Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba

·
Okunma
·
Beğeni
·
492
Gösterim
Adı:
Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba
Baskı tarihi:
Haziran 2010
Sayfa sayısı:
164
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755704630
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayınları
Baskılar:
Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba
Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba
“Sonbahardı, hava birazdan patlayacaktı, hava kararmıştı iyice, bulutlar boşaldı. Islak ayaklarının bastığı yollar ıslandı bir anda. Camdan akşamı izleyen kadınlar perdelerini çekip içeriye kaçtılar. Evlerin ışıkları yandı. (…) Meyhanenin önünde içenler hızla taşıdılar rakılarıyla mezelerini içeri, tek bir rakı bardağı kaldı masada, onun sahibi yağmur başladığında orada değildi ve rakının içine düşen yağmur damlaları denizi anason kokusuyla doldurdu.”

Türk edebiyatının genç kalemleri arasında adından söz ettiren bir isim Ferhat Uludere. Özellikle “taşra sıkıntısı”nı anlatmadaki başarısı, genç kuşak yazarlar arasında onu farklı bir yere koyuyor. Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba’da da yazar, yine “taşra” izleğinin peşinde kasabadan gidememişleri, gitseler de ondan kopamamışları anlatıyor.

Feryat’la Hazan’ın aşkı çevresinde örülen kasaba halkının, balıkçıların, tutunamamışların öyküleriyle roman, her sayfada derinliğini artırıyor. Gözyaşlarıyla beslenen denizin kokusu, efsanevi denizkızlarının ardı sıra giden balıkçıların ruhlarının izi bütün sokakları dolduruyor. Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba, dünyanın tam ortasında ama ondan kopuk bir gezegen gibi hissettiren taşra coğrafyasının hüznünü taşıyor.

Sahil kasabalarının kendine has bir ruhu, konuşmadan anlattığı öyküleri, özlemini çektiği uzak ülkeleri vardır. Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba’nın alkolden başka memleketi olmayan sakinleri de kendilerini hep anason kıyılarına vuruyor…
164 syf.
·2 günde
Kitap fuarında stant görevlisinin tavsiyesi üzerine almıştım. Ama bu kadar karamsar bir kitap beklemiyordum. Başlangıçta sahil kasabasında yaşayan insanların o içten hisleri, şehirde tadamayacağımız güzelliklerin farkına varan samimiyetlerini okuyacağımı sanıyordum. Ancak bir anda gamlı bir hava hakim oldu.

Karakterler fazla ve her birinin yaşadığı kırgınlıklar, hüzünler oldukça edebi bir dille anlatılmış. Özellikle deniz ve insan birlikteliğini güzel ilişkilendirmiş yazar. Zaman zaman gerçeklikten kopuyorsunuz. İki âlemde geçiyor olaylar. Neredeyse her karakterin denize doğru bir kayboluş hikâyesi var. Bu anlamda bana biraz Gölgesizler'deki o puslu kurguyu anımsattı. Ama tabii ki üslup olarak Hasan Ali Toptaş'ın hakkını vermek gerekir.

Biraz efsane tadında, zaman zaman sizi huzursuz edecek ama akıcılığıyla bir çırpıda okuyabileceğiniz farklı bir kitap, tavsiye ederim.
176 syf.
·1 günde·8/10 puan
Kitap Yorumu//Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba-Ferhat Uludere
.
Hayalle gerçeğin arasına sıkışıp kalmış metruk bir ev... Balıkçıların gözyaşlarıyla beslenmeyi alışkanlık haline getirmiş bir deniz ve sonbaharda sarhoş bir kasaba… Feryat’la Hazan’ın aşkı etrafında kasabalıların, balıkçıların, güzelliğini lanet gibi boynunda taşıyanların, sadece ölmek için içenlerin ve kaybedenlerin öyküsü.
.
Kitap karamsar bir havada ilerliyor. Fantastik ve bilinmeyen ögeler fazlasıyla var. İlk başlarda konu tam oturmuyor kafada, ne oluyor?, ne olacak? diye ikilemde kalabiliyorsunuz. Fakat sonlarda konunun mantığı kurgusal olarak oturuyor ve tüm sorulara sonunda cevap bulabiliyorsunuz. Kaotik hislerin anlatırdığı tarzda kitapları sevenler bu kitabı seveceklerdir.
164 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10 puan
Bazi kitaplar vardir asiri gercekligi ile bizi sarsar.Ben kitabi okurken kitaptaki karakterler ve onlarin hislerini tamamen hissettim.Icerikte bir kasabadaki farkli insanlarin birbiriyle baglantili farkli hikayeleri anlatiliyor.Tesekkurler Ferhat...
Her şeyi unuttular sonra. Unutmak zorundaydılar, çünkü kasabalar aşkları, sevinçleri, inançları ve umutları büyütürken lanetleri de çoğaltır. Hep böyle yapmışlardır ve bu kural da değişmeyecektir...
Evin içinde sadece gerekli olan eşyalar vardı. Sadece yetecek kadar kitap, yetecek kadar kalem, yetecek kadar yatak, yetecek kadar yorgunluk, yetecek kadar hüzün, yetecek kadar haz, yetecek kadar ayrılık ve sadece yetecek kadar temiz hava vardı içerde.
Ferhat Uludere
Sayfa 19 - Yitik Ülke Yayınları
Öptüğü sese baktı. Bedenini dolaşan dudaklardan çıkan sese... Esrarlı sigarayla kendinden geçişine baktı. Babasından sonra tanıdığı ilk erkeğe baktı. Ona kadın olduğunu söyleyen ilk erkeğin sesine.
Ferhat Uludere
Sayfa 22 - Yitik Ülke Yayınları
Günler rahvan sekişli bir atın sırtında hızla ilerlerken İdris emeklemeye başladı, sonra ilk adımını attı. Büyüdü İdris, büyürken cinlerle oynadı. Ruhlar âleminin çocuklarıyla oradan oraya koşturdu ve başka bir âlemin olacagını aklına bile getirmedi.
Ferhat Uludere
Sayfa 42 - Yitik Ülke Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba
Baskı tarihi:
Haziran 2010
Sayfa sayısı:
164
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755704630
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayınları
Baskılar:
Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba
Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba
“Sonbahardı, hava birazdan patlayacaktı, hava kararmıştı iyice, bulutlar boşaldı. Islak ayaklarının bastığı yollar ıslandı bir anda. Camdan akşamı izleyen kadınlar perdelerini çekip içeriye kaçtılar. Evlerin ışıkları yandı. (…) Meyhanenin önünde içenler hızla taşıdılar rakılarıyla mezelerini içeri, tek bir rakı bardağı kaldı masada, onun sahibi yağmur başladığında orada değildi ve rakının içine düşen yağmur damlaları denizi anason kokusuyla doldurdu.”

Türk edebiyatının genç kalemleri arasında adından söz ettiren bir isim Ferhat Uludere. Özellikle “taşra sıkıntısı”nı anlatmadaki başarısı, genç kuşak yazarlar arasında onu farklı bir yere koyuyor. Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba’da da yazar, yine “taşra” izleğinin peşinde kasabadan gidememişleri, gitseler de ondan kopamamışları anlatıyor.

Feryat’la Hazan’ın aşkı çevresinde örülen kasaba halkının, balıkçıların, tutunamamışların öyküleriyle roman, her sayfada derinliğini artırıyor. Gözyaşlarıyla beslenen denizin kokusu, efsanevi denizkızlarının ardı sıra giden balıkçıların ruhlarının izi bütün sokakları dolduruyor. Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba, dünyanın tam ortasında ama ondan kopuk bir gezegen gibi hissettiren taşra coğrafyasının hüznünü taşıyor.

Sahil kasabalarının kendine has bir ruhu, konuşmadan anlattığı öyküleri, özlemini çektiği uzak ülkeleri vardır. Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba’nın alkolden başka memleketi olmayan sakinleri de kendilerini hep anason kıyılarına vuruyor…

Kitabı okuyanlar 25 okur

  • Salih Yalçın
  • marmolant
  • Fatma T.
  • Son Ay
  • Mustafa daglı
  • YelizD.
  • Haymatlos
  • Dilara Türközü
  • merve
  • Ben Skoer

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%7.7 (1)
9
%0
8
%30.8 (4)
7
%15.4 (2)
6
%7.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0