Siyah İnci

·
Okunma
·
Beğeni
·
24,1bin
Gösterim
Adı:
Siyah İnci
Baskı tarihi:
Haziran 2009
Sayfa sayısı:
302
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755171340
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yuva Yayınları
120 syf.
·9/10 puan
Büyük bir çiftlikte doğan Siyah İnci çok akıllı bir taydı. İyi kalpli sahipleri tarafından güzel bir ortamda büyütüldü ve iyi huylu bir at oldu. Ancak bir gün başkasına satıldı ve insanların hayvanlara karşı ne kadar kötü davranabileceğini öğrendi. Kiralık at olarak, ata binmeyi hiç bilmeyen antrenmansız insanlara katlanmak; fayton ve yük atı olarak çok ağır yükler çekmek zorunda kaldı. Ama her seferinde karşısına hayvanları seven iyi kalpli insanlar da çıktı.
Siyah İnci'nin hikayesini kendi ağzından okumak çok keyifliydi herkese tavsiye ederim :):)
#Hayvanseverbirokur
248 syf.
·1 günde·8/10 puan
Anna Sewell’ın, bir atın otobiyografisi olarak kurguladığı, 50 milyon kopya satarak tüm zamanların en çok satan kitaplarından biri olan tek romanıdır. Böyle özel bir değeri okumak için acele etmelisiniz. Su gibi akıyor demeyeceğim ama sıkmıyor da. Kitaplıkta bulunması gereken eserlerden biri.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
248 syf.
·9/10 puan
Anna Sewell’in ilk ve tek kitabı..
Bir atın ağzından ve onun bakış açısı ile yazılmış bir kitap. Sadece kendi yaşamını değil çevresindeki diğer atların yaşamını ve kendi yaşamları üzerinden insanların yaptıklarını ve onlara nasıl davrandıkları etkileyici bir dil ve akıcı bir üslupla anlatılıyor.
Kitap bize çevremize karşı duyarlı olmamız gerektiği mesajını veriyor. Yaşadığımız çevrenin sadece bize ait olmadığını ve tüm canlıların yaşamlarına saygı duyulması gerektiğini tüm hassasiyetiyle fark etmemizi sağlıyor. Bu gezegeni diğer canlılar ile paylaşıyoruz. Bunu hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor. İnsan doğasının vahşiliğini çarpıcı bir şekilde ele alan bu yapıt mutlaka okunmalı.
“Tanrı’nın hiçbir yaratığına eziyet etmeye hakkımız yok. Hayvanlara dilsiz diyoruz, doğru dilsizler, neler hissettiklerini söyleyemiyorlar; fakat konuşmamaları daha az acı çektikleri anlamına gelmiyor.” (s.209)
72 syf.
·1 günde
~yarış atıyız.☆☆☆

#79275334


Hayvanlar üzerinden insanoğlunun vahim durumlarını edebiyata döken kitaplara bayılıyorum.

Hayvan Çiftliği, Dönüşüm ,Bir Köpeğin Araştırmalarına da bayılmıştım bundan ötürü.

Gelelim bu kitapta neler gözler önüne seriliyor.


Basitçe bir soru sorsam sizlere " AT "nedir diye?

•Satrançta rakip taşın üzerinden atlayacak tek taş.
•Tarihte ilk olarak Türklerin ehlileştirdiği ,ayakta uyuyan ve çok hızlı koşan bir hayvan.
.
.
Cevapları dışında bir cevap bulabilir miyiz?

Hmm ,bir düşünelim...

Hiç fark ettiniz mi aslında bizler de birer "AT" ız.

Nasıl mı?
Gelin bu sorunun cevabını bu kitapta arayalım...

Öncelikle İngilizce çevirisinden okuduğum kitabın başlığının bizdeki ifadesi

Black Beauty = Siyah İnci şeklinde.

Beauty= Güzellik

İnci =Nadir bulunan , eşsiz,nadide.

Hatta Meryem Ana için kullanılan tabir = Azra (el değmemiş inci,bakire)

Bu Siyah İnci bizim kitaptaki ana karakter "AT" ımız.

Simsiyah parlak yeleleriyle, kürküyle çiftlik sahibinin çok kısa bir sürede dikkatini çekmiş ve bu isme layık görülmüştür.

Güzellik özgürlüğün önünde bir perdedir bazen :
En güzel koşumlar, en güzel dizginler (prangalar) hep en güzel ata takılır.
Çünkü o müşteri kazandırır fayton denen at istismarı ticaretine...
Çünkü ona binmek ister , o at arzulanır insan tarafından...
#79293638
#79312617
#79314650
#79330358
#79330405
#79330450
#79330592
Bu durum insanoğlunda da geçerli değil midir? Sizce de ?
Bazen o istediğimiz kıyafetlerin içine girebilmek için tatlıyı iki dilim eksik yeriz . Sorana da sağlık için canım ne diyeti deriz...

Bilmez miyiz ki hamburger firmalarının zayıflama ürünleri satan şirketlerle anlaşmalar hâlinde olduğunu.

Tıpkı sigara ve nikotin  bağımlılığı bıraktıracak ürünleri üreten şirketlerin anlaşmalı olduğu gibi...

Hatta bu güzellik ve ihtişam denen kavrama öyle bağlıyız ki bu uğurda düştüğümüz haller ve en sonunda bitap hâle geleceğimiz hiç aklımıza gelmez.

Kapitalist düzen siz ona isteklerini vermediğiniz zaman,  ilk gözden çıkartacağı  kişi siz olursunuz.!

Tıpkı artık sırtındaki yükleri kaldıramayacak hâle gelen Siyah İnci 'nin ayaklarını bu uğurda sakatlandıktan sonra sahibi tarafından gözden çıkarılması gibi;

•Onu satmalıyız.Ahırlarımda böyle bacakları olan bir at olamaz.  Çok üzgünüm,.."

#79293490 bizi de hep kamçılayan arzularımız yok mudur?
Hep dolu dizgin koşarız hayatta öyle değil mi?
Hatta şu dönemlerde sınav maratonundan yeni çıkmış nesil daha iyi bilir:
Yarış atına döndük iyice...
Hem de ne için..
Önünü bile göremediğimiz hayatta bize de bir yer bahşetsinler diye..
Sana doktor, ona hakim,bana mühendis desinler diye...
Kimlikteki yazılan değil, diplomadaki önemlidir çünkü..
Ali , Ayşe,  Fatma kim ki?
Bana paranla gel...

Ha bir de takındığımız "At Gözlükleri"...
Hani şu uğrunda insanları kırdığımız siyasi düşüncelerimiz
Ha bu arada söyleyim (siz bu tartışmaları yaparken milletvekillerin ceplerinden bir milyar bile eksilmiyor)
Hani şu deveyi yardan uçuran bir tutam ottur misali takıntılarımız...

Galiba bir AT"tan da çok farkımız yokmuş .. Sözde at güçlüdür ama cılız bir kuş kadar özgür değildir..

#79325038
Söyleyecek söz çok.. Okurken neredeyse ağlama seviyesine geldim. Acıları içinde hissettim.
En iyisi kitabı okuyun. Tavsiye ediyorum.
248 syf.
·2 günde·8/10 puan
Hayvanların doğaya ve insanlığa olan hizmetini kimse inkâr edemez. Özellikle evcil ve ehlileştirilmiş olanlar binlerce yıldır tek amaçlarının “hizmet” olduğu bu dünyada karın tokluğuna sayısız insanın yapmayı başaramayacağı şekilde çalıştırılıyorlar. Biz insan olarak ise hizmet ve eziyet kavramını karıştırıyor, hayvanları zulümle idare etmeye çalışıyoruz. Aksi olsaydı bir çobanda sopaya, bir arabacı da kamçıya ne gerek vardı.

Kitap 18. yüzyılda İngiltere’de doğan, genellikle eğitimini evde alan ve bir rahatsızlık sonucu yatağa mahkûm yaşayan Anna Sewell’in tek, dünyaca ünlü romanıdır. İyi bir gözlem ve yufka bir vicdanın sahibi olan Anna kendisinin de bir at sahibi olduğu, çevresinde gördüğü hayvan zulmü için kaleme aldığı bu eserini annesine ithaf etmiştir.

“Hayvanlara dilsiz diyoruz, doğru dilsizler, neler hissettiklerini söyleyemiyorlar; fakat konuşmamaları daha az acı çektikleri anlamına gelmiyor.” (Alıntı)

Roman konusu Siyah İnci isminde bir atın; taylığından başlayıp ölümüne kadar geçen sürenin kendi ağzından anlatılmış, kimi zaman duygulandırıp gözleri nemlendiren, bazı cümle ve paragraflarda bizleri cesaretlendiren, en önemlisi de dilsizde olsalar bir canlarının olduğunu ve acı çektiklerini bilmemizi sağlayan hikâyeler bütünüdür.

Çevirisi gayet yerinde ve küçük dostlarımızın dahi okuyabileceği, hatta kitapla beraber hayvan sevgilerinin pekişeceğini düşünmekteyim. Dört bölümden oluşmaktadır ve gayet sade akıcı bir dil ile okuru sıkmayacak şekilde yazılmıştır.

“Son verme imkânımız olan bir zulmü veya yanlışı görüp de bir şey yapmazsak, suça ortak oluruz.” (Alıntı)

Hayvana eziyet, eziyet edilene zulüm olmaktan ziyade kişinin kişiliğini de öldüren bir eylemdir. Kendisine dokunmayana asla bir zararı olmayan ve kimseyi dahi rahatsız etmeyen sayısız hayvanın, ne tür zulümlere maruz kaldığını bilmekteyiz. Sadece fiziki şiddetle kalmayıp, ürkütmek ve korkutmak amacıyla cesaretlerinin kırılması, her şeyden korkar hale gelmeleri de şiddetin başka bir halidir. Hele ki onlara karşı cinsleriymiş gibi tecavüz ve taciz edenleri anmak dahi istememekteyim. Unutmayınız ki iki ayak üzerinde duran, vicdan ve diğer insanı erdemlerinden ödün veren, eziyeti meziyet gören "hayvanlar ağlamaz."

“...başkaları bize nasıl davransın istiyorsak, biz de başkalarına öyle davranmalıyız.” (Alıntı)

Sadece sezgileriyle hareket eden ve sizden sevgi dışında başka hiçbir talepleri olmayan bu güzel yaratıklara belleğinizden bir iki güzel söz söylemeyi ihmal etmeyin, hatta varsa imkânınız muhakkak temasta bulunun ve onlara dokunup, hala sizi seven, koruyacak insanların olduklarını onlara gösterin. Bu yaptıklarınız sizden bir şeyler eksiltmez lakin karşınızdaki yaratığa az da olsa bir güven katabilir.

“...madem bu insanlar her şeyi bu kadar çok biliyorlar, emretsinler de ileride taylar dünyaya başlarının yanlarında değil alınlarının ortasında gözlerle gelsin. Hep doğadan iyisini yapabileceklerini ve Tanrı'nın yaptığını düzeltebileceklerini sanıyorlar.” (Alıntı)

Bu son alıntı ise kendi keyfi zevkleri için hayvanların uzuvlarını kesenlere gelsin. Köpekleri daha sert ve saldırgan görünsün diye kulaklarından parça alanlara, keyfi şekilde kedilerin ve atların kuyruklarını kesenlere, bile isteye onlara zarar verip bundan eğlence çıkaranlara ve dahası bir canı yokmuş gibi davranıp, cansız nesneler gibi görenler “onlar hayvan oldukları halde sezgi sahipleridir ya sizler, sizler ne sahiplerisiniz…”

Yılkı Atı incelememden kısa bir alıntı… #30045281

“Zulümdür İnsanoğlu dedik ya… Orası doğrudur. Bu dünya da doğaya ne geldiyse insandan, hayvana ne geldiyse insandan. Çevresini bu kadar hızlı yok eden başka bir tür zannetmiyorum ki var olmuş olsun. Hayvanların canı yoktur, acımaz. Vurun kırbacı, vurun tekmeyi, atın taşı kafalarına. Size dönüp ne yapıyorsun demez. Kıstırın bir köşeye, arkasına geçip dileğiniz taciz de bulunun gidip sizi ifşa etmez, şikâyet etmez. Bir haberde idam mahkûmu bir fili okumuştum. Suçu bakıcısının kendisi kızdırmasına dayanamamış ve bakıcısına saldırıp, öldürmüş. Cezası idam. Yer Amerika.

