1000Kitap Logosu
Siyasi İdeolojiler
Siyasi İdeolojiler
Siyasi İdeolojiler

Siyasi İdeolojiler

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.9
52 Kişi
197
Okunma
76
Beğeni
5,3bin
Gösterim
344 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 9 sa. 45 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Adres yayınları · Eylül 2013 · Karton kapak · 9789756201206
Diğer baskılar
Siyasi İdeolojiler
Siyasi İdeolojiler
Political Ideologies: An Introduction
Andrew Heywood, iki yüzyılı aşkın bir süredir dünya siyasetine hakim olan ve onu şekillendiren siyasi ilkelere ve doktrinlere Siyasi İdeolojiler kitabıyla açık, kavranabilir ve kapsamlı bir giriş yapmaktadır. Yazar, uluslararası bir perspektifle, klasik 19. yüzyıl ideolojileri olan liberalizm, muhafazakarlık ve sosyalizmden yakın zamanlarda doğan feminizm, ekolojik düşünce ve siyasi İslam gibi ideolojilere, her ideolojinin hem tarihsel gelişimini hem de onların siyasi hareketlere, siyasi partilere ve hükümetlere yapmış oldukları etkileri net bir şekilde ele alarak, okuyucuya siyasi ideolojiler hakkında geniş ve sistemli bir bilgi kaynağı sunuyor. Kitapta ayrıca, Temel siyasi figürler ve filozoflar hakkında bilgi veren, Ana siyasi akımları özetleyerek tanıtan, Farklı ideolojilerin belirli siyasi temalara nasıl baktıklarını gösteren, Ve ideolojileri içindeki akımların yarattığı fikri gerilimleri karşılaştıran, Kutucukları bulabilirsiniz.
3 mağazanın 4 ürününün ortalama fiyatı: ₺38,7
8.9
10 üzerinden
52 Puan · 13 İnceleme
Oğuz Aktürk
Siyasi İdeolojiler'i inceledi.
417 syf.
·
343 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
NEDİR BU SİYASET
YouTube kitap kanalımda bu kitabı önerdim: youtu.be/5_4osNqPzrY Hitler'in Yahudi düşmanlığının nedeni neydi? youtu.be/gE8dOfB-4-M Bugüne kadar 8 aydan uzun bir ilişkim olmadı fakat bu kitabı tam 343 gün boyunca azar azar okuyup bitirdim. 2018 yılına benim için siyasi konuda bir aydınlanma yılı oldu desem abartmış olmam. Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık kitabını okuduğum sıralar karşıma bazı kelimeler çıkıyordu. Liberalizm, muhafazakarlık vs... İşte Andrew Heywood'un Siyasi İdeolojiler kitabını edinmem de bu tür siyasi kelimelere karşı "Ne demek yahu bu kelimeler?" dememin sonucunda gerçekleşti. Kitap, 12 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerin içerisinde ideolojinin kelime anlamı ve tarihsel evrimi, liberalizm, muhafazakarlık, sosyalizm, anarşizm, milliyetçilik, faşizm, feminizm, ekolojizm, dini köktencilik, çok-kültürcülük ve ideoloji kavramının küresel-çağdaş boyutu konusunda açıklamalar bulunmaktadır. Kitabın sonundaki kaynakçada bulunan kitapları sayayım dedim, yoruldum. 300-350 arası bir sayıda kaynaktan yararlanılmış muhteşem bir kitap olduğunu düşünüyorum. Örnek olarak, eğer Hitler'e sadece faşist deyip de geçmek istemiyorsan, faşizm kelimesinin kökenini, tarihsel gelişimini ve etkilediği devletleri, diğer siyasi görüşlerle olan karşılaştırmalarını ve kesişim kümelerini, bu görüşü savunan siyasi liderleri de tanımak istiyorsan bu kitabı gönül rahatlığıyla edinebilirsin. Yazarın herhangi bir siyasi görüşü anlatma metodunu kısaca anlatacak olursam bu kitabın nasıl bir kitap olduğunu daha rahat anlayabilirsiniz. Örnek olarak, elimizde herhangi bir siyasi görüş olduğunu düşünelim. Bu siyasi görüşün kelimesinin kökeninden itibaren başlayıp eski uygarlıklarda bulunan karşılıklarını, tarihsel gelişimini, birey ve toplum konusundaki ilişkilerini, bütün diğer siyasi görüşlerle olan karşılaştırmalarını, özgürlük, din, kültür ve bireye yaklaşım açısıyla olan tarihsel sürecini, piyasa tasarılarıyla bağlantılarını ve en az 6 kişiden oluşacak biçimde de en önemli savunucularını bahsediyor desem yanlış konuşmuş olmam. Diyeceğim o ki, siyasi görüşünüz ne olursa olsun objektif bir kitap okumak istiyorsanız tam olarak başucu yapabileceğiniz, doyurucu siyasi bilgiler içeren bir kitaptır.
Siyasi İdeolojiler
8.9/10
· 197 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
60
Bir Adım
Siyasi İdeolojiler'i inceledi.
417 syf.
·
19 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Nedir bu ideoloji ??
İdeoloji nedir ? Sağ sol ayrımı nedir ? Hangi ideoloji neyi anlatır ? Kaç tane ideoloji var? İdeolojilerin başlıca fikir babaları kimdir ? Gibi soruların cevabı bu kitapta bu kitaba 20/10 versem yeridir çünkü ülkemizde en ufak fikri olan politikacı ekonomist olduğu icin bu kitabın okunmasından yanayım çünkü önce ideolojinin ne oldugu hangi görüşlerin nasıl oluştugu neyi savunduğu neyi anlatmak istediğini çok temiz ve tarafsız anlatmış . - olarak diyebileceğim tek şey bazen ders kitabı okuyormuşum gibi hissettirdi Kitapta bulucağınız görüşler -liberalizm -sosyalizm -muhafazakarlık -milliyetçilik -faşizm -feminizm -çevrecilik -dini köktencilik (radikal islam ve hristiyan sağ ayrıca hindu terör örgütleri) -çok kültürcülük -sonnculuk(idolojinin sonu) Gibi gibi her bölümde görüşler incelenmiş açıkcası siyasete ilgisi olan insanlar okumalı türkiyede yaşıyan genci yaşlısı zaten hepimiz gündem ve siyasetin içindeyiz o yüzden güzel bir kaynak temeli bunla atıp sonra kitabın icindeki öneri kaynakları okuyarak dahada derin okumalar yapabilirsiniz kitap her ideolojinin sonunda kaynak kitapta öneriyor iyi okumalar
Siyasi İdeolojiler
8.9/10
· 197 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
5
—A—
Siyasi İdeolojiler'i inceledi.
389 syf.
·
10 günde
İşte geldik önemli bir eserin daha sonuna. Büyük Britanyalı siyaset bilimcisi ve bu konuda önemli eserler kaleme almış Andrew Heywood’un, ‘Siyasî İdeolojiler’ isimli kitabının incelemesinde, eserin ve içinde ihtiva ettiği fikirlerin niçin önemli olduğunu anlatmaya gayret edeceğim. Eser 12 ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde ‘ideoloji’ kavramı üzerine bir giriş yapılıyor. Daha sonraki bölümlerde ise sırasıyla: ‘Liberalizm, Muhafazakarlık, Sosyalizm, Anarşizm, Milliyetçilik, Faşizm, Feminizm, Ekolojizm, Dinî Köktencilik, Çok-Kültürcülük’ ideolojileri açıklanıyor. Kitabın son kısmında ise özellikle Fukuyama ve Giddens gibi düşünürlerin etkilerinin olduğu ‘İdeoloji Sonrası Bir Çağ’ fikri inceleniyor. Ben bu incelemem de tek tek bölümlerde anlatılan siyasî ideolojileri açıklamayacağım. Ancak Heywood’un bu tek tek kısımları nasıl ele aldığını açıklamam da bir incelemeden kesinlikle beklenmesi gereken bir özellik. Örneğin liberalizm ideolojisini ele alalım. Liberalizm başlığının altında, bu ideolojinin etimolojik kökeni açıklanıyor. Ardından kısaca kökenleri ve tarihsel gelişimi hakkında bilgi veriliyor. Ardından incelenmekte olan ideolojinin ana temaları açıklanıyor. Örnek vermek gerekirse liberalizmin ana temaları: “Bireyselcilik, özgürlük, akıl, adalet ve hoşgörüdür.” Daha sonra tek tek bu temalar ayrı başlıklar altında inceleniyor. Bu ayrı başlıklar altında sorulan sorulara: “Özgürlük ne demeye gelir? Özgürlük kaç anlamda söylenir? Negatif özgürlük ile pozitif özgürlük arasındaki fark nedir? Klasik liberaller ile neoliberallerin özgürlük konusundaki duruşları nelerdir?” bu tarz örnekler verebiliriz. Ayrıca bu küçük başlıkların altında diğer siyasî ideolojilerin (muhafazakarlar, sosyalistler, faşistler v.b) bahsi geçen konu hakkındaki düşüncelerine de ufak bir bilgilendirme kutucuğu içerisinde yer veriliyor. Ardından siyasî duruşundan, temel birtakım kavramlarından, alt türlerinden (klasik liberalizm, modern liberalizm, anarko kapitalizm, Keynesyen ekonomi), felsefesinden (insan hakları, rasyonalizm v.b), ekonomik (laissez-faire, serbest piyasa) ve kültürel duruşundan, tarihteki (ABD, Birleşik Krallık, birçok Avrupa devleti v.b) örneklerinden bahsediliyor. İdeolojiye ayrılan bölümün sonuna gelindiğinde ise bu siyasî görüşün önemli filozofları ve onların görüşleri kısa birer paragraf şeklinde anılıyor. Liberalizm için örnek vermek gerekirse: büyük dahî Immanuel Kant, James Madison, John Locke, J. S. Mill gibi filozofların isimlerini sayabiliriz. Bölümün son kısmında bahsi geçen ideolojinin ‘küresal çağ’daki durumundan, günümüzdeki eleştirilerinden bahsediliyor. Ayrıca bölümün içinde bir veya iki defa bulunan kutucuklarda ideolojinin içerisindeki çatışmalara da atıflarda bulunuyor. Örneğin: ‘Klasik Liberalizm’ ile ‘Modern Liberalizm’in ya da ‘Faşizm’ ile ‘Nazizm’ arasında bulunan farklar buna örnek olarak gösterilebilir. İlgili ideolojiye ayrılan bölümün sonunda okuyucuyu düşündürmeye yönelik birtakım tartışma soruları bulunuyor. Liberalizm bölümüyle ilgili örnek vermek gerekir ise: “Liberaller, eşitliğin hangi biçimlerini desteklemekte, hangilerini ise reddetmektedir?” sorusu kitapta bulunan birçok sorudan yalnızca bir tanesidir. Hemen ardından gelen ve