Siyasi Hatıratım

·
Okunma
·
Beğeni
·
1090
Gösterim
Adı:
Siyasi Hatıratım
Baskı tarihi:
Mayıs 2010
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757032007
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Kitap, padişahlıktan uzaklaştırıldıktan hemen sonra kaleme alınmış ve Ali Vehbi Bey tarafından Fransızcaya tercüme edilerek yayınlanmıştır. Abdülhamit'in devri içinde Osmanlı Devleti'ne, İslâm dünyasına, Türk aydınlarına, Batı dünyasına nasıl baktığını, ne gibi planlar ve hesaplar peşinde olduğunu bu eserden rahatlıkla takip etmek okuyucu için mümkün olacaktır
176 syf.
·Puan vermedi
Büyük edip Süleyman Nazif bir gün kendine "Eğer Abdülhamit ben olsaydım nasıl düşünürdüm" diye sorar ve bu satırları kaleme alır. Gerçek yazarının kim olduğu bilinmesine rağmen bu kitapçık senelerdir basılır durur. Akademide kimse tarafından ciddiye alınmazken popüler dünyanın atıflarıyla şahlanmaya devam eder ne yazık ki.
176 syf.
·Beğendi·10/10
1- Birinci Bölüm ‘Dahili Siyaset’ adıyla yayımlanıyor ve burada tabii ki ilk konumuz dönemin aydın yazarlarının da en çok üstünde durduğu ve aynı isimde kitaplar dahi yazdığı Jön Türkler! Burada bahsedilen kişilerden ön plana çıkanlar bu hareketin temiz isimlerinden Ziya Paşa, ki merak edenine sitemizde 5 kitabının da ekli olduğunu belirtmeliyim. Bir de Fuad Paşa var ki bildiğin çekişmişler. Ben şu siyasete de şimdi bile hep komedi gözüyle baktığımdan biraz dalgaya alıyorum aslında ama Fuad Paşa da amma yapmış!
Kanuni Esasi muhabbeti dönüyor. Muhabbet diyorum çünkü kendisi çok ustaca yazdığından bir sohbet havası görülüyor. Burada Ermeni ve Kürtler arasında normal şartlarda bize asla öğretilmeyecek bir mevzuyu okuyoruz. Aslında şunu görmek de mümkün. O devirde en çok haklara sahip olanların hiçbiri Türk değil. Bir Türk Devleti ama en az hakka sahip olup sonuna kadar içine atan ve ses çıkarmayan Türkleri görüyoruz. Bu bilinç bugünde de var. Yeter ki Devlet olsun, bizsiz de olur. Bu cümleyi kuran insanlar halen bu devletin sınırları içinde oldukça, bu milletin sırrı yere gelmez. Çok değil 2 sene öncesi bir Temmuz ayını hatırlarsak sözlerim anlaşılacaktır.
Ermeni meselesinde öyle net konuşuyor ki Sultan; Rusya’da Pogrom (Yahudi Katliamı) yapıldığını ama kimsenin ses etmediğini, Müslümanlar işin içine girdiği anda dedikoduların bile neler olduğunu anlatıyordu. Aynı şekil 3 farklı kiliseye tabi olan Ermenilerin bir devlet haline gelmesinin zorluğundan bahsediyor ve burada da siyasi kurnazlığıyla onları nasıl ayrı düşürdüğünü gösteriyordu. Zaten çok da söze gerek yok. Tarihle ilgiliyseniz okuma listenize almalısınız diyebilirim. Kitabı bulamayan olursa bana ulaşsın.
Bir halifelik mevzusundan bahsediyor ki, orada Arapların bunu ele geçirmesinin ne kadar korkunç olacağını anlıyoruz ve zekasını takdir ediyoruz. Kitabımızın konuları ondan sonra Ermeniler, Geniş olarak bir Yahudiler, Ormancılık, Savaşlar, Saltanat ve Osmanlı için en önemli yerlerden birisi olan Girit!
Bağdat Demiryolu, Anadolu Demiryolu, Kapitülasyonlar, Ticaret, benim de çok sevdiğim Arnavutlar, Makedonlar, İhanetler, Entrikalar ve Baskılar, Sansür, Hicaz Demiryolu burada bahsediliyor.
2- İkinci bölüme “Harici Siyaset” diyerek başlıyoruz. Tabi ana konularımız neresi olabilir deyince akla hemen Fransa, Mısır ve İngiltere geliyor ki bu oldukça doğal.
Ardından Haçlı Seferleri diyebileceğimiz Avrupa taraftarlarının yaptıkları, Avusturya-Macaristan’ın yaptıkları, Almanya ile müttefik olmak, Sırplar, Yunanlılar, Süveyş Kanalı ve Ruslarla olan ilişkiler ve çatışmalar ele alınıyor.
3- Üçüncü bölüme “İslam Siyaseti” başlığı altında giriyoruz. Burada aslında Sultanın aynı zamanda Halife olması ve İslam’a diğer ‘İslam’ adı altındaki devletlerden daha çok bağlı bulunması (ki tarihe baktığımızda İslamiyet, Türklere tesir ettiğinden beridir Türkler bu alanın öncüsü olmuştur. Bunun yegane sebebini savaşçılığa falan bağlayanlar var ama alakası yok. Bunun tek sebebi Gök Tanrı dinine olan benzerlik –ki halen Yukarda Allah Var diyen toplumuz- ve Şamanizm yönünden gelen kutsal kişinin bu devletlerde Halife ve akabinde de Tekke Önderleri şeklinde devam etmesidir) olup bu konu çok sapacağından fazla da içine girmemeye çalışacağız.
4- Bu bölüme de İnkılap Siyaseti adı verilmiş. Mektepler, tahsiller, eğitim kurumlarının nitelikleri ve tabii en önemlisi yıllardan beri süregelen Osmanlıca – Latince harf krizine de Abdülhamid dilinden son noktayı koyuyordu aslında. Yani Atatürk alfabeyi değiştirdi diyerek yaygara koparan ve bunu SAYGISIZLIK şeklinde kullananlar için bilhassa bende söylüyorum. Kimi eleştirdiğinizin önemi yok. Eleştiri her insan için yapılabilir ve büyük adamlar eleştirilere karşı her zaman açıktır. Küçük olup hatta hacimsiz olup kendini büyük görenler ise bu eleştirilere her daim karşı çıkacaktır. Bu kural asla değişmez.
Islahatlardan, medeniyet sahibi (!) Avrupalılardan, Millet Haklarından, kadınların toplumda ne kadar önemli bir yardımcı olduğundan (ön yargılı olanlar için sayfa 198i öneriyorum)
5- Beşinci ve son bölümde de Büyük Hükümdarın Şahsiyeti üzerinde duruyoruz. İnsanlardan neyden ayrı yaşadığı; yetiştirilmesi, dışlanması ve insanı üzen yaşadıkları kendinden bize aktarılıyor. Tabi bu yaşadıkları dünyanın en iyi casusluk mekanizmasını kurmasında da oldukça etkili!
Kendisinden Pinti Hamid diye bahsedilmesiyle geçtiği dalga beni de güldürdü. Bana da Pinti dedikleri için kızıyordum ama çok şükür borcum harcım yok, derdim yok maddi olarak rahatım en azından. Amcası Abdülaziz’in ülkeyi soktuğu borcu düşününce de kendisinin masraflarını kısması normal. Gerçi şaka bir yana dünyada gözü olmadığından Cuma selamlığımda falan da onu hep siyah ve sade bir elbiseyle görmüşüzdür.
Netice itibariyle güzel bir eseri daha geride bıraktık. Açıkçası o dönemi sonraki zamandan gelen insanlardan değil de bizzat o dönemde yaşamış insanlardan öğrenmenin zevki daha bir başka. Eh ne diyelim, sonunda iyileştim ve bir akşam gezmesini hak ettim. Herkese mutlu geceler dilerim..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Siyasi Hatıratım
Baskı tarihi:
Mayıs 2010
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757032007
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Kitap, padişahlıktan uzaklaştırıldıktan hemen sonra kaleme alınmış ve Ali Vehbi Bey tarafından Fransızcaya tercüme edilerek yayınlanmıştır. Abdülhamit'in devri içinde Osmanlı Devleti'ne, İslâm dünyasına, Türk aydınlarına, Batı dünyasına nasıl baktığını, ne gibi planlar ve hesaplar peşinde olduğunu bu eserden rahatlıkla takip etmek okuyucu için mümkün olacaktır

Kitabı okuyanlar 12 okur

  • Beyza Ermelek
  • Zeyneb Mağribi
  • Berna Oruk
  • Semih Doğan
  • Bedia
  • Ömer
  • Ahmet Uğur
  • Enes Bozkurt
  • Ayşe Ka
  • Sadık Kocak

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%88.9 (8)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%11.1 (1)