Hadi şimdi haklı bir adalet yapalım. Fil insan öldürdü, aldı idamı. Kısasa kısas. Peki ya insan fili öldürseydi. Belki kamuoyu baskısı ile 3 – 5 ay hapse atılır. Para cezası kesilir, para ödenir. Kişi serbest kalır. Cansa can, ruhsa ruh, kansa kan. Bir akla sahip olmamız bizi üsten kılar mı? Hem de hiç o aklını zekâtını vermeden yaşamışsak. Varsa ilahi adalet, kurulacaksa divan. “Evet, ben şahidim hayvanlar hep haklıydı,” diye avazım çıktığı kadar bağıracağım.

Hayvan öldürme cezası 4000 TL, insan öldürme cezası 15 yıl. Bu da kalsın burada.”

---- Yılkı Atı inceleme sonu ---

Sözün özü; kitap okunulası ve tavsiye edilesi. Kesinlikle insanlık namına gözleriniz biraz daha açılacağı ve hayvanlara daha sevgi ile yaklaşacağınız kanaatindeyim. Bu sebeple özellikler sizlerin ve yakınınızdaki küçük dostlarımızın okumasını şiddetle tavsiye ederim.

Sevgi ile kalın…
120 syf.
Herkese Merhaba,
Anna Sewell'in on dört yaşında bir kas hastalığına yakalanarak ömrümün geri kalanında bir yere gitmek için iki tekerlekli küçük arabasını çeken ata bağımlı olarak yaşadığı ve yazdığı tek kitap olan Siyah İnci kitabını okurken insanların hem sevecen, şefkatli yüzünü hem de gaddar ve acımasız yüzünü bir kez daha gözümün önüne getirdim. Atlar gerçekten güzel ve sadık hayvanlar ve bu kitapta Siyah İnci isimli atın hem güzel hem de sıkıntılı yaşantısı son derece anlaşılır ve sade bir dille anlatılmış. Ayrıca bu kitabı okurken nedense "Bizim için Şampiyon" filmi de aklıma geldi. Her neyse herkese iyi okumalar.
248 syf.
·3 günde·10/10 puan
Bir hayvansever olarak bu kitabı okumak zor oldu. Bazı yerlerinde, özellikle hayvanlara işkence yaptıkları yerleri okurken öfkelenmemek elde değil. Sinirden kitabı fırlatasım geldi. Kötü olayların yanı sıra tabii iyi şeylerde oluyor kitapta. Mesela Siyah İnci isimli baş kahramanımız atımızın yeni arkadaşları oluyor ve onların başından geçenleri öğreniyoruz. Siyah İnci'nin bulunduğu yerden başka bir yere satıldığında orası iyiyse seviniyordum falan. Kitapta zaten Siyah İnci'nin başından geçen olaylar anlatılıyor. Kitabın dili oldukça akıcı, zaten birincil ağızdan, yani atın ağzından anlatıldığı için (ilk başta bu durum bana komik gelmişti ama alıştım sonra) okunması kolay oluyor. Kitabın yazarı Anna Sewell, sırf moda olduğu için atlara takılan, özellikle koşum atlarına sabit mengene kayışı takılmasına (bu sabit mengene kayışı atların başını dik tutarak daha güzel görünmesini sağlıyor. Tabii atlar için çok zor durum ve büyük işkence çünkü istedikleri gibi başlarını eğemiyor ve oynatamıyorlar) ve hayvanlara işkence edilmesine büyük öfke duyuyor. Amacının ''insanları atlara şefkat ve saygı göstermeye, anlayışlı davranmaya teşvik etmek'' olduğunu yazmış yazarımız. Keşke herkes bu kadar duyarlı olsa. Ben bu mesajı aldığımı düşünüyorum ve şiddetle Siyah İnci kitabını herkese tavsiye ediyorum. Okuyun, okutturun!
Keyifli okumalar...
248 syf.
·15 günde
Hiç bitmesini istemediğim kitapların en güzel yerlerinden birini aldın Siyah İnci. Ortalama 15 gün boyunca yaşadıklarına tanık olmak, çiftlikte olma hissini tatmak kıymetli idi yüreğimde..


Siyah inci tam bir inci, annesinden iyi terbiye almış (bu o kadar mühim ki ) yumuşakbaşlı, iyi olma yolunda adım atmaya gayret eden, bir o kadar da özgürlüğünü de seven bir can.Ayrıca toynaklarının birinde beyazlık, alnında şirin bir beyaz yıldızı var.
Kitap 4 kısma ayrılmış, 1. , 2. , 3. , 4. kitap diye.. 1. kitabımızda ilk sahibinin çiftliğinde sevgi ile büyüyor, seyis John’un ilgisi, anlaması, örnek davranışlar sergilemesi, zor durumda bile doğrudan ayrılmayan, hakkını sonuna kadar savunan bir o kadarda iyi olması İnci’nin ne kadar şanslı olduğunu, biz okuyuculara da anlamlı mesajlar vermesi güzellikler saçıyor..

Çitflikte dostları Zencefil ve Şenşakrak, Siyah İncinin hayatına anlam katıyor. Zencefil’in sert oluşu, huysuzluğu dikkatini çekiyor ve onu anlamaya çalışıyor. Zencefil’in yaşadığı zorluklar, kötü sahiplerin eline düşmüş olması ile böyle olmasının sebebi konuşarak ortaya çıkıyor .. Birlikte yollara çıkıp bu zor günlerin geride kaldığını gösteriyorlar birbirlerine, aralarındaki bağ kuvvetleniyor, güçleniyorlar .
Çiftlikte bir de kuyruğu kesik bir Sil Oliver atımız mevcut ve Siyah İnci duyarlılığı ile bu durumun nedenini merak etmesi konuyu açığa çıkıyor.
Oliver: ‘’Moda diye’’ toynaklarını yere vurarak söyleniyor. Oradan Zencefil çektiği işkence olan gem vurmanın moda ile bağlantısı olduğunu düşünerek serzenişini dile getiriyor. Ardından Oliver’ın şu sözlerinde durup düşünüyoruz . ‘’Bence moda dünyadaki en kötü şeylerden biri. Örneğin köpeklere neler yaptıklarına bakın. Cesur görünsünler diye kuyruklarını keserler, yırtıcı görünsünler diye güzelim kulaklarını kesip sivriltirler; inanılır gibi değil.’’ Evet inanılır gibi değil diye haykırıyoruz , çirkinliklerimiz her alanda hızla devam ediyor. Hayvanlara eziyet , kendi egosunu tatmin etme, gösteriş uğruna yapılan saçmalıklar diz boyu diye söylene söylene okumaya devam ediyoruz...



Kitabın 2. kısmında yaşadığı zorluklara, farklı insanlarla muhtap olmasına, hayatı görmesine tanık oluyoruz Siyah İncinin , verdiği mücadeleler ne kadar dayanıklı olduğunu gösteriyor . Sonlara doğru yeni sahibİ Jerry ile tanışıp huzuru yakalayabilmesi yüreklere su serpiyor, huzurlu ailenin ilgisi, Jerry’nin net ve nazik dille doğruyu savunması, olgun tavırları, eşi ve çocukları ile bir problem olduğunda danışarak çözüme kavuşturmak istemesi , zor zamanlarında birbirlerine destek olmaları gıpta ile bakmamıza vesile olacak cinsten..

Kitabı okurken tüm duyguları tadıyoruz, özellikle siniri..İnsanların ne kadar kendini düşünen, hayvanları anlamaya tenezzül etmeyen, göşterişe düşkünlüğün sebep olduğu birçok yanlış durumlara tanık olup nefes alamıyoruz. Bilgisizliğin ‘’ Kötü kalplilikten sonra dünyadaki en kötü şeydir bilgisizlik, haberin yok mu? ‘’ sözü ile zamana karşı daha çok okumalı, görmeli, doğruyu hayatımıza uygulamalı diye kendime dair sorgulamalarımı yine yine yapıveriyorum..
Sadece çocuklar değil, hepimizin okuması gereken bir yapıt.

https://eskisayfa.wordpress.com/...ah-inci-anna-sewell/ yazarın hayatına dair bilgiler mevcut, sadece onu bulabildim. Yazarın yayınladığı ilk ve tek kitabı imiş :(

Bir de 94 yılı yapımı filmini de izlemenizi tavsiye ederim. http://www.ultrafilmizle.co/...ty-altyazili-izle/2/
Şafak saatlerinde balkonda günün ışımasına tanık olarak filmi izlemenin keyfi daha bir huzurlu olmuştu benim için.Tavsiye ederim ^_^ Filmde bazı yerler kitaba göre farklı yansıtılmış ama onun dışında çok beğendim..
Müziğimi de ekleyiverem :D
Superchick - Stand In The Rain https://www.youtube.com/...amp;index=2&t=0s


Not: Bu kitabı benimle buluşturan çook kıymetli dostuma çok teşekkür ederim. Seni tanımanın kıymeti yüreğimde çok ayrı... Ayna misali yansıdı yürekteki güzellikler birbirimize ..
‘’İş bazen ağır olabilir ama dost bir el, dost bir ses işi kolaylaştırır.’’ (sy:183) işte böyle bir can dostsun sen, samimiyetini çokça hissettiğim var ol hep.
248 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitap bir atın ağzından, atın anıları şeklinde anlatılıyor. Bu kitapla birlikte, atları zaten çok severdim, sevgim bir kat daha arttı. Yazar kendi bacakları rahatsız olduğu için, atlarla çok yolculuk yapmış,gideceği yere atların sayesinde gitmiştir. Bu sebeple atlarla çok içiçe olduğundan,onlara da sempatisinden dolayı ,atların sorunları ile yakınen ilgilenmiş ve kitabında anlatmıştır. Ben keyifle okudum ve tavsiye ederim.
248 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Günümüzün büyük problemlerinden olan hayvanlara eziyet, işkence, bu kitapta genel olarak yine karşımıza çıkıyor. Bazı bölümlerde gerçekten acı çekeceğinizi, insanların en gaddar, en acımasız, en duygusuz mahlukat olduğunu bir kez daha anlayacaksınız. Tabi buna hayvanların dilinden anlayan, onların da sevgiye ihtiyacı olduğunu düşünen insanlar hariç diyebilirim.

Kitabın yazarı Anna Sewell 14 yaşında iken geçirdiği hastalık yüzünden iki tekerlekli arabaya muhtaç kalır ve iki tekerlekli arabasını taşıyan ata bağımlı olur ve atları konu edinen bu kitabı yazar. Siyah inci'nin baş karakter olduğu kitapta bir atın gözünden yaşadığı olayları, sevinçleri, eziyetleri anlatır. Onların da sevgiye, ilgiye ihtiyacı olduğu vurgusunu aşılamak ister.
120 syf.
Siyah İnci , Anna Sewell’in tek eseridir. Küçük yaşta kas hastalığına yakalanır ve yatalak kalır. Ölmeden önceki son beş yılında Siyah İnci'yi kaleme alır. Annesi kitabın bitmesi için yardımda bulunur. Kitap yayınlandıktan bir kaç ay sonra ölür. Kendisi tekerlekli arabaya mahkum olduğundan ve atların onu çektiğinden yola çıkarak kaleme almıştır.
Siyah İnci siyah bir attır. Başında geçen olaylar, sahipleri ve yaşadıkları...
Roman sayesinde atların yaşantılarına şahitlik etmiş oluyoruz.
Çok satan bir romandır. Anna Sewell’in ilk ve son eseridir. Konunun içeriği çok önemlidir. En çok okunan kitap özelliğini hâla koruyor. İnsanların birbirine ve hayvanlara yaklaşımları hakkındadır.
Unutmayın ki gün gelecek hepimiz yaptıklarımızın hesabını vereceğiz, insanlara ve hayvanlara yaptıklarımızın!..
"...unutmayın ki gün gelecek hepimiz yaptıklarımızın hesabını vereceğiz, insanlara ve hayvanlara yaptıklarımızın."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Siyah İnci
Baskı tarihi:
Haziran 2009
Sayfa sayısı:
302
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755171340
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yuva Yayınları

Kitabı okuyanlar 3.583 okur

  • Deniz Kırca
  • Bahar Yaman
  • Delişmen
  • Emreᴮᴶᴷ
  • Şule Acun
  • Zülal Erbil
  • Zilankutlay
  • Belinay Bayramoğlu
  • esra has
  • Serra

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.3 (3)
9
%0.2 (2)
8
%0.1 (1)
7
%0
6
%0
5
%0.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları