Sokrates'in Savunması

·
Okunma
·
Beğeni
·
434,2bin
Gösterim
Adı:
Sokrates'in Savunması
Baskı tarihi:
15 Ocak 2020
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053607021
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Platon (MÖ yaklaşık 428-MÖ yaklaşık 348): Bugünkü üniversitenin atası sayılan Akademia’nın kurucusu ve hocası Sokrates’i konuşturduğu diyaloglarla felsefeyi yazıya en iyi aktarmış ustalardan biridir. Bu kitapta birbirini tamamlayan dört diyalog yer almaktadır. İlk diyalog olan Euthyphron’da yargılanışının öncesi anlatılır ve dinsizlikle suçlanan Sokrates’in inançları hakkında bilgi verilir. Sokrates’in Savunması’nda ise yargı süreci anlatılmaktadır. Kriton’da hüküm sonrası anlatılır, bir yurttaşın saygı duyması gereken ilkeler tartışılır. Platon’un en şiirsel eserlerinden biri olan Phaidon’daysa Sokrates’in son günü anlatılırken ruh hakkındaki düşünceleri yansıtılmaktadır.

Ari Çokona (1957): İstanbul’un Fener semtinde doğdu. İTÜ’den Kimya Yüksek Mühendisi olarak mezun olduktan sonra bir süre boya sanayinde çalıştı. Halen özel bir lisede kimya öğretmenidir. Antik ve çağdaş Yunancadan Türkçeye edebiyat, tarih ve felsefe çevirileri yapmaktadır. Ayrıca İstanbul ve Anadolu Rumlarının tarih ve edebiyatına ilişkin çalışmalar yürütmekte, kitaplar yazmaktadır. Türkiye ve Yunanistan’ın çeşitli edebiyat dergilerinde makale, şiir ve öyküleri yayımlanmıştır.
96 syf.
Platon tarafından Sokrates'in ölümünden sonra yazıya aktarılan; Sokrates'in tarihi savunması, evrensel ve her daim güncelliğini koruyan bir metin.
Hiçbir zaman bitmeyen güç çekişmelerine güzel bir örnek.
Sokrates, deneyimleri sonucunda, işlerini en iyi yapan zanaatkârların, sanatçıların ve en bilge görünen insanların bile, kibirlerine yenik düşerek, bilgeliklerini gölgede bıraktıkları sonucuna varır ve gidilmesi gereken tek doğru yolun, gerçek bilgi ve erdem olduğunu işaret eder.

Sokrates, yeni yeni tanrılar icat etmekle, var olan tanrılara inanmamakla ve gençleri yozlaştırmakla itham edilir.
Oysa onun derdi sadece öğrenmek ve öğretmekti.

Ben, ben, ben demekten öteye geçemeyen; egosundan burnunun ucunu göremeyen, iftiralarla kendisine cephe alan, kendisini itibarsızlaştırmaya çalışan ve site halkını galeyana getirenlere inat, bildiğinden saşmaz Sokrates. Herkes kendine yakışanı yapar diyerek devam eder yoluna.
Elbette çok düşman kazanır o kadar ki, hakkındaki asılsız ithamlar artarak devam eder.
Çünkü "hiçbir başarı cezasız kalmaz."

Peki tüm bunlar umrunda mıydı Sokrates'in, elbette değildi; O gerçek bilgeliğin peşindeydi ve bunu öğretmeye devam etti yaşadığı müddetçe.

Orada olsaydım Sokrates'e şöyle söylerdim: Savunma yapmana gerek yok Sokrates çünkü seni zaten yargılamadan infaz edecekler, senin hakkındaki asılsız iftiralara sorgulamadan inanan insanlar onlar. O da muhtemelen beni dinlemez savunmasını yapar, bildiklerini öğretmeye devam ederdi.
İşte bu yüzden birileri yalnızca birileriyken, o Sokrates! :)

Kitap hakkındaki daha detaylı yorumumu dinlemek isterseniz: https://youtu.be/MgRgm4A4fl4
200 syf.
·4 günde·8/10 puan
Herkese merhabalar. Bugün, günümüzden yaklaşık 2400 yıl önce idama mahkum edilen ünlü düşünür Sokrates'in, idamına karar veren mahkeme heyetine karşı yaptığı savunmanın, onun öğrencisi olan Platon(Eflatun) tarafından kaleme alınıp, en ince ayrıntılarına kadar bize sunulduğu
"Sokrates'in Savunması"nı inceleyeceğim.

İncelememde kitabın içeriğine dair bazı ayrıntılara yer vermeden güzel bir inceleme yazabileceğimi düşünmüyorum.(Spoiler içerebir!) Zaten böyle bir kitap zevk almak adına değil de, anlatılan olayın ehemmiyetinin kavranması açısından okunmalıdır bence.

Benim için felsefe tarihinin en büyük ismi Sokrates'tir.Sanıyorum ki birçoğumuza "Birkaç filozof ismi sayar mısın?" diye bir soru yöneltiğinde aklımıza gelen ilk isim Sokrates olacaktır. Size Sokrates'in yaşamından bahsedeyim kısaca.

Sokrates milattan önce 469 yılında Atina'da dünyaya gelmiş ünlü Yunan düşünürüdür. Matematik, geometri, astronomi ve politika üzerine sağlam bir eğitim görmüştür. Dönemin sofistlerinden dersler dinlemiştir. Fakat sofistlere karşı hiçbir zaman sempati beslememiş, kendisini filozof(bilgiyi seven, bilgiyi arayan) olarak tanımlamıştır. Ahlaki değerleri ve kişisel gelişimi dışında askerliği ile de ün yapmıştır. Acı eşiği çok yüksek olduğu için insanlar onun askerliğine çok saygı duymuşlardır. Onun için mutluluk ruhun iyi ya da kötü oluşu ile alakalıdır. İnsanların bilgelik, adalet ve cesaret gibi kavramların ne anlama geldiğini bilmemeleri Sokrates'i bu cehalet kargaşasını yok etmek için çaba sarf etmeye sevk etmiştir. Bu yüzden de hayatını, insanlara erdem ve ahlak kazandırmak ve toplumsal düzeni olumlu etkileyebilmek için harcamıştır. Sokrates tüm bu çabaları ve çalışmaları sayesinde halkının güvenini kazanmıştır. Fakat Sokrates'in yaptığı işler bazı insanların çıkarları ile ters düşmüş ve gençlerin ve toplumun ahlakını bozmak gibi asılsız bir gerekçe ile dava edilmiştir. Sokrates'in savunması alınmış ama Beş Yüzler Meclisi'nde 220'ye karşı 281 oyla idama mahkum edilmiştir. Sokrates davasını ve ahlak anlayışını ölürken bile satmamış, erdemlerinden hiç ödün vermemiştir. 70 yaşında iken baldıran zehrini içip hayata veda etmiştir.

Sokrates'in hayatı işte böyle, inceleme daha yeni başlıyor ama emin ol ki buraya kadar okuman bile sana çok bilgi kattı. Bence okumaya devam et. :))

Gelelim Sokrates'in ölüm anına...

Sokrates gitti, yıkandı,temizlendi.Zehri içmek için hazırlanıyor, son anlarını yaşıyordu. Ölmeden önce 3 oğlu ve kadınlar girdi odaya. Sokrates son konuşmalarını yaptı onlarla. Baldıran zehrini içti, bacaklarından başlayan bir ağrı bir süre sonra tüm vücudunu sardı.

Öleceğini, son saniyelerini yaşadığını anlamıştı ki ağzından ders niteliğindeki şu son sözleri döküldü:"Kriton, Asklepios'a bir horoz borcumuz var;ödemeyi unutma olur mu?"

Sokrates'in son sözleri orada bulunan sıradan insanlar için çok tuhaf göründü tabiki. Onun ölümüne neden olan erdemliliğinden son anlarında da vazgeçmemişti. Başında dikilmiş, onun ölümünü seyreden herkes hüngür hüngür ağlıyordu ama o Asklepios'a olan borcunu düşünüyordu. İşte erdem bu demekti, işte dava buydu. Çok didaktik olan bu son cümleyi ettikten sonra canı çekildi. Sokrates böyle bir adamdı. Erdemi onun ölüm nedeni olmuştu. Dün tam da Sokrates'in durumunu anlatan bir cümle okudum,Nietzsche'den.Şöyle diyordu Nietzsche: #39683340

Aslında ben bu kitabı okuyalı uzun süre olmuştu. İnceleme yazmak da aklımda yoktu ancak Nietzsche'nin bu sözlerini okuduktan sonra erdem insanı Sokrates'e haksızlık yaptığımı fark ettim. İncelememi Nietzsche'ye borçluyum doğrusu.

Şimdi biraz da Sokrates'in savunma konuşmasına değinelim.

Toplumun ahlaki değerlerine baş kaldırmak ve halkı isyana teşvik etmek suçlarından dolayı mahkeme edilen Sokrates tüm bu asılsız suçlamaları red ediyor,kendisine dava açan Meletos, Anytos ve Lykon'un uğraşlarını boşa çıkarmak için büyük çaba sarf ediyor ve onları yeriyordu. Onların asılsız olan suçlamalarındaki tutarsızlıkları gözler önüne seriyor, kendini akladığını düşünüyor ve vicdani huzurunu sağlıyordu. Her şeye rağmen öleceğini, haklı olsa da idam edileceğini düşünmeden edemiyordu yine de. Çünkü o doğruları yanlış zamanda söylemiş, vakitsiz öten horoz durumuna düşmüştü. Vakitsiz öten horozun başının kesileceğini de biliyordu.

Önce, kendisini insanlara hiçbir zaman bir bilgin olarak tanıtmadığını,bu özelliğini kendisinin de çok sonraları fark ettiğini söylemişti. Gerçekten de böyleydi bu. Arkadaşı Khairephon Delphoi'ye (Tanrı'nın ve sözcülerinin bulunduğu kent-o zamanki din anlayışında-) gitmiş ve Tanrı'ya:"Sokrates' ten daha bilge bir insan var mı?" diye sormuştu. Tanrı sözcüsü Python'da ona Sokrates'ten daha bilge biri olmadığını söylemişti.

Sokrates bu durum karşısında çok şaşırmış, inanamamıştı. Yaşayan en bilge insan kendisi miydi? Kendisinden daha bilge olduğunu düşündüğü birkaç bilgenin kapısını çaldı. Tanrı'nın en bilge insan olarak neden kendisini seçtiğini şimdi daha iyi anlıyordu. Kendisinden daha bilge olduğunu düşündüğü tüm insanlar bilmediğini bilmiyordu. Kendisini biliyor sanıyorlardı. Oysa Sokrates bilmediğini biliyordu. Bu yüzden de artık emindi, en bilge kendisiydi. "Ben bilmediğimi biliyorum, oysa onlar bildiğini sanıyorlar;o halde ben daha bilgiliyim! " diyordu. Sokrates'in felsefesini tek bir cümleye indirecek olursak ortaya şu cümle çıkıyordu zaten:"Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir." Mesele bilmekte ya da bilmemekte değildi, mesele bilmediğini bilmekteydi.

Daha sonra "Kendini bil!" diye seslendi Sokrates, insanlığa. Bu da başka bir büyük öğretiydi. İnsanın kendini bilmesi ne mühimdi. Zaten Sokrates de son anlarına kadar kendini bildiği için sağlamamış mıydı iç huzurunu? Kendini bilmek...Bugün tüm insanların en büyük sorunu kendini bilmemektir zaten. Bize "Sen kimsin?" diye bir soru yöneltildiğinde adımızı ve soyadımızı söyleyip kendimizi bildiğimizi sanıyoruz, işin tuhaf yönü şu ki soruyu soran da bu cevap karşısında tatmin oluyor, artık bizi bildiğini sanıyor.

"Ben Tanrı'nın, devletin başına musallat ettiği bir at sineğiyim. Her gün her yerde sizi dürtüyor, uyarıyor, azarlıyorum. Erdemli ve namuslu yaşamanız için sizin peşinizi bırakmıyorum." diye devam ediyordu Sokrates savunmasına."Benim gibi birini bulamazsınız!" diye de ekliyordu. Herkes şahitti onun tüm faaliyetlerine ve tüm halk da kefil olabilirdi onun insani yönüne. Ancak bu durum çıkarlarına tersti. Karşılarında yok edilmesi gereken bir Sokrates vardı onların.

Atina halkına, bir bilgeyi öldürmenin onlara tarih boyunca silinmeyecek bir leke bırakacağını söylüyordu. Kötü şöhret dışında bir kazançları olmadığı şu an da aşikar değil mi zaten?

İdamı açıklandı ve artık her şey kesinleşmişti. Mahkemedekiler Sokrates'in çabasının boşa çıktığını düşünüyorlardı. "Herkes gitsin yoluna;ben ölmeye, siz de yaşamaya... Hangisi daha iyi? Bunu Tanrı'dan başkası bilemez." dedi, Sokrates. Sözlerini ve savunmasını bitiren cümle de bu oldu.

Ve şu an günümüzde;baskı altında olmadan, objektif değerlendirmeler yapabilen biz insanlar oradan sağ olarak kurtulan insanın aslında kim olduğunu çok iyi biliyoruz. Adı ve öğretileri felsefe kitaplarında ve insanlık tarihinde yazılı olan Sokrates'in idamına neden olan insanların tamamı tarihte bir kara leke olarak kalıyor ve oradan sağ çıkan tek insan Sokrates oluyordu.Sokrates yaşamaya hep devam etmişti, ölümsüzdü o. Sonuç böyleydi...

İncelememe son noktayı koymadan önce tekrar söylemek istiyorum ki ben bugün burada faydalı bir inceleme yazmaya çalıştım ve ortaya bu çıktı. Kitabın, ehemmiyeti açısından kesinlikle okunması gerektiğini ve çok akıcı bir anlatı olduğunu üzerine basa basa belirtmek istiyorum. Buraya kadar okuyan gerçek okur dostlarıma teşekkür ediyorum. Umarım faydalı olabilmişimdir.
200 syf.
·10/10 puan
Merhabalar uzun zaman okumak istediğim ancak zaman bulamadığımdan okuyamadığım bir kitap olan Sokrates’in Savunması nihayet okuyup bitirdim.Sokrates’in savunmasına ilişkin birçok farklı savunma metnin olduğu bilinmektedir ancak en güvenilir olan Platon’a ait olan kabul edilmektedir.Sokrates’in öğrenci tarafından yazılan kitap Sokrates’in Atinalı bir grup tarafından Tanrı’ya inanmadığı İçin ve gençlere kötü örnek olduğundan dolayı Atina Demokrasisi tarafından idama mahkum edilişi konu alınıyor.Mahkeme de idamına karar verilir ve idam edilir.Savunma,sokrates’in mahkemedeki muazzam savunmasını aktarmaktadır.Bu eser Sokrates’in yaşamı,karakteri ve görüşleriyle ilgili en önemli kaynaklardan biridir.Bu eser sadece bir savunma değildir Sokrates’in karşı karşıya kalmış olduğu suçlamalar için yapılmış bir müdafaa olmayıp,hayatın savunulması ve meşrulaştırmasıydı.Felsefe severlerin beğeneceği bir kitaptır.
Keyifli Okumalar Dilerim
106 syf.
·1 günde·10/10 puan
• Adil yargılanma nasıl m.ö. 5. yüzyılda bir hayalse şimdi de bir hayal değişmeyen tek şey bu sanırım.
Okurken içimden yer yer acaba Sokrates bir peygamber miydi diye düşünüp durdum acaba gerçekten peygamber miydi? Her neyse
Aslında hukukçular tarafından tarihin en eski savunması kabul edilen, alçakça yaşamaktansa onuruyla ölüme gitmeyi tercih eden ayrıca da Sokrates beyefendinin öbür dünya ve dini inancının ne kadar yüksek olduğunu çeşitli söylentilere göre tanrıtanımaz olmadığını gösteren, okuduğunuzda küçük çapta bir aydınlanma yaşayabileceğiniz harika bir konuşma.
200 syf.
·2 günde·9/10 puan
Sokrates'in, herkesin tapındığı toplumun tanrılarına tapınmadığı, onların yerine kendi tanrılarına tapındığı, dolayısıyla "dinsizlik" ile suçlandığı; neticesinde de jüri tarafından suçlu bulunarak idama mahkum edildiği davada yapmış olduğu savunma metni. Öncelikle Sokrates'in savunmasına ilişkin birçok farklı savunma metni varmış; fakat en güvenilir metnin Platon'a ait bu metin olduğu kabul ediliyor.

Sokrates bu davada yalnızca dinsizlik ile suçlanmamaktadır. Aynı zamanda gençlere kötü örnek olarak onları da dinsizliğe yönlendirdiği iddiaları da yer almaktadır. Düşünüyorum da ne kadar da soyut iddialar...

Platon ise, kitabın yazarı olmakla birlikte, dava esnasında orada bulunmuş, Sokrates'in savunmasının birincil tanıklarından birisi olmuştur. Aynı zamanda Sokrates'in öğrencisi olduğu da bilinmektedir. Sokrates bu kitapta yazılı olan harika savunmasına ve felsefesine rağmen jüri tarafından 30 oy farkla idama mahkum edilir ve baldıran zehri içirilerek cezası infaz edilir.

Bu kitap ve Sokrates'in savunması, yazarak veya söyleyerek anlatılamaz. Mutlaka okunması gerekir. Çünkü ne söylesek ne yazsak böyle bir savunma karşısında az kalır. Eksik kalır.

Sokrates'in savunması aynı zamanda onun yaşam tarzını da yansıtır. Sokrates'in yaşam tarzı ise tek bir fiille özetlenebilir: Felsefe yapmak... Hayatı boyunca, hakkında idam hükmü verildikten sonra bile felsefe yapmaktan vazgeçmez. Bu durum gerçekten Sokrates'in değerini görmemizi sağlar.

Aslında Sokrates böylesine soyut ve anlamsız iddialar karşısında felsefe yapmayı tercih ederek bana göre en doğru kararı vermiştir. Gerçekten de böylesine soyut iddialarla ve gerekçelendirmeden uzak bir takım delillerle bir insanı yargılamak ve neticesinde idam cezasına mahkum etmek insanlığımızın gelmiş geçmiş en büyük ayıplarından biridir. Hepimiz şapkamızı önümüze koyup düşünmeliyiz.

Hakkında idam kararı verildikten sonra dahi felsefe yaparak efsane cümleler kurmuş Sokrates. İncelememi bu sözleri paylaşarak sonlandırıyorum:

"Başka türlü düşünürsek, ölümün bir iyilik olduğunu umduracak sebep olduğunu da görürüz; ölüm iki şeyden biridir: ya bir hiçlik, büsbütün şuursuzluk halidir yahut da, herkesin dediği gibi, ruhun bu dünyadan ayrılarak başka bir dünyaya geçmesidir. Ölüm bir şuursuzluk, deliksiz ve rüyasız uyuyan bir kimsenin uykusu gibi bir uyku ise, o ne mükemmel, ne tam bir kazançtır! Bir kimse, uykusunda, hiç rüya görmediği bir gecesini düşünerek, bunu hayatının öteki günleri ve geceleriyle karşılaştırsaydı, bütün hayatında bundan daha iyi ve daha hoş kaç gün ve kaç gece geçirmiş olduğunu da bize söyleseydi, sanırım ki herkes, değil yalnız alelade kimseler, Büyük Hükümdar bile, hayatında böyle pek az gündüz ve gece bulurdu. Ölüm bu çeşit bir uyku ise, büyük bir kazançtır; çünkü öyle olunca, zamanın bütün akışı, tek bir gece gibi gözükecektir. Ama ölüm bizi bu dünyadan başka bir dünyaya götüren bir yolculuk ise ve herkesin dediği gibi, bütün ölenler başka dünyada yaşıyorlarsa, yargıçlarım, bizim için bundan daha büyük ne iyilik olabilir? Gerçekten öteki dünyaya vardığımızda, bu dünyada doğruluk iddia eden kimselerden kurtularak, denildiği gibi asıl doğruluğu veren gerçekten yargıçları, Minos'u, Rahadamanthos'u, Aiakos'u, Triptolemos'u doğru yaşamış olan yarıtanrıları bulacaksak, bu yolculuk hiçbir zaman bir ceza olamaz. Bir kimse orada, Orpheus'a, Musaios'a Homeros'a, Hesiodos'a kavuşacaksa, bunun için ne vermez ki? Hayır, bu doğru ise, bırakınız bir daha, bir daha öleyim."
200 syf.
·18 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitap, M.Ö.400 lü yıllarda yani bundan yaklaşık 2400 yıl önce yazılmıştır.Karşılıklı konuşma şeklinde ilerler.Sokrates'in yargılanışı,bu süreçte yaşananlar,arkadaşlarıyla konuşmalarından , idama mahkum edilişi ve zehir içerek ölümüne kadar geçen süreci anlatır.Sokrates, Platon'un hocasıdır.Sokrates'in yazılı günümüze kadar ulaşan hiçbir yazılı metni yoktur.Ama onun büyük bir düşünür olduğunu biliriz.Atinalı bir grup genç onun tanrıya inanmadığını ve şehrin gençlerini bu olumsuz düşünceleriyle etkilediğini belirterek idama mahkum edilmesini sağlarlar.Euthyphron mahkemenin hemen öncesini, Savunma mahkeme sürecini, Kriton ise mahkeme sonrasını anlatır.Toplam 3 bölümdür.Sokrates'i ölüme mahkum eden şikayetin başını Meletos adlı bir genç çeker.Platon, eserde 30 oy daha alabilse ölüm cezasından kurtulabileceği belirtir.Sokrates, başka bir ülkeye kaçma ya da başka bir ülkeye sürgün edilebilme gibi durumları mevcut olduğu halde, ayrıca kefaret ile de kurtulabileceğinden bahsedilir, bunu tercih etmez.Ve son sözünü söyler."Zamanı geldi; ben öleceğim ve sizler de hayatınıza devam edeceksiniz. Hangi iki durumun (ölümün veya hayatta kalmanın) daha iyi olacağına sadece tanrı karar verir."
Ayrıca bu yazılan metinleri mahkeme kayıtarı olarak görmekte yanlış olur.Günümüze kadar ulaşabilmiş herhangi bir kayıt konuyla ilgili mevcut değildir.Bu mahkeme bulunan Platon'un yazdıkları olarak yorumlamak daha doğru olacaktır.Kitap, 100 temel eserden biridir.Dili düşündürücü ve çok kolay değildir.16 yaşından aşağı gençlerin okumasını çok tercih etmiyorum.Ayrıca kitapta, bir çok açıklama ve bilgi mevcut.Bunlarla ilgili arka sayfaya toplu olarak numaralandırıp bırakmışlar.Çeviri güzel ve başarılıydı.Saygı duydum gerçekten.Kitaba puanım 8.
200 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Her ne kadar edebi, bilimkurgu, fantastik kitapları okumayı daha çok seviyor olsam da kendimi geliştirecek kitapları okumayı da ihmal etmiyorum:)

Kitap; Sokrates'in devletin tanrılarına inanmadığı ve gençlerin ahlakını bozduğu gerekçesiyle suçlanmasını, yargılanmasını ve ölüme mahkum edilmesini konu alıyor..
Sokrates'in savunmasını yaparken kullandığı cümleler, kendini bu kadar güzel ifade edişi gerçekten çok gerçekçiydi..
Son sayfalardaki cümleleri özellikle beni hem çok etkiledi hem de duygulandırdı..

Çok üzgünüm Sokrates..'
200 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Sokrates, baldıran zehrini içmeden evvel eşiyle konuşurken kadıncağız haykırır: “Seni boş yere yargılıyorlar Sokrates, boş yere öleceksin.” Sokrates'in cevabı ise şöyle olur: “Ne güzel işte, gerçekten haksız olsam ve öyle ölsem daha mı iyiydi?” Gerçekten yaşanmış olup olmadığı tartışılır olmakla birlikte bu diyalog, çeşitli kaynaklarda karşımıza çıkar ve onun mentalitesine baktığımızda, tam kendisine uygun bir cevaptır. Çünkü son nefesine kadar öğrendiklerinin ve öğrettiklerinin arkasında durmuştur.
Sokrates yargıçların karşısında ki savunması ile daha da çok düşman edinmiştir. Fakat O'na göre ;
"Eğri gemilerin yanında dünyaya gereksiz bir yük olarak, maskara gibi durmaktansa, düşmanımdan öcümü alayım, arkasından da öleyim." (sf 21)şeklindedir.

Sokrates 'in kehaneti, O öldükten sonra onun savunması devam edecektir. Suçlayanlar suçlanacak, gün gelecek onlar unutulacak ama Sokrates bedenen, ruhen yok olsa da düşünsel olarak hep var olacaktır.

Peki ölüm Onun için bu dünyadan ayrılmasından dolayı ceza mıdır? Tabi ki değildir!.. Öyle bir savunmaydı ki bu okurken en çok kıskandığım kısım diyebilirim aslında, bu yolculuğun hiçbir zaman ceza olmadığını, eğer ki ölenlerin ruhu bir başka dünyada buluşacak ise ;Hesiedos, Homeros, Orpheus 'a kavuşacak olma ihtimali Troia seferinin önderi Odysseus' u Sisyphos(sisifos) 'u sınama şansına ulaşabilmesi Sokrates için büyük bir mutluluk, benim için ise bir iç çekmedir. :))

Dar kafalıların öldürdüğü Sokrates...
"Artık ayrılık zamanı geldi, yolumuza gidelim ;ben ölmeye siz yaşamaya. Hangisi daha iyi? Bunu tanrıdan başka kimse bilemez."

Okur kalın.
200 syf.
·Beğendi
Sokrates yazmaya karşı ancak öğrencisi Platon amca bire bir hocasını resmen yaşatmış. Sokratesi çok duydum, dinledim ama latinceden direk çeviri olarak ilk defa okudum. Adamı yanımda zannettiğim anlarım oldu. Hasan Ali Yücel serisinde çeviri kalitesinden bir kere bile şaştığını görmedim bu da diğerleri gibi mükemmeldi.
Kitapta net görünen 2400 küsur yıl öncesinde bile ölüme giden birinin mahkum edilenler tarafından susup kabul etmesini ve pişkinliğini kabul etmeyip ölüme giden bu adama sözde tavsiyelerde bulunması oldu. Şaşırdım mı tabi ki hayır. Mükemmel listemde yer edinen bir eser. Bir idam mahkumunun son gününde mahkumu psikolojik monologdu ama burada öğrencilerine ölüme gitsem de söyleyeceklerimden ne taviz veririm ne de doğruları çıkarlar dahilinde değiştiririm diyen büyük cesur hoca Sokratesin ölümsüzlüğü var. Ne söylesem eksik kalacak bundan sonrası sizde.
Birinin bilmediği bir şeyi bildiğini sanması cehaletin en utanç verici türü değil midir?
Platon
Sayfa 47 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Ölümün insanoğlunun başına gelen iyiliklerin en iyisi olup olmadığını kimse bilmiyor, ama güya başa gelebilecek en büyük kötülük olduğunu sandıklarından ondan korkuyorlar. Birinin bilmediği bir şeyi bildiğini sanması cehaletin en utanç verici türü değil midir?
Artık ayrılma vakti geldi çattı, ben ölmeye, sizler de yaşamlarınızı sürdürmeye gidiyorsunuz. Hangisinin daha iyi olduğunu sadece Tanrı bilebilir
Platon
Sayfa 63 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"...göğsüne vurarak kalbine seslendi, dayan kalbim,
bir zamanlar daha büyük kötülüklere dayanmıştın..."
Platon
Sayfa 143 - İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sokrates'in Savunması
Baskı tarihi:
15 Ocak 2020
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053607021
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Platon (MÖ yaklaşık 428-MÖ yaklaşık 348): Bugünkü üniversitenin atası sayılan Akademia’nın kurucusu ve hocası Sokrates’i konuşturduğu diyaloglarla felsefeyi yazıya en iyi aktarmış ustalardan biridir. Bu kitapta birbirini tamamlayan dört diyalog yer almaktadır. İlk diyalog olan Euthyphron’da yargılanışının öncesi anlatılır ve dinsizlikle suçlanan Sokrates’in inançları hakkında bilgi verilir. Sokrates’in Savunması’nda ise yargı süreci anlatılmaktadır. Kriton’da hüküm sonrası anlatılır, bir yurttaşın saygı duyması gereken ilkeler tartışılır. Platon’un en şiirsel eserlerinden biri olan Phaidon’daysa Sokrates’in son günü anlatılırken ruh hakkındaki düşünceleri yansıtılmaktadır.

Ari Çokona (1957): İstanbul’un Fener semtinde doğdu. İTÜ’den Kimya Yüksek Mühendisi olarak mezun olduktan sonra bir süre boya sanayinde çalıştı. Halen özel bir lisede kimya öğretmenidir. Antik ve çağdaş Yunancadan Türkçeye edebiyat, tarih ve felsefe çevirileri yapmaktadır. Ayrıca İstanbul ve Anadolu Rumlarının tarih ve edebiyatına ilişkin çalışmalar yürütmekte, kitaplar yazmaktadır. Türkiye ve Yunanistan’ın çeşitli edebiyat dergilerinde makale, şiir ve öyküleri yayımlanmıştır.

Kitabı okuyanlar 26,7bin okur

  • Enes Alam
  • Ezgi
  • Cenk Tutar
  • Murat Demirel
  • elifnurerginyigit
  • ibrahim
  • Berkay
  • h.
  • Gamze Yıldız
  • Ebru ORAN

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%16
13-17 Yaş
%13.3
18-24 Yaş
%28.3
25-34 Yaş
%22.4
35-44 Yaş
%12.7
45-54 Yaş
%4.9
55-64 Yaş
%0.4
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.4
Erkek
%40.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.3 (1.275)
9
%14.8 (982)
8
%14.4 (953)
7
%6.4 (422)
6
%2.4 (159)
5
%1.1 (75)
4
%0.2 (14)
3
%0.2 (15)
2
%0.1 (9)
1
%0.1 (6)

Kitabın sıralamaları