Sokrates'in Savunması

·
Okunma
·
Beğeni
·
428,5bin
Gösterim
Adı:
Sokrates'in Savunması
Baskı tarihi:
Mart 2021
Sayfa sayısı:
55
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057470898
Orijinal adı:
Συμπόσιο Σωκράτης - Απολογία
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Platon Yayınları
Yeterince iyi konuşmadığım için değil, yeterince küstah ya da yüzsüz olmadığım için ve size, duymaktan hoşlanacağınız şeyler duyurmadığım, yakınan, inleyip sızlanan, bana yakışmayacağını düşündüğüm bir sürü şey yapıp söyleyen bir Sokrates göstermediğim için hüküm giydim ben. Çünkü siz, başka suçlananlardan böyle şeyler duymaya alışıksınız. Ama ben, ne az önce tehlike korkusuyla özgür bir insana yakışmayacak şeyler yapmak gerektiğini düşündüm, ne de şimdi pişmanım, kendimi böyle savunduğum için. Kendimi böyle savunup ölmeyi, aşağılık şeyler yapıp yaşamaya yeğ tutarım.

Tüm zamanlar için bir dürüstlük, onur, yüreklilik dersi...

(...) Ünlü savunmasıyla, ölümün eşiğinde yaptığı bu uzun konuşmayla insanlığa bambaşka bir şey daha armağan ediyor Sokrates. Bütün o düşünsel sorunların, akıl yürütmelerin, sorgulamaların ötesinde, heyecanla okunan, eşsiz bir yazınsal metin ve bu metnin içinden yükselen, felsefeyle hiç ilgisi olmayan bir okuru bile heyecanlandıracak güzellikte bir insanlık, onur, yüreklilik dersi armağan ediyor. Öyle bir armağan ki bugün bile şaşırtıyor, ürpertiyor bizi. ...Ve biliyoruz ki bugün de tehlike geçmiş değil. Bugün ya da yarın, birimiz, herhangi birimiz, hepimiz, düşüncelerimiz, yazdıklarımız, şurada burada konuştuklarımız nedeniyle yargıçlar önüne çıkarılabiliriz, hapisle, ölümle tehdit edilebiliriz ve bir savunma hakkı verilirse eğer, yine o ünlü tümceyle başlamak zorunda kalabiliriz söze: Beni suçlayanlar üstünüzde ne izlenim bıraktı Atinalılar, bilmiyorum.
96 syf.
Platon tarafından Sokrates'in ölümünden sonra yazıya aktarılan; Sokrates'in tarihi savunması, evrensel ve her daim güncelliğini koruyan bir metin.
Hiçbir zaman bitmeyen güç çekişmelerine güzel bir örnek.
Sokrates, deneyimleri sonucunda, işlerini en iyi yapan zanaatkârların, sanatçıların ve en bilge görünen insanların bile, kibirlerine yenik düşerek, bilgeliklerini gölgede bıraktıkları sonucuna varır ve gidilmesi gereken tek doğru yolun, gerçek bilgi ve erdem olduğunu işaret eder.

Sokrates, yeni yeni tanrılar icat etmekle, var olan tanrılara inanmamakla ve gençleri yozlaştırmakla itham edilir.
Oysa onun derdi sadece öğrenmek ve öğretmekti.

Ben, ben, ben demekten öteye geçemeyen; egosundan burnunun ucunu göremeyen, iftiralarla kendisine cephe alan, kendisini itibarsızlaştırmaya çalışan ve site halkını galeyana getirenlere inat, bildiğinden saşmaz Sokrates. Herkes kendine yakışanı yapar diyerek devam eder yoluna.
Elbette çok düşman kazanır o kadar ki, hakkındaki asılsız ithamlar artarak devam eder.
Çünkü "hiçbir başarı cezasız kalmaz."

Peki tüm bunlar umrunda mıydı Sokrates'in, elbette değildi; O gerçek bilgeliğin peşindeydi ve bunu öğretmeye devam etti yaşadığı müddetçe.

Orada olsaydım Sokrates'e şöyle söylerdim: Savunma yapmana gerek yok Sokrates çünkü seni zaten yargılamadan infaz edecekler, senin hakkındaki asılsız iftiralara sorgulamadan inanan insanlar onlar. O da muhtemelen beni dinlemez savunmasını yapar, bildiklerini öğretmeye devam ederdi.
İşte bu yüzden birileri yalnızca birileriyken, o Sokrates! :)

Kitap hakkındaki daha detaylı yorumumu dinlemek isterseniz: https://youtu.be/MgRgm4A4fl4
106 syf.
·1 günde·10/10 puan
• Adil yargılanma nasıl m.ö. 5. yüzyılda bir hayalse şimdi de bir hayal değişmeyen tek şey bu sanırım.
Okurken içimden yer yer acaba Sokrates bir peygamber miydi diye düşünüp durdum acaba gerçekten peygamber miydi? Her neyse
Aslında hukukçular tarafından tarihin en eski savunması kabul edilen, alçakça yaşamaktansa onuruyla ölüme gitmeyi tercih eden ayrıca da Sokrates beyefendinin öbür dünya ve dini inancının ne kadar yüksek olduğunu çeşitli söylentilere göre tanrıtanımaz olmadığını gösteren, okuduğunuzda küçük çapta bir aydınlanma yaşayabileceğiniz harika bir konuşma.
200 syf.
·10/10 puan
Merhabalar uzun zaman okumak istediğim ancak zaman bulamadığımdan okuyamadığım bir kitap olan Sokrates’in Savunması nihayet okuyup bitirdim.Sokrates’in savunmasına ilişkin birçok farklı savunma metnin olduğu bilinmektedir ancak en güvenilir olan Platon’a ait olan kabul edilmektedir.Sokrates’in öğrenci tarafından yazılan kitap Sokrates’in Atinalı bir grup tarafından Tanrı’ya inanmadığı İçin ve gençlere kötü örnek olduğundan dolayı Atina Demokrasisi tarafından idama mahkum edilişi konu alınıyor.Mahkeme de idamına karar verilir ve idam edilir.Savunma,sokrates’in mahkemedeki muazzam savunmasını aktarmaktadır.Bu eser Sokrates’in yaşamı,karakteri ve görüşleriyle ilgili en önemli kaynaklardan biridir.Bu eser sadece bir savunma değildir Sokrates’in karşı karşıya kalmış olduğu suçlamalar için yapılmış bir müdafaa olmayıp,hayatın savunulması ve meşrulaştırmasıydı.Felsefe severlerin beğeneceği bir kitaptır.
Keyifli Okumalar Dilerim
200 syf.
·2 günde·9/10 puan
Sokrates'in, herkesin tapındığı toplumun tanrılarına tapınmadığı, onların yerine kendi tanrılarına tapındığı, dolayısıyla "dinsizlik" ile suçlandığı; neticesinde de jüri tarafından suçlu bulunarak idama mahkum edildiği davada yapmış olduğu savunma metni. Öncelikle Sokrates'in savunmasına ilişkin birçok farklı savunma metni varmış; fakat en güvenilir metnin Platon'a ait bu metin olduğu kabul ediliyor.

Sokrates bu davada yalnızca dinsizlik ile suçlanmamaktadır. Aynı zamanda gençlere kötü örnek olarak onları da dinsizliğe yönlendirdiği iddiaları da yer almaktadır. Düşünüyorum da ne kadar da soyut iddialar...

Platon ise, kitabın yazarı olmakla birlikte, dava esnasında orada bulunmuş, Sokrates'in savunmasının birincil tanıklarından birisi olmuştur. Aynı zamanda Sokrates'in öğrencisi olduğu da bilinmektedir. Sokrates bu kitapta yazılı olan harika savunmasına ve felsefesine rağmen jüri tarafından 30 oy farkla idama mahkum edilir ve baldıran zehri içirilerek cezası infaz edilir.

Bu kitap ve Sokrates'in savunması, yazarak veya söyleyerek anlatılamaz. Mutlaka okunması gerekir. Çünkü ne söylesek ne yazsak böyle bir savunma karşısında az kalır. Eksik kalır.

Sokrates'in savunması aynı zamanda onun yaşam tarzını da yansıtır. Sokrates'in yaşam tarzı ise tek bir fiille özetlenebilir: Felsefe yapmak... Hayatı boyunca, hakkında idam hükmü verildikten sonra bile felsefe yapmaktan vazgeçmez. Bu durum gerçekten Sokrates'in değerini görmemizi sağlar.

Aslında Sokrates böylesine soyut ve anlamsız iddialar karşısında felsefe yapmayı tercih ederek bana göre en doğru kararı vermiştir. Gerçekten de böylesine soyut iddialarla ve gerekçelendirmeden uzak bir takım delillerle bir insanı yargılamak ve neticesinde idam cezasına mahkum etmek insanlığımızın gelmiş geçmiş en büyük ayıplarından biridir. Hepimiz şapkamızı önümüze koyup düşünmeliyiz.

Hakkında idam kararı verildikten sonra dahi felsefe yaparak efsane cümleler kurmuş Sokrates. İncelememi bu sözleri paylaşarak sonlandırıyorum:

"Başka türlü düşünürsek, ölümün bir iyilik olduğunu umduracak sebep olduğunu da görürüz; ölüm iki şeyden biridir: ya bir hiçlik, büsbütün şuursuzluk halidir yahut da, herkesin dediği gibi, ruhun bu dünyadan ayrılarak başka bir dünyaya geçmesidir. Ölüm bir şuursuzluk, deliksiz ve rüyasız uyuyan bir kimsenin uykusu gibi bir uyku ise, o ne mükemmel, ne tam bir kazançtır! Bir kimse, uykusunda, hiç rüya görmediği bir gecesini düşünerek, bunu hayatının öteki günleri ve geceleriyle karşılaştırsaydı, bütün hayatında bundan daha iyi ve daha hoş kaç gün ve kaç gece geçirmiş olduğunu da bize söyleseydi, sanırım ki herkes, değil yalnız alelade kimseler, Büyük Hükümdar bile, hayatında böyle pek az gündüz ve gece bulurdu. Ölüm bu çeşit bir uyku ise, büyük bir kazançtır; çünkü öyle olunca, zamanın bütün akışı, tek bir gece gibi gözükecektir. Ama ölüm bizi bu dünyadan başka bir dünyaya götüren bir yolculuk ise ve herkesin dediği gibi, bütün ölenler başka dünyada yaşıyorlarsa, yargıçlarım, bizim için bundan daha büyük ne iyilik olabilir? Gerçekten öteki dünyaya vardığımızda, bu dünyada doğruluk iddia eden kimselerden kurtularak, denildiği gibi asıl doğruluğu veren gerçekten yargıçları, Minos'u, Rahadamanthos'u, Aiakos'u, Triptolemos'u doğru yaşamış olan yarıtanrıları bulacaksak, bu yolculuk hiçbir zaman bir ceza olamaz. Bir kimse orada, Orpheus'a, Musaios'a Homeros'a, Hesiodos'a kavuşacaksa, bunun için ne vermez ki? Hayır, bu doğru ise, bırakınız bir daha, bir daha öleyim."
200 syf.
·18 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitap, M.Ö.400 lü yıllarda yani bundan yaklaşık 2400 yıl önce yazılmıştır.Karşılıklı konuşma şeklinde ilerler.Sokrates'in yargılanışı,bu süreçte yaşananlar,arkadaşlarıyla konuşmalarından , idama mahkum edilişi ve zehir içerek ölümüne kadar geçen süreci anlatır.Sokrates, Platon'un hocasıdır.Sokrates'in yazılı günümüze kadar ulaşan hiçbir yazılı metni yoktur.Ama onun büyük bir düşünür olduğunu biliriz.Atinalı bir grup genç onun tanrıya inanmadığını ve şehrin gençlerini bu olumsuz düşünceleriyle etkilediğini belirterek idama mahkum edilmesini sağlarlar.Euthyphron mahkemenin hemen öncesini, Savunma mahkeme sürecini, Kriton ise mahkeme sonrasını anlatır.Toplam 3 bölümdür.Sokrates'i ölüme mahkum eden şikayetin başını Meletos adlı bir genç çeker.Platon, eserde 30 oy daha alabilse ölüm cezasından kurtulabileceği belirtir.Sokrates, başka bir ülkeye kaçma ya da başka bir ülkeye sürgün edilebilme gibi durumları mevcut olduğu halde, ayrıca kefaret ile de kurtulabileceğinden bahsedilir, bunu tercih etmez.Ve son sözünü söyler."Zamanı geldi; ben öleceğim ve sizler de hayatınıza devam edeceksiniz. Hangi iki durumun (ölümün veya hayatta kalmanın) daha iyi olacağına sadece tanrı karar verir."
Ayrıca bu yazılan metinleri mahkeme kayıtarı olarak görmekte yanlış olur.Günümüze kadar ulaşabilmiş herhangi bir kayıt konuyla ilgili mevcut değildir.Bu mahkeme bulunan Platon'un yazdıkları olarak yorumlamak daha doğru olacaktır.Kitap, 100 temel eserden biridir.Dili düşündürücü ve çok kolay değildir.16 yaşından aşağı gençlerin okumasını çok tercih etmiyorum.Ayrıca kitapta, bir çok açıklama ve bilgi mevcut.Bunlarla ilgili arka sayfaya toplu olarak numaralandırıp bırakmışlar.Çeviri güzel ve başarılıydı.Saygı duydum gerçekten.Kitaba puanım 8.
200 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Her ne kadar edebi, bilimkurgu, fantastik kitapları okumayı daha çok seviyor olsam da kendimi geliştirecek kitapları okumayı da ihmal etmiyorum:)

Kitap; Sokrates'in devletin tanrılarına inanmadığı ve gençlerin ahlakını bozduğu gerekçesiyle suçlanmasını, yargılanmasını ve ölüme mahkum edilmesini konu alıyor..
Sokrates'in savunmasını yaparken kullandığı cümleler, kendini bu kadar güzel ifade edişi gerçekten çok gerçekçiydi..
Son sayfalardaki cümleleri özellikle beni hem çok etkiledi hem de duygulandırdı..

Çok üzgünüm Sokrates..'
200 syf.
·Beğendi
Sokrates yazmaya karşı ancak öğrencisi Platon amca bire bir hocasını resmen yaşatmış. Sokratesi çok duydum, dinledim ama latinceden direk çeviri olarak ilk defa okudum. Adamı yanımda zannettiğim anlarım oldu. Hasan Ali Yücel serisinde çeviri kalitesinden bir kere bile şaştığını görmedim bu da diğerleri gibi mükemmeldi.
Kitapta net görünen 2400 küsur yıl öncesinde bile ölüme giden birinin mahkum edilenler tarafından susup kabul etmesini ve pişkinliğini kabul etmeyip ölüme giden bu adama sözde tavsiyelerde bulunması oldu. Şaşırdım mı tabi ki hayır. Mükemmel listemde yer edinen bir eser. Bir idam mahkumunun son gününde mahkumu psikolojik monologdu ama burada öğrencilerine ölüme gitsem de söyleyeceklerimden ne taviz veririm ne de doğruları çıkarlar dahilinde değiştiririm diyen büyük cesur hoca Sokratesin ölümsüzlüğü var. Ne söylesem eksik kalacak bundan sonrası sizde.
96 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Bazı kitapları anlatmak neredeyse imkansızdır. Burada benim felsefe konusundaki yetersizliğim ve kitabi bilgimde dahil olduğu için olayı sadece sizlere yüzeysel olarak aktarabilirim.

Öncelikle söylemek istediğim okuduğum versiyon İş Kültür'ün yayını olduğundan kitaba eklenen diyalog sayısı çok fazla yani sadece Sokrates'in savunmasından ibaret değil. Euthyphron, Apologia, Kriton, Phaidon olan konuşmaları da kitaba dahil edilmiş. Beni en çok etkileyen bölüm; ölümü beklerken Phaidon'la olan diyaloglarıdır. Burada Sokrates ölüm ve sonraki hayat ile ilgili müthiş derecede önemli bilgiler veriyor. Ve ben bu bölümde Sokrates'in ne kadar büyük bir felsefeci olduğunu daha iyi anladığımı söylemek isterim.

Kitap Sokrates'in Arenaya girmeden önce Euthyphron ile konuşmasıyla başlıyor. Beni buraya bir suçlama yüzünden çağırmışlar diyor ve sohbetleri iyice derinleşiyor. Euthyphron'in kahin ve bir din bilgini olduğunu da söylemeden geçemem. Sonra Sokrates Atinalılar'a (Yargıçlara) hitaben kendini savunacak konuşmasını büyük bir cesaret ve erdemle yapıyor. Burada önemli bir detay vermem gerekirse kitapta yabancı kelime sayısı biraz fazla ve dipnot olarak değilde son not olarak verilmiş. Son notları en son okursanız hiç bir şey anlamayabilirsiniz. Okumayı bölüpte sürekli arkaya bakmakta işin zevkini kaçırıyor diyebilirim. Bu yüzden bazı şeyler havada kalabilir. Bu tamamen sizin zevkinize kalmış bir olay. Ben bir iki yer hariç son notları dikkate almadan okudum. Ona rağmen kitaptan büyük zevk aldım.

Kitapta altı çizilecek kelime sayısının çok fazla olması kitabın ne kadar dolu olduğunu gösteriyor. Her kelime bir detay her söz bir öğreti. Sokrates'in ruh ve ölümü sorgulamasındaki becerisi ve ruh derinliği muazzam. Kitabın bana ölüm hakkında ne kadar çok şey kattığını burada tek tek anlatamam ama ciddi anlamda etkilediği şüphesizdir.

Meletos, Anykos ve Lykon'un Sokrates'i gençleri yoldan çıkarıyor ve tanrıları inkar ediyor suçlamasıyla mahkemeye vermesiyle başlayan savunmayla soluksuz bir biçiminde ölümüne kadar devam ediyor. Özellikle son bölümleri defalarca dönerek tekrar tekrar okudum. Hafızalarda derin izler bırakacak bu diyaloglar beni gerçekten çok fazla etkiledi. Kitap bana göre; bırakın mutlaka okunması gereken kitaplara girmesini defalarca okunması gereken kitaplardandır. Şüphesiz dönüp dönüp bakacağım nadide kitaplardan biri olmuştur benim için. Başkalarında aynı etkiyi yaratabilir mi bunu tahmin edemem ama kitabı okumak derin felsefi bilginin yanında hafızanıza kazınacak epik karakterlerin o muhteşem dünyasında yapacağınız yolculuk size bambaşka tatları vereceği şüphesizdir. Kitap şu anda çoktan ilk 10 kitabıma girmiş ve yerini sağlamlaştırmıştır :) Keyifli Okumalar dilerim :)
Ölümün insanoğlunun başına gelen iyiliklerin en iyisi olup olmadığını kimse bilmiyor, ama güya başa gelebilecek en büyük kötülük olduğunu sandıklarından ondan korkuyorlar. Birinin bilmediği bir şeyi bildiğini sanması cehaletin en utanç verici türü değil midir?
Birinin bilmediği bir şeyi bildiğini sanması cehaletin en utanç verici türü değil midir?
Platon
Sayfa 47 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Artık ayrılma vakti geldi çattı, ben ölmeye, sizler de yaşamlarınızı sürdürmeye gidiyorsunuz. Hangisinin daha iyi olduğunu sadece Tanrı bilebilir
Platon
Sayfa 63 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sokrates'in Savunması
Baskı tarihi:
Mart 2021
Sayfa sayısı:
55
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057470898
Orijinal adı:
Συμπόσιο Σωκράτης - Απολογία
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Platon Yayınları
Yeterince iyi konuşmadığım için değil, yeterince küstah ya da yüzsüz olmadığım için ve size, duymaktan hoşlanacağınız şeyler duyurmadığım, yakınan, inleyip sızlanan, bana yakışmayacağını düşündüğüm bir sürü şey yapıp söyleyen bir Sokrates göstermediğim için hüküm giydim ben. Çünkü siz, başka suçlananlardan böyle şeyler duymaya alışıksınız. Ama ben, ne az önce tehlike korkusuyla özgür bir insana yakışmayacak şeyler yapmak gerektiğini düşündüm, ne de şimdi pişmanım, kendimi böyle savunduğum için. Kendimi böyle savunup ölmeyi, aşağılık şeyler yapıp yaşamaya yeğ tutarım.

Tüm zamanlar için bir dürüstlük, onur, yüreklilik dersi...

(...) Ünlü savunmasıyla, ölümün eşiğinde yaptığı bu uzun konuşmayla insanlığa bambaşka bir şey daha armağan ediyor Sokrates. Bütün o düşünsel sorunların, akıl yürütmelerin, sorgulamaların ötesinde, heyecanla okunan, eşsiz bir yazınsal metin ve bu metnin içinden yükselen, felsefeyle hiç ilgisi olmayan bir okuru bile heyecanlandıracak güzellikte bir insanlık, onur, yüreklilik dersi armağan ediyor. Öyle bir armağan ki bugün bile şaşırtıyor, ürpertiyor bizi. ...Ve biliyoruz ki bugün de tehlike geçmiş değil. Bugün ya da yarın, birimiz, herhangi birimiz, hepimiz, düşüncelerimiz, yazdıklarımız, şurada burada konuştuklarımız nedeniyle yargıçlar önüne çıkarılabiliriz, hapisle, ölümle tehdit edilebiliriz ve bir savunma hakkı verilirse eğer, yine o ünlü tümceyle başlamak zorunda kalabiliriz söze: Beni suçlayanlar üstünüzde ne izlenim bıraktı Atinalılar, bilmiyorum.

Kitabı okuyanlar 25,9bin okur

  • Ahmet Yula
  • Serkan akdağ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları