Siyasi HatıratımSultan Abdülhamid

·
Okunma
·
Beğeni
·
136
Gösterim
Adı:
Siyasi Hatıratım
Baskı tarihi:
Mayıs 2010
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757032007
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Kitap, padişahlıktan uzaklaştırıldıktan hemen sonra kaleme alınmış ve Ali Vehbi Bey tarafından Fransızcaya tercüme edilerek yayınlanmıştır. Abdülhamit'in devri içinde Osmanlı Devleti'ne, İslâm dünyasına, Türk aydınlarına, Batı dünyasına nasıl baktığını, ne gibi planlar ve hesaplar peşinde olduğunu bu eserden rahatlıkla takip etmek okuyucu için mümkün olacaktır
1- Birinci Bölüm ‘Dahili Siyaset’ adıyla yayımlanıyor ve burada tabii ki ilk konumuz dönemin aydın yazarlarının da en çok üstünde durduğu ve aynı isimde kitaplar dahi yazdığı Jön Türkler! Burada bahsedilen kişilerden ön plana çıkanlar bu hareketin temiz isimlerinden Ziya Paşa, ki merak edenine sitemizde 5 kitabının da ekli olduğunu belirtmeliyim. Bir de Fuad Paşa var ki bildiğin çekişmişler. Ben şu siyasete de şimdi bile hep komedi gözüyle baktığımdan biraz dalgaya alıyorum aslında ama Fuad Paşa da amma yapmış!
Kanuni Esasi muhabbeti dönüyor. Muhabbet diyorum çünkü kendisi çok ustaca yazdığından bir sohbet havası görülüyor. Burada Ermeni ve Kürtler arasında normal şartlarda bize asla öğretilmeyecek bir mevzuyu okuyoruz. Aslında şunu görmek de mümkün. O devirde en çok haklara sahip olanların hiçbiri Türk değil. Bir Türk Devleti ama en az hakka sahip olup sonuna kadar içine atan ve ses çıkarmayan Türkleri görüyoruz. Bu bilinç bugünde de var. Yeter ki Devlet olsun, bizsiz de olur. Bu cümleyi kuran insanlar halen bu devletin sınırları içinde oldukça, bu milletin sırrı yere gelmez. Çok değil 2 sene öncesi bir Temmuz ayını hatırlarsak sözlerim anlaşılacaktır.
Ermeni meselesinde öyle net konuşuyor ki Sultan; Rusya’da Pogrom (Yahudi Katliamı) yapıldığını ama kimsenin ses etmediğini, Müslümanlar işin içine girdiği anda dedikoduların bile neler olduğunu anlatıyordu. Aynı şekil 3 farklı kiliseye tabi olan Ermenilerin bir devlet haline gelmesinin zorluğundan bahsediyor ve burada da siyasi kurnazlığıyla onları nasıl ayrı düşürdüğünü gösteriyordu. Zaten çok da söze gerek yok. Tarihle ilgiliyseniz okuma listenize almalısınız diyebilirim. Kitabı bulamayan olursa bana ulaşsın.
Bir halifelik mevzusundan bahsediyor ki, orada Arapların bunu ele geçirmesinin ne kadar korkunç olacağını anlıyoruz ve zekasını takdir ediyoruz. Kitabımızın konuları ondan sonra Ermeniler, Geniş olarak bir Yahudiler, Ormancılık, Savaşlar, Saltanat ve Osmanlı için en önemli yerlerden birisi olan Girit!
Bağdat Demiryolu, Anadolu Demiryolu, Kapitülasyonlar, Ticaret, benim de çok sevdiğim Arnavutlar, Makedonlar, İhanetler, Entrikalar ve Baskılar, Sansür, Hicaz Demiryolu burada bahsediliyor.
2- İkinci bölüme “Harici Siyaset” diyerek başlıyoruz. Tabi ana konularımız neresi olabilir deyince akla hemen Fransa, Mısır ve İngiltere geliyor ki bu oldukça doğal.
Ardından Haçlı Seferleri diyebileceğimiz Avrupa taraftarlarının yaptıkları, Avusturya-Macaristan’ın yaptıkları, Almanya ile müttefik olmak, Sırplar, Yunanlılar, Süveyş Kanalı ve Ruslarla olan ilişkiler ve çatışmalar ele alınıyor.
3- Üçüncü bölüme “İslam Siyaseti” başlığı altında giriyoruz. Burada aslında Sultanın aynı zamanda Halife olması ve İslam’a diğer ‘İslam’ adı altındaki devletlerden daha çok bağlı bulunması (ki tarihe baktığımızda İslamiyet, Türklere tesir ettiğinden beridir Türkler bu alanın öncüsü olmuştur. Bunun yegane sebebini savaşçılığa falan bağlayanlar var ama alakası yok. Bunun tek sebebi Gök Tanrı dinine olan benzerlik –ki halen Yukarda Allah Var diyen toplumuz- ve Şamanizm yönünden gelen kutsal kişinin bu devletlerde Halife ve akabinde de Tekke Önderleri şeklinde devam etmesidir) olup bu konu çok sapacağından fazla da içine girmemeye çalışacağız.
4- Bu bölüme de İnkılap Siyaseti adı verilmiş. Mektepler, tahsiller, eğitim kurumlarının nitelikleri ve tabii en önemlisi yıllardan beri süregelen Osmanlıca – Latince harf krizine de Abdülhamid dilinden son noktayı koyuyordu aslında. Yani Atatürk alfabeyi değiştirdi diyerek yaygara koparan ve bunu SAYGISIZLIK şeklinde kullananlar için bilhassa bende söylüyorum. Kimi eleştirdiğinizin önemi yok. Eleştiri her insan için yapılabilir ve büyük adamlar eleştirilere karşı her zaman açıktır. Küçük olup hatta hacimsiz olup kendini büyük görenler ise bu eleştirilere her daim karşı çıkacaktır. Bu kural asla değişmez.
Islahatlardan, medeniyet sahibi (!) Avrupalılardan, Millet Haklarından, kadınların toplumda ne kadar önemli bir yardımcı olduğundan (ön yargılı olanlar için sayfa 198i öneriyorum)
5- Beşinci ve son bölümde de Büyük Hükümdarın Şahsiyeti üzerinde duruyoruz. İnsanlardan neyden ayrı yaşadığı; yetiştirilmesi, dışlanması ve insanı üzen yaşadıkları kendinden bize aktarılıyor. Tabi bu yaşadıkları dünyanın en iyi casusluk mekanizmasını kurmasında da oldukça etkili!
Kendisinden Pinti Hamid diye bahsedilmesiyle geçtiği dalga beni de güldürdü. Bana da Pinti dedikleri için kızıyordum ama çok şükür borcum harcım yok, derdim yok maddi olarak rahatım en azından. Amcası Abdülaziz’in ülkeyi soktuğu borcu düşününce de kendisinin masraflarını kısması normal. Gerçi şaka bir yana dünyada gözü olmadığından Cuma selamlığımda falan da onu hep siyah ve sade bir elbiseyle görmüşüzdür.
Netice itibariyle güzel bir eseri daha geride bıraktık. Açıkçası o dönemi sonraki zamandan gelen insanlardan değil de bizzat o dönemde yaşamış insanlardan öğrenmenin zevki daha bir başka. Eh ne diyelim, sonunda iyileştim ve bir akşam gezmesini hak ettim. Herkese mutlu geceler dilerim..
Günler hızlı hızlı geçerken enfes bir kitabın daha sonuna geldik bizzat Sultan Abdülhamid Sani'nin dilinden, ona ait olan bir kitap... Bu zamana kadar hiç bu lafı kullanmamıştım ama "keşke daha önceden okusaymışım bu kitabı."
Aslına bakarsak yaklaşık 100 sayfalık bir kitap ama yayınevi sağolsun notlar vermiş, Abdülhamit'in hayatını vermiş, giriş vermiş önsöz vermiş derken 49.sayfada anca başlıyor kitap.
Sultan II. Abdülhamid 5 bölüme ayırmış kitabı :
1.bölümde Dahili siyasetinden bahsetmiş. Burda özellikle Ermenilere epey bir sayfa ayırmış ki güzel de olmuş, Sultan Abdülhamit'in ağzından Ermeniler hakkında bu kadar faydalı bilgiler duymak güzel. Yine uzun sayfalar ayırdığı bir başka konu ise malumunuz Abdülhamit deyince demiryolları gelir akla. Onun dışında İttihatçısından Kanuni esasi'ye, Jöntürklerden kapitülasyonlara, Hafiyelik teşkilatından vergilere kadar her şeye azar azar değinmiş Sultanımız. Çok da güzel bir üslupla değinmiş. Karşında sohbet edermişçesine bir havayla. Döneme yönelik suçlamaları dile getirerek uygun bir üslupla cevaplar vermiş.
2.bölüm Padişahımızın Harici siyasetinden oluşuyor. Fransa, Mısır, İngiltere, Avusturya-Macaristan, Japonya, Sırbistan, Yunanistan, Almanya, Arabistan, Bulgaristan, Hindistan, Rusya ve daha niceleri... Türkiye ile ve birbirleriyle olan ilişkilerinden söz ediyor o engin bilgileriyle.
3.bölüm İslam Siyaseti bölümü ve işte bu bölüme bayıldım. Bu kadar güzel yüreğe dokunur mu bir insan? Aliya İzzetbegoviçler, Benna'lar yanında halt etmiş velhasıl benim gözümde en kudretli Sultan olan II. Abdülhamit özellikle bu bölümde çok güzel ifade etmiş düşüncelerini.
"Bizi yükselten, dinimize karşı duyduğumuz büyük aşktır." s:131 sözleriyle bölümü sona erdiriyorum ve geçelim 4.bölüme, Inkılap Siyaseti. Yeniliklere açık lakin "batıyı taklit etmeden" yeniliğe açık olan padişahımız diyor ki " Bu işi (okuma-yazmayı) halkımıza kolaylaştırmak için belki de Latin alfabesini kabul etmek yerinde olur." s:143. Yine diyor ki " mühendis, mimar gibi fen adamları yetiştiren müesseselere talebe hazırlayacak rüştiyeler açmak daha yerinde olur. " s:141. Yine takvim değişikliğinin de olması gerektiğini söylüyor. Edebiyatımza, şairlerimize değiniyor. Misal Abdülhak Hamit Tarhan'ın eserlerinin bazılarının zevkine uygun olmadığını ama ben onun zevkine varamasam da büyük şair olduğunu kabul ediyorm diyor. Ve son bölüm olarak 5.bölümde Şahsiyetinden bahsediyor ki tam Başak burcu diyorum burda Sonrası mükemmel karakterde bir insan kanaatimce. Cümlelerimin başında da dediğim gibi kitabı okumak için geç bile kalmışım. Tarih seviyorsanız veya okuyorsanız bu kitabı da mutlaka okumalısınız bence. Açıkçası beklediğimden daha akıcı, daha güzel, daha sohbet havasında buldum kitabı. Kesinlikle tavsiye ederim. Herkese keyifli bol okumalar dilerim 🤗
" Avrupa'da birazcık fikir cilâsı yapmış olan bazı gençler, zaman zaman vatan sevgisi hakkında nutuklar vermeye başlıyorlar. Fakat imparatorluğumuzda vatan fikri ilk plânda gelmemeli. İman ve halife aşkı başta, anavatan sevgisi, (hubb-ul-vatan) ikinci derecede olmalıdır. Avrupalı katolikler için de vaziyet aynı değil midir? Hıristiyanlar da başta katolik kilisesini ve papayı sayarlar, sonra vatanlarını düşünürler.
İngiltere benim iktidarımı sarsmak maksadıyle, İslâm memleketlerinde, vatan fikrini yaymaktadır. Mısır'da, şimdiden bu fikir epey ilerlemiştir. Mısırlı vatanperverler farkına varmadan, İngilizlerin oyununa gelmekte, İslâmiyet'in kudretini, halifeliğin itibarını sarsmaktadırlar."
" Bizim için ehemmiyetli olan Şam ile Mekke arasındaki demiryolunu en kısa zamanda inşa edebilmektir. Bu suretle karışıklık arttığında süratle asker göndermemiz mümkün olacaktır. Ehemmiyetli ikinci nokta da müslümanlar arasındaki bağı öylesine kuvvetlendirmektir ki, İngiliz hainliği ve hilekârlığı bu sağlam kayaya çarparak parçalansın.. "
"Avrupalı devletler, çok artmış olan Semit ırkından kurtulabilmek için, Yahudilerin Filistin'e muhaceretini iyi karşılaşacaklardır... Eğer Filistin'de müslüman Arap unsurunun, faikiyetini muhafaza etmesini istiyorsak, Yahudilerin yerleştirilmesi fikrinden vazgeçmeliyiz. Aksi takdirde yerleştirildikleri yerde çok kısa zamanda bütün kudreti elde edeceklerinden, dindaşlarımızın ölüm kararını imzalamış oluruz.

Siyonistlerin şefi olan Herlz beni ikna edemez. Herlz dindaşları için toprak istemektedir.

Siyonistler, Filistin'de yalnız ziraat yapmak değil, orada hükümet kurmak, siyasi temsilcilerini seçmek gibi şeyler de arzu ediyorlar. Bu haris tasavvurlarının manasını gayet iyi anlıyorum. Lâkin Siyonistler bu teşebbüslerini kabul edeceğimi zannetmekle saflık ediyorlar. İmparatorluğumuz dahilinde, halkımızın fertleri olarak ve Babıalinin dirayetli hizmetkarları olarak yahudilere ne kadar kıymet veriyorsam, Filistin'e dair kurdukları tasavvurlara da o kadar düşmanım. "
" Yüksek tabakadan olan gençleri uzun seneler için Avrupa'ya gönderip, bir çok masraf etmektense, her tabakadan talebe göndermek ve kısa zaman hariç de bırakmak çok faydalı olur. Almanya'ya yahut Fransa'ya gidecek olan bu gençler Avrupa medeniyetini görmüş olurlar, ancak lüzumlu şeyleri öğrenecek kadar vakit bulurlar, fikren ufuklar genişler, lüzumlu bilgi elde eder ve yuvalarına da getirirler. Kısa zamanda Avrupa medeniyetinin zehiri daha az tesirli olur.

Netice olarak gençlerimize Avrupa'da tahsil edebilmeleri imkanını temin etmek için epey gayret sarfedilmiştir. Yalnız Almanya'da 15 doktor, takriben 24 zabit, bir hayli ziraat talebesi v.s. bulunmaktadır. Aynı şekilde Fransa'ya da birçok talebe gönderilmiştir.

Şu şartlar altında nazırlarımın hamiyetlerini biraz dizginlemem icap edecek, çünkü bu gençlere gönderilen aylıkların mecmuu hazinemde ağır bir yara açmaktadır."
" Avrupa'da Sultan Abdülhamit, hasta bir adam telakki ediliyor. Bence Boğaz sahillerinde yaşayan pek çok diplomattan daha üstündür. Kendisine haksızlık edildiği kanaatindeyim. "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Siyasi Hatıratım
Baskı tarihi:
Mayıs 2010
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757032007
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Kitap, padişahlıktan uzaklaştırıldıktan hemen sonra kaleme alınmış ve Ali Vehbi Bey tarafından Fransızcaya tercüme edilerek yayınlanmıştır. Abdülhamit'in devri içinde Osmanlı Devleti'ne, İslâm dünyasına, Türk aydınlarına, Batı dünyasına nasıl baktığını, ne gibi planlar ve hesaplar peşinde olduğunu bu eserden rahatlıkla takip etmek okuyucu için mümkün olacaktır

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Ayşenur KARTAL
  • Sadık Kocak
  • Erdem Ayaz
  • Okuyucu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (5)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0