Son İmparatorluk Osmanlı (Osmanlıyı Yeniden Keşfetmek 2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.401
Gösterim
Adı:
Son İmparatorluk Osmanlı
Alt başlık:
Osmanlıyı Yeniden Keşfetmek 2
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752634909
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
'Osmanlı İmparatorluğu tarihin gerçek anlamdaki son üniversal, yani beynelmilel, cihanşümul imparatorluğudur. 
Akdeniz havzasındaki üç tarihî imparatorluktan birini kuranların torunları ve çocuklarıyız. Osmanlı nın tarihini, kimliğini bilmek ve anlamak kolay değil; bütün etrafımızı, yani yeryüzünün en esaslı uygarlıklarını tanımamız, incelememiz, Osmanlı nın kurumlarını, anlayışını, olaylara bakışını bilmemiz lazım. Osmanlı yı tanıdıkça, araştırdıkça, okudukça kendimizi daha çok sevecek ve tarihimize daha çok ısınacağız. 
Şüphesiz elinizdeki bu kitap da bu konuda okura yardımcı olma ve Osmanlı ya dair yeni ufuklar açma iddiasındadır.' 
- İlber Ortaylı 
Geçmişten geleceğe tarihî gelişmelere ışık tutarken, tarihin bıraktığı izleri irdeleyen İlber Ortaylı Osmanlı´yı keşfetmeye devam ediyor. Ortaylı, bu sefer okuru Osmanlı´yı 'son imparatorluk' yapan yönetim şekli, devletlerle olan ilişkileri, farklı kültürlere, dinlere yaklaşımı ve kurumlarıyla kısacası kendine özgü kimliğiyle keşfetmeye davet ediyor.
208 syf.
·20 günde·Puan vermedi
İlber Ortaylı üstadımızın Osmanlı Devleti, bazı padişahlarımız ve o dönemlerin yapısıyla ilgili çok değerli görüşlerini kişiler, sözler, kitaplar gibi örneklerle aktarmaya çalıştığı ve tarih bilgisinin ne kadar önemli olduğunu anlattığı bir yapıtıdır. Osmanlı Devleti'nin doğu-batı ilişkilerini kısaca özetler, eğitim ve normal hayattaki oryantasyon döneminden bahseder, kütüphane ve mimari gibi konulara da değinen İlber Ortaylı'nın okunması gereken bir kitabı olduğunu düşünüyorum. Tarihimizi öğrenmezsek geleceğimizi planlayamayız, hayat geçmişten dersler çıkararak güzelleşir, hatalarımızı tekrar ederek değil...
208 syf.
·8/10
Öncelikle şunu söylemek istiyorum; kitabı okurken, her sayfasında istisnasız İlber Ortaylı gözümde canlandı. Oturuşu, konuşma tarzı, ses tonu, hitabeti birebir gözümde canlandı. Sanki eline kalemi, kağıdı (veya her neyse) almamışta, karşısında biri var direk onun konuşmasını aynen not etmiş gibi. Ilber Ortaylı'yı dinleyenler, izleyenler daha iyi anlamıştır beni.

Velhasıl içeriğe gelecek olursam; Fatih Sultan Mehmet ve II. Abdülhamit'in kişiliğine yönelik açıklamalar, yorumlamalar yapmış, Lale Devri'nden bahsetmiş (3.Ahmet'ten değil direk Lale Devri'nden), Osmanlı'da haremden bahsetmiş, "öteki" kavramından, ahilik ve esnaflıktan, İstanbul mahallelerinden, matbaadan, kütüphaneden, Tanzimat aydınlarından (kısaca), Batılılaşma teriminden, Doğu Batı kültürü, oryantalizm, Bursa ve Edirne'nin öneminden, Osmanlı Avrupa ilişkilerinden, ve en fazla olarak ve en beğendiğim bölüm olarak milletimizin tarihe bakış açısıyla ilgili çok güzel eleştiri niteliğinde yorumlamalar yapmış.

Kitabı çok beğendiğimi söyleyemem açıkçası. Güzel bir üslupla yazılmış ama çok kısa kısa, çok detay bilgiler var daha fazla kitapta ve bu bilgilerle beraber sürekli yorumlamalar yapılmış bu da çok hoşuma gitmedi. Okuyucuya çok fazla düşünme, sorgulama imkanı sunmadan direk verilmiş yorumlamalar. Diğer bir eleştirim, kısa bölümlerden oluştuğu için bir arka sayfada ne var diye merak uyandırmıyor. Ve bu sebepten kitabı bitirmek biraz uzun sürebiliyor. Yine de İlber Hoca'nın dediği gibi, tarih bilmeden yorumlar yapmak gayriilmi ve tehlikelidir. Bu sebepten tarihimizi okuyalım, anlayalım... Herkese keyifli bol okumalar dilerim 🤗
208 syf.
İlber Ortaylı' nın okumuş olduğum ilk kitabı.
Kitap bana açıkçası biraz ağır geldi.
Söyleyişi tarzda yazılmasına rağmen anlamını bilmediğim çok kelime vardı.
Tarihle arası baya iyi olanlara tavsiye ederim.
208 syf.
·9/10
Tarih bilincinden başlayarak Osmanlıyı anlatan, 2.abdülhamid, fatih sultan mehmed'in siyasi kişiliklerini analiz ederek Osmanlı döneminde eğitim, ahilik, kütüphaneler, batılılaşma, oryantalizm, avrupa-rusya ile ilişkilerininin yazılmaya çalışıldığı bir kitap. Ilber Ortaylı bence güzel yerlere değinmiş. Kendisi birçok zaman eleştiri alsa da kıymetinin bilinmediğini düşünmekteyim. Bilgili olduğu tartışılamaz ama fikirleri saygılı bir şekilde oturup konuşulabilir diye düşünmekteyim okunması gereken bir kitap.
208 syf.
·17 günde
Ilber Ortaylinin ince elemelerinden geçmiş deliller ve vesikalarla gerçekten Osmanlı'ya ve Balkanlar'a yolculuk yapıyorsunuz. Engin tarih bilgisine bir daha hayran kaldım. Bildiğim ne çok yanlış varmış diye düşündüm. Okul kitaplarının ne kadar yetersiz olduğunu da gördüm.
Kitabı tavsiye ediyorum hele hele tarihe merakınız varsa.
208 syf.
"700 yıllık Osmanlı tarihi, Türk halkını oluşturan bir tarihtir. Bugünkü Türk halkını ve sadece Türk halkını değil, sınırlarımız dışında kalan Türk etnik gruplarının da tarihini içerir. Türk ulusunun tarihi, gerçekten çok uzun, acı, tatlı, onurlu olaylardan oluşan büyük bir tarih kitabıdır. " Tarihimizi bilmek, atalarımızı anlamak için okunmalıdır.
208 syf.
·Beğendi·10/10
"Osmanlılık kaynağı belirsiz bir ortaklık kültürüdür. Haleb'in tatlılarını Balkanlar'a; Balkanlar'ın mimari biçimini Doğu'ya; Farsçayı Sırpçaya, Rumcayı Arapçaya taşıyan tarihi bir dönemdir. Belgrad'ın ortasında Teraziye bulvarında gezerken vakti sorarsanız "yedn saat" diye cevap gelir. Mısır'da kibarlar birbirine "efendim" diye hitap ederler.( Efendi, orta Yunanca bir kelimedir)" İ.ORTAYLI

Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek kitabının devamı, enteresan ayrıntılarla örülü sohbet tadında keşif yolculuğu.
-Lale Devri, Halifelik, 2.Abdulhamid, Osmanlı'da Öteki, Harem, Batılılaşma, Oryantalizm, Payitaht Bursa, Matbaa ve Kütüphaneler
208 syf.
·Beğendi·9/10
Merhaba arkadaşlar. İlber Hocam gene oldukça sitemkar. Aslında bende. Geçmişi Düşünerek Anmalıyız, Osmanoğulları ve Halifelik, Tarih ve Osmanlı Tarihine Yaklaşım, Tarih Bilinci ve Osmanlıya Bakış ve Son İmparatorluk Osmanlı başlıklarında hep aynı konu üzerinde duruluyor aslında. Osmanlı’da bizim, bu tarihte bizim. Sakalınızı kesebilirsiniz ama yüzünüzü söküp atamazsınız. Yani ucuz tarihçiler gibi Osmanlıyı inkar edemezsiniz, görmezden gelseniz bile. Bu böyledir, bu tarih bizimdir. İnkar niye? Bunu yapınca elinize ne geçiyor? Bu yüzyılın son ve en büyük tarihçisi İlber Hoca’dan daha iyi olduğunuz bir tarih alanı varda biz mi duymadık? Anca tarih kitaplarında gördüklerini araştıramadan kopyalayıp sayfaları düzenli hale getirip paylaşırlar, ondan sonra da ben Tarihçiyim ayakları. Bu millet bunları yemez.
Türklüğü yalnızca Türkiye’de sanan, Türk olduğu için utanan, Türklük kelimesini elinden geldiğince küçük düşürmeye çalışıp kendileri küçük düşenler; bizim Tarihimiz çok büyüktür, sizi de yutar. Bizde Yahudi denilince akla Karaylar (bunlar hem Tevrat’ı kabul edip Talmut’u reddederler), Kırımçaklar (hem Tevrat hem Talmut kabuldür), Hristiyanlık ve Ortodoksluk denilince de Romanya, Moldova, Ukrayna ve tabii Bulgaristan’daki kardeşlerimiz aklımıza gelir. İslam denilince de zaten 1000 yıldır bu topraklarda onu da biz Türkiye yüceltiyoruz. İşte sadece Türkiye grubunu gören eksik tarihçiler ve sadece Müslüman grubu görüp kalanı dışlayan BOŞ grup bizim en büyük sorunumuz ve nedense bu eksikliler daha fazla okunuyor ve isim yapıyor. Hayret! İnsanların dilinden, dininden size ne? Özellikle DİN konusunda bir şey konuşun hemen “Harhorhurhoaa” diye üstünüze geliyorlar. Kardeşim, bir insanın DİN konusunda yargılanması kimin işi? Cevap: Allah. O halde siz bu yargılamayı yaparsanız kendinizi ona ortak yani dindeki büyük günahlardan ŞİRK koşmuş oluyorsunuz. Böyle deyince de hemen konu değişiyor. Herkes anca işine geldiği gibi, biz neyin ne olduğunu bilelim ama artık susmayalım. Bugün biz de Irak yahut Suriye ya da Uzak Doğu ülkelerinden birisi olsaydık, kim bizi kabul ederdi? Kültür Ortaklığı tamam ama Milletini unutmak yahut unutturmaya çalışmak Vatan Hainliğinden başka şey değildir, olamaz!
Gelelim bir diğer konumuza. 2. Abdülhamid. Koskoca Osmanlı’da kimseyle uğraşmazlar (bunlara şeker amca 5. Mehmed ve hiçbir varlığı olmayan 6. Mehmed dahildir.) ama Türklük düşmanı kim varsa bu adamla uğraşır. Yazık bizim gençlerimiz de sosyal medyadan gördüğü bilgiyi TARİH diye yutarak konuşur. Araştırın biraz. Kendine yazar diyen bir SÜRÜNGEN, böyle bir padişaha Kızıl Sultan diyebilecek kadar hadsiz. Hadi bakalım neler olmuş, bunların çoğu da kitapta yok. Enver Paşamız vardır bizim. Darbeden sonra özellikle savaş yılında geri gelir padişaha, el açar özürler diler, yaptığı yanlışın farkındadır. Araştırın da okuyun azcık. Ondan önce meclis kapatma olayı vardır ki zamanında Aydınlık olması lazım, bir gazete bu meclisi kapattı bunu mecliste anıyorlar falan diye ANIRMIŞTI. O meclisi kapattığında meclisteki yabancı sayısı Türklere oldukça eşitti hatta nüfus dağılımına göre ¼ oranından da hayli fazlaydı. Üstelik bunlar sürekli toprak ve bağımsızlık derdine düşmüşlerdi. Şuan meclisteki teröristlerin siyasi uzantısı gibi. Bir de neymiş tepki alırmışım böyle deyince. Benim en yakınım (2 çocukluk arkadaşım, 1 kuzenim ve tek kardeşim) şuan askerdeler. Bu vatan için. Bu soysuzlar ve onların tepkisinden mi çekineceğim! Bir de şu haber vardı. Osmanlı arazilerini kendi üzerine yapmış. Doğru yaptı. Dış borçlar ona gelene kadar fazlasıyla arttığından yabancı devletler milli gelir getiren yerlere el koyuyordu. Padişahın şahsi mallarına ise el koyamıyorlardı. Son padişah bile tahta çıkarken karşı devletler saygıdan dolayı bombayı kesmişlerdi hatırlayın. Osmanlı hep önemlidir yani. Her neyse bu mülkleri üzerine geçirdi ve onlara da el konulmasını engelledi. Ama işin içini araştırmak yerine sadece dışını haber yapmak kolay çünkü okumayan gençleri rahatlıkla kandırıp kendi tarihlerine düşman etmek o kadar basit ki. Yazık! Anlamadıkları da şu aslında. İşin siyasi ayağını bırakamıyorlar, alacakları bir başka model de yok. En eski toplumlardan birisiyiz. Yediremiyorlar. Bunlar kimliğindeki Türkiye Cumhuriyeti yazısından, Türkiye’den rahatsız olanlar, bu kadar net.
Burada işlenen ve Osmanlı için kötüleme sebeplerinden biri de ‘Harem’ ve bu konuda da gerçekten çok çekiyoruz. Anlamıyorum bir başkası sizi kötüler ama siz neden kendinizi kötülersiniz. Mesela dedenizi, babanızı yahut ağabeyinizi sevmeyebilirsiniz; bunu başkalarının yanında söyler misiniz? Ailenizi ve kendinizi küçük düşürür müsünüz? Peki yabancıların yapmaya çalıştığını bu vatanın öz evlatları neden onlardan daha iyi yapıyor? Yazıktır. Bakalım. “Hayırlı Kapılar Açan Allah’ım Bize de Hayırlı Kapılar Aç” yazısı. Bu yazı nerede? Bu yazı şimdiki gibi kızları soyup, makyajlayıp kendisine Hoca diyenlerle bir tutulabilir mi? Bunun adı Alçaklık, Omurgasızlık ve Sürüngenliktir. Tarihini beğenmezsin, geçmişini sevmezsin, İslama ve Türklüğe düşman da olabilirsin. Ya inkar? Var olan bir şeyi inkar etmek salaklık değil de nedir? Neyse.
Osmanlı dönemine ait Öteki kavramı, Ahilik, Mahalle ve Mezarlıklar, bana göre en önemli olaylardan biri olan Kütüphaneler, Tanzimat Aydınları, Batılılaşma Hareketleri ki başta eğitimde ve Oryantilizm konuları işleniyor.
Bunun yanında Doğu-Batı Kültür çatışmasından; Osmanlı’nın Avrupa ile İlişkileri ve Rusya İlişkilerine değinerek konumuzu bitiriyoruz. Böylelikle İlber Hocama ait son bir kitabım kaldı. Artık ondan sonra bu kadar tarih üstüne biraz farklı alanlara yönelip kafa dağıtma zamanımız gelmiştir diyebiliriz.
Şimdiden mutlu bayramlar dilerim, hepimizin bayramı kutlu olsun..
208 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
İlber Ortaylı bir tarih dehası. Birçok dile hakim olduğunu biliyoruz, bu kitabı okuyarak da bunu anlayabilirsiniz. Kitabın içinde bahsedilen kitapların adlarını hayatımda hiç duymamışımdır ama bu deha, hepsini orijinal dillerinde incelemiş ve bu kitapta kısaca bahsetmiştir. Anlaşılması çok güç bir kitap, bir tarih kitabı olarak fazla detayı var ve siz o detayların çoğunu daha önce hiç duymamışsınızdır. Yine de İlber Hocanın tecrübesinden faydalanmak güzel. Keyifli okumalar.
208 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bir mahallenin zengini o mahallenin fukarasını doyururdu. Çünkü söylediğimiz gibi mahalle sekenesi, mahalle halkı iktisadi durumuna göre değil, daha çok dini etnik kökenine göre buraya toplanırdı. Kenar semtine gittiğiniz zaman en fakir Rum da orada otururdu.

İlber Hoca'dan sohbet tadında Osmanlı...
208 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Timaş Yayınları'ndan okudum. İki kısıma ayrılmış olan kitabın ikinci kısmıydı. (Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek #2) Osmanlı hakkındaki duygularınız aşk ve nefret arasında gidip geliyor ve gri alana giremiyorsanız okumanızı tavsiye ederim. Oldukça bilgilendirici ve akıcı yazılmış bir kitap.
208 syf.
·6 günde·8/10
Son İmparatorluk Osmanlı; İlber Ortaylı’nın Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek kitabının devamı niteliğinde olan Osmanlı İmparatorluğu hakkında yapılmış bazı konuşmaların derlendiği kitabıdır.

İlber hocamız kitabında Osmanlı’yı tarihteki en büyük imparatorluk olarak kabul edilen Roma imparatorluğunun devamı niteliğinde III. Roma İmparatorluğu olduğu, Devleti imparatorluğa ulaştıran yönetim şekli, Osmanlı İmparatorluğunun zamanın da çağdaşı olduğu Batı ve Doğu devletleri arasında kurduğu ilişkiler ve bunların sonuçları, Osmanlı’nın içinde yaşayıp farklı ırklara farklı dillere farklı kültürlere farklı dinlere sahip olanların devletin ve kurumlarının nasıl bir yaklaşım sergilendiği, Osmanlı günümüzdeki hanedan torunlarının yeni yönetim şeklimiz olan cumhuriyete karşı nasıl hoşgörü ile davrandıklarını ve kendini bilmez bir kaç hanedan üyesinin de babalarından dedelerinden bir haber yaşadıkları, Osmanlı padişahlarından Gök Sultan Abdülhamid ve çağ kapatıp çağ açan Fatih Sultan Mehmed’in günümüzde bilinmeyen ve yanlış bilinenleri, Osmanlı’da en çok eleştirilen günümüzde yanlış bilgilerin havada uçuştuğu harem kurumu, İmparatorluğun başkentlerinden olan Bursa ve Edirne’nin Osmanlı dönemi zamanında önemi, Tanzimat aydınlarının ülkeye getirdikleri yenilikler yâda yaptığı yanlışlar, Batılılaşma lale devri ve Oryantalizm, Matbaa Kütüphaneler okuma yazma oranı neden düşük olduğunu bunların yerine nelerin yapıldığını ve benzeri konular hakkında bizlere bilgiler sunmuştur.

Öncelikle okumayı düşünenler için İlber hocanın kitaplarındaki yazım tarzına alışkın değilseniz zorlanabilirsiniz kitapta yüzlerce devrik cümle ve bilinmeyen terimlerle dolu yayınevindeki editörler bu devrik cümleleri düzeltmeyi bile akıl etmeden yayımlamışlar. Bu kitabı çırpıda okumaya çalışmadan araştırarak zevkini çıkartarak okumanızı tavsiye ederim. Keyifli Okumalar
Osmanlı'yı tartışmak bir kere gayrı ilmi bir davranıştır. Aklı başında insanlar bunu yapmazlar. Tarihin bir dönemini çıkarmak mantığa uymaz.
18. Yüzyılın cami, sebil, namazgah ve hatta Selimiye Kışlası gibi büyük barok binaları lalelerle süslendi. Bu devrin adı lale olsa da olmasa da güzelliğin yayıldığı, zarafetin yerleştiği bir TÜRK asrıdır.
Bugün karışan Doğu dünyasında uluslar sorununun kökleri Osmanlı devrine gidiyor. Çözümsüzlükler kadar çözüm ümidi de
Osmanlı döneminde yatıyor.
İlber Ortaylı
Sayfa 12 - Timaş Yayınları
Bir toplumda en hakiki sınıf ayrımı zannedildiği gibi gelirden veya verilen geçici mevkiden çok, insanların aldığı eğitimle ortaya çıkar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Son İmparatorluk Osmanlı
Alt başlık:
Osmanlıyı Yeniden Keşfetmek 2
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752634909
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
'Osmanlı İmparatorluğu tarihin gerçek anlamdaki son üniversal, yani beynelmilel, cihanşümul imparatorluğudur. 
Akdeniz havzasındaki üç tarihî imparatorluktan birini kuranların torunları ve çocuklarıyız. Osmanlı nın tarihini, kimliğini bilmek ve anlamak kolay değil; bütün etrafımızı, yani yeryüzünün en esaslı uygarlıklarını tanımamız, incelememiz, Osmanlı nın kurumlarını, anlayışını, olaylara bakışını bilmemiz lazım. Osmanlı yı tanıdıkça, araştırdıkça, okudukça kendimizi daha çok sevecek ve tarihimize daha çok ısınacağız. 
Şüphesiz elinizdeki bu kitap da bu konuda okura yardımcı olma ve Osmanlı ya dair yeni ufuklar açma iddiasındadır.' 
- İlber Ortaylı 
Geçmişten geleceğe tarihî gelişmelere ışık tutarken, tarihin bıraktığı izleri irdeleyen İlber Ortaylı Osmanlı´yı keşfetmeye devam ediyor. Ortaylı, bu sefer okuru Osmanlı´yı 'son imparatorluk' yapan yönetim şekli, devletlerle olan ilişkileri, farklı kültürlere, dinlere yaklaşımı ve kurumlarıyla kısacası kendine özgü kimliğiyle keşfetmeye davet ediyor.

Kitabı okuyanlar 249 okur

  • Ünsal YÜREK
  • Nuray Aydın
  • Serpil korkmaz
  • Oğuzhan Sönmez
  • Tuğçe Nur Esra
  • Cahil
  • Küçük Düşünür
  • Neslihan Bekar
  • Gülerr
  • Beren Turna Kahraman

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%1.7
18-24 Yaş
%28.8
25-34 Yaş
%33.9
35-44 Yaş
%24.6
45-54 Yaş
%6.8
55-64 Yaş
%3.4
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%32.8
Erkek
%67.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.9 (11)
9
%21.5 (14)
8
%40 (26)
7
%15.4 (10)
6
%4.6 (3)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%1.5 (1)