Son Peygamber Hazreti Muhammed (4 Cilt Takım)

·
Okunma
·
Beğeni
·
964
Gösterim
Adı:
Son Peygamber Hazreti Muhammed
Alt başlık:
4 Cilt Takım
Baskı tarihi:
1997
Sayfa sayısı:
1691
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitabevi Yayınları
Baskılar:
Son Peygamber Hazreti Muhammed
Son Peygamber Hz. Muhammed
Kitabı yazarken sözü kısa tutmaya özen gösterdim. Ne kadar ayrıntıya girilirse de, bu konuda istenilene ve peygamberimizin yüceleğine ulaşmak mümkün değildir. Bu sebeple gücümüz dahilinde sözü kısa tutmaya özen gösterdik. Ama yine sonuca ulaşmayıp bazı yerlerde sözü uzatmak zorunda kaldık. Bu benim gibi aciz birinin kudretinin üstündedir.
Muhammed Ebu Zehra
1691 syf.
Peygamber olarak gönderildikten sonra, Allah yolunda uğradıkları eziyetleri İslam kenti olan Medine-i Münevvere’nin ve iman devletinin kurulmasıyla sonuçlanmasını...

Hz. Peygamber’in; cihadını, şirki kökten söküp atmasını,davet yolunu açmasını, saldırılarını ve engelleri ortadan kaldırmasını, müminlere karşı yapılan fitneleri bertaraf etmesini,Peygamber efendimiz(s.a.v)engelleri ortadan kaldırınca İslam daveti engelsiz bir şekilde yoluna devam etmesine eza ve cefanın engeleyememesi Hudeybiye barışıyla sona ermesi...

"Muhammedi risaletin amacı islam davetini tebliğ etmekti. Yapılan savaşlarda bu daveti himaye etmek ve kafirleri, dinlerinden dolayı mü'minlere eziyet vermekten sakındırmaktı. Nitekim Mekke müşrikleri ile Şam Hıristiyanları mü'minlere, dinlerinden dolayı eziyet etmiş ve onları fitneye düşürmüşlerdi. Savaş asıl itibariyle meşru değildir. Ancak savunma ve islam davetini himaye etmek amacıyla yapılırsa meşruluk kazanır. Zaten savaşın ilk ve bizzat maksadı da budur."


Hudeybiye barışı ile müşrikler, artık müminlere bir şey yapamayacaklarını anlamışlar ve onları yenmekten umutlarını kesmişlerdi. Mü’minlerle savaşmaktan aciz kalmışlardı. Arap Yarımada sında söz, imanın olmuş, İslam çağrısı her tarafa yayılır hale gelmişti...



Hudeybiye barışından sonraki dönemi anlatılmıştır.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Arap müşriklerinin yanında bir güç oluşturan yahudilerle mücadeleye başlamıştır. Örneğin Mûte savaşının ardından, artık şeytan Araplar arasında tapınılır bir mabud olmaktan umudunu kesmişti...


İslamiyet, Arap Yarımadasının çevresinde bilinmeye başlamıştı. Peygamber efendimiz mektuplar, elçiler ve seriyyeler göndererek İslamiyet’i etrafta yayarak bize bu dinin gereklerini yaşayışında ve bize örnek oluşuyla bir dinin nasıl etkisi olduğunu aktırır bizlere.

Örnek olarak:

"Selam veren bir kimseyi öldürmek doğru değildir. Çünkü İslamiyet, müslümanların sadece müdafaa savaşı vermelerine müsaade etmiştir. Barış isteyen kimseleri öldürmek caiz değildir. Bunu şu ayet-i kerimenin yüksek ifadelerinde de müşahede etmekteyiz:

Ey inananlar, Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayın, dinleyin, size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatini gözeterek: "Sen mü'min değilsin!" demeyin. Çünkü Allah'ın yanında çok ganimetler vardır. Önceden siz de öyle idiniz. Allah size lütfetti (imana geldiniz). O halde iyice anlayın (dinleyin, peşin hüküm vermeyin). Çünkü Allah yaptıklarınızı haber almaktadır." (Nisa: 94)

Bu ayet-i kerime, Mecşem bin Cüsame'nin Amir bin Azbat'ı öldürdüğü esnada nazil olmuş ve Peygamber efendimiz Amir'in öldürülmesinden dolayı üzüntü duyarak: 'Allah'ım Mecşem'i bağışlama" demişti. Çünkü Mecşem, haksız yere bir adamı öldürmüştü. Cenab-ı Allah, kulların hukukuna tecavüz eden kimsenin günahını bağışlamaz. Başkalarına tecavüz eden kimseyi affetmez.

Amir oğullarının lideri Uyeyne bin Bedir, haksız yere Öldürülen Amir bin Azbat'ın kan bedelini talep etmişti.
İfadelerden anlaşıldığına göre bu kan bedelini talep etmesi, Huneyn gazvesine kadar geciktirilmişti. Peygamber efendimiz onun bu talebini uygun görerek elli deve vermek teklifinde bulunmuştu. Medine-i Münevvere'ye döndükten sonra elli deveyi vereceğini söylemiş, Amir bu teklifi önce reddetmiş, ancak bilahare kabul etmişti. Peygamber efendimiz bu diyeti müslümanların Beytü'l-Mal'mdan ödemişti. Bu da yardımlaşmanın en mükemmel bir örneğini teşkil ediyordu. Ayrıca böyle yapmakla haksız yere adam öldürmelerin önüne geçilmiş oluyordu. Maktulün müslüman olmadığı sabit olmakla birlikte Peygamber efendimiz diyetini yine de ödemişti."


Son olarak bu kitabı pdf formatında okudum sayfası sayısı azdı o yüzden sayfayı güncellemedim.Hem dikkatimi çekti bazı eksikleri vardı. Misal bir savaş anlatıyor olaylar üzerinden Hz. Peygamberden hadis verilecek ya o kaynak yoktu... Bazı kısa anlatılmış gerçi kendisi bahsetmiş zaten uzatmaya gerek olmadığını...Kitapta kısa olsa güzel bilgiler var. Bir de unutmadan savaş var tarih yok. Yine de okumakta fayda var...


Evet şu duayla bitireyim size...

'Allahım taksiratımızı bağışla. Kusurlu olduğumuzdan dolayı bu taksirat meydana gelmiştir. Biz yücelik iddiasında değiliz. Biz hakikatlerin peşine düşmüşüz. Sana yaklaşmayı talep ediyoruz. Yücelik iddiasında bulunmak, bizim gücümüzün üstündedir. Kapasitemizi aşar sen buyurmuşsun ki senin sözün doğrudur: "Allah hiç kimseye gücünün üstündeki şeyleri yükle-mez". Sen de gücümüzün üstündeki şeyleri bize yükleme, bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et.
Allah'ım efendimiz Muhammed'e olmuş ve olan şeyler sayısınca, kıyamete kadar meydana gelecek şeyler sayısınca selatü selam eyle ve ona bereketler ihsan eyle. Sen ne güzel yardımcısın, sen ne güzel dostsun,-sen muvaffakiyet verip doğru yola iletensin. Muvaffakiyetimiz ancak senin yardımınla olur. Gücümüz kadarıyla biz azmimizi biledik. Muvaffakiyeti senden diliyoruz. Senin vereceğin muvaffakiyet, uzağı yakın kılar ey merhamet edenlerin en merhametlisi!' (Amin ecmain).
Umretül kazanın, uzak duran kalpleri İslam'a yaklaştırmak, yabancıları İslam'ın prensipleriyle tanıştırmak, onları dostane bağlarla mü'minlere bağlamak için bir fırsat olduğunu söylemiştik. Dostluk ve merhamet davetçisinin çağrısına her ne kadar katı kalpli kimseler uymamışlarsa da hakka yapılan davet akıllı kimselerin gönüllerini etkilemişti. Bunlar İslam'ın yücelmekte olduğunu görmeye başlamışlardı. Bunu da kuvvet mantığıyla, hidayet mantığıyla, akıl mantığıyla anlamışlardı. Bulutlar dağılmış, hakikatler açık bir biçimde ortaya çıkmıştı. Bu gerçekleri anlayanlardan biri, hatta en başta geleni Halid bin Velid idi. İslam'a girdikten sonra gerçekten de İslam'ın kılıcı olarak adlandırılmıştı. Her ne kadar bela ve musibetler hususunda ilk mücahidlerin mertebesine ulaşamamışdıysa da İslam'ın kılıcı unvanını almıştı. Gerçekten de islam'ın ilk döneminde mücahidler büyük baskılarla karşılaşmışlardı. O sıralarda bütün kuvvetler müslümanların üzerine saldırıya geçmişlerdi.
Muhammed Ebu Zehra
Sayfa 19 - Kitabevi Yayınları, e-kitap
Resulullah (s.a.v.) efendimiz, Fedek'teki Mürre oğullarına otuz süvari ile birlikte Beşir bin Sad'ı gönderdi. Beşir, Mürre oğullarının davarlarını önüne katıp Medine'ye doğru yol almaya başladı. Arkasından ulaşan Mürre oğulları onlarla savaştılar ve beraberindeki arkadaşlarının tümünü Öldürdüler. Tek başına şiddetli bir savaş veren Beşir, nihayet Fedek'e sığınarak bir yahudiye konuk oldu. Yahudinin ona hıyanet etmemiş olması, gerçekten tuhaftır. Oradan da Medine-i Münevvere'ye döndü. Resulullah (s.a.v.) efendimiz öldürdükleri mü'minlerin Öcünü almak ve güçlerini kırmak için Mürre oğullarının üzerine bu defa da Galib bin Abdullah'ı gönderdi. Galib'in beraberinde, aralarında Üsame bin Zeyd ile diğerlerinin bulunduğu bazı sahabiler vardı. Bunlar, öldürülen müslümanların öcünü aldılar. Ancak Üsame bu arada Mürre oğullarından "La ilahe illallah Muhammedün resulullah" diyen bir adamı öldürmüştü. Anlatıldığına göre o, Mürre oğullarının müttefiki olan Mirdas bin Müheyki öldürmüştür. Mirdas, Üsame'nin kılıç çektiği esnada "La ilaha illallah" demiş. Ancak Üsame onu yine kötüleyip kınamış ve nihayet onu Öldürmüştü. Fakat yaptığına kendisi de pişman olmuştu. Medine'ye vardıklarında Peygamber efendimizin huzuruna çıktılar. Peygamber efendimiz, Üsame'ye: "Allah'tan başka ilah yoktur" diyen adamı nasıl öldürürsün?? diye çıkışınca Üsame: "Ya Resulullah o ölümden kurtulmak için La ilahe illallah" dedi" diye kendini savunmuştu. Ancak Resulullah yine ona kızarak şöyle demişti: "Ey Üsame! La ilahe illallah diyen adamı nasıl öldürürsün? "
Resulullah'ı hak ile gönderen Allah'a andolsun ki Resulullah bu sözü o kadar tekrarladı ki, sanki o güne kadar müslüman olmamıştım da bana çıkışıyordu. Fakat artık kendisine bu sözü verdim: "Artık La ilahe illallah diyen adamı asla öldürmeyeceğime dair Allah'a taahhüdde bulunuyorum."
Galib bin Abdullah, beraberindeki müzminlerle sefere devam ederek daha önce mü'minleri öldürenlerden Öc aldı. Güçlerini tamamen kırıncaya kadar peşlerine takıldı. Artık yer yüzünde fesat çıkaramayacak şekilde sindirdi. Gizlendikleri yerleri araştırdı. Mekke-i Mükerreme yakınlarına kadar vardı. Bedevileri te'dip edip düzeni sağladı.
Muhammed Ebu Zehra
Sayfa 8 - Kitabevi Yayınları,e-kitap
Mücahidlerle din düşmanlarının arasında geçen savaş hakkında bakınız cenab-ı Allah ne buyuruyor:

"Karşılaşan şu iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu, öteki de inkarcı (idi ki), bunlar o (müslüma)nları açıkça, gözleriyle kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Elbette bundan gözleri olanlar için bir ibret vardı." (Ali imran: 13)

Bu hadisede Cenab-ı Allah'ın şu ifadesinin gerçekleştiğini görüyoruz: Yirmi sabırlı müslüman ikiyüz düşmanı mağlup eder. Yüz sabırlı müslüman bin düşmanı mağlup eder. îman ve sabır kuvveti kendisinde mevcut olan sabırlı mü'min yüz düşmanı mağlup eder. Nitekim Mu'te savaşında üç bin mücahid, ikiyüz bin düşmanı mağlup etmiş ve Cenab-ı Allah'ın şu kavli şerifi gerçekleşmişti:

"Ey Peygamber, müminleri savaşa teşvik et. Eğer sizden sabreden yirmi kişi olsa, (onlar) ikiyüz (kafir) yenerler. Çünkü o kafirler, anlamaz bir topluluktur." (Enfal: 65) Gerçek olanda budur.

Mu'te savaşı, islam ordusunun Arap yarımadasından çıkıp Bizans hakimiyetinin hüküm sürdüğü topraklara girdikleri ilk savaştır. Sonuç bu şekilde de tahakkuk etmiş olsa, Allah'ın izniyle zafer, hakkın ordusuna nasib olmuştur.
Muhammed Ebu Zehra
Sayfa 33 - Kitabevi Yayınları, e-kitap
Çünkü bazı kimselerin, işlenen fiilleri seyretmeleri, duydukları sözlerden daha fazla etkilenmelerine vesile olur.
Muhammed Ebu Zehra
Sayfa 13 - Kitabevi Yayınları, e-kitap
Ancak kalplerini kin kemiren, cahiliyet güdülerinin etkisinde kalarak önlerine bakmayan, aksine arkalarına bakan kimseler İslama meyletmediler.
Necaşi: "Yazıklar olsun sana ey Amr! Evet ben onun Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğuna şe-hadet ediyorum. Son sözümü dinle de hemen ona tabi ol. Çünkü vallahi o muhakkak hak üzeredir ve kendisine karşı koyan herkesi yenecektir. Musa peygamberin, Firavun'a ve ordusuna galip geldiği gibi o da galip gelecektir!" dedi.
Muhammed Ebu Zehra
Sayfa 24 - kitabesi Yayınları, e-kitap

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Son Peygamber Hazreti Muhammed
Alt başlık:
4 Cilt Takım
Baskı tarihi:
1997
Sayfa sayısı:
1691
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitabevi Yayınları
Baskılar:
Son Peygamber Hazreti Muhammed
Son Peygamber Hz. Muhammed
Kitabı yazarken sözü kısa tutmaya özen gösterdim. Ne kadar ayrıntıya girilirse de, bu konuda istenilene ve peygamberimizin yüceleğine ulaşmak mümkün değildir. Bu sebeple gücümüz dahilinde sözü kısa tutmaya özen gösterdik. Ama yine sonuca ulaşmayıp bazı yerlerde sözü uzatmak zorunda kaldık. Bu benim gibi aciz birinin kudretinin üstündedir.
Muhammed Ebu Zehra

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • Büşra A.
  • Cebrail Gözen
  • Tolga Temir
  • Miniktosbaa
  • Ümmühan Ketenci
  • Rumeysa Dalmış

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%0
8
%50 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0