Soğuk Kahve

·
Okunma
·
Beğeni
·
52,7bin
Gösterim
Adı:
Soğuk Kahve
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054771011
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
Baskılar:
Soğuk Kahve
Soğuk Kahve
Sıcacık bir kahveden yükselen güzel kokular eşliğinde keyifli bir okuma vaat ediyor Soğuk Kahve.

İronik ve mizahi olduğu kadar keskin bir dil. Belki de çoğumuzun gündelik hayatında olan konuları anlatırken sizi ters köşeden bir bakış açısına yatırıp golü ustalıkla atıyor. Hınzır bir zekânın ürünü olan cümleleri sizi gülerken duygulandıracak, çoğu zamansa hayretler içinde bırakacak.
-Kahraman Tazeoğlu-

Batman kendi deyimiyle numune bir adam. En azından yazdıkları öyle. Kolay kolay kimseden duyamayacağınız, cesaret isteyen şeyleri açıkyüreklilikle söylüyor okura. Özellikle kadın erkek ilişkilerinin üzerindeki pembe tozu üfleyip altında yatan siyahları ve beyazları soğukkanlılıkla gösteriyor. Ne her erkek bir Romeo, ne de her kadın bir Juliet.
-Ertürk Akşun-

Topuklu ayakkabı mı yoksa ben mi?
Bir kadını zorlayan bir soru olabilir.
''Çikolata mı ben mi?'' sorusu kadar olmasa da zorlar.
Sizler topuklu ayakkabısı ayaklarını vuran kadınlarsınız.
Topuklarınızın altında kâğıt mendiller var.
Bazılarınızın gözyaşlarını silen mendiller işte, yabancı değiller.
O mendiller hep canınızın yandığı yerlerde...
Çok adisiniz pembe rujlar, çekici kılıyorsunuz dudakları.
(Tanıtım Bülteninden)
224 syf.
·1 günde·1/10 puan
---Okumak isteyenleri caydıracak ve yazarın ekmeğine kan doğrayacak yorum içerir.---
Olmayan migrenim tuttu. Soldan soldan kafam ağrıyor şu anda. Son 30 sayfasını uyuklayarak okudum ki kitap bitsin yorumlayım da uyuyayım diye. Ertesi güne bıraksam içim soğuycak, yazcaklarımı yazamıycam çünkü...
bu kitabi tatilde olup yanımda okuyacak bişeyim olmadığından kobo üstünden e book olarak diger kitabiyla, banka kartimda bulunup gözden çıkardığim 15 lirayla aldım. Ağaç zaiyatina sebep olmadıgim için sevinçliyim. Aksi olsa hem yazara hem yayin evine kendimi tutamaz mail atardım. Agzima geleni hemidee...
Şimdi kitabın neden kötü olduğunu size nedenleriyle ve örnekleriyle açıklayacağım.

* bazen sıkılıyoruz. Yani çoğu zaman. Aslında genelde sıkılıyoruz. Evet sıkılıyoruz, belki de limondan daha çok.
Bu cümleyi okudugum anda ki kitabın başlarında... Nasıl bi belaya çattigimin farkina vardim.

*Ben sana tayt giyme demiyorum, hobi olarak yine giy.
Bu cümle yılın esprisi valla ne kadar da şakaci ve sempatik bir sanatçı. Milletçe alkışlıyoruz.
*ben sende doydum, afiyet olsun mu bana?
Bu cümlede ne dediğini anlamadım.

*illa bir organinla geleceksen, kalbinle gel bebeğim.
Bu cümlede kokan buram buram romantizm cemal süreyyayı bile kıskandırmıştır. Benim böyle enfes bir cümle neden aklıma gelmedi... Ah vakti zamaninda yazaydum diye...
*şarkılarda unuttuğumuz insanlar var.
Yine efsanevi bir cümle...
Ama ben yazsam sarkilarla unuttugumuz diye yazardım...
* bazen telefonun çalar, arayan o değildir.
Bu cümle beni darmadağın etti. Ki Türkan şorayin dönüş filmi nasıl içimi burktuysa bu cümle de öyle bir duygu seli coşturdu bende.

*Zaten hem güzel, hem kokereç seven bir kız görmedim. Demek ki benim bütün eski sevgililerim güzeldi. Sonuçta hiçbiri kokoreç yemiyordu.

Eve kokoreç tezgahı alma konusunda çok ciddi olan beni çirkinlikle tasdiklemiş oldu. Teşekkürler...
Bu nasıl bir genelleme , nasil bir yazdiginin nereye varacağini bilememedir...! ( okurken sinirlendigimden daha çok sinirlendim şu anda)
*bu arada bir kız sizi en az çikolatayı sevdiği kadar sevmeli.
Diye bir cümle, bir akıl verme varki. Her kız çikolata sevmeli diye bir kaide mi var. Anayasal zorunluluk mu?
Ki hic sevmem....
*ismail yky seviyorsan git onu dinle ben sevmiyorum mesela. Her eski sevgili bir mezarmıdır?
İsmail yk yı gömerken, bu cümleyi nasıl böyle bitirdi. Inanilmaz bir yetenek.
Şimdi bunun bir arkadaşi varmış kız demişki..
*tıpkı beni yazmışsın biz kızlar gerçekten gerizekalıyız, tek düşündüğümüz aşk ve ilişkiler dedi baktım doğru söylüyor, haklısın insanın kendisini bilmesi güzel, dedim.

Demiş. Efendim teveccüğünüz o sizin ve çevrenizdeki insanların gerizekalılığı!
Ne kadar kolay demi belli bir grubu böyle yaftalamak. Sinir oldum sinir!!!
Birde bu tayfa sezen aksu'ya neden ha bire sezen diyor. Neyse bu samimiyet.. Minik serçe sezen aksu hazretleri hanfendi demeseniz de azcık mesafe koyun be.

Öf daha alıntı yapacaktım da sıkıldım
Bazi insanlar, ve, sonra, gelişine,aşk ve kahve sözcüklerini kullanmasını yasaklayın kalem oynatamaz.
Unutmak diye bir sey var
Patates kızartması diye bi sey var
İlahi adalet diye bisey var
X diye bisey var
Bu kalibi o kadar cok kullanmış ki...

Ayrica bağğzı kelimeler var. O kelimeleri bozuk para gibi bolca harcamış. Annesi bu kelimeleri kullandıgında agzina aci biber sürmekle tehtid edilen kitle de şakşakliyor bunu Pespayelik resmen ıyyy.
Bazı cümleler sıla ve demet akalın şarkilarıni dilinize dolatabilir...
O kadar cok tekrara düşmüş ki, napsın kelime kapasitesi ve bilgi birikimi özgünlüğü karşilamiyormuşsa demek ki...
Bir de bi karara vardım. Hazır burda yorumlarda iki kelam çizittiriveriyorum. Bunlar azcik daha biriksinde, kenarindan köşesinden çekiştiririp kitap bastirayim bunlardan. Ünlü olurum belkisi.
İste bunun sevgilisi varmış yazilarina bayılıyormuş, kıskançmişta filan bana ne ise.
Kendini övmekten, sinif atlamış küçük burjuva egosunu tatmin etmekten, milletede ha bire gerizekali demekten başka bisey yok kitapta.
Bide bu yazar ve ekürileri kendilerine cümle mühendisi, kelime bağlayicisi ve sihirbazi gibi ünvanlar veriyorlar ya; kendimi törpümle bıcaklıycam şimdi.
Bu kitabi daha erken bitirirdim de döne döne okudum. Anlamadığım cümle oldu. Ne anlatmaya çaliştigini bilmedigim sayfanin üstünün şişane altinin igdir oldugu cümleler var. Iki lafindan biri de gögüs kelimesinin halk dilindeki adi
Bir de kendi kendine tripleri var yazamiyormuşta, tıkanıyormuşta
Ee o zaman yazma ?
224 syf.
·Puan vermedi
Soğuk kahve, muhtemelen yazarın sevdiği şeylerden birer alıntı. Soğumuş bir kahve, pencere önüne konulan bir kitap gibi. Deneme şeklinde kısa, özverili anlatımlar yapmıştır.
Her satırında başka aşk tanımı misali... Bu kitabında okuyucu sayısı ve incelemeleri göze çarpıyor. Çoğu okurlar (sadece1k değil) incelemesinde kendisine çok bir şey katmadığını dile getirmiştir.
Açıkçası aşk dışında çok bir konuya değinmemiş.
Günümüz dili ile yazılmış, insanları anlamaya zorlayan bir yanı yoktur. Altını çizebileceğim bir çok alıntı oldu ama hepsini paylaşmak demek 300 alıntı falan demek. Kitap tamamen aşk adlı alıntı yani. Aşk konusunu seven bir çok okura tavsiye edebilirim.
Kitabı beğendim, yazarın emeğine sağlık.
224 syf.
Çöp, kağıt israfı...
Serdar Ortaç abimin şarkısı geldi aklıma seni çöpe atacağım poşete yazık...
Kitapta nedense kadınlarımızı cinsel obje erkeklerimizide sapık olarak anlatmış.Bu benim hiç hoşuma gitmedi.
Kitaptan tek bir alıntı paylaşmak istiyorum gerisini siz düşünün.
" En iyi öpüşen adam madalyam var "
Çok adisiniz pembe rujlar çekici kılıyorsunuz dudakları"
Ya bi gidin işinize ...
İpini koparan yazar oluyor.
En çokta şu alıntıya çok güldüm
"Sabah uykusu kadar sevebileceği biri lazım insana.

Sen gibi, senin gibi, biraz da sana benzeyen...

Ve en önemlisi bir gün "nasılsın sabah uykum?" diye mesaj attığımda "Oha bu adam beni çok seviyor" diye düşünebilecek kadar zeki."
Neysem kahvenizi için soğutmayın yazarında dediği gibi...
224 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
1 gün bile sürmeden bitirebileceğiniz bir kitap. Kısa anlatımlar, birbiriyle bağlantısı olmayan cümleler, ince zeka gerektiren benzetmeler var içinde. Beni de en çok o eğlendirdi zaten. Öz eleştiriyi de eklemiş ve hayata dair, hayatın içinden ne varsa; bazen sitem, bazen boşvermişlik, bazen özlemle anlatmış. Evet edebi değeri olduğunu söyleyemem. Ama arada kafa boşaltmak, makiniye dinlendirmek lazım :)) Kahvenizi alın, biraz gülüp, biraz aaa çok doğru ya, biraz offf çok vasat bu diyerek okuyun.
224 syf.
·Puan vermedi
Affedersiniz ama bu kitabın ticari maksatla yazıldığı çok belli. Kamyon arkası sözlerle edebiyat yapmış. O kadar da satıldı. Yazık gerçekten edebi değerleri yüksek kitaplar bu kadar satılmazken. Oh içimde kalmasın dedim
265 syf.
Nasıl bir belaya bulaştım Yarabbim?
Kitabımı elime aldığım zaman Miraç Çağrı Aktaş tarzında bir anlatım bekliyordum ama bu gözler neler okudu!
Misal:
1)Bazen sıkılıyoruz. Yani çoğu zaman. Aslında genelde sıkılıyoruz. Evet sıkılıyoruz, belki de limondan daha çok.
(Bu nasıl bir espiri anlayışı ya?)

2)Ben sana tayt giyme demiyorum, hobi olarak yine giy.

3)Ben sende doydum, afiyet olsun mu bana?
(Başım ağrıdı burda yazar ne diyor diye düşünmekten.)
4)İlla bir organinla geleceksen, kalbinle gel bebeğim.
(Özdemir Asaf,Cemal Süreyya,Abdurrahim Karakoç bile bu kadar romantik olamazdı.Bu nasıl bir sevgi şeysi!)
5)Zaten hem güzel, hem kokereç seven bir kız görmedim. Demek ki benim bütün eski sevgililerim güzeldi. Sonuçta hiçbiri kokoreç yemiyordu.


Daha yazardım ama bu cümleler ile karşılaşmak bile zor geliyor.Kitap yazacağız diye lütfen fazla saçmalamayın.Niye okudum ki ://

Kitap dolu günler.
224 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Cinsiyetlerine göre okuyanlar
Kadın
86.6%
Erkek
13.4%
şuradan şunu anlıyorum erkekler daha ağır kitaplar okuyor
polyana ablacılığı sevmiyor :glck
"Kaybedebilecek daha önemli şeylerinin olduğunu düşün. Annen gibi. Baban gibi. Kardeşin gibi.
Yerine koyamayacağın şeyler vardır bu hayatta. Onları kaybetmeden, kaybetmek nedir öğrenemezsin."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Soğuk Kahve
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054771011
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
Baskılar:
Soğuk Kahve
Soğuk Kahve
Sıcacık bir kahveden yükselen güzel kokular eşliğinde keyifli bir okuma vaat ediyor Soğuk Kahve.

İronik ve mizahi olduğu kadar keskin bir dil. Belki de çoğumuzun gündelik hayatında olan konuları anlatırken sizi ters köşeden bir bakış açısına yatırıp golü ustalıkla atıyor. Hınzır bir zekânın ürünü olan cümleleri sizi gülerken duygulandıracak, çoğu zamansa hayretler içinde bırakacak.
-Kahraman Tazeoğlu-

Batman kendi deyimiyle numune bir adam. En azından yazdıkları öyle. Kolay kolay kimseden duyamayacağınız, cesaret isteyen şeyleri açıkyüreklilikle söylüyor okura. Özellikle kadın erkek ilişkilerinin üzerindeki pembe tozu üfleyip altında yatan siyahları ve beyazları soğukkanlılıkla gösteriyor. Ne her erkek bir Romeo, ne de her kadın bir Juliet.
-Ertürk Akşun-

Topuklu ayakkabı mı yoksa ben mi?
Bir kadını zorlayan bir soru olabilir.
''Çikolata mı ben mi?'' sorusu kadar olmasa da zorlar.
Sizler topuklu ayakkabısı ayaklarını vuran kadınlarsınız.
Topuklarınızın altında kâğıt mendiller var.
Bazılarınızın gözyaşlarını silen mendiller işte, yabancı değiller.
O mendiller hep canınızın yandığı yerlerde...
Çok adisiniz pembe rujlar, çekici kılıyorsunuz dudakları.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 10,8bin okur

  • Seda
  • lavilas
  • Aylin Hüseynli
  • Fatmanur Turan
  • Hüseyin Karaköse
  • Hakan MENTEŞ
  • nazrin ibrahimova
  • Ayşe inci
  • Kübra Kurt
  • Lamourdure

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%9.3
13-17 Yaş
%13.7
18-24 Yaş
%36.1
25-34 Yaş
%21.8
35-44 Yaş
%13
45-54 Yaş
%4.6
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%85.1
Erkek
%14.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.8 (425)
9
%4.2 (95)
8
%6.7 (151)
7
%7.5 (169)
6
%7.3 (165)
5
%8.4 (189)
4
%5.9 (134)
3
%5.3 (120)
2
%5.6 (126)
1
%11.5 (260)

Kitabın sıralamaları