Geri Bildirim

Sokrates'in SavunmasıPlaton

·
Okunma
·
Beğeni
·
21.711
Gösterim
Adı:
Sokrates'in Savunması
Yazar:
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
200
ISBN:
9786053607021
Kitabın türü:
Çeviri:
Ari Çokona
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Platon (MÖ yaklaşık 428-MÖ yaklaşık 348): Bugünkü üniversitenin atası sayılan Akademia’nın kurucusu ve hocası Sokrates’i konuşturduğu diyaloglarla felsefeyi yazıya en iyi aktarmış ustalardan biridir. Bu kitapta birbirini tamamlayan dört diyalog yer almaktadır. İlk diyalog olan Euthyphron’da yargılanışının öncesi anlatılır ve dinsizlikle suçlanan Sokrates’in inançları hakkında bilgi verilir. Sokrates’in Savunması’nda ise yargı süreci anlatılmaktadır. Kriton’da hüküm sonrası anlatılır, bir yurttaşın saygı duyması gereken ilkeler tartışılır. Platon’un en şiirsel eserlerinden biri olan Phaidon’daysa Sokrates’in son günü anlatılırken ruh hakkındaki düşünceleri yansıtılmaktadır.

Ari Çokona (1957): İstanbul’un Fener semtinde doğdu. İTÜ’den Kimya Yüksek Mühendisi olarak mezun olduktan sonra bir süre boya sanayinde çalıştı. Halen özel bir lisede kimya öğretmenidir. Antik ve çağdaş Yunancadan Türkçeye edebiyat, tarih ve felsefe çevirileri yapmaktadır. Ayrıca İstanbul ve Anadolu Rumlarının tarih ve edebiyatına ilişkin çalışmalar yürütmekte, kitaplar yazmaktadır. Türkiye ve Yunanistan’ın çeşitli edebiyat dergilerinde makale, şiir ve öyküleri yayımlanmıştır.
Apologia Sokratus..

İktidarı darbe ile ele geçiren demokratlar tarafından MÖ 399 yılında,gençleri doğru yoldan çıkarmak,dinsizlik gibi suçlarla yargılanıp,devamında baldıran zehri içerek ölüme mahkum edildi.

Kendisini Atina'nın at sineği olarak tanımlıyordu,çünkü Atina halkını uykusundan uyandırdığını düşünüyordu.Savunmasının da da yazdığı gibi:
"Bana uyuklayanın at sineğine vurduğu gibi vuruyorsunuz, ömrünüzün geri kalanını uykuda geçirmek için.''

Kitap üç bölümden oluşuyor,birinci bölüm Sokrates'in asıl savunmasıdır,ikinci kısımda yargı kararı çoktan belli olmuştur ve üçüncü kısımda ise Sokrates'in ölüme giderken sarf ettiği en son sözlerini okuruz


Genel olarak baktığımız zaman Sokrates'e ölüm cezası aldıran ve örgütlenme yapan üç isim var: Meletos,Anytos ve Lycon.

Sokrates’i ölüme götüren bu üç Atinalı hakkında tarih bize çok fazla bir şey söylemiyor. Hiçbiri Sokrates’i yakından tanımayan ve fikirleri hakkında da pek bilgi sahibi olmayan insanlar. İddiaları ise kulaktan dolma bilgilerle sınırlı. Ama gerçek olan bir şey vardı; Sokrates’in fikirleri onların menfaatlerini zedeliyordu.

Tek suçu gerçeği göstermek olduğu için,insanlara bir şeyler öğretmediği onları sadece düşünmeye ittiği için Senatörlerin,halk üzerinden geçinenlerin karşısında şimdi de aynen olduğu gibi dinsiz,yalancı ve örnek olmaması gereken oldu.Hakkında ki suçlamamaları reddetmemesi,yargı karşısında hala düşüncelerini savunması,
amacının tartışmaya girmek değil ustaca sorular sorarak karşısındakine sadece asıl olan gerçeği buldurmak istemesi,ölümünden yıllar geçmesine rağmen bile bize Sokrates'i unutturmadı,felsefenin en temel taşına onu koymamızı sağladı.Ona göre bilgi doğuştandı.Tartışma insanların içlerinde taşıdıkları gerçeği ortaya çıkarmak için bir araçtı sadece..

Her neyse fazla sıkmadan,
Bu gün Sokratesi yargılayan,onu ölüme mahkum eden 500 Atinalı hakimden bir tanesinin bile ismi hatırlanmıyor.Onu kendi çıkarları için harcayan Meletos,Anytos ve Lycon'a tarih bile ışık tutamıyor.Oysaki 500 hakim ve diğerleri kendi dönemlerinin en zenginleri,en popülerleri ve en dahileriydi.
Fakat zaman onları çürüttü,Bugün ne Lycon kaldı, ne Anytos, ne de Meletos.Onların, hem kendileri hem isimleri hepten yok oldu ama sanık sandalyesine oturttukları Sokrates, aradan geçen 2500 yıla rağmen bir defa bile susmadı. hala ısrarla ve inatla savunmasına devam ediyor.
Sokrates'in, herkesin tapındığı toplumun tanrılarına tapınmadığı, onların yerine kendi tanrılarına tapındığı, dolayısıyla "dinsizlik" ile suçlandığı; neticesinde de jüri tarafından suçlu bulunarak idama mahkum edildiği davada yapmış olduğu savunma metni. Öncelikle Sokrates'in savunmasına ilişkin birçok farklı savunma metni varmış; fakat en güvenilir metnin Platon'a ait bu metin olduğu kabul ediliyor.

Sokrates bu davada yalnızca dinsizlik ile suçlanmamaktadır. Aynı zamanda gençlere kötü örnek olarak onları da dinsizliğe yönlendirdiği iddiaları da yer almaktadır. Düşünüyorum da ne kadar da soyut iddialar...

Platon ise, kitabın yazarı olmakla birlikte, dava esnasında orada bulunmuş, Sokrates'in savunmasının birincil tanıklarından birisi olmuştur. Aynı zamanda Sokrates'in öğrencisi olduğu da bilinmektedir. Sokrates bu kitapta yazılı olan harika savunmasına ve felsefesine rağmen jüri tarafından 30 oy farkla idama mahkum edilir ve baldıran zehri içirilerek cezası infaz edilir.

Bu kitap ve Sokrates'in savunması, yazarak veya söyleyerek anlatılamaz. Mutlaka okunması gerekir. Çünkü ne söylesek ne yazsak böyle bir savunma karşısında az kalır. Eksik kalır.

Sokrates'in savunması aynı zamanda onun yaşam tarzını da yansıtır. Sokrates'in yaşam tarzı ise tek bir fiille özetlenebilir: Felsefe yapmak... Hayatı boyunca, hakkında idam hükmü verildikten sonra bile felsefe yapmaktan vazgeçmez. Bu durum gerçekten Sokrates'in değerini görmemizi sağlar.

Aslında Sokrates böylesine soyut ve anlamsız iddialar karşısında felsefe yapmayı tercih ederek bana göre en doğru kararı vermiştir. Gerçekten de böylesine soyut iddialarla ve gerekçelendirmeden uzak bir takım delillerle bir insanı yargılamak ve neticesinde idam cezasına mahkum etmek insanlığımızın gelmiş geçmiş en büyük ayıplarından biridir. Hepimiz şapkamızı önümüze koyup düşünmeliyiz.

Hakkında idam kararı verildikten sonra dahi felsefe yaparak efsane cümleler kurmuş Sokrates. İncelememi bu sözleri paylaşarak sonlandırıyorum:

"Başka türlü düşünürsek, ölümün bir iyilik olduğunu umduracak sebep olduğunu da görürüz; ölüm iki şeyden biridir: ya bir hiçlik, büsbütün şuursuzluk halidir yahut da, herkesin dediği gibi, ruhun bu dünyadan ayrılarak başka bir dünyaya geçmesidir. Ölüm bir şuursuzluk, deliksiz ve rüyasız uyuyan bir kimsenin uykusu gibi bir uyku ise, o ne mükemmel, ne tam bir kazançtır! Bir kimse, uykusunda, hiç rüya görmediği bir gecesini düşünerek, bunu hayatının öteki günleri ve geceleriyle karşılaştırsaydı, bütün hayatında bundan daha iyi ve daha hoş kaç gün ve kaç gece geçirmiş olduğunu da bize söyleseydi, sanırım ki herkes, değil yalnız alelade kimseler, Büyük Hükümdar bile, hayatında böyle pek az gündüz ve gece bulurdu. Ölüm bu çeşit bir uyku ise, büyük bir kazançtır; çünkü öyle olunca, zamanın bütün akışı, tek bir gece gibi gözükecektir. Ama ölüm bizi bu dünyadan başka bir dünyaya götüren bir yolculuk ise ve herkesin dediği gibi, bütün ölenler başka dünyada yaşıyorlarsa, yargıçlarım, bizim için bundan daha büyük ne iyilik olabilir? Gerçekten öteki dünyaya vardığımızda, bu dünyada doğruluk iddia eden kimselerden kurtularak, denildiği gibi asıl doğruluğu veren gerçekten yargıçları, Minos'u, Rahadamanthos'u, Aiakos'u, Triptolemos'u doğru yaşamış olan yarıtanrıları bulacaksak, bu yolculuk hiçbir zaman bir ceza olamaz. Bir kimse orada, Orpheus'a, Musaios'a Homeros'a, Hesiodos'a kavuşacaksa, bunun için ne vermez ki? Hayır, bu doğru ise, bırakınız bir daha, bir daha öleyim."

Benzer kitaplar

  • Böyle Buyurdu Zerdüşt
    8.4/10 (931 Oy)971 beğeni3.146 okunma2.460 alıntı44.842 gösterim
  • Denemeler
    8.5/10 (1.287 Oy)1.222 beğeni4.965 okunma1.922 alıntı21.623 gösterim
  • Kumarbaz
    8.2/10 (1.176 Oy)1.062 beğeni3.713 okunma725 alıntı23.481 gösterim
  • Savaş ve Barış
    8.6/10 (609 Oy)628 beğeni2.435 okunma504 alıntı18.881 gösterim
  • Budala
    8.4/10 (573 Oy)569 beğeni2.042 okunma663 alıntı18.875 gösterim
  • İnsancıklar
    8.2/10 (934 Oy)890 beğeni3.098 okunma1.038 alıntı20.080 gösterim
  • Karamazov Kardeşler
    9.0/10 (783 Oy)790 beğeni2.357 okunma1.426 alıntı20.749 gösterim
  • Ütopya
    8.3/10 (540 Oy)507 beğeni1.760 okunma590 alıntı12.365 gösterim
  • Bir Çift Yürek
    8.4/10 (946 Oy)870 beğeni3.426 okunma295 alıntı32.780 gösterim
  • Sofie'nin Dünyası
    8.4/10 (1.449 Oy)1.463 beğeni4.786 okunma925 alıntı42.675 gösterim
Bazı kitapları anlatmak neredeyse imkansızdır. Burada benim felsefe konusundaki yetersizliğim ve kitabi bilgimde dahil olduğu için olayı sadece sizlere yüzeysel olarak aktarabilirim.

Öncelikle söylemek istediğim okuduğum versiyon İş Kültür'ün yayını olduğundan kitaba eklenen diyalog sayısı çok fazla yani sadece Sokrates'in savunmasından ibaret değil. Euthyphron, Apologia, Kriton, Phaidon olan konuşmaları da kitaba dahil edilmiş. Beni en çok etkileyen bölüm; ölümü beklerken Phaidon'la olan diyaloglarıdır. Burada Sokrates ölüm ve sonraki hayat ile ilgili müthiş derecede önemli bilgiler veriyor. Ve ben bu bölümde Sokrates'in ne kadar büyük bir felsefeci olduğunu daha iyi anladığımı söylemek isterim.

Kitap Sokrates'in Arenaya girmeden önce Euthyphron ile konuşmasıyla başlıyor. Beni buraya bir suçlama yüzünden çağırmışlar diyor ve sohbetleri iyice derinleşiyor. Euthyphron'in kahin ve bir din bilgini olduğunu da söylemeden geçemem. Sonra Sokrates Atinalılar'a (Yargıçlara) hitaben kendini savunacak konuşmasını büyük bir cesaret ve erdemle yapıyor. Burada önemli bir detay vermem gerekirse kitapta yabancı kelime sayısı biraz fazla ve dipnot olarak değilde son not olarak verilmiş. Son notları en son okursanız hiç bir şey anlamayabilirsiniz. Okumayı bölüpte sürekli arkaya bakmakta işin zevkini kaçırıyor diyebilirim. Bu yüzden bazı şeyler havada kalabilir. Bu tamamen sizin zevkinize kalmış bir olay. Ben bir iki yer hariç son notları dikkate almadan okudum. Ona rağmen kitaptan büyük zevk aldım.

Kitapta altı çizilecek kelime sayısının çok fazla olması kitabın ne kadar dolu olduğunu gösteriyor. Her kelime bir detay her söz bir öğreti. Sokrates'in ruh ve ölümü sorgulamasındaki becerisi ve ruh derinliği muazzam. Kitabın bana ölüm hakkında ne kadar çok şey kattığını burada tek tek anlatamam ama ciddi anlamda etkilediği şüphesizdir.

Meletos, Anykos ve Lykon'un Sokrates'i gençleri yoldan çıkarıyor ve tanrıları inkar ediyor suçlamasıyla mahkemeye vermesiyle başlayan savunmayla soluksuz bir biçiminde ölümüne kadar devam ediyor. Özellikle son bölümleri defalarca dönerek tekrar tekrar okudum. Hafızalarda derin izler bırakacak bu diyaloglar beni gerçekten çok fazla etkiledi. Kitap bana göre; bırakın mutlaka okunması gereken kitaplara girmesini defalarca okunması gereken kitaplardandır. Şüphesiz dönüp dönüp bakacağım nadide kitaplardan biri olmuştur benim için. Başkalarında aynı etkiyi yaratabilir mi bunu tahmin edemem ama kitabı okumak derin felsefi bilginin yanında hafızanıza kazınacak epik karakterlerin o muhteşem dünyasında yapacağınız yolculuk size bambaşka tatları vereceği şüphesizdir. Kitap şu anda çoktan ilk 10 kitabıma girmiş ve yerini sağlamlaştırmıştır :) Keyifli Okumalar dilerim :)
Sokrates'in savunmasını bilindiği üzere öğrencisi yazmıştır. Tabii ki hocasının konuşmalarını esas alarak. Kitaba beni çeken, antik çağ filozoflariyla ilgili bilgi edinmekti. Çünkü 23 küsür yüz yıl sonra nasıl oluyorda bir insan hala düşünceleriyle var olabiliyordu. Asıl öğrenmek istediğim buydu. Ve bir fikrim de var artık sayılır. Lakin herkes okuyup kendi anlasın. Kopyacılık yok. İyi okumalar dilerim. Ayrıca Sokrates savunmasında kendini savunmamıştır. Düşüncelerini savunmuştur. İdam edilme pahasına. Gerçi bir çok fırsata rağmen ya da tavizle kurtulabilecekken ölümden kaçmaması intihar kokmuyor da değil.
Sokrates'e oysa ne kadar ihtiyacımız var şimdilerde. Bunca her şeyi bilen her şeylerin olduğu devirde!
Sokrates,bildiği tek şeyin hiçbir şey bilmediği olduğunu bilen, bir büyük bilge. Erdem,onur ve adalet sahibi filozof. Peki bedel ödemeden filozof olunur mu hiç? Tabiki olunmaz. O da nasibine düşeni alır bu kuraldan.
Ülkesinde gençleri yanlış yönlendirmek ve tanrılara inanmamakla suçlanır. Daha doğrusu kendisini çekemeyen ileri gelenler tarafından iftiraya uğrar. Çünkü Sokrates onların bildiklerini sorular sorarak çürüten kişidir. Mahkemede hukuk fakültelerinde ders olarak okutulacak bir savunma yapar ve sorular sorarak kendisine atılan suçlamaları bir bir çürütür ancak mahkum olmaktan kurtulamaz.

Sürgünü reddeder çünkü ülkesinde yaşamış, ülkesinin adaletine güvenmiş ve bundan bu güne kadar şikayet etmemiştir. Eğer bu cezadan dolayı ülkesinden ve adaletinden şikayet edecek olursa bu kendini ve geçmişini inkar etmek olacak. Ülkesine karşı ihanet etmiş ve bencil davranmış olacaktır. Tam kendine yakışan şekilde, nasıl yaşamışsa öyle ölür koca filozof, baldıran zehrini içer ve gözlerini kapar. Ortalığa kesif bir onur ve erdem kokusu yayılır vücudundan. Ortalık salt ışığa keser, bembeyaz ve saydam...
Sokrates; idam kararı verilmesine rağmen davası uğruna en ufak pismanlik göstermeyen, davasından donmektense idam edilmeye tercih eden ve bunuda idam kararından hemen önce dile getiren erdemli bilge ve onun en değerli öğrencisi ki sokrates ten daha başarılı olduğu genel bir kanı olan Platon. İsimlerini elbette ki çok duyduk ama neyi savunduklari ve onları olumsuzlestiren degerli fikirlerini merak etmeyen biz.
Belki bana acırlar ve verecekleri oldugu idam kararını vermezler diye çocuklarını mahkemeye getirmeyecek erdeme sahip bir insan. Hayatı boyunca adaletsizlik ve cikarcilik ile geçinen ve kendilerini herseyi bilen filozoflar sanan sofistlere karşı (sokratese göre) vermiş olduğu mücadele. Sokrates bilgeligin sınırlarının bilincinde olan biri olarak "en bilge" sözünün ne anlama geldiğini anlamak için, kendini bilge sanan insanları tek tek yokladigini, sonunda onlardan daha bilge olduğunu kavradigini soyler; ötekiler bir şey bilmedikleri halde kendilerini bilge sanirken, onun bilgeligi, birseyi bilmediğini bilme anlamında bir bilgeliktir.
Gördüğü gerçekleri dile getirmiş bu yüzden insanlar tarafından sevilmemis ki bu durum onu ipe götürmüştür, söylediği gibi çıkarsız bir hayat yaşamıştır. Kısacası örnek bir yaşam tarzına sahip olduğunu düşündüğüm bir kişi.
İlk defa felsefe ile ilgili bir kitap okudum ve cok beğendim. Herkese tavsiye ederim.
Merhaba tekrar :) Bir saatten az bir zamanda bitti. Toplam 45 sayfa zaten. Açıkçası çok tereddüt ettim acaba ağır mı gelir bana diye. Ama okumaya başladığımda gördüm ki , anlatım dili çok ama çok sade olmasına rağmen konu gerçek olmakla birlikte, insanoğlu olarak , M.Ö 'de aynıyız, şimdi de aynıyız. Çok kısa ama içeriği tüm yaşamın içindeki insanoğlunu tüm çıplaklığı ile anlatıyor. Özellikle şu an , bizim tüm politikacılara okutmak lazım ama ne fayda.... Sevgiyle kalın....
Artık ayrılmak zamanı geldi, yolumuza gidelim: Ben ölmeye, siz yaşamaya.
Hangisi daha iyi?
Bunu Tanrı’dan başka kimse bilemez.
"Ölümün bir iyilik olduğunu umduracak nedenler olduğunu da görürüz. Ölüm iki şeyden biridir: Ya hiçlik, yani büsbütün bilinçsizlik durumudur veya herkesin dediği gibi, ruhun bu dünyadan ayrılarak başka bir dünyaya geçmesidir".

Sokrates kendisini çok iyi savunuyor. Kitabı oldukça beğendim. Sayfa sayısına gözünüz takılmadan (ne zaman bitecek bu kitap, demeden) okuyabileceğiniz bir kitap tavsiye ederim...
İyiliğin, saf düşüncenin temsilcisi Sokrates. Tabi bu benim için böyle ve bu durum her kitapta olduğu gibi üzerine çevrilen bir kaç sayfadan sonra da unutulmuyacak.

Bu kitabı okumayı neden bu kadar ertelediğimi bilemiyorum. Uzun ama çok içten bir önsözü vardı bir kere. Asıl içerik ise apayrı bir dünya. Bir yargılama anında söylenen sözler beni ne kadar etkileyebilir ki demeyin sakın! Belki bu savunma sayesinde kendinizi de sorgulayabilirdiniz. Hatta, küçük bir kesminiz hariç, kalanınızın bunu yapacağına eminim. Size tavsiyem: benim gibi ertelemeyin, hemen okuyun bu savunmayı. İyi okumalar...
Bu incecik kitapta o kadar çok şey var ki, insanın 500-1000 sayfa kitapları yazanlara çıkışası geliyor.
Bir büyük zihnin, kendi aklı ve kalbi yanında çer-çöp düzeyinde kalacak kişilerce suçlanması karşısındaki savunmasını dinliyoruz.
Bu savunma üstadın hayatı hakkında da pek çok bigi içeriyor:
Fakirliği, para karşılığı beklemeden verdiği eğitimler, özellikle gençler tarafından gördüğü ilgi, politik işlerle ilgilenmeme nedeni, yaşama ve ölüme bakışı vb...
Gerçekten bilmenin karşısında bildiğini sanmak (zan içinde olmak) veya biliyor görünme çabasında olmak gibi kavramları da savunması içinde ele alıyor.

Yüksek bir zihne, ruha sahip olanların, kurnazlıkla iş yürüterek halkı kandıranlara, her yola başvurarak makamlarını korumaya çalışanlara karşı ister istemez sözleriyle, varlıklarıyla sorun oluşturacağı ve bu durumun kıskançlık gibi zayıf etkilerinden tutun da ölüm cezası istemine varabilecek şaşırtıcı sonuçlara dönüşebileceğini anlatan bir savunma çıkıyor karşımıza.
Halkın bir bölümünün yüksek bir karakterin yargıçlar önünde af dileyen, yalvaran bir konuma düşmesini görmek isteyerek egolarını ve 'o da sıradan biridir, bir üstünlüğü yoktur' düşüncelerini tatmin etme arzularına işaret ediyor.
Kendisinden öğrenen kimi dostlarının bile kendisinden çok daha varlıklı olduğunu gösteriyor.

En nihayetinde bu dünyanın gerçekten yalan bir dünya olduğu, asıl yüksek karakterlerde bulunması normal olması gereken varlık ve makamın asla onlara ulaşmadığını, fakat tam aksine düşük karakterlerde olanların bunlara daha kolay erişebildiğini gösteriyor.
Ne savunma ama!
İyice bilin ki, bir değil bin kez ölmem gerekse de, doğru bildiğimi yapmaktan vazgeçmeyeceğim.
Platon
Sayfa 37 - Oda yayınları
"Bir değil bin kere ölmem gerekse bile yolumdan dönmeyeceğim."
Platon
Sayfa 65 - Nilüfer
"Kendilerini bilgili olarak satanlar gerçekten en bilgisiz olanlardır."
Platon
Sayfa 46 - Nilüfer
İyi konuşup konuşmadığımın ne önemi var? Söylediklerimin doğru olup olmadığına bakın sadece.
Platon
Sayfa 8 - Oda yayınları
Sevilme durumu, sevme hareketini takip eder; sevme hareketi sevilme durumunu değil.
Platon
Sayfa 17 - Mola Kitap
Gerçekte, kimse bilmiyor ölümün ne olduğunu; insana özgü en büyük iyiliktir belki ölüm ama en büyük kötülükmüş gibi korkuyor ondan.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sokrates'in Savunması
Yazar:
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
200
ISBN:
9786053607021
Kitabın türü:
Çeviri:
Ari Çokona
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Platon (MÖ yaklaşık 428-MÖ yaklaşık 348): Bugünkü üniversitenin atası sayılan Akademia’nın kurucusu ve hocası Sokrates’i konuşturduğu diyaloglarla felsefeyi yazıya en iyi aktarmış ustalardan biridir. Bu kitapta birbirini tamamlayan dört diyalog yer almaktadır. İlk diyalog olan Euthyphron’da yargılanışının öncesi anlatılır ve dinsizlikle suçlanan Sokrates’in inançları hakkında bilgi verilir. Sokrates’in Savunması’nda ise yargı süreci anlatılmaktadır. Kriton’da hüküm sonrası anlatılır, bir yurttaşın saygı duyması gereken ilkeler tartışılır. Platon’un en şiirsel eserlerinden biri olan Phaidon’daysa Sokrates’in son günü anlatılırken ruh hakkındaki düşünceleri yansıtılmaktadır.

Ari Çokona (1957): İstanbul’un Fener semtinde doğdu. İTÜ’den Kimya Yüksek Mühendisi olarak mezun olduktan sonra bir süre boya sanayinde çalıştı. Halen özel bir lisede kimya öğretmenidir. Antik ve çağdaş Yunancadan Türkçeye edebiyat, tarih ve felsefe çevirileri yapmaktadır. Ayrıca İstanbul ve Anadolu Rumlarının tarih ve edebiyatına ilişkin çalışmalar yürütmekte, kitaplar yazmaktadır. Türkiye ve Yunanistan’ın çeşitli edebiyat dergilerinde makale, şiir ve öyküleri yayımlanmıştır.

Kitabı okuyanlar 3.282 okur

  • Gizem G
  • Sema Nur Aras
  • Duru Ezel
  • Samet Başkaya
  • Birsen Öztürk
  • Melik
  • Ezgi Çelik
  • Ömer Faruk
  • Handan Akdeniz
  • M. G

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.5
14-17 Yaş
%5.4
18-24 Yaş
%31.2
25-34 Yaş
%31.1
35-44 Yaş
%16.4
45-54 Yaş
%5.3
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.8
Erkek
%46.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30 (288)
9
%23.5 (226)
8
%25.8 (248)
7
%12.7 (122)
6
%4.6 (44)
5
%2.1 (20)
4
%0.4 (4)
3
%0.2 (2)
2
%0.3 (3)
1
%0.3 (3)

Kitabın sıralamaları