Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz

·
Okunma
·
Beğeni
·
992
Gösterim
Adı:
Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz
Baskı tarihi:
1997
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757956075
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yılmaz Güney Vakfı
Baskılar:
Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz
Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz
Bu roman, bir buçuk yıllık yoğun bir uğraşın ürünüdür. Günümüz koşullarında, özellikle benim konumumda bir insanın, daha önemli sorunlar gündemde iken, daha acil konular üzerinde araştırma ve inceleme yapması gerekirken, bir buçuk yıllık zamanı bir roman için ayırması tartışılması gereken bir gerçektir; kabul ediyorum. Bu uzun çalışmanın beni siyasal gerileyiş içine soktuğunu da ayrıca belirtmek isterim.

Romana bitmiş gözüyle bakmıyorum. Çünkü, acılarını ve umutlarını hikayeleştirdiğim arkadaşlar, yaşamlarını romandan bağımsız olarak sürdürüyorlar. Kimi hala cezaevlerindedir; kimisi de, anlatmaya çalıştığım karmaşık ilişkiler zincirinin birer parçası olarak dışarıda; acılarına yeni acılar katarak.
Okul sıralarında, ders yılının sona ereceği günlerde, koca bir eğitim yılını iyi-kötü beraber geçirdiğim arkadaşlardan ayrılmanın derin hüznünü duyardım. Şimdi, şu satırları yazarken, ona benzer bir ayrılık hüznü var içimde. Bir buçuk yıl, gecemi, gündüzümü... yemek yerken, volta atarken, uyurken, çalışırken ranzamı, hücremi ve koğuşlarımı paylaştığım arkadaşlarımdan ayrılıyorum. Bir gerçektir ki, hikayesini ettiğim arkadaşlarımı unutmayacağım. Fakat yeni uğraşlara gireceğim için, onları daha az düşünebileceğim. Avuntum şudur: Bu romanı okuyanlar, onları benim yerime de düşünecekler; bu arada beni de düşünecekler.

Bu romanın yazılış sürecinde, çeşitli arkadaşlarla konuştum; anlatılanların notunu aldım. Bir kısım arkadaşlara, yaşam kesitlerinin bazı bölümlerini bizzat yazdırdım. Topladığım bütün bilgilerle, kendi birikimlerimi kaynaştırmaya çalıştım. Bilinmelidir ki, bu romanda geçen bütün olaylar çok az değişikliklerle, kendi gerçekleriyle yansıtılmıştır. Hayatın gerçekliğini bozmamaya özel bir dikkat gösterdim. Bir kısım isimleri değiştirerek kullandım. Bazı isimleri de, çeşitli sakıncaları göz önünde tutarak, ad ve soyadlarının başharfleriyle kullandım. Bazı arkadaşların isimlerini de olduğu gibi kullandım...
(Önsöz'den)
DENİZ
DENİZ Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz'u inceledi.
280 syf.
·Beğendi·10/10
Çocuklar ve kadınlar her dönem heryerde acı çeken taciz edilen işkence edilen , Yılmaz Güney bu kitabında cezaevindeki çocukların nasıl işkenceye tacize kısacası zulmün her türüne nasıl maruz kaldıklarını okuyucunun beynine kazıyarak resmediyor.
280 syf.
·6/10
İnsan neye ihtiyacı olursa dünyanın en önemli nesnesi o olurmuş. kimi pırlantaya mücevhere kimi de iki ekmeğe. Allah mutaç etmesin. ama bu gerçekleri yaşayanlar da var.
Ayrıca her kitaba kuşkuyla bakma alışkanlığı edinirler. Çünkü kitap esrardan, bıçaktan da tehlikeli sayılıyor.
Ölüm her zaman iç sızlatan bir türküdür;ağıttır,dövünmedir,sonu yenilgiyle biten umutsuz bir isyandır
O abla,kendine uygun bir masada,eksiksiz gereçlerle ders çalışırken,neden bacısı zeycan dizlerinin üstünde iki büklüm,karnı haşlanmış bulgurlarla dolu, kamburu çıkmış bir durumda ders çalışıyor ?
Anne,kesekağıtlarını yapıştıracağı hamuru hazırlıyor.
Fırtına sarsıyor evlerini.
Vu vuu... Vu vuu...
Sobaları iyi yanmıyor,tütüyor.
Vu vuu... üşüyorlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz
Baskı tarihi:
1997
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757956075
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yılmaz Güney Vakfı
Baskılar:
Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz
Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz
Bu roman, bir buçuk yıllık yoğun bir uğraşın ürünüdür. Günümüz koşullarında, özellikle benim konumumda bir insanın, daha önemli sorunlar gündemde iken, daha acil konular üzerinde araştırma ve inceleme yapması gerekirken, bir buçuk yıllık zamanı bir roman için ayırması tartışılması gereken bir gerçektir; kabul ediyorum. Bu uzun çalışmanın beni siyasal gerileyiş içine soktuğunu da ayrıca belirtmek isterim.

Romana bitmiş gözüyle bakmıyorum. Çünkü, acılarını ve umutlarını hikayeleştirdiğim arkadaşlar, yaşamlarını romandan bağımsız olarak sürdürüyorlar. Kimi hala cezaevlerindedir; kimisi de, anlatmaya çalıştığım karmaşık ilişkiler zincirinin birer parçası olarak dışarıda; acılarına yeni acılar katarak.
Okul sıralarında, ders yılının sona ereceği günlerde, koca bir eğitim yılını iyi-kötü beraber geçirdiğim arkadaşlardan ayrılmanın derin hüznünü duyardım. Şimdi, şu satırları yazarken, ona benzer bir ayrılık hüznü var içimde. Bir buçuk yıl, gecemi, gündüzümü... yemek yerken, volta atarken, uyurken, çalışırken ranzamı, hücremi ve koğuşlarımı paylaştığım arkadaşlarımdan ayrılıyorum. Bir gerçektir ki, hikayesini ettiğim arkadaşlarımı unutmayacağım. Fakat yeni uğraşlara gireceğim için, onları daha az düşünebileceğim. Avuntum şudur: Bu romanı okuyanlar, onları benim yerime de düşünecekler; bu arada beni de düşünecekler.

Bu romanın yazılış sürecinde, çeşitli arkadaşlarla konuştum; anlatılanların notunu aldım. Bir kısım arkadaşlara, yaşam kesitlerinin bazı bölümlerini bizzat yazdırdım. Topladığım bütün bilgilerle, kendi birikimlerimi kaynaştırmaya çalıştım. Bilinmelidir ki, bu romanda geçen bütün olaylar çok az değişikliklerle, kendi gerçekleriyle yansıtılmıştır. Hayatın gerçekliğini bozmamaya özel bir dikkat gösterdim. Bir kısım isimleri değiştirerek kullandım. Bazı isimleri de, çeşitli sakıncaları göz önünde tutarak, ad ve soyadlarının başharfleriyle kullandım. Bazı arkadaşların isimlerini de olduğu gibi kullandım...
(Önsöz'den)

Kitabı okuyanlar 48 okur

  • Toyci
  • İbrahim Yavuz Avcı
  • Halime Gökdemir
  • Ayhan Görgü
  • Aaaaaa
  • ÖZgülYILMAZ
  • dilara erturan
  • Cihan ÖZSEZEROĞLU
  • Yasemin Karataş
  • BURHAN KEBABCI

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%52.6 (10)
9
%10.5 (2)
8
%15.8 (3)
7
%0
6
%5.3 (1)
5
%0
4
%5.3 (1)
3
%0
2
%0
1
%5.3 (1)