Sophokles'ten Stoppard'a İroni ve Dram Sanatı

·
Okunma
·
Beğeni
·
128
Gösterim
Adı:
Sophokles'ten Stoppard'a İroni ve Dram Sanatı
Baskı tarihi:
Ekim 2005
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759204020
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Deniz Kitabevi
Aslında bir doktora tezi olan bu kitap, belli bir meseleye odaklanmanın bütün zaaflarını taşıyor olmalı. Bilineni tekrarlamakta sakınca yok; kişi bir şeye "nişan aldı" mı, bir gözünü yumuyor. Akademik eğitimini Türkiye'de ve tiyatro sanatı üzerine alan bir araştırmacı bu türden bir çalışmayı kitaplaştırırken bir tek noktadan hareket edebilir herhalde: Tiyatro alanında Türkçe'de yayınlanmış kuramsal çalışmaların nicelik açısından sergiledikleri yetersizliği.

Tanzimat'ın ve onu hazırlayan koşulların sonucu olarak batıdan ithal edilmiş bulunan haliyle tiyatro sanatı ya da "Batı Tarzı Tiyatro" bir uygulama alanının ithali kadar onun belki de yazınsal ve kılgısal arşivinden daha geniş yer tutacak bir kuramsal alanın da ithalini kaçınılmaz kılmaktadır. Oysa bu alanda Türkçe'ye kazandırılmış metinlerin sayısı da onlarla ifade edilebilecek durumdadır ve bu çalışma bu boşluğa atılmış bir çakıl taşıdır. Tiyatro bölümlerinde yapılan pek çok yararlı çalışma, bir iki yayınevi dışında bu konuda kitap "basmak" istemeyen yayın piyasasının ilgisizliği ve çalışmaları yapanların zaman içinde o çalışmanın ötesine geçerek artık çalışmayı -belli bir alçakgönüllükle- basılmaya değer bulmayışı gibi nedenlerle belli kurumların raflarında çürümeye terk ediliyor. Bu çalışmayı yeniden yapmam mümkün olsaydı neler ekleyebileceğimi, neleri değiştirebileceğimi düşünmekten kendimi alamasam da, her yıl onlarca öğrencinin ve araştırmacının tezler yazdığı, bölümlerin akademik dergiler çıkardığını düşündüğümde bu kitaplaştırma işini daha fazla "ertelemeyi" doğru bulmadım. Hiç değilse kaynakçasıyla bu alanda çalışacak olanların işini kolaylaştırmanın önemli olduğunu kendime tekrar ede ede sonunda kitap fikrine ikna oldum.

Kitabın Giriş bölümü ironi kavramının özellikle de tiyatro dışındaki kullanım alanları, yapılmış tanımlamaları ve tanımlar tarihi üzerine odaklanıyor. Sonraki iki bölümde ise modern sonrasına kadar gelişen dramatik metinlerde ironinin ne tür stratejilerle gerçekleştirildiği üzerinde duruluyor. Üçüncü bölüm ilk iki bölümde çerçevelenen kavramsal içeriğin Tom Stoppard'ın oyunlarına nasıl yansıdığını ele alıyor. Bu bölümde söz edilen oyunların tamamı bugün artık Türkçe'ye kazandırılmış durumda. Bu nedenle bu oyunlarla birlikte okunabilecek üçüncü bölümün okur için yararlı olabileceğine inanıyorum. Bu oyunların tümünün çevrilmiş olması bu çalışmanın yaygınlaşabilmesi için gerekli zemini sağlamıştır, bu nedenle de kendimi şanslı hissediyorum. Kitap Tom Stoppard'ın oyunlarını sahneleyecek tiyatro uygulamacıları için bir dramaturgi kaynağı olarak kabul edilebilir diye düşünüyorum.

Tom Stoppard'ın yetmişli yılardan beri tiyatro dünyasında yaratmış olduğu "heyecan fırtınası" bugün artık dinmiş görünse de, örneğin bir Rosencrantz ve Guildenstern Öldülermetniyle karşılaşan okurun ve tiyatro uygulamacılarının hala belli bir heyecan duyduğunu gözlemleyebiliyorum. Ben de Tom Stoppard'ın oyunlarını ironi çalışmasının uygulama alanı olarak seçerken böyle bir heyecanla başlamıştım. Bu oyunları tekrar tekrar okurken duyduğum heyecan doğal olarak azaldı; çalışmanın sonunda geldiğim noktada Stoppard'ın parıltısı kadar "cakasını", teknik hünerleri kadar "ayak oyunlarını", "çalımlarını"da görmeye başladım. Avrupa'da da, Amerika'da da "Dün gece Stoppard seyrettik" demenin kişiye "kazandırdığı" entelektüel kimliğin bu metinler tarafından kasıtlı bir biçimