Sizin Yıldızınız Kim? Ashabım Yıldızlar Gibidir...

9,0/10  (2 Oy) · 
6 okunma  · 
5 beğeni  · 
281 gösterim
Küçük bir tohumun koca bir ağacın programını ve özetini taşıması gibi, Asrı Saadet de, bütün bir insanlık tarihinin özü ve özeti hükmündedir. Şu dünyada yalnızca altmışüç yıl yaşamış olan Resul-i Ekrem aleyhissalâtu vesselam bu altmışüç yıla sonraki bütün çağlara ve tüm insanlığa ‘en güzel örnek’ teşkil edecek bir hayatı sığdırdığı gibi; onun sahabileri de, sonraki zamanlarda yolumuzu çizmemize yardımcı olacak sınanmalara muhatap olmuşlardır.
“Ashabım yıldızlar gibidir” hadisinin de belgelediği üzere, sahabilerin hayatında kendi hayatlarımız için yol gösterici olaylar ve tavırlar vardır.
Elinizdeki kitap, Asr-ı Saadetin büyük olayları içinde örnek kişilere ve olaylara dikkatlerimizi odaklayarak, ‘sahabe mesleği’ni ahir zaman şartlarında sürdürmenin imkânını gösteriyor.
Sizin Yıldızınız Kim?, sahabileri daha iyi tanımak ve onların yaşadığı hayattan kendi hayatlarımız için dersler çıkarmak isteyen herkes, bu kitapta aradığını ve daha da fazlasını bulacak…
“Asr-ı Saadet, bizim nefes aldığımız yerdir. Her taraftan her türlü nâhoş kokunun yayıldığı ve her türlü virüsün ortalıkta kol gezdiği şu ufûnetli asırda, Asr-ı Saadet, bir bakıma ruhlarımız için sığınak niteliğindedir. Mü’minlerin dahi türlü çeşit zillete ve illete, özellikle de söylem-eylem uyuşmazlığı illetine duçar olduğu bir helâket-felâket asrında, Saadet Asrı, ruhumuzun oksijen çadırıdır. İçinde olduğumuz çağda yaşananların nicesi ruhumuza ‘nefes darlığı’ yaşatırken, ancak Asr-ı Saadetin hatırasıyla ruhlarımız nefeslenmektedir.”
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2011
  • Sayfa Sayısı:
    208
  • ISBN:
    9789752699311
  • Yayınevi:
    Nesil Yayınları
  • Kitabın Türü:
sueda reyyan 
 08 Şub 13:53 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 8/10 puan

(Not: Okuyacağınız inceleme dini unsurlar içermektedir, zaten haddizatında kitap da dini bir kitaptır. Rahatsız olabilecek sevgili kitap dostlarına duyurulur…)

Metin Karabaşoğlu… Saçma gelebilir belki ama eşim bana izdivaç teklifi ettiğinde yıllar önce, kendisini tanımak adına kriterimdi Metin Karabaşoğlu. Giitiğim söyleşilerinden birine onu da davet ettim ki, fikirlerini severse, aynı heyecanla ‘’İşte bu’’ diyebilirse, olabilir belki bu iş diye. İşte o kadar değer verirdim ben kendisine…

Bana risalelere ciddiyetle bakmam gerektiğini düşündüren ıki isimden birisidir Metin Karabaşoğlu, tanıdığım ilk yürüyen risalelerdendir kendisi. Seviyorum her ne kadar kırgın olsam da; ki insan değer verdiğine kırılırmış ya, siz hiçbir yazara kırıldınız mı bilemem de..

Hani risalelerde geçer ya, kendisinin de en çok yazdığıdır kitaplarında; ’’ O gemideki dokuz iyi insan varken, bir kötü insan uğruna o gemi batırılmaz’’ diye.
Ruhunu, beynini, kalemini, ciddiyetini, yazılarından kalbe inen merhametini ve her konuştuğunda görülen yüzündeki o tebessümünü seviyorum ben yazarın. Ama kırgınım işte, ortadaki kocaman fitne ateşine, kendince odun taşıdığı için vaktinde…

Ben kendisini; O’nu anlatırken, O’nun güzelliklerini anlatabilmek için hizmet ederken yazdığı kalemiyle tanıdım, öyle sevdim. Siyasi gazetelerin köşelerinde tarafgirlik hastalığının lekesiyle, başkalarının günahının ya da kusuratının gıybetini edip; hıssiyatını, vaktini, düsturlarını, okurlarının hüsnüzannını israf ederken değil… İşte o yüzden belki de, zihnimdeki ‘ Metin Karabaşoğlu’ gemisini merhametsizce batırdım sanki. Gerçi diyor nefsim, binlerce masum geminin batırılışını sessizce izleyen gemideydi kendisi de…

Simasının tersine yazılarında önce ciddiyet ve biraz heybet hissederim tavizsiz cümlelerinde, devam eden paragraflarda da merhamet. İçi su dolu kaktüslere benzetirim yazılarını ben, o yüzden de dururlar öylece kütüphanemde kitapları. Ve hala ‘’İşte Bu’’ diye haykırırım içimden, her kitap bitiminde ‘’ Evet buydu, İşte tam da dilimdeki… diyeceklerimdi… beynimdekilerdi… ‘’ derim hala…

Kitaba gelirsek; '' Sizin yıldızınız kim?? '' diye soruyor okurlarına ve alıyor eline teleskobunu yazar..
‘’Ashabım gökteki yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayet bulursunuz ‘’ diyor ya Mübarek Hadislerinde Efendimiz (sav)
Asr-ı Saadetin yerdeki yıldızlarını, sahabelerini; aradan geçen zamanın uzaklığına, yıllarca yaptığı okumaları ve araştırmalarını manevi bir teleskop yaparak işaret ediyor bize. Ne kadar uzak kalmışım ben, ne de güzel yıldızlar varmış, öylesine farklı.. Hassasiyetleriyle, sadakatleriyle, fedakarlıklarıyla… Beşeri Eksikleriyle, zaaflerıyla, imtihanlarıyla… Hepsinden de öte Allah’ın Habibine sevgileri ile…

Son olarak; Kendi cümlesiyle…
"İslam garib olarak başladı, tekrar başladığı gibi garib hale dönecektir. Ne mutlu o gariblere!" buyurmuştu kudsi nebi.
Ama garipler mutsuz...Garipliğe hazır olması gerekenler, dikensiz gül bahçesi derdinde....
Saadet Asrını Lale Devri sanıyor kimileri. Asr-ı Saadet'i saadetli kılan sırrı unutalı çok zaman oldu...
Ne mutlu garipliğe razı olanlara... Ne mutlu gariblere...’’

Gemileri batırmadan, hakkaniyetle, bereketli okumalar… meftun seyirler efendim…