Sissoylu: Matem Bantları (Sissoylu Serisi 6)

·
Okunma
·
Beğeni
·
249
Gösterim
Adı:
Sissoylu: Matem Bantları
Alt başlık:
Sissoylu Serisi 6
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
396
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059800747
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Bands of Mourning (Mistborn, #6)
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Akılçelen Kitaplar
Matem Bantları, Lord Hükümdar'ın sahip olduğu ve takanlara onun güçlerini bahşettiği rivayet edilen efsanevi metalakıllar. Ama Matem Bantları'nın gerçekten de var olduğunu düşünen tek bir kişi bile yok neredeyse...

Bir araştırmacı kandranın, yanında Matem Bantları'nı tasvir eder gibi görünen bazı görseller ve hiç kimsenin okuyamadığı bir dilde yazılmış metinlerle Elendel'e dönmesi, şehirde büyük bir heyecan yaratıyor. Waxillium Ladrian, durumu soruşturmak için güneye, Yeni Seran şehrine gitmekle görevlendiriliyor.
Bu yolculuk sırasında, amcası Edwarn ve Küme olarak bilinen karanlık örgütün gerçek emellerine işaret eden ipuçları keşfedecek.

İster geçmişte isterse gelecekte geçsin, Brandon Sanderson'un yazdığı kitaplar, fantastik edebiyattan keyif alan ve dünyanın dört bir yanında yaşayan hayranlarını büyülemeye devam ediyor.
396 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Üzdün Sanderson, hemde bir seri kadar üzdün. sissoylu en sevdiğim fantastik serilerden biri iken yazar bu ikinci seri ile o güzelim dünyayı harcadı. Nereden başlayıp sitem etsem bilemiyorum ki.

Seriye genel olarak bakacak olursak bu kitaptaki karakterlere bir türlü ısınamadım, hepsi fazla üst seviye idi, komik olan çok "komik", sadece komik gibi tek tip özellikleri olan tek özellik üzerine fazlaca gidilmiş karakterlerdi, ne demek istediğimi okuyanlar daha iyi anlayacaktır. Yazar bu seri ile ilgili fikri bulmuş da Sissoylu dünyası ile bağlantı kuramayınca yama yapmaya çalışmış gibi, üç kitabın genelinde bir konu var ama fazlaca zorlanmış gibi o konu yerine otursun diye ve o da olmamış.

Son kitap, yani bu diğer ikisinden daha iyiydi, en azından daha az sıkılarak daha hızlı bitirdim ancak son yarıda ortaya çıkan bazı gelişmeler seri için çok yersizdi, fantastik kurgudan bilim kurguya kaymaya başladı seri, umarım yazar bir üç yüz yıl daha sonra diyerek bilim kurgu yazmaz bu seri için.

Sissoylu ilk üç kitabı ile muhteşem bir fantastik kurgu iken bu son üçleme serinin ilk üçlemesi ile de kıyaslanınca fiyasko olmuş bence. Okuması sıkıcı değil ancak size bir şeyler vaat etmekten de yoksun ve yazarın mizah katma çabaları bir yerden sonra çekilmez oluyor ki bir daha yapmaz umarım. Wayne, nefret ettim senden, bir daha karşılaşmayız umarım.

Seri eğer bu üçleme ile başlasaydı Sissoylu'nun bu kadar seveni olacağını sanmıyorum. Yazar ilk üçlemenin üzerine aslında bir çok şey koymuş, yeteneklerin birleşimi, türler arasındaki etkileşim ile artan yetenekler vs ortaya çıkan çeşitlilik gerçekten çok iyiydi ancak hikaye ve karakterler zayıf kalınca, çeşitliliğin verdiği zevk gölgede kalıyor. TeenSoon ve Sazed'ı yeniden görmek zevk vericiydi, bunu sevenlerinin gönlünü kazanmak için özellikle yaptığı bir hamle olduğunu düşünüyorum.

Sanderson çok iyi bir yazar, fikir makinesi gibi bu kuşkusuz olsa da cevheri işlemek zaman alır, daha uzun zaman verse kendine daha iyi sonuçlar çıkacaktır eminim. Bunu sadece bu seri için demiyorum aynı şeyi Beyaz Kum , Steelheart gibi kitaplarında da yaşadım.
396 syf.
Bu kitapla anladık ki bu evren daha çok genişleyecek işlenecek çok konu var. Merak içinde bekliyoruz. Kitap özelinde konuşmak gerekirse ilk 250 sayfa civarı biraz diğer kitaplar minivalinde ilerlerken son 100 sayfa birçok yeni olay ile devam ediyor ve zirvede bir final yapıyor. Bu kitapta diğer iki kitaba göre eski kitaplarla daha çok bağlantı var ve bu okuyucuyu daha çok bağlıyor. Sonuç olarak Brandon Sanderson günümüzün en iyi fantastik yazarlarından biri olduğunu ve bu konu hakkında okumayı seven herkesin okumasını şiddetle tavsiye ederim.
396 syf.
·5/10
Bu kitabı bitireli bir hafta olmadı ama çoktan uçup gitti benim için. Scadrial’ın gözümün önünde harcanışını izledim sanki. O metallerle dolu, güzelim büyü sistemi... Ah ah. İlk iki kitapta da sürekli kendime söylediğim gibi bu kitapta da “İlk seri ile ilgili bilgi ve Cosmere ipuçları alabilirsin, okumaya devam et” dedim kendime. Ama şunu söyleyeyim, ilk iki kitap kadar zor değildi okuması.

Kitapta Steris daha ön plandaydı ve bu hoşuma gitti, çünkü seride sevebildiğim tek karakter sayılır. Çünkü Marasi’ye zaten hiç ısınamamıştım, bu kitapta da Wax’tan soğudum.

Gelelim spoiler içeren incelememe:

Kitapta ilk başlarda her şey normaldi. Yine bir macerayla uğraşacaklar, diye düşünüyordum, bu yüzden okumaya devam ettim. İçimde bir yerlerde şu Trell adlı tanrıyla ilgili bir şeyler öğrenme umudu vardı, o da pek olmadı.

Bir noktadan sonra kitap bilim kurguya döndü. Ben ne olduğunu anlamadan uzay gemisi sandığım bir tür şey geldi, yok işte onlar Lord Hükümdar’ın sonradan ziyaret ettiği bir kıtaymış da teknolojileri bilmem neymiş falan... Çok üstünkörü işlenmişti oralar, pek hoşlanmadım yani.

Ama kitapta beni en çok sinirlendiren şey, Wax ve Marasi’nin kutsal güç elde ettiği şu saçma kısımdı. O Miraç Kuyusu’nun gücüne eşdeğer bir şey değildi elbet diye tahmin ediyorum ama Marasi ve Wax, eskiden yaşamış karakterlerle karşılaştırılınca gözümde öyle değersiz kalıyorlar ki... Öyle bir güce, bu kadar az uğraşla ulaşmaları sinirimi bozdu sadece.

Ve gelelim, bir sonraki kitabı okuyacak olma sebebime... Son bölüm. Şayet son bölüm olmasaydı, ben kitabı kapatır, Sissoylu serisini de zihnimde birinci seriden ibaret görürdüm. Ama son bölümde, sadece “Firar” lafını duymak bile beni... Biliyorum, şu dakikadan sonra Kelsier gelse bile bir şey olacağı yok tabi, saçmalanır iyice ama buna rağmen görmek istiyorum sanırım. Ya da en azından, Kelsier’ın geçmişi ile ilgili daha çok şey bilmek istiyorum. Çünkü tüm altı kitabı okuduktan sonra bile favorim Kelsier ve asla da değişmeyecek sanırım.

Beni mutlu edip kuşkulandıran diğer bir kısım, şu Hoid’le karşılaştığımız kısımların ardından yaşanılanlar oldu. Buradan sonra yazanlar, Cosmere Evreni ile pek iç içe olmayanlar için anlaşılmaz veya spoilerımsı olabilir, bu yüzden geçebilirsiniz.

Öncelikle sf 155’te oldukça tuhaf bir kadın geliyor. Her ne kadar bu kadının diğer kitapta Scadrial içinden bir bilim insanı çıkma olasılığı yüksek de olsa içten içe daha gizemli bir şeyler görmeyi umuyorum sanırım. Şayet kadın, “koyu ten renkli, saçı sımsıkı örülü ve çekici dudaklı” olarak betimleniyor ve bu bana biraz tanıdık geldi. Öte yandan, “Ferusimya Cosmere’in garipliklerinden biri” tanımını kullanması bende biraz merak uyandırdı.

Bir de komik bir şey daha söylemek istiyorum, şu uzaylı gemisi sandığım şeyle ilgili. Bunu da Fırtınaışığı okuyanlar anlar. Sayfa 241’de Marasi şu Allik’le karşılaşıyor ya, ilk maskesiyle şöyle betimleniyor hani: “Kalın bir kürkle kaplı, yüzü parlak kırmızı.” Ben bunu okur okumaz “HA Parshendi bu iyice karıştır Brandon bravo” diye kendi kendime kitabı bırakmaya kalktım sanırım.
İnsanların hakkında ne düşündüğünün bir önemi olmadığını fark ettiğinde olaylar karşısında büyük bir avantaj sahibi oluyorsun.
Brandon Sanderson
Sayfa 148 - Akılçelen Kitaplar
"Kanunları uygulayacağım, hepsi bu."
"Yani değişebilen ya da ihtiyaçlar çerçevesinde esnetilebilen şeyleri..."
Brandon Sanderson
Sayfa 311 - Akılçelen Kitaplar
İnsan kendini yalnız olduğunda keşfederdi. Konuşacak ve suçlayabilecek sadece bir kişi olurdu.
Brandon Sanderson
Sayfa 202 - Akılçelen Kitaplar
İyi ve kötü adamlar arasındaki fark, yapmayı göze aldıkları şeylerle ilgili değil bu davranışları kim ve ne için yaptıklarıyla alakalıdır.
Brandon Sanderson
Sayfa 312 - Akılçelen Kitaplar

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sissoylu: Matem Bantları
Alt başlık:
Sissoylu Serisi 6
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
396
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059800747
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Bands of Mourning (Mistborn, #6)
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Akılçelen Kitaplar
Matem Bantları, Lord Hükümdar'ın sahip olduğu ve takanlara onun güçlerini bahşettiği rivayet edilen efsanevi metalakıllar. Ama Matem Bantları'nın gerçekten de var olduğunu düşünen tek bir kişi bile yok neredeyse...

Bir araştırmacı kandranın, yanında Matem Bantları'nı tasvir eder gibi görünen bazı görseller ve hiç kimsenin okuyamadığı bir dilde yazılmış metinlerle Elendel'e dönmesi, şehirde büyük bir heyecan yaratıyor. Waxillium Ladrian, durumu soruşturmak için güneye, Yeni Seran şehrine gitmekle görevlendiriliyor.
Bu yolculuk sırasında, amcası Edwarn ve Küme olarak bilinen karanlık örgütün gerçek emellerine işaret eden ipuçları keşfedecek.

İster geçmişte isterse gelecekte geçsin, Brandon Sanderson'un yazdığı kitaplar, fantastik edebiyattan keyif alan ve dünyanın dört bir yanında yaşayan hayranlarını büyülemeye devam ediyor.

Kitabı okuyanlar 23 okur

  • Dritë
  • Esma Tezgi
  • Elif Başer
  • Halit yılmaz
  • Berkay Çetin
  • Ertuğrul YILDIZ
  • Emine Korkut
  • Avernus
  • Burhan Erdemir
  • Canan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.5 (5)
9
%18.2 (2)
8
%18.2 (2)
7
%0
6
%0
5
%9.1 (1)
4
%9.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0