·
Okunma
·
Beğeni
·
1.949
Gösterim
Adı:
Sivastopol Ağustos 1855
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053541172
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bordo Siyah Yayınları
Baskılar:
Sivastopol
Sivastopol Öyküleri
Sivastopol Ağustos 1855
Sivastopol
Çarlık Rusyası Osmanlı Imparatorlugu'nun tebaası olan Ortodoksların haklarını temsil etme yetkisinde ısrar edince, Osmanlı Devleti Rusya'ya savaş ilan etti. Dünya tarihinin o zamana kadar gördüğü en kanlı savaşlardan biri olan "Kırım Savaşı" 1853-1856 yılları arasında yarım milyon insanın ölümüne yol açtı. Kolera, tifüs vb. hastalıkların kayıpları katladığı bu savaşın odaklandığı Sivastopol (kalesi), Fransa, İngiltere, Osmanlı Devleti ve bunların karşısındaki Çarlık Rusyası'nın belleğinde derin bir travma olarak kalacaktı. O yıllarda asker olan ve savaş bölgesine naklini isteyen Tolstoy, bu derin travmadan payına düşeni alacaktı elbette. Savaşın ve ulus, ırk, toplumsal statü, inanç farkları tanımayan kıyım mekanizmasının dehşeti karşısında Tolstoy, ilahi bir gücün kendine ayrıcalık tanıyarak onu koruduğuna bile inandıracaktı kendini. Okur, özellikle ikinci ve üçüncü bölümdeki "eleştirel-taşlamacı" üslubun yanı sıra, Tolstoy'un antimilitarist ve savaş karşıtı tutumunu, Çarlık Ordusu'nun organizasyon ve insani zaaflarına yönelttiği eleştiriyi de gözden kaçırmayacaktır. Sivastopol: Kader anı geldiğinde.
184 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Acemi bir Tolstoy okuyucusu olarak sıradan bir savaş hikayesi gibi başlayan SİVASTOPOL un derin anlamını kavrayabildim artık ..
'' Savaşlar yazarlar doguruyor ''

savaş görmuş bizzat içinde bulunmuş insanların bakışı ile sus pus evlerınde oturan elinde bir fincan kahveyle hımmm ''Bu da neymiş pek bir abartmış'' diye ahkam kesen okur arasındaki ...dönem,fikir,yediği ekmek,ayagındaki ayakkabı,silah namlusunun kokusu,top güllesinin kulak patlatan sesi, kadar fark var....

'' siz hiç ölüm korkusu nedir bilirmisiniz ? ya kan kokusu?
biz toplu halde dondukmu soguktan ? ya da bitlendikmi binlerce kişi ?
ekmegi ısırırken hüngür hüngür agladıkmı acaba ...ne kadar aç kaldık ? hangimizin bacagını sıhhıyede kopara kopara aldılar....

bu gün ölecegim diyerek güne başlayıp ...ölürken öldüğünü bile anlamayıp arkadaşına olan onıkı kopik borcunu düşünen adamların hikayesini anladığımız gün sanırım bizde insan olma yolunda bir adım daha ilerlemiş olacagız..

klasikler beni sıkıyor ,yoruyor , bunlar gelmiş geçmiş şeylerdir ,diye düşünüyorsanız söyleyecek birşeyim yok ama büyümek istiyorsanız ''OKUYUN''

barışla kalın....
184 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Savaşın tam ortasında olduğunuzu hayal edin. Ancak gözlemci olarak. Bilinki daha zordur bu durum. Acı çeken insanlar, can çekişenler, o can çekişenlere yardım etmeye çalışan doktorlar... Tüm bunlarla başlıyor kitabın ilk kısmı. Tam da savaşın ortasına bizi koyarak yapmış Tolstoy bunu.

Savaşın ne kadar da çılgınca olduğuna ise vurgu yapıyor şu cümle ile:
" Ya savaş bir çılgınlık ya da bu çılgınlıktan geri duramıyorlarsa insanlar akıllı yaratıklar değiller, ki nedense böyle düşünmeye alışmışızdır." Syf. 24
Ne kadar da güzel ifade etmiş. Peki ne için savaşırız? Tabiki o kadar açık ki bunun cevabı: iki taraftan birinin açgözlülüğü yüzünden...

Açgözlülük bir tarafı savaşmaya iterken, diğer tarafı da savunmaya zorlar. Bu eserde de Sivastopol( Not: Sivasın metropolleşmiş hali değil:D) Rus savunma cephesi. Fransızlar ile savaşı anlatıyor bize.

İlerleyen kısımlarda askerlerin omuz omuza mücadelesini, yan yana birinin son nefesini verirken, diğerinin yaralanması hatta bir uzvunu dahi kaybetmesini, kurşunların ve top güllelerinin havada uçuşmasını, yine Tolstoy'un benzersiz betimlemesi ile bize okutturuyor.

Kitap küçük bir roman, ancak bölümler sanki aynı konu üzerinde, farklı hikayelere yer vermiş gibi. Tolstoy'un alışılmış anlatım tarzından biraz sıyrılmış. İnsanda vatan aşkı uyandıran bir eser. Heleki de şu dönemlerde...

Askerlerin öleceklerini bile bile nasıl korkusuz vatan için savaştıklarını da görüyoruz. Okuması ve dili sade, sıkmayan bir kitap.
Okumayı düşünenlere keyifli okumalar dilerim...
184 syf.
·13 günde·Beğendi·7/10
Tolstoy'un yirmili yaşlarda yazdığı belkide Savaş ve Barış'ın temellerini attığı romandır diyemiyorum. Çünkü Sivastopol bir Roman değil. Daha çok bir anlatı bir gözlem kitabı gibi. Evet karakterler var ama genelde geçen olaylar o karakterlerin dışında gelişen olayları anlatıyor.. Ara ara kulağınıza bataryadaki kurşun vızlaması veya havada uçuşan şarapnel seslerini yaşatan bir kitap. Zaten kısa kısa bölümlerden oluşmasının sebebi de bu diyebiliriz. Tolstoy külliyatını okumak isteyenler bu kitabı da okumalı. Savaş ve Barış'ı alma isteğini tetikleyen kitaplardan biri Sivastopol.

Yazarın gözlemleyici anlatımı ve insanların savaş içindeki duygu ve hissettiklerini okuyucuya çok iyi aktarmış. Pas geçilmeyecek bir Tolstoy kitabı.
184 syf.
·Beğendi·9/10
Tolstoyun bu kitabını her okuduğumda kendimi tabyaların arasından geçerken ve yüzbaşı olarak emirler verirken hissediyorum savaşın gerçekçiliğini gözler önüne seren bir roman. Ayrıca son derece adil bir kitap
184 syf.
·2 günde·8/10
tolstoy bence dünya edebiyatının en iyi kalemidir!

gelelim kitaba: kırım savaşı sırasında sivastopol'de görev alan tolstoy harika betimlemelerle harika bir eser ortaya koymuş ve savaş ve barış'a zemin hazırlamış.

kitabın sürükleyici olmadığı doğru, yavaş ilerliyor ama bu kitap okunmalı...
184 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
1853-1856 yılları arasında bir nevi Kırım ve Karadeniz'e Rusların inmesine engel olmak için Avrupa ile Rusya'nın savasmasinin anlatıldığı kitap.Savas üzerine efsane yorumları ile usta bir yazarın elinden
L.N.Tolstoy-Sivastopol
Sivastopol Kırıma bağlı bir bölge.Yazar bu kıyı kesiminde olan savaşı 3 hikaye ile anlatmış
Aralıkta Sivastopol: Sivastopol de savaş öncesi bir seyahate çıkarır.
Mayıs'ta Sivastopol: Savaşın trajedisini ve askerlerin çektiği sıkıntılar ve psikolojilerini anlatır. Yazarın tek kahramanı hakikatlerdir.
1855 Ağustos Sivastopol: Askerlerin psikolojisine bu bölümde daha fazla yer verir. Sivastopol düşer ve son bölümünde Rusların öfkesini belirtir.
Kitapta olmayan ise Avrupa devletleri yanında savaşa dahil olan Osmanlı Devleti için bu savaşta zaferle çıkılmasına karşın çok fazla masraf edilmesi nedeniyle borçlara girer.Duyun-u Umumiye girmek zorunda kalır.Bu süreçte Islahat fermanı ilan edilir.Mamafih kitapta sadece savaşılan devlet olarak Fransa gösterilir.
Savaş karşıtı bir insan olan Tolstoy tahmin ediliyor ki bizzat Sivastopol de bulunmuş ve muhtemelen kendi yaşadıklarından örnek ile bu eseri yazmış.
Savaşın kazançtan çok kayıp getirdiğini,Üst kesimin makam,orta kesimin madalya alt kesimin ise vatan sevgisi ile nasıl savastigini görmek isterseniz kaçırmayın derim
Şimdide iyi seyirler
184 syf.
·Beğendi·9/10
Kitap okumaya gençlik yıllarında savaş kitapları ile başladım ve kesinlikle abartmıyorum bugüne kadar en az kırk elli tane savaş kitabı okumuşumdur .
fimler de öyle tüm kaliteli savaş filmlerini seyretmek gibi bir alışkanlığım var . Filmlerde belirli sahnelerin beyninize kazınması oldukça doğal olabilir örneğin "Er Rayn" adlı filmin başlangıcında Normandiya çıkartması yapılırken ateş altında kalan askerlerin yaşadıklarından etkilenmemek mümkün mü?
Sivastopol'da ise hiç aklımdan çıkmayan bir bölüm var ; genç subayın yaralı askerlerin bulunduğu odaya girişi ve neler gördüğünü anlatması .
Savaş sırasında insanların nasıl duygular içinde olabileceğini bu kitapta çok iyi anlıyorsunuz.
Tolstoy'un genç bir subay olarak katıldığı ve kendi yaptığı gözlemlere dayanarak yazdığı bu kitabı ben hiç bir zaman unutamayacağım.
Şu anda, yanımdaki kütüphanede okumaya meraklı olmayanların bile daha önce ismini duyduğu en az yirmi tane Tolstoy kitabı var.
Sivastopol belki onlardan biri değil ancak Tolstoy'un büyük eserleri dışında en etkilendiğim romanı diyebilirim .
Tavsiye ederim..
184 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Hepimiz televizyonlarda, internet sitelerinde günlük konuşmalarda, okul sıralarında vs. savaşlari konuşur ve oradaki insanlara üzülürüz. Ama hiçbirimiz o savaşı yaşamadığımız için, savaşın ne demek olduğunu kavrayamayız.

Bir savaşın içinde olduğumuzu düşündürüyor Tolstoy bize. Sivastopol de diğer binlerce savaştan sadece bir tanesi tarihte.Fransız ordusunun 1854-55 yıllarında Kırım'dan çıkarma yapmasıdır bu savaş. Savaşlara olan merakımdan bu kitabı alıp okumak istedim. Savaş, herkesten bir şeyler götürür. Kazanan da kaybeder, kaybeden de. Yoğun gülle ve mermi seslerinin, bombaların altında savaşan askerlerin öyküsü bu. Savaşı halk kazanır. Generaller, komutanların tek düşündükleri ünvan ve madalyalardır. Bu görüsümü Tolstoy'un da desteklemesi beni mutlu etti. Tabi istisnalar kaideyi bozmaz. Sonunda her askerin aklında tek bir düşünce vardır: Savaş sonunda mutlu bir şekilde eve dönmek...

Kitapta biraz fazla karakter var fakat oldukça akıcı şekilde çevrilmiş. Zaten Tolstoy da olunca insan kuşku duymuyor kitabı alırken.
184 syf.
·Beğendi·3/10
Aşırı derecede olmasa da savaş dönemlerinde yazılmış bir roman. Meşhur bir Sivastopol ve orada geçen savaş. okurken bazen kendinizi o savaşın içinde bulabilirsiniz..
184 syf.
·8 günde·7/10
Biraz ağır ilerlemesine rağmen muhteşem betimlemeleri var.Kendinize savaşın içinde hissediyorsunuz.Psikolojik analizlerini de çok başarılı.Ben beğendim,tavsiye ederim....
184 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Sivastopol önünde yıkık minare,
Düşman dedikleri gelmez imane
Erenler geliyor bize imdade
Aman da kaptan paşa emir ver bize
Sılada nişanlımız duacı size.




İlk kez dinlediğimde kulağıma çok hoş gelmişti bu marş.. Ama asıl bağımlılığı Ahmet Kaya’dan dinledikten sonra kazandım. O zamanlar “Sivastopol” hakkında hiçbir fikrim olmamasına rağmen araştırma ihtiyacı da hissetmemiştim çünkü daha çok merakımı cezbeden bir şey vardı ki, o da; Ahmet Kaya’nın bir Mehter Marşını seslendiriyor oluşuydu… O zamanlar daha sonra üzerinde düşünmek üzere aklımın odalarından birine kaldırmışım bu şaşkınlığı.




Ta ki .. O güne kadar…. http://bunebicimlacivert.blogspot.com/...y-ft-ahmet-kaya.html
"Benim hikayemin kahramanı hakikattir : ruhumun bütün gücüyle sevdiğim ve olanca güzelliğiyle canlandırmaya çalıştığım, hakikat..hep en güzeldi o , her zaman da en güzel olarak kalacak ..."
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 86 - Türkiye ış bankası klasikleri
"Savaşı bando mızıka ve dalgalanan sancaklar eşliğinde at oynatan generaller ,
düzgün sıralar olusturup pırıltılı giysiler içinde geçit yapan askerler olarak değil ,gerçek yüzüyle görüyorsunuz : KAN ,ACI VE ÖLÜM OLARAK..."
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 11 - Türkiye ış bankası klasikleri
Kibir! İçinde bulunduğumuz yüzyılın karakteristik özelliği ve özel bir hastalığı sanki bu
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 31 - T. İŞ BANKASI YAYINLARI 4. Baskı
"Sık sık düşündüğüm tuhaf bir şey vardır : savaşın taraftarından biri ötekine, iki ordudan da birer asker evlerine göndermeyi önerseydi ne olurdu... ?
Tuhaf bir düşünce gibi geliyor..ama neden uygulanmasın ki ..?
Sonra her iki taraftan birer asker daha terhis edilecek,derken üçüncüler ,sonra dördüncüler ...iki orduda da birer asker kalana dek sürdürülecek bu iş ... Bu durumda ,akıllı varlıkların akıllı temsilcileri arasında ortaya çıkan gerçekten karmaşık siyasal sorunlar ille de dövüşerek çözülecekse ,varsın bu iki asker dövüşsünler..."Biri kenti kuşatsın ,öbürü de savunsun ! "
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 24 - Türkiye ış bankası klasikleri
"Nasılsın? "diye soruyorsun yaralıya. Gözbebeklerini sesin geldiği yöne doğru çeviriyor, ama ne görebiliyor, ne de anlayabiliyor sizi...
"Yürekim yaniyor"(kitapta yazıldığı gibi )
diyor....
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 10 - Türkiye ış bankası klasikleri
Bu durumda, akıllı varlıkların akıllı temsilcileri arasında ortaya çıkan gerçekten karmaşık siyasal sorunlar ille de dövüşerek çözülecekse, varsın bu iki asker dövüşsünler: Biri kenti kuşatsın, öbürü de savunsun!
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 24 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sivastopol Ağustos 1855
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053541172
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bordo Siyah Yayınları
Baskılar:
Sivastopol
Sivastopol Öyküleri
Sivastopol Ağustos 1855
Sivastopol
Çarlık Rusyası Osmanlı Imparatorlugu'nun tebaası olan Ortodoksların haklarını temsil etme yetkisinde ısrar edince, Osmanlı Devleti Rusya'ya savaş ilan etti. Dünya tarihinin o zamana kadar gördüğü en kanlı savaşlardan biri olan "Kırım Savaşı" 1853-1856 yılları arasında yarım milyon insanın ölümüne yol açtı. Kolera, tifüs vb. hastalıkların kayıpları katladığı bu savaşın odaklandığı Sivastopol (kalesi), Fransa, İngiltere, Osmanlı Devleti ve bunların karşısındaki Çarlık Rusyası'nın belleğinde derin bir travma olarak kalacaktı. O yıllarda asker olan ve savaş bölgesine naklini isteyen Tolstoy, bu derin travmadan payına düşeni alacaktı elbette. Savaşın ve ulus, ırk, toplumsal statü, inanç farkları tanımayan kıyım mekanizmasının dehşeti karşısında Tolstoy, ilahi bir gücün kendine ayrıcalık tanıyarak onu koruduğuna bile inandıracaktı kendini. Okur, özellikle ikinci ve üçüncü bölümdeki "eleştirel-taşlamacı" üslubun yanı sıra, Tolstoy'un antimilitarist ve savaş karşıtı tutumunu, Çarlık Ordusu'nun organizasyon ve insani zaaflarına yönelttiği eleştiriyi de gözden kaçırmayacaktır. Sivastopol: Kader anı geldiğinde.

Kitabı okuyanlar 181 okur

  • Onur Can
  • Yasin YALÇIN

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%1.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0