyoruz onu."
Ne büyük acılar ne de büyük sevinçler öldürür insanları; bu yüzden bu acı ve sevinçler, küçük küçük değersiz şeylerden oluşmuş muazzam bir sisle sarılı gözükürler.
Çünkü insanlar, hiçbir anlamı olmasa da konuşmayı konuşma olduğu için seviyor. Bir söyleve yarım saat bile dayanamayan insanlar vardı, ama bir kahvede üç saat çene çalar. Konuşmuş olmak için konuşmak, ipe sapa gelmez şeyler söylemek, konuşmaya çekicilik sağlar.
“Ne bileyim ben... Altı çizilmiş sözcükler ve italik olanlar beni öfkelendiriyor, keyfimi kaçırıyor. Bu okuyucuyu aşağılamaktır, onu aptal yerine koymaktır: Dikkat et be adam, dikkat et, burada bir özel amaç var,demektir!”
“Ve boğa güreşi meraklısının zekâsından daha ilkel ve daha kıt bir zekâ olabilir mi?”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sis
Baskı tarihi:
11 Ocak 2019
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754589054
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Niebla
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Sis
Sis
Sis
Sis
Sis
Sis
Miguel de Unamuno (1864-1936): Gerek Aşk ve Pedagoji, Sis ve Tula Teyze romanları, gerekse en tanınmışı olan Yaşamın Trajik Duygusu gibi felsefi denemeleri düşünüldüğünde, Unamuno, 20. yüzyıl İspanyol yazınına damgasını vurmuş en önemli modern-klasiklerden biridir. I. Dünya Savaşı'nın başladığı yıl yayımlanan ve yazarın en çarpıcı romanlarından biri sayılan Sis (1914) ise, Unamuno'nun ölümünden 70 yıl sonra nihayet İspanyolca aslından yapılan bir çeviriyle okurla buluşmaktadır. 

Yıldız Ersoy Canpolat; 19. ve 20. yüzyıl İspanyol romancılığı üstüne yayımladığı iki telif kitabının ve İspanyol öykücülüğünü örnekleyen kapsamlı bir antolojinin yanı sıra, Cervantes'ten Fuentes'e, Unamuno'dan Paz'a yaptığı çevirilerle de İspanyol ve Latin Amerikan yazınlarını okura ulaştıran en önemli adlardan biridir.

Kitabı okuyanlar 588 okur

  • Hakan ALTINTAÇ
  • Duygu
  • aslı
  • be.
  • piktobet
  • Ahmet yasin özden
  • Alp
  • ceren özgür
  • Aynur Budak
  • Elif Fırat

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.1
14-17 Yaş
%2.3
18-24 Yaş
%22.7
25-34 Yaş
%45.5
35-44 Yaş
%19.3
45-54 Yaş
%4.5
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%3.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.2
Erkek
%44.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.5 (47)
9
%25.3 (58)
8
%20.5 (47)
7
%7 (16)
6
%1.7 (4)
5
%0
4
%0.4 (1)
3
%0
2
%0.4 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları