Sokrates'in Savunması

·
Okunma
·
Beğeni
·
181485
Gösterim
Adı:
Sokrates'in Savunması
Baskı tarihi:
15 Şubat 2019
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053607021
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Platon (MÖ yaklaşık 428-MÖ yaklaşık 348): Bugünkü üniversitenin atası sayılan Akademia’nın kurucusu ve hocası Sokrates’i konuşturduğu diyaloglarla felsefeyi yazıya en iyi aktarmış ustalardan biridir. Bu kitapta birbirini tamamlayan dört diyalog yer almaktadır. İlk diyalog olan Euthyphron’da yargılanışının öncesi anlatılır ve dinsizlikle suçlanan Sokrates’in inançları hakkında bilgi verilir. Sokrates’in Savunması’nda ise yargı süreci anlatılmaktadır. Kriton’da hüküm sonrası anlatılır, bir yurttaşın saygı duyması gereken ilkeler tartışılır. Platon’un en şiirsel eserlerinden biri olan Phaidon’daysa Sokrates’in son günü anlatılırken ruh hakkındaki düşünceleri yansıtılmaktadır.

Ari Çokona (1957): İstanbul’un Fener semtinde doğdu. İTÜ’den Kimya Yüksek Mühendisi olarak mezun olduktan sonra bir süre boya sanayinde çalıştı. Halen özel bir lisede kimya öğretmenidir. Antik ve çağdaş Yunancadan Türkçeye edebiyat, tarih ve felsefe çevirileri yapmaktadır. Ayrıca İstanbul ve Anadolu Rumlarının tarih ve edebiyatına ilişkin çalışmalar yürütmekte, kitaplar yazmaktadır. Türkiye ve Yunanistan’ın çeşitli edebiyat dergilerinde makale, şiir ve öyküleri yayımlanmıştır.
96 syf.
Platon tarafından Sokrates'in ölümünden sonra yazıya aktarılan; Sokrates'in tarihi savunması, evrensel ve her daim güncelliğini koruyan bir metin.
Hiçbir zaman bitmeyen güç çekişmelerine güzel bir örnek.
Sokrates, deneyimleri sonucunda, işlerini en iyi yapan zanaatkârların, sanatçıların ve en bilge görünen insanların bile, kibirlerine yenik düşerek, bilgeliklerini gölgede bıraktıkları sonucuna varır ve gidilmesi gereken tek doğru yolun, gerçek bilgi ve erdem olduğunu işaret eder.

Sokrates, yeni yeni tanrılar icat etmekle, var olan tanrılara inanmamakla ve gençleri yozlaştırmakla itham edilir.
Oysa onun derdi sadece öğrenmek ve öğretmekti.

Ben, ben, ben demekten öteye geçemeyen; egosundan burnunun ucunu göremeyen, iftiralarla kendisine cephe alan, kendisini itibarsızlaştırmaya çalışan ve site halkını galeyana getirenlere inat, bildiğinden saşmaz Sokrates. Herkes kendine yakışanı yapar diyerek devam eder yoluna.
Elbette çok düşman kazanır o kadar ki, hakkındaki asılsız ithamlar artarak devam eder.
Çünkü "hiçbir başarı cezasız kalmaz."

Peki tüm bunlar umrunda mıydı Sokrates'in, elbette değildi; O gerçek bilgeliğin peşindeydi ve bunu öğretmeye devam etti yaşadığı müddetçe.

Orada olsaydım Sokrates'e şöyle söylerdim: Savunma yapmana gerek yok Sokrates çünkü seni zaten yargılamadan infaz edecekler, senin hakkındaki asılsız iftiralara sorgulamadan inanan insanlar onlar. O da muhtemelen beni dinlemez savunmasını yapar, bildiklerini öğretmeye devam ederdi.
İşte bu yüzden birileri yalnızca birileriyken, o Sokrates! :)

Kitap hakkındaki daha detaylı yorumumu dinlemek isterseniz: https://youtu.be/MgRgm4A4fl4
200 syf.
·8/10
Apologia Sokratus..

İktidarı darbe ile ele geçiren demokratlar tarafından MÖ 399 yılında,gençleri doğru yoldan çıkarmak,dinsizlik gibi suçlarla yargılanıp,devamında baldıran zehri içerek ölüme mahkum edildi.

Kendisini Atina'nın at sineği olarak tanımlıyordu,çünkü Atina halkını uykusundan uyandırdığını düşünüyordu.Savunmasının da da yazdığı gibi:
"Bana uyuklayanın at sineğine vurduğu gibi vuruyorsunuz, ömrünüzün geri kalanını uykuda geçirmek için.''

Kitap üç bölümden oluşuyor,birinci bölüm Sokrates'in asıl savunmasıdır,ikinci kısımda yargı kararı çoktan belli olmuştur ve üçüncü kısımda ise Sokrates'in ölüme giderken sarf ettiği en son sözlerini okuruz


Genel olarak baktığımız zaman Sokrates'e ölüm cezası aldıran ve örgütlenme yapan üç isim var: Meletos,Anytos ve Lycon.

Sokrates’i ölüme götüren bu üç Atinalı hakkında tarih bize çok fazla bir şey söylemiyor. Hiçbiri Sokrates’i yakından tanımayan ve fikirleri hakkında da pek bilgi sahibi olmayan insanlar. İddiaları ise kulaktan dolma bilgilerle sınırlı. Ama gerçek olan bir şey vardı; Sokrates’in fikirleri onların menfaatlerini zedeliyordu.

Tek suçu gerçeği göstermek olduğu için,insanlara bir şeyler öğretmediği onları sadece düşünmeye ittiği için Senatörlerin,halk üzerinden geçinenlerin karşısında şimdi de aynen olduğu gibi dinsiz,yalancı ve örnek olmaması gereken oldu.Hakkında ki suçlamamaları reddetmemesi,yargı karşısında hala düşüncelerini savunması,
amacının tartışmaya girmek değil ustaca sorular sorarak karşısındakine sadece asıl olan gerçeği buldurmak istemesi,ölümünden yıllar geçmesine rağmen bile bize Sokrates'i unutturmadı,felsefenin en temel taşına onu koymamızı sağladı.Ona göre bilgi doğuştandı.Tartışma insanların içlerinde taşıdıkları gerçeği ortaya çıkarmak için bir araçtı sadece..

Her neyse fazla sıkmadan,
Bu gün Sokratesi yargılayan,onu ölüme mahkum eden 500 Atinalı hakimden bir tanesinin bile ismi hatırlanmıyor.Onu kendi çıkarları için harcayan Meletos,Anytos ve Lycon'a tarih bile ışık tutamıyor.Oysaki 500 hakim ve diğerleri kendi dönemlerinin en zenginleri,en popülerleri ve en dahileriydi.
Fakat zaman onları çürüttü,Bugün ne Lycon kaldı, ne Anytos, ne de Meletos.Onların, hem kendileri hem isimleri hepten yok oldu ama sanık sandalyesine oturttukları Sokrates, aradan geçen 2500 yıla rağmen bir defa bile susmadı. hala ısrarla ve inatla savunmasına devam ediyor.
200 syf.
·2 günde·9/10
Sokrates'in, herkesin tapındığı toplumun tanrılarına tapınmadığı, onların yerine kendi tanrılarına tapındığı, dolayısıyla "dinsizlik" ile suçlandığı; neticesinde de jüri tarafından suçlu bulunarak idama mahkum edildiği davada yapmış olduğu savunma metni. Öncelikle Sokrates'in savunmasına ilişkin birçok farklı savunma metni varmış; fakat en güvenilir metnin Platon'a ait bu metin olduğu kabul ediliyor.

Sokrates bu davada yalnızca dinsizlik ile suçlanmamaktadır. Aynı zamanda gençlere kötü örnek olarak onları da dinsizliğe yönlendirdiği iddiaları da yer almaktadır. Düşünüyorum da ne kadar da soyut iddialar...

Platon ise, kitabın yazarı olmakla birlikte, dava esnasında orada bulunmuş, Sokrates'in savunmasının birincil tanıklarından birisi olmuştur. Aynı zamanda Sokrates'in öğrencisi olduğu da bilinmektedir. Sokrates bu kitapta yazılı olan harika savunmasına ve felsefesine rağmen jüri tarafından 30 oy farkla idama mahkum edilir ve baldıran zehri içirilerek cezası infaz edilir.

Bu kitap ve Sokrates'in savunması, yazarak veya söyleyerek anlatılamaz. Mutlaka okunması gerekir. Çünkü ne söylesek ne yazsak böyle bir savunma karşısında az kalır. Eksik kalır.

Sokrates'in savunması aynı zamanda onun yaşam tarzını da yansıtır. Sokrates'in yaşam tarzı ise tek bir fiille özetlenebilir: Felsefe yapmak... Hayatı boyunca, hakkında idam hükmü verildikten sonra bile felsefe yapmaktan vazgeçmez. Bu durum gerçekten Sokrates'in değerini görmemizi sağlar.

Aslında Sokrates böylesine soyut ve anlamsız iddialar karşısında felsefe yapmayı tercih ederek bana göre en doğru kararı vermiştir. Gerçekten de böylesine soyut iddialarla ve gerekçelendirmeden uzak bir takım delillerle bir insanı yargılamak ve neticesinde idam cezasına mahkum etmek insanlığımızın gelmiş geçmiş en büyük ayıplarından biridir. Hepimiz şapkamızı önümüze koyup düşünmeliyiz.

Hakkında idam kararı verildikten sonra dahi felsefe yaparak efsane cümleler kurmuş Sokrates. İncelememi bu sözleri paylaşarak sonlandırıyorum:

"Başka türlü düşünürsek, ölümün bir iyilik olduğunu umduracak sebep olduğunu da görürüz; ölüm iki şeyden biridir: ya bir hiçlik, büsbütün şuursuzluk halidir yahut da, herkesin dediği gibi, ruhun bu dünyadan ayrılarak başka bir dünyaya geçmesidir. Ölüm bir şuursuzluk, deliksiz ve rüyasız uyuyan bir kimsenin uykusu gibi bir uyku ise, o ne mükemmel, ne tam bir kazançtır! Bir kimse, uykusunda, hiç rüya görmediği bir gecesini düşünerek, bunu hayatının öteki günleri ve geceleriyle karşılaştırsaydı, bütün hayatında bundan daha iyi ve daha hoş kaç gün ve kaç gece geçirmiş olduğunu da bize söyleseydi, sanırım ki herkes, değil yalnız alelade kimseler, Büyük Hükümdar bile, hayatında böyle pek az gündüz ve gece bulurdu. Ölüm bu çeşit bir uyku ise, büyük bir kazançtır; çünkü öyle olunca, zamanın bütün akışı, tek bir gece gibi gözükecektir. Ama ölüm bizi bu dünyadan başka bir dünyaya götüren bir yolculuk ise ve herkesin dediği gibi, bütün ölenler başka dünyada yaşıyorlarsa, yargıçlarım, bizim için bundan daha büyük ne iyilik olabilir? Gerçekten öteki dünyaya vardığımızda, bu dünyada doğruluk iddia eden kimselerden kurtularak, denildiği gibi asıl doğruluğu veren gerçekten yargıçları, Minos'u, Rahadamanthos'u, Aiakos'u, Triptolemos'u doğru yaşamış olan yarıtanrıları bulacaksak, bu yolculuk hiçbir zaman bir ceza olamaz. Bir kimse orada, Orpheus'a, Musaios'a Homeros'a, Hesiodos'a kavuşacaksa, bunun için ne vermez ki? Hayır, bu doğru ise, bırakınız bir daha, bir daha öleyim."
200 syf.
Sokrates (MÖ yaklaşık 469 – MÖ yaklaşık 399, bazı kaynaklarda biraz daha faklı gösteriliyor), şu çok net ki; binlerce yıl önce yaşamış olmasına rağmen düşünceleri ve söyledikleri hala hayranlık uyandırabilen çağının çok ötesinde, bugünlere ulaşmış hatta gelecekte de değer görmesi çok muhtemel olan değerli bir düşünürdür.

Onun tarzı bir başkadır. Cevaplarla açıklamak yerine soru sorar ve karşıdakinin cevabı kendisinin keşfetmesi için yol gösterici olurdu. Hepimiz tahmin ederiz ki bu, çok daha zor bir iştir.

Bununla ilgili bir örnek vermek istiyorum:
Sokrates bir gün, Agora’daki öğrencilerine sormuş; ‘Kimdir insan, insan nedir?’

Öğrenciler; ‘Onu bilmeyecek ne var? İnsan; iki ayaklı, tüysüz bir yaratıktır.’

Sonraki gün, tüyleri yolunmuş bir horozla gelen Sokrates, canlı hayvanı işaret ederek, şöyle sormuş; ‘Yani insan dediğiniz şey böyle bir şey midir?’

Kendisi pek yazmamıştır (en azından benim bu konuda bilgim yok). Savunmasını da kendisi değil, yine o da bir düşünür ve öğrencisi olan Platon (Eflatun) yazmıştır.

Bu kitap Sokrates’in Euthyphron’da dinsizlikten dolayı yargılanışının öncesini ve inançları hakkındaki görüşlerini, ardından yargı sürecini, solarak da Kriton’da karar sonrasında yaşananları anlatmaktadır.

Sokrates, düşünceleri ve inançları konusunda onu suçlayan mahkemenin karşısında; onurlu bir ölümün namussuzca yaşamaktan çok daha erdemli olduğunu savunur, ölüm cezası alacağı muhakkak olan bir durumda. Ve seçtiği yolu şu sözlerle dile getirir:

“Ben bir siyaset adamı olamayacak kadar dürüst olduğumu düşünerek, size ve kendime iyilik etmemi engelleyecek hiçbir yola sapmadım! Tam tersine, hepinize iyilik etmemi mümkün kılan bir yola girdim, herkesin kendini düşünmekten, kendi işlerinin peşinde koşmaktan önce erdemi, bilgeliği araması gerektiğini, devletin sırtından faydalanmaya bakmadan önce devlete bakması gerektiğini sizlere kabul ettirmeye çalıştım.”

Aslında alacağı cezanın iptali için Sokrates’in küçük bir geri adımı bile iyi bir başlangıç sayılacak, hatta onu affetmek isteyen yargıçları bile mutlu edecektir. Yargıçlar affetmek istemektedir çünkü Sokrates’in geri adım atması onların asıl istedikleri şeydir. Yoksa idam edilen bir Sokrates’in olması onların başarısı olmayacaktır.

Ölüm kararı alınmış, ölüme giderken celladının kapıyı açık bırakması hatta onu kaçması için teşvik etmesine, her türlü yardımı yapmasına rağmen o, burada ölümün aslında fikirlerinin kazanımı olduğunun düşüncesiyle kaçmamıştır.
200 syf.
·10/10
Merhabalar uzun zaman okumak istediğim ancak zaman bulamadığımdan okuyamadığım bir kitap olan Sokrates’in Savunması nihayet okuyup bitirdim.Sokrates’in savunmasına ilişkin birçok farklı savunma metnin olduğu bilinmektedir ancak en güvenilir olan Platon’a ait olan kabul edilmektedir.Sokrates’in öğrenci tarafından yazılan kitap Sokrates’in Atinalı bir grup tarafından Tanrı’ya inanmadığı İçin ve gençlere kötü örnek olduğundan dolayı Atina Demokrasisi tarafından idama mahkum edilişi konu alınıyor.Mahkeme de idamına karar verilir ve idam edilir.Savunma,sokrates’in mahkemedeki muazzam savunmasını aktarmaktadır.Bu eser Sokrates’in yaşamı,karakteri ve görüşleriyle ilgili en önemli kaynaklardan biridir.Bu eser sadece bir savunma değildir Sokrates’in karşı karşıya kalmış olduğu suçlamalar için yapılmış bir müdafaa olmayıp,hayatın savunulması ve meşrulaştırmasıydı.Felsefe severlerin beğeneceği bir kitaptır.
Keyifli Okumalar Dilerim
200 syf.
·Beğendi
Sokrates yazmaya karşı ancak öğrencisi Platon amca bire bir hocasını resmen yaşatmış. Sokratesi çok duydum, dinledim ama latinceden direk çeviri olarak ilk defa okudum. Adamı yanımda zannettiğim anlarım oldu. Hasan Ali Yücel serisinde çeviri kalitesinden bir kere bile şaştığını görmedim bu da diğerleri gibi mükemmeldi.
Kitapta net görünen 2400 küsur yıl öncesinde bile ölüme giden birinin mahkum edilenler tarafından susup kabul etmesini ve pişkinliğini kabul etmeyip ölüme giden bu adama sözde tavsiyelerde bulunması oldu. Şaşırdım mı tabi ki hayır. Mükemmel listemde yer edinen bir eser. Bir idam mahkumunun son gününde mahkumu psikolojik monologdu ama burada öğrencilerine ölüme gitsem de söyleyeceklerimden ne taviz veririm ne de doğruları çıkarlar dahilinde değiştiririm diyen büyük cesur hoca Sokratesin ölümsüzlüğü var. Ne söylesem eksik kalacak bundan sonrası sizde.
96 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Bazı kitapları anlatmak neredeyse imkansızdır. Burada benim felsefe konusundaki yetersizliğim ve kitabi bilgimde dahil olduğu için olayı sadece sizlere yüzeysel olarak aktarabilirim.

Öncelikle söylemek istediğim okuduğum versiyon İş Kültür'ün yayını olduğundan kitaba eklenen diyalog sayısı çok fazla yani sadece Sokrates'in savunmasından ibaret değil. Euthyphron, Apologia, Kriton, Phaidon olan konuşmaları da kitaba dahil edilmiş. Beni en çok etkileyen bölüm; ölümü beklerken Phaidon'la olan diyaloglarıdır. Burada Sokrates ölüm ve sonraki hayat ile ilgili müthiş derecede önemli bilgiler veriyor. Ve ben bu bölümde Sokrates'in ne kadar büyük bir felsefeci olduğunu daha iyi anladığımı söylemek isterim.

Kitap Sokrates'in Arenaya girmeden önce Euthyphron ile konuşmasıyla başlıyor. Beni buraya bir suçlama yüzünden çağırmışlar diyor ve sohbetleri iyice derinleşiyor. Euthyphron'in kahin ve bir din bilgini olduğunu da söylemeden geçemem. Sonra Sokrates Atinalılar'a (Yargıçlara) hitaben kendini savunacak konuşmasını büyük bir cesaret ve erdemle yapıyor. Burada önemli bir detay vermem gerekirse kitapta yabancı kelime sayısı biraz fazla ve dipnot olarak değilde son not olarak verilmiş. Son notları en son okursanız hiç bir şey anlamayabilirsiniz. Okumayı bölüpte sürekli arkaya bakmakta işin zevkini kaçırıyor diyebilirim. Bu yüzden bazı şeyler havada kalabilir. Bu tamamen sizin zevkinize kalmış bir olay. Ben bir iki yer hariç son notları dikkate almadan okudum. Ona rağmen kitaptan büyük zevk aldım.

Kitapta altı çizilecek kelime sayısının çok fazla olması kitabın ne kadar dolu olduğunu gösteriyor. Her kelime bir detay her söz bir öğreti. Sokrates'in ruh ve ölümü sorgulamasındaki becerisi ve ruh derinliği muazzam. Kitabın bana ölüm hakkında ne kadar çok şey kattığını burada tek tek anlatamam ama ciddi anlamda etkilediği şüphesizdir.

Meletos, Anykos ve Lykon'un Sokrates'i gençleri yoldan çıkarıyor ve tanrıları inkar ediyor suçlamasıyla mahkemeye vermesiyle başlayan savunmayla soluksuz bir biçiminde ölümüne kadar devam ediyor. Özellikle son bölümleri defalarca dönerek tekrar tekrar okudum. Hafızalarda derin izler bırakacak bu diyaloglar beni gerçekten çok fazla etkiledi. Kitap bana göre; bırakın mutlaka okunması gereken kitaplara girmesini defalarca okunması gereken kitaplardandır. Şüphesiz dönüp dönüp bakacağım nadide kitaplardan biri olmuştur benim için. Başkalarında aynı etkiyi yaratabilir mi bunu tahmin edemem ama kitabı okumak derin felsefi bilginin yanında hafızanıza kazınacak epik karakterlerin o muhteşem dünyasında yapacağınız yolculuk size bambaşka tatları vereceği şüphesizdir. Kitap şu anda çoktan ilk 10 kitabıma girmiş ve yerini sağlamlaştırmıştır :) Keyifli Okumalar dilerim :)
200 syf.
·Beğendi·8/10
Eğitimciler bilir. Eğitim sistemimizde ve sınıf içi aktivitelerde, Sokratik Tartışma dediğimiz bir tartışma tekniği vardır. Peki ünlü bir ismi -Sokrates-, sıfat haline getirecek -Sokratik- ve başka medeniyetlerin eğitim sisteminde kullanılacak kadar önemli hale getiren şey nedir?
Sokrates'in kendini darağacından sallandırıp sallandırmayacağı kitabın mevzu bahsi değildir. Dönemin ahlak ve adalet anlayışını göz önünde bulundurduğumuzda malum kötü sonu ve olacakları herkes tahmin edecektir. Sokrates savunmasını yaparken, ikna edici bir dil kullanmaz. Evet argüman sahibi kendisidir ama ikna etme eylemi karşısında ona sorular ve suçlamalar yönelten kişileri alakadar eder. Kişi hatasını kendisi bulacak ve kendi tezini kendisi çürütecektir. Sokrates savunması boyunca bunu yapar. Asla cevap vermez, cevap verdirir. Böylesinin daha kalıcı ve anlamlı öğrenmeler oluşturacağını düşünür. Kişi söylediğine önce kendisi inanmalı, kendisi yalanlamalıdır. Aksi taktirde kişiliğinde barındırdığı megolamanlık yüzünden, at gözlüklerini çıkartıp doğruları kim anlatırsa anlatsın ona inanmayacaktır. Temelinde sağlam bir psikolojik tahlil yeteneği barındıran bu teknik, kitabın her sayfasında ilmek ilmek işlenmiştir. Eğitim sistemimizde yer bulacak kadar da önemli bir tekniktir. Karşı tarafa hatasını kendisinin bulmasını sağlamak ise büyük başarı olduğu için raflarda -"klasikler" reyonunda olması zorunlu bir eserdir.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sokrates; idam kararı verilmesine rağmen davası uğruna en ufak pismanlik göstermeyen, davasından donmektense idam edilmeye tercih eden ve bunuda idam kararından hemen önce dile getiren erdemli bilge ve onun en değerli öğrencisi ki sokrates ten daha başarılı olduğu genel bir kanı olan Platon. İsimlerini elbette ki çok duyduk ama neyi savunduklari ve onları olumsuzlestiren degerli fikirlerini merak etmeyen biz.
Belki bana acırlar ve verecekleri oldugu idam kararını vermezler diye çocuklarını mahkemeye getirmeyecek erdeme sahip bir insan. Hayatı boyunca adaletsizlik ve cikarcilik ile geçinen ve kendilerini herseyi bilen filozoflar sanan sofistlere karşı (sokratese göre) vermiş olduğu mücadele. Sokrates bilgeligin sınırlarının bilincinde olan biri olarak "en bilge" sözünün ne anlama geldiğini anlamak için, kendini bilge sanan insanları tek tek yokladigini, sonunda onlardan daha bilge olduğunu kavradigini soyler; ötekiler bir şey bilmedikleri halde kendilerini bilge sanirken, onun bilgeligi, birseyi bilmediğini bilme anlamında bir bilgeliktir.
Gördüğü gerçekleri dile getirmiş bu yüzden insanlar tarafından sevilmemis ki bu durum onu ipe götürmüştür, söylediği gibi çıkarsız bir hayat yaşamıştır. Kısacası örnek bir yaşam tarzına sahip olduğunu düşündüğüm bir kişi.
İlk defa felsefe ile ilgili bir kitap okudum ve cok beğendim. Herkese tavsiye ederim.
Ölümün insanoğlunun başına gelen iyiliklerin en iyisi olup olmadığını kimse bilmiyor, ama güya başa gelebilecek en büyük kötülük olduğunu sandıklarından ondan korkuyorlar. Birinin bilmediği bir şeyi bildiğini sanması cehaletin en utanç verici türü değil midir?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sokrates'in Savunması
Baskı tarihi:
15 Şubat 2019
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053607021
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Platon (MÖ yaklaşık 428-MÖ yaklaşık 348): Bugünkü üniversitenin atası sayılan Akademia’nın kurucusu ve hocası Sokrates’i konuşturduğu diyaloglarla felsefeyi yazıya en iyi aktarmış ustalardan biridir. Bu kitapta birbirini tamamlayan dört diyalog yer almaktadır. İlk diyalog olan Euthyphron’da yargılanışının öncesi anlatılır ve dinsizlikle suçlanan Sokrates’in inançları hakkında bilgi verilir. Sokrates’in Savunması’nda ise yargı süreci anlatılmaktadır. Kriton’da hüküm sonrası anlatılır, bir yurttaşın saygı duyması gereken ilkeler tartışılır. Platon’un en şiirsel eserlerinden biri olan Phaidon’daysa Sokrates’in son günü anlatılırken ruh hakkındaki düşünceleri yansıtılmaktadır.

Ari Çokona (1957): İstanbul’un Fener semtinde doğdu. İTÜ’den Kimya Yüksek Mühendisi olarak mezun olduktan sonra bir süre boya sanayinde çalıştı. Halen özel bir lisede kimya öğretmenidir. Antik ve çağdaş Yunancadan Türkçeye edebiyat, tarih ve felsefe çevirileri yapmaktadır. Ayrıca İstanbul ve Anadolu Rumlarının tarih ve edebiyatına ilişkin çalışmalar yürütmekte, kitaplar yazmaktadır. Türkiye ve Yunanistan’ın çeşitli edebiyat dergilerinde makale, şiir ve öyküleri yayımlanmıştır.

Kitabı okuyanlar 15.741 okur

  • Begüm
  • Eren Yıkarbaba
  • İsmail Aydın
  • Gökçe Ş.
  • Mustafa Çetin
  • Timur Ekber Dural
  • Sarya
  • n
  • Dreamcatchers
  • Göknur Arslan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%12.4
14-17 Yaş
%14.2
18-24 Yaş
%30.3
25-34 Yaş
%24
35-44 Yaş
%13.7
45-54 Yaş
%3.7
55-64 Yaş
%0.3
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.2
Erkek
%44.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.4 (878)
9
%17 (665)
8
%16.9 (663)
7
%7.9 (311)
6
%3.1 (121)
5
%1.4 (55)
4
%0.2 (8)
3
%0.3 (12)
2
%0.2 (8)
1
%0.1 (3)

Kitabın sıralamaları