Soğuk El

8,2/10  (24 Oy) · 
30 okunma  · 
20 beğeni  · 
1.215 gösterim
“Tüm sahneleriyle hatırlanacak bir psikolojik gerilim romanı arıyorsanız bu kitabı kaçırmayın.” Patricia Cornwell
Bir yetimhanede tek güçlü şey zamandır; hayatın acımasızlığını, savaşmadan kazanılmayacağını öğrenen iki yetim için de. Julian hem korkulan hem de son derece korumacı olan ağabeyi Michael sayesinde hayatta kalabilmiştir. Yetimhanedeki çocuklardan biri öldürülünce Michael kardeşini korumak pahasına büyük bir fedakarlık yaparak yetimhaneden kaçar; suçu da beraberinde götürerek.

Julian bir senatör tarafından evlatlık alınır ve başarılı bir korku romanı yazarı olur. Michael ise New York yeraltı dünyasının en güçlü patronu tarafından keşfedilerek bir ölüm makinesine dönüşür. Ve bir gün manevi babası olarak gördüğü bu adam son nefesini verdiğinde, Michael geçmişini sorgulamasına asla izin vermediği sevgilisini ve kirli bir sırrı yanına alıp yok olur. Ancak patronun oğlu, ona yakın olan herkesi, hatta şizofren kardeşini bile öldürmek için Michael’ın peşine düşecektir. Bilmediği şey ise, Michael’ın bile hatırlamadığı kadar karanlık bir hikayesi olan kardeşinin zihninde, onları her şeyin başladığı noktaya götürecek girdaplardır.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2016
  • Sayfa Sayısı:
    525
  • ISBN:
    9786059702034
  • Çeviri:
    Gizem Yanbolluoğlu
  • Yayınevi:
    Koridor Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Nurhan Işkın 
19 Tem 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Spoiler var...

Bir yetimhane olan Demir Ev'de büyümeye çalışan iki çocuk; Michael ve Julian.

Kendilerinden büyük çocuklardan şiddet görerek ve acımasızca taciz edilen iki kardeşten biri olan Michael on yaşında olmasına rağmen, küçük kardeşi Julian'a kol kanat germeye çalışmaktadır. Julian'ın uğradığı şiddet ve tacize yetimhane müdürü Bay Flint ise sessiz kalmaktadır. Michael ise kardeşine sürekli güçlü olmasını öğütlemektedir. Bir kış günü yetimhaneye gelen senatörün eşi olan Bayan Abigail bu iki çocuğu yüklü bir bağış karşılığında evlat edinmek ister. Bayan Abigail geç kalmıştır Çünkü Michael kardeşini korumak adına yetimhaneden kaçmıştır...

Michael ardan geçen yirmi beş yıl sonra hayatını ve Elana ile yaşadığı ilişkisini bir yalan üzerine kurmuş ve geçmişini nasıl terk etmesi gerektiğinin hesaplarını yapmaktadır. O sokaklarda büyüyen, acımasız bir adam olmuştur...

Elana ile yüzleşmesi ise beklediğinden daha karmaşık haline gelmiştir. Yirmi beş yıldır görmediği kardeşi Julian ve uğruna ölecek kadar sevdiği kadın arasında hayatının tercihini yapmak zorunda kalmıştır...

Julian'ın yaşadığı eve gittiğinde ise Bayan Abigail onu sevgi ile karşılamış ama Julian ise tam bir çöküş yaşamakta olduğunun farkında olmadan Michael'ı görünce küçük, korkak ve ürkek haline geri dönmüştür. Senatörün arazisinde bulunan gölün içinden cesetler çıkmaya başlayınca tüm aile dağılmanın eşiğine gelmiştir. Senatörün sakladığı sırlar, Abigail'in sakin ve sevgi dolu yüreğine rağmen, Michael, Julian'ın da kendi sırları gibi sır dolu bir hayatı olduğunu anlamakta zorlanmamış ve geçmişte yarım kalan ve onların üzerinde hala etkisi olan Demir Ev'i ve orada kalan çocukların akıbetini öğrenmek üzere yol çıkmıştır. Bu yolculuk esnasında hayatı pahasına korumaya kendine söz verdiği kadın onun hiçte onaylamadığı bir karar almıştır...

Michael bu zor dönemde tüm geçmişini, aile sırlarını ve yetimhaneye nasıl geldiklerini öğrenince içinde taşıdığı vicdanı onu nasıl bir dönüm noktasına getireceğinden habersiz bir şekilde yola çıkmıştır. Kendisini sokaklardan alıp büyüten adamın ölümü sonucu; aldığı tehditler ailem dediği Julian ve Elana'nın üzerine karanlık gölgeleri indirmeyi başaracak mıydı?

Gerilim ve kovalamaca dolu bir eser. Çocukların küçücük dünyalarında şiddetin ne kadar tahrip edici olduğunu ve psikolojilerinin nasıl yara aldığını John Hart bu kitabı ile tekrar gözler önüne sermiş...