genellikle dört adet eserin ismini ihtiva eden bölümde ise ilgili ideoloji hakkında daha derin okumalar yapmak isteyen okuyuculara yönelik birtakım eser tavsiyeleri bulunmaktadır. Ancak burada bir parantez açmak gerekirse bu eserlerin bir kısmının Türkçe çevirileri bulunmamaktadır. Bu yüzden İngilizce seviyesi yeterli olmayan Türkiyeli okuyucuların pek işlerine yarayacağını düşünmüyorum. (Liberalizm ve İslami köktencilik -özellikle liberalizm ve alt türleri- ile ilgili daha derin okuma önerilerine ihtiyaç duyan arkadaşlar bana özel mesaj atarlar ise yardımcı olmak isterim.) Peki Andrew Heywood’un bu eseri bizler için neden önemli? Günümüzde ideoloji sonrası bir çağda yaşadığımızla ilgili söylemlerde bulunan siyaset düşünürlerinin sayısının hiç de azımsanmayacak kadar çok olmasına rağmen, şahsi kanaatimce dünya siyaseti halen ideolojiler ve ideolojilerin alt başlıkları etrafında dönmektedir. Her ne kadar 1991 yılında SSCB’nin ortadan kalkması ile Leninizm ve Stalinizm’in çökmesiyle sosyalizm güç kaybetsede, günümüzde dinî köktencilik, çok-kültürcülük ve feminizm gibi ideolojiler güç kazanmaktadır. Eski ideolojilerin (liberalizm, sosyalizm, muhafazakarlık) yanısıra bu görece yeni sayılabilecek ideolojiler daha net bir şekilde anlaşılabilmesi açısından bu eser gerçekten bir ders kitabı görevi görebilecek yeterlilikte olduğuna inanıyorum. İdeolojileri ve bu ideolojilerin temel görüşlerini bilmek, kişiyi siyasî açıdan daha yetkin kılabilir. Siyasî anlamda yetkinlik hem kişinin yaşamakta olduğu ülkenin siyasetini, hem de hızlanan küreselleşme ile birlikte daha büyük önem kazanan dünya siyasetini anlamasında yardımcı olabilir. Ayrıca siyasî ideolojilerin bilinmesi, tarih okumalarında ve tarihten dersler çıkarılmasında anahtar bir rol oynayabilirler. Bu sebeplerden ötürü siyaset ile ilgilenen, bağlı olduğu fikirlerin hangi ideolojinin altında bulunduğunu öğrenmek isteyen, dünya siyasetini ve ülke siyasetini daha net bir şekilde görebilmek isteyen, seçmen kitlelerinin fikirlerini ve buna bağlı olarak o seçmenlerin bağlı oldukları değerleri anlamayı arzu eden ve tarihi incelerken daha bilgi dolu farklı bir şekilde türlü bakış açıları elde etmek isteyen tüm okurlara ‘Siyasî İdeolojiler’ isimli bu eseri gönül rahatlığı ile önerebilirim. İyi okumalar dilerim.
Siyasi İdeolojiler
8.9/10
· 197 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
12
Murat Koçhan
Siyasi İdeolojiler'i inceledi.
417 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Siyasi İdeolojiler
Andrey Heywood'un "Siyasi İdeolojiler" kitabını sanırım üçüncü kez okudum. Geçmişten günümüze bütün siyasi fikirlerin tarihçesini, nereden çıktığını, yapıtaşlarını, neler vaad ettiğini ve hangi sonuçları verdiğini gayet güzel bir şekilde anlatmış. Bende bu okumanın üzerine kitabın bana düşündürdüklerini sizlerle paylaşmak istedim. Tabii ki siyasi ideoloji denince ilk akla gelen kavramlar; sosyalizm, komünizm, liberalizm ve liberalizmi ilke edinmiş ekonomik yapı kapitalizm...Ben özellikle Sosyalizm ile Liberalizm arasındaki mücadeleye değinmek istiyorum Sovyetler Birliği'nin dağılması ile birkaç ülke istisna dünyanın her yanında liberalizm ve kapitalizm hakim olmuş. Gerek toplumsal gerek ekonomik çevrede gün geçtikçe etkisi artmaya da devam ediyor. Liberalizm deyince bireyci,akılcı, adaletten yana, hoşgörünün hakim olduğu ve farklılıkların desteklendiği bir siyasi görüş akla gelir. Karl Marx ömrünü sömürüye ve adaletsizliğe karşı harcamışken onun öğretisini örnek alan Bolşevikler bu anlayışla iktidara gelip tam zıttı uygulamalar ile Karl Marx'ın onca yıllık emeğini heba etmiştir bence. Bugün sol görüşlü akademisyenler, düşünürlerin anlattığı hak, adalet, adil gelir dağılımı,sınıfsız toplum hayalleri acaba ne kadar gerçekleşebildi öğrenilmesi gereken bir durum. Marx'a göre iktidar işçi ve köylü sınıfın elinde olmalı ve üretim araçlarının mülkiyeti kolektif olmalıdır. Lenin uzun uğraşlar sonunda bunu gerçekleştirmeye yaklaştı. Evet yaklaştı diyorum çünkü; 1917 yılında Çarlık Rusya'yı 150 kişilik bir grup ile indirip kendi ideolojisini kuran Lenin'in Rusya'sında çoğu şey Marx'ın anlattığı gibi tezahür etmedi. Bolşevik=Çoğunluk demektir. 1917 yılında yapılan devrim ile Bolşevikler iktidara geldi ve kendilerini eleştirenleri, küçük bir azınlığı dar ağaçlarında sallandırdı. Yaklaşık 70 küsur yıl ülke tek bir parti tek bir düşünce tarzı tarafından yönetildi. Halkın refahını ve mutluluğunu temin etmesi gereken sistem bizatihi fakirliğin ve mutsuzluğun kaynağı oldu. Yaratıcı zekayı ve özgür bireyi hapsetti. Kaynaklar insanlar için olması gerekirken, insanlar kaynaklar için çalışır duruma geldi. Düşünün ki uzaya astronot gönderen Sovyetler uzaya giden astoronotların dönüş masrafı merkezi yönetim tarafından onaylanmadığı için bir süre astronotlarını uzayda bekletti ve ABD'nin yardımı ile dünyaya geri getirebildiler. İktidarı eleştiren düşünür ve yazarlar sınırdışı edildi, kimileri zindanlarda çürüdü, kimileri faili meçhul cinayete kurban gitti. Devrim ile gelen iktidar olası bir devrime karşı direndi. Kendi damarlarını tıkadı. Ben sosyalizm karşıtı değilim hatta sahip olduğu değerleri benimseyen bir insan olarak belki de dünyada refahın ve huzurun sağlanabileceği bir sistemin bu kadar yanlış bir şekilde tezahür etmesine kızgınım. Biz hep sistemi eleştirdik halbuki eleştirmemiz gereken bizleri yönetenler olmalı... Sovyet Rusya'nın dağılması demek Sosyalizmin gücünü kaybedip yerini Liberal düşünce akımına bırakması demekti. Peki 70 yıllık başarısız bir Sosyalizm deneyiminden sonra Liberalizm insanlara ne sundu. Kanayan yaralar kapandı mı, refah ve mutluluk adil bir şekilde dağıtıldı mı diye sorarsanız heralde son 20 yılda yaşananları göz önünde bulundurursak cevap apaçık ortada. Kamu mülkiyetini savunan Sosyalizm üretim artışında düzenli bir artış sağlayamamış, farklı verimlilikteki işçilerin performansları adil bir şekilde değerlendirilmemiştir. Peki liberal bir ekonomide bu sağlanmış mıdır? Üretimi artırıp maliyetleri düşürmek adına ucuz işgücünün olduğu yerlerde üretim tercih ediliyor. Çalışanların ücreti geçimlik düzeyde tutulmaya devam ediyor. Son 20 yılda hız kazanan özelleştirme kavramı bence bir sömürü aracı olarak kullanılıyor. Aslında özelleştirme ile amaçlanan devlet bütçesindeki hantallığı azaltmak, verimliliği arttırmaktır. Normal de kurumların çalışanlara satılması özelleştirmenin asıl amacıdır. Böylelikle çalışanlar hem emeklerinin karşılığı olan ücreti alacak hem de kardan pay alacaklardır. Böylece gelir dağılımı düzelecek, verimlilik süreklilik kazanacaktır. Çünkü çalışanlar işletmelerinin daha fazla kar etmesi için daha özverili çalışmayı tercih edeceklerdir. Fakat Liberalizm bu kavramın da içini boşaltıp, sömürmüştür. Bugün kamu işletmelerinin özelleştirilmesinin en büyük nedeni aşırı bürokrasi ve önlenemez zarar olgusudur. Hadi aşırı bürokrasiyi anladık peki zarar etme olgusuna ne demeli. Kamu kesiminin amacı zaten kar elde etmek değil sosyal adalet ve refahı sağlamaktır. Bundan dolayı kamu kurumlarının bazılarının zarar etmesi olağan bir durumdur. Özellikle stratejik öneme sahip olan alanlarda bu böyledir. Bugüne baktığımızda ben ve benim jenerasyonum Sosyalizmin etkili olduğu dönemde yaşamadık. Ama okuduk, araştırdık, canlı tanıklarından dinleme fırsatı bulduk O gün ile bugün arasında değişen nedir? O gün ideoloji uğruna savaşlar vardı, bugün değerli yeraltı kaynakları adına (sözde demokrasi getireceğiz yalanı) savaş var. O günde demokrasi için çabalayanlar hapiste veya ölü, bugünde. İşçiler ve emekliler zar zor geçiniyor. Afrika'daki çocuklar hala aç ve yaşam savaşı veriyor. Peki o gün sosyalizme karşı duranlar bugün yaşananlara niye ses çıkartmıyor? Ya biz seslerini duymuyoruz ya da bir köşede sahte mutluluğun keyfini çıkartıyorlar. Modern toplumlar, sahte ihtiyaçlar üretmekle beraber, insanları gözü doymaz tüketicilere dönüştürmenin yanında, yaygın aptallaştırıcı refahın yayılmasıyla hem eleştiri hem de karşıt görüşü felce uğratmıştır... Velhasıl kelam bu kadar sözün ardından sorumlu olarak siyasi ideolojileri, soyut fikirleri ve ölmüş adamları eleştirmek işin kolayına kaçmaktır. Yanlış olan sistem değil, biziz. Ne demişler; iktidar yozlaştırır, mutlak iktidar mutlaka yozlaştırır.
Siyasi İdeolojiler
8.9/10
· 197 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
4
ezgi
Siyasi İdeolojiler'i inceledi.
417 syf.
·
140 günde
·
8/10 puan
Siyasi konulara ilgi duyuyor ve bazı siyasi ideolojilerin kökenine inmek, nasıl evrilip günümüze ulaştığını anlamak istiyorsanız başucu kitabı niyetine okuyacağınız bir kitap olabilir. Okurken de yanınızda internetin olmasını tavsiye ederim. Verilen bazı kavram ve kişiler yeterince açık değil zaten her şeyin derinlemesine açıklanmasını beklemek de doğru olmaz. Bu yüzden ders çalışır gibi araştırarak ve notlar alarak okumak daha verimli ve kalıcı oluyor bu tarz kitaplar için. Fakat çevirisini yeterli bulduğumu söyleyemem. Benim okuduğum baskısı yenilenmiş çeviri olmasına rağmen bazı cümleleri anlamak için üç dört kere okudum; yapısal bozukluktan dolayı. Yine de siyasi ideolojilere başlangıç için faydası dokunacak bir kitap olduğunu düşünüyorum. Genel bir bakış açısı kazandırıyor. İyi okumalar.
Siyasi İdeolojiler
8.9/10
· 197 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
4
Burak Dağkılıç
Siyasi İdeolojiler'i inceledi.
417 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Siyasi İdeolojiler
Siyasi İdeolojiler Üzerine Çok Güzel Temel Bir Kitap. Birsen Örs'ün İdeolojiler kitabıyla konular birlikte daha güzel oturtulabilir.Siyasi İdeolojiler Üzerine Çok Güzel Temel Bir Kitap. Birsen Örs'ün İdeolojiler kitabıyla konular birlikte daha güzel oturtulabilir.
Siyasi İdeolojiler
8.9/10
· 197 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1