Adı:
Sokrates'in Savunması
Baskı tarihi:
6 Kasım 2017
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050200416
Kitabın türü:
Çeviri:
Furkan Akderin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Platon, hiç kuşku yok ki düşünce tarihinin en önemli ve etkili filozoflarından biridir. Felsefenin kurumsallaşmasına ve felsefede yazılı geleneğin oluşmasına katkıda bulunmuş, iki dünyalı metafiziğiyle bütün bir Ortaçağ düşüncesini belirleyecek olan idealist felsefe geleneğinin başlatıcısı olmuştur. Hıristiyan Ortaçağ felsefesine ve İslam düşüncesine etkisi bakımından da ayrıca önem taşıyan Platon, düşünce tarihi boyunca tartışılan tüm problemleri yüzlerce yıl öncesinden ele almış ve ilk büyük felsefi sistemi inşa etmiştir.

Sokrates'in ölümünden kısa bir süre sonra kaleme alınan Sokrates'in Savunması, dinsizlik suçu işlediği gerekçesiyle mahkemeye verilmesi etrafında dönen Euthyphron ve hakkında verilen ölüm kararının gerçekleşmesine dek geçen zamanı içeren Kriton'la birlikte Sokrates'i ölüme götüren olaylar dizisinin en önemli noktalarından biridir.

Tarihin en önemli savunmalarından birisi olan bu Savunma'yı konu edinen başka eserler olsa da Platon'un kaleme aldığı Savunma pek çok yönden tarihsel gerçeklere en uygun eser olarak kabul edilir. Platon'un, mahkemede fiili olarak bulunduğuna dair yaptığı göndermeler de Savunma'daki aktarımların birinci elden olduğuna dair düşüncemizi pekiştirir.

Sokrates'in Savunması ile Sokrates felsefesinin misyonu ve temellendirilmesi hakkında bilgi edinmenin yanı sıra, Antik Yunan'da mahkemelerin yapısı ve işleyişi hakkında da önemli bilgilere ulaşabiliyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)
112 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Sokrates (MÖ yaklaşık 469 – MÖ yaklaşık 399, bazı kaynaklarda biraz daha faklı gösteriliyor), şu çok net ki; binlerce yıl önce yaşamış olmasına rağmen düşünceleri ve söyledikleri hala hayranlık uyandırabilen çağının çok ötesinde, bugünlere ulaşmış hatta gelecekte de itibar görmesi çok muhtemel olan değerli bir düşünürdür.

Onun tarzı bir başkadır. Cevaplarla açıklamak yerine soru sorar ve karşıdakinin cevabı kendisinin keşfetmesi için yol gösterici olurdu. Hepimiz tahmin ederiz ki bu, çok daha zor bir iştir.

Bununla ilgili bir örnek vermek istiyorum:

Sokrates bir gün, Agora’daki öğrencilerine sormuş; ‘Kimdir insan, insan nedir?’
Öğrenciler; ‘Onu bilmeyecek ne var? İnsan; iki ayaklı, tüysüz bir yaratıktır.’
Sonraki gün, tüyleri yolunmuş bir horozla gelen Sokrates, canlı hayvanı işaret ederek, şöyle sormuş; ‘Yani insan dediğiniz şey böyle bir şey midir?’

Kendisi pek yazmamıştır (en azından benim bu konuda bilgim yok). Savunmasını da kendisi değil, yine o da bir düşünür ve öğrencisi olan Platon (Eflatun) yazmıştır.

Bu kitap Sokrates’in Euthyphron’da dinsizlikten dolayı yargılanışının öncesini ve inançları hakkındaki görüşlerini, ardından yargı sürecini, son olarak da Kriton’da karar sonrasında yaşananları anlatmaktadır.

Sokrates, düşünceleri ve inançları konusunda onu suçlayan mahkemenin karşısında; onurlu bir ölümün namussuzca yaşamaktan çok daha erdemli olduğunu savunur, ölüm cezası alacağı muhakkak olan bir durumda... Ve seçtiği yolu şu sözlerle dile getirir:

“Ben bir siyaset adamı olamayacak kadar dürüst olduğumu düşünerek, size ve kendime iyilik etmemi engelleyecek hiçbir yola sapmadım! Tam tersine, hepinize iyilik etmemi mümkün kılan bir yola girdim, herkesin kendini düşünmekten, kendi işlerinin peşinde koşmaktan önce erdemi, bilgeliği araması gerektiğini, devletin sırtından faydalanmaya bakmadan önce devlete bakması gerektiğini sizlere kabul ettirmeye çalıştım.”

Aslında alacağı cezanın iptali için Sokrates’in küçük bir geri adımı bile iyi bir başlangıç sayılacak, hatta onu affetmek isteyen yargıçları bile mutlu edecektir. Yargıçlar affetmek istemektedir çünkü Sokrates’in geri adım atması onların asıl istedikleri şeydir. Yoksa idam edilen bir Sokrates’in olması onların başarısı olmayacaktır.

Ölüm kararı alınmış, ölüme giderken celladının kapıyı açık bırakması hatta onu kaçması için teşvik etmesine, her türlü yardımı yapmasına rağmen o, burada ölümün aslında fikirlerinin kazanımı olduğunun düşüncesiyle kaçmamıştır.

Keyifli bir okuma diliyorum.
200 syf.
·8/10
Apologia Sokratus..

İktidarı darbe ile ele geçiren demokratlar tarafından MÖ 399 yılında,gençleri doğru yoldan çıkarmak,dinsizlik gibi suçlarla yargılanıp,devamında baldıran zehri içerek ölüme mahkum edildi.

Kendisini Atina'nın at sineği olarak tanımlıyordu,çünkü Atina halkını uykusundan uyandırdığını düşünüyordu.Savunmasının da da yazdığı gibi:
"Bana uyuklayanın at sineğine vurduğu gibi vuruyorsunuz, ömrünüzün geri kalanını uykuda geçirmek için.''

Kitap üç bölümden oluşuyor,birinci bölüm Sokrates'in asıl savunmasıdır,ikinci kısımda yargı kararı çoktan belli olmuştur ve üçüncü kısımda ise Sokrates'in ölüme giderken sarf ettiği en son sözlerini okuruz


Genel olarak baktığımız zaman Sokrates'e ölüm cezası aldıran ve örgütlenme yapan üç isim var: Meletos,Anytos ve Lycon.

Sokrates’i ölüme götüren bu üç Atinalı hakkında tarih bize çok fazla bir şey söylemiyor. Hiçbiri Sokrates’i yakından tanımayan ve fikirleri hakkında da pek bilgi sahibi olmayan insanlar. İddiaları ise kulaktan dolma bilgilerle sınırlı. Ama gerçek olan bir şey vardı; Sokrates’in fikirleri onların menfaatlerini zedeliyordu.

Tek suçu gerçeği göstermek olduğu için,insanlara bir şeyler öğretmediği onları sadece düşünmeye ittiği için Senatörlerin,halk üzerinden geçinenlerin karşısında şimdi de aynen olduğu gibi dinsiz,yalancı ve örnek olmaması gereken oldu.Hakkında ki suçlamamaları reddetmemesi,yargı karşısında hala düşüncelerini savunması,
amacının tartışmaya girmek değil ustaca sorular sorarak karşısındakine sadece asıl olan gerçeği buldurmak istemesi,ölümünden yıllar geçmesine rağmen bile bize Sokrates'i unutturmadı,felsefenin en temel taşına onu koymamızı sağladı.Ona göre bilgi doğuştandı.Tartışma insanların içlerinde taşıdıkları gerçeği ortaya çıkarmak için bir araçtı sadece..

Her neyse fazla sıkmadan,
Bu gün Sokratesi yargılayan,onu ölüme mahkum eden 500 Atinalı hakimden bir tanesinin bile ismi hatırlanmıyor.Onu kendi çıkarları için harcayan Meletos,Anytos ve Lycon'a tarih bile ışık tutamıyor.Oysaki 500 hakim ve diğerleri kendi dönemlerinin en zenginleri,en popülerleri ve en dahileriydi.
Fakat zaman onları çürüttü,Bugün ne Lycon kaldı, ne Anytos, ne de Meletos.Onların, hem kendileri hem isimleri hepten yok oldu ama sanık sandalyesine oturttukları Sokrates, aradan geçen 2500 yıla rağmen bir defa bile susmadı. hala ısrarla ve inatla savunmasına devam ediyor.
200 syf.
·2 günde·9/10
Sokrates'in, herkesin tapındığı toplumun tanrılarına tapınmadığı, onların yerine kendi tanrılarına tapındığı, dolayısıyla "dinsizlik" ile suçlandığı; neticesinde de jüri tarafından suçlu bulunarak idama mahkum edildiği davada yapmış olduğu savunma metni. Öncelikle Sokrates'in savunmasına ilişkin birçok farklı savunma metni varmış; fakat en güvenilir metnin Platon'a ait bu metin olduğu kabul ediliyor.

Sokrates bu davada yalnızca dinsizlik ile suçlanmamaktadır. Aynı zamanda gençlere kötü örnek olarak onları da dinsizliğe yönlendirdiği iddiaları da yer almaktadır. Düşünüyorum da ne kadar da soyut iddialar...

Platon ise, kitabın yazarı olmakla birlikte, dava esnasında orada bulunmuş, Sokrates'in savunmasının birincil tanıklarından birisi olmuştur. Aynı zamanda Sokrates'in öğrencisi olduğu da bilinmektedir. Sokrates bu kitapta yazılı olan harika savunmasına ve felsefesine rağmen jüri tarafından 30 oy farkla idama mahkum edilir ve baldıran zehri içirilerek cezası infaz edilir.

Bu kitap ve Sokrates'in savunması, yazarak veya söyleyerek anlatılamaz. Mutlaka okunması gerekir. Çünkü ne söylesek ne yazsak böyle bir savunma karşısında az kalır. Eksik kalır.

Sokrates'in savunması aynı zamanda onun yaşam tarzını da yansıtır. Sokrates'in yaşam tarzı ise tek bir fiille özetlenebilir: Felsefe yapmak... Hayatı boyunca, hakkında idam hükmü verildikten sonra bile felsefe yapmaktan vazgeçmez. Bu durum gerçekten Sokrates'in değerini görmemizi sağlar.

Aslında Sokrates böylesine soyut ve anlamsız iddialar karşısında felsefe yapmayı tercih ederek bana göre en doğru kararı vermiştir. Gerçekten de böylesine soyut iddialarla ve gerekçelendirmeden uzak bir takım delillerle bir insanı yargılamak ve neticesinde idam cezasına mahkum etmek insanlığımızın gelmiş geçmiş en büyük ayıplarından biridir. Hepimiz şapkamızı önümüze koyup düşünmeliyiz.

Hakkında idam kararı verildikten sonra dahi felsefe yaparak efsane cümleler kurmuş Sokrates. İncelememi bu sözleri paylaşarak sonlandırıyorum:

"Başka türlü düşünürsek, ölümün bir iyilik olduğunu umduracak sebep olduğunu da görürüz; ölüm iki şeyden biridir: ya bir hiçlik, büsbütün şuursuzluk halidir yahut da, herkesin dediği gibi, ruhun bu dünyadan ayrılarak başka bir dünyaya geçmesidir. Ölüm bir şuursuzluk, deliksiz ve rüyasız uyuyan bir kimsenin uykusu gibi bir uyku ise, o ne mükemmel, ne tam bir kazançtır! Bir kimse, uykusunda, hiç rüya görmediği bir gecesini düşünerek, bunu hayatının öteki günleri ve geceleriyle karşılaştırsaydı, bütün hayatında bundan daha iyi ve daha hoş kaç gün ve kaç gece geçirmiş olduğunu da bize söyleseydi, sanırım ki herkes, değil yalnız alelade kimseler, Büyük Hükümdar bile, hayatında böyle pek az gündüz ve gece bulurdu. Ölüm bu çeşit bir uyku ise, büyük bir kazançtır; çünkü öyle olunca, zamanın bütün akışı, tek bir gece gibi gözükecektir. Ama ölüm bizi bu dünyadan başka bir dünyaya götüren bir yolculuk ise ve herkesin dediği gibi, bütün ölenler başka dünyada yaşıyorlarsa, yargıçlarım, bizim için bundan daha büyük ne iyilik olabilir? Gerçekten öteki dünyaya vardığımızda, bu dünyada doğruluk iddia eden kimselerden kurtularak, denildiği gibi asıl doğruluğu veren gerçekten yargıçları, Minos'u, Rahadamanthos'u, Aiakos'u, Triptolemos'u doğru yaşamış olan yarıtanrıları bulacaksak, bu yolculuk hiçbir zaman bir ceza olamaz. Bir kimse orada, Orpheus'a, Musaios'a Homeros'a, Hesiodos'a kavuşacaksa, bunun için ne vermez ki? Hayır, bu doğru ise, bırakınız bir daha, bir daha öleyim."
200 syf.
·Beğendi·10/10
Sokrates yazmaya karşı ancak öğrencisi Platon amca bire bir hocasını resmen yaşatmış. Sokratesi çok duydum, dinledim ama latinceden direk çeviri olarak ilk defa okudum. Adamı yanımda zannettiğim anlarım oldu. Hasan Ali Yücel serisinde çeviri kalitesinden bir kere bile şaştığını görmedim bu da diğerleri gibi mükemmeldi.
Kitapta net görünen 2400 küsur yıl öncesinde bile ölüme giden birinin mahkum edilenler tarafından susup kabul etmesini ve pişkinliğini kabul etmeyip ölüme giden bu adama sözde tavsiyelerde bulunması oldu. Şaşırdım mı tabi ki hayır. Mükemmel listemde yer edinen bir eser. Bir idam mahkumunun son gününde mahkumu psikolojik monologdu ama burada öğrencilerine ölüme gitsem de söyleyeceklerimden ne taviz veririm ne de doğruları çıkarlar dahilinde değiştiririm diyen büyük cesur hoca Sokratesin ölümsüzlüğü var. Ne söylesem eksik kalacak bundan sonrası sizde.
96 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Bazı kitapları anlatmak neredeyse imkansızdır. Burada benim felsefe konusundaki yetersizliğim ve kitabi bilgimde dahil olduğu için olayı sadece sizlere yüzeysel olarak aktarabilirim.

Öncelikle söylemek istediğim okuduğum versiyon İş Kültür'ün yayını olduğundan kitaba eklenen diyalog sayısı çok fazla yani sadece Sokrates'in savunmasından ibaret değil. Euthyphron, Apologia, Kriton, Phaidon olan konuşmaları da kitaba dahil edilmiş. Beni en çok etkileyen bölüm; ölümü beklerken Phaidon'la olan diyaloglarıdır. Burada Sokrates ölüm ve sonraki hayat ile ilgili müthiş derecede önemli bilgiler veriyor. Ve ben bu bölümde Sokrates'in ne kadar büyük bir felsefeci olduğunu daha iyi anladığımı söylemek isterim.

Kitap Sokrates'in Arenaya girmeden önce Euthyphron ile konuşmasıyla başlıyor. Beni buraya bir suçlama yüzünden çağırmışlar diyor ve sohbetleri iyice derinleşiyor. Euthyphron'in kahin ve bir din bilgini olduğunu da söylemeden geçemem. Sonra Sokrates Atinalılar'a (Yargıçlara) hitaben kendini savunacak konuşmasını büyük bir cesaret ve erdemle yapıyor. Burada önemli bir detay vermem gerekirse kitapta yabancı kelime sayısı biraz fazla ve dipnot olarak değilde son not olarak verilmiş. Son notları en son okursanız hiç bir şey anlamayabilirsiniz. Okumayı bölüpte sürekli arkaya bakmakta işin zevkini kaçırıyor diyebilirim. Bu yüzden bazı şeyler havada kalabilir. Bu tamamen sizin zevkinize kalmış bir olay. Ben bir iki yer hariç son notları dikkate almadan okudum. Ona rağmen kitaptan büyük zevk aldım.

Kitapta altı çizilecek kelime sayısının çok fazla olması kitabın ne kadar dolu olduğunu gösteriyor. Her kelime bir detay her söz bir öğreti. Sokrates'in ruh ve ölümü sorgulamasındaki becerisi ve ruh derinliği muazzam. Kitabın bana ölüm hakkında ne kadar çok şey kattığını burada tek tek anlatamam ama ciddi anlamda etkilediği şüphesizdir.

Meletos, Anykos ve Lykon'un Sokrates'i gençleri yoldan çıkarıyor ve tanrıları inkar ediyor suçlamasıyla mahkemeye vermesiyle başlayan savunmayla soluksuz bir biçiminde ölümüne kadar devam ediyor. Özellikle son bölümleri defalarca dönerek tekrar tekrar okudum. Hafızalarda derin izler bırakacak bu diyaloglar beni gerçekten çok fazla etkiledi. Kitap bana göre; bırakın mutlaka okunması gereken kitaplara girmesini defalarca okunması gereken kitaplardandır. Şüphesiz dönüp dönüp bakacağım nadide kitaplardan biri olmuştur benim için. Başkalarında aynı etkiyi yaratabilir mi bunu tahmin edemem ama kitabı okumak derin felsefi bilginin yanında hafızanıza kazınacak epik karakterlerin o muhteşem dünyasında yapacağınız yolculuk size bambaşka tatları vereceği şüphesizdir. Kitap şu anda çoktan ilk 10 kitabıma girmiş ve yerini sağlamlaştırmıştır :) Keyifli Okumalar dilerim :)
200 syf.
·Puan vermedi
Sokrates'e oysa ne kadar ihtiyacımız var şimdilerde. Bunca her şeyi bilen her şeylerin olduğu devirde!
Sokrates,bildiği tek şeyin hiçbir şey bilmediği olduğunu bilen, bir büyük bilge. Erdem,onur ve adalet sahibi filozof. Peki bedel ödemeden filozof olunur mu hiç? Tabiki olunmaz. O da nasibine düşeni alır bu kuraldan.
Ülkesinde gençleri yanlış yönlendirmek ve tanrılara inanmamakla suçlanır. Daha doğrusu kendisini çekemeyen ileri gelenler tarafından iftiraya uğrar. Çünkü Sokrates onların bildiklerini sorular sorarak çürüten kişidir. Mahkemede hukuk fakültelerinde ders olarak okutulacak bir savunma yapar ve sorular sorarak kendisine atılan suçlamaları bir bir çürütür ancak mahkum olmaktan kurtulamaz.

Sürgünü reddeder çünkü ülkesinde yaşamış, ülkesinin adaletine güvenmiş ve bundan bu güne kadar şikayet etmemiştir. Eğer bu cezadan dolayı ülkesinden ve adaletinden şikayet edecek olursa bu kendini ve geçmişini inkar etmek olacak. Ülkesine karşı ihanet etmiş ve bencil davranmış olacaktır. Tam kendine yakışan şekilde, nasıl yaşamışsa öyle ölür koca filozof, baldıran zehrini içer ve gözlerini kapar. Ortalığa kesif bir onur ve erdem kokusu yayılır vücudundan. Ortalık salt ışığa keser, bembeyaz ve saydam...
200 syf.
·Beğendi·8/10
Eğitimciler bilir. Eğitim sistemimizde ve sınıf içi aktivitelerde, Sokratik Tartışma dediğimiz bir tartışma tekniği vardır. Peki ünlü bir ismi -Sokrates-, sıfat haline getirecek -Sokratik- ve başka medeniyetlerin eğitim sisteminde kullanılacak kadar önemli hale getiren şey nedir?
Sokrates'in kendini darağacından sallandırıp sallandırmayacağı kitabın mevzu bahsi değildir. Dönemin ahlak ve adalet anlayışını göz önünde bulundurduğumuzda malum kötü sonu ve olacakları herkes tahmin edecektir. Sokrates savunmasını yaparken, ikna edici bir dil kullanmaz. Evet argüman sahibi kendisidir ama ikna etme eylemi karşısında ona sorular ve suçlamalar yönelten kişileri alakadar eder. Kişi hatasını kendisi bulacak ve kendi tezini kendisi çürütecektir. Sokrates savunması boyunca bunu yapar. Asla cevap vermez, cevap verdirir. Böylesinin daha kalıcı ve anlamlı öğrenmeler oluşturacağını düşünür. Kişi söylediğine önce kendisi inanmalı, kendisi yalanlamalıdır. Aksi taktirde kişiliğinde barındırdığı megolamanlık yüzünden, at gözlüklerini çıkartıp doğruları kim anlatırsa anlatsın ona inanmayacaktır. Temelinde sağlam bir psikolojik tahlil yeteneği barındıran bu teknik, kitabın her sayfasında ilmek ilmek işlenmiştir. Eğitim sistemimizde yer bulacak kadar da önemli bir tekniktir. Karşı tarafa hatasını kendisinin bulmasını sağlamak ise büyük başarı olduğu için raflarda -"klasikler" reyonunda olması zorunlu bir eserdir.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sokrates; idam kararı verilmesine rağmen davası uğruna en ufak pismanlik göstermeyen, davasından donmektense idam edilmeye tercih eden ve bunuda idam kararından hemen önce dile getiren erdemli bilge ve onun en değerli öğrencisi ki sokrates ten daha başarılı olduğu genel bir kanı olan Platon. İsimlerini elbette ki çok duyduk ama neyi savunduklari ve onları olumsuzlestiren degerli fikirlerini merak etmeyen biz.
Belki bana acırlar ve verecekleri oldugu idam kararını vermezler diye çocuklarını mahkemeye getirmeyecek erdeme sahip bir insan. Hayatı boyunca adaletsizlik ve cikarcilik ile geçinen ve kendilerini herseyi bilen filozoflar sanan sofistlere karşı (sokratese göre) vermiş olduğu mücadele. Sokrates bilgeligin sınırlarının bilincinde olan biri olarak "en bilge" sözünün ne anlama geldiğini anlamak için, kendini bilge sanan insanları tek tek yokladigini, sonunda onlardan daha bilge olduğunu kavradigini soyler; ötekiler bir şey bilmedikleri halde kendilerini bilge sanirken, onun bilgeligi, birseyi bilmediğini bilme anlamında bir bilgeliktir.
Gördüğü gerçekleri dile getirmiş bu yüzden insanlar tarafından sevilmemis ki bu durum onu ipe götürmüştür, söylediği gibi çıkarsız bir hayat yaşamıştır. Kısacası örnek bir yaşam tarzına sahip olduğunu düşündüğüm bir kişi.
İlk defa felsefe ile ilgili bir kitap okudum ve cok beğendim. Herkese tavsiye ederim.
200 syf.
·1 günde·9/10
Kitabı kabalca yayınevinden okudum. Çeviri ve yorumunu yapan Erman Gören yaklaşık 70 sayfalık "notlar" bölümünde okura yardımcı olacak, anlamayı kolaylaştıracak açıklamalar yapmış. Giriş kısmında da kitapla ilgili detaylar mevcut.
Tarihin en iyi düşünürlerinden biri olan sokrates felsefeden vazgeçmeyerek, sürgünü reddedip ölümü seçmiş. Tarih boyunca düşünen, sorgulayan insanların kaderinin pek değişmediğini görmek oldukça üzücü. Sokrates'in yaptığı bu değerli savunmayı okumanızı tavsiye ederim. M.Ö 399 yılında yaşanan bu olayın benzerlerinin halen yaşanıyor olması ise farklı bir boyut katıyor kitaba.
200 syf.
·10/10
İyiliğin, saf düşüncenin temsilcisi Sokrates. Tabi bu benim için böyle ve bu durum her kitapta olduğu gibi üzerine çevrilen bir kaç sayfadan sonra da unutulmuyacak.

Bu kitabı okumayı neden bu kadar ertelediğimi bilemiyorum. Uzun ama çok içten bir önsözü vardı bir kere. Asıl içerik ise apayrı bir dünya. Bir yargılama anında söylenen sözler beni ne kadar etkileyebilir ki demeyin sakın! Belki bu savunma sayesinde kendinizi de sorgulayabilirdiniz. Hatta, küçük bir kesminiz hariç, kalanınızın bunu yapacağına eminim. Size tavsiyem: benim gibi ertelemeyin, hemen okuyun bu savunmayı. İyi okumalar...
200 syf.
·Beğendi·9/10
Merhaba tekrar :) Bir saatten az bir zamanda bitti. Toplam 45 sayfa zaten. Açıkçası çok tereddüt ettim acaba ağır mı gelir bana diye. Ama okumaya başladığımda gördüm ki , anlatım dili çok ama çok sade olmasına rağmen konu gerçek olmakla birlikte, insanoğlu olarak , M.Ö 'de aynıyız, şimdi de aynıyız. Çok kısa ama içeriği tüm yaşamın içindeki insanoğlunu tüm çıplaklığı ile anlatıyor. Özellikle şu an , bizim tüm politikacılara okutmak lazım ama ne fayda.... Sevgiyle kalın....
Artık ayrılmak zamanı geldi, yolumuza gidelim: Ben ölmeye, siz yaşamaya.
Hangisi daha iyi?
Bunu Tanrı’dan başka kimse bilemez.
İyice bilin ki, bir değil bin kez ölmem gerekse de, doğru bildiğimi yapmaktan vazgeçmeyeceğim.
Platon
Sayfa 37 - Oda yayınları
Ölümün insanoğlunun başına gelen iyiliklerin en iyisi olup olmadığını kimse bilmiyor, ama güya başa gelebilecek en büyük kötülük olduğunu sandıklarından ondan korkuyorlar. Birinin bilmediği bir şeyi bildiğini sanması cehaletin en utanç verici türü değil midir?
Her zaman güzel öten kuğular, ölümlerinin yaklaştığını hissettiklerinde, belki de hizmetinde bulundukları tanrının yanına gideceklerine sevindiklerinden, daha çok ve daha güzel ötmeye başlarlar. Ama insanlar ölümden korktukları için kuğulara iftira atarak, üzüntülerinden öttüklerini, yaklaşan ölümleri için ağıt yaktıklarını söylerler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sokrates'in Savunması
Baskı tarihi:
6 Kasım 2017
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050200416
Kitabın türü:
Çeviri:
Furkan Akderin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Platon, hiç kuşku yok ki düşünce tarihinin en önemli ve etkili filozoflarından biridir. Felsefenin kurumsallaşmasına ve felsefede yazılı geleneğin oluşmasına katkıda bulunmuş, iki dünyalı metafiziğiyle bütün bir Ortaçağ düşüncesini belirleyecek olan idealist felsefe geleneğinin başlatıcısı olmuştur. Hıristiyan Ortaçağ felsefesine ve İslam düşüncesine etkisi bakımından da ayrıca önem taşıyan Platon, düşünce tarihi boyunca tartışılan tüm problemleri yüzlerce yıl öncesinden ele almış ve ilk büyük felsefi sistemi inşa etmiştir.

Sokrates'in ölümünden kısa bir süre sonra kaleme alınan Sokrates'in Savunması, dinsizlik suçu işlediği gerekçesiyle mahkemeye verilmesi etrafında dönen Euthyphron ve hakkında verilen ölüm kararının gerçekleşmesine dek geçen zamanı içeren Kriton'la birlikte Sokrates'i ölüme götüren olaylar dizisinin en önemli noktalarından biridir.

Tarihin en önemli savunmalarından birisi olan bu Savunma'yı konu edinen başka eserler olsa da Platon'un kaleme aldığı Savunma pek çok yönden tarihsel gerçeklere en uygun eser olarak kabul edilir. Platon'un, mahkemede fiili olarak bulunduğuna dair yaptığı göndermeler de Savunma'daki aktarımların birinci elden olduğuna dair düşüncemizi pekiştirir.

Sokrates'in Savunması ile Sokrates felsefesinin misyonu ve temellendirilmesi hakkında bilgi edinmenin yanı sıra, Antik Yunan'da mahkemelerin yapısı ve işleyişi hakkında da önemli bilgilere ulaşabiliyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 7.716 okur

  • Gülsen
  • Fatih Yorgancı
  • busra satik
  • Özge Kabakcı
  • M. K.J
  • rozax
  • Orhan İyinç
  • Büşra Şimşek
  • Ecem Kılkış
  • Güven Hümmet

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.5 (11)
9
%0.2 (5)
8
%0.2 (5)
7
%0.1 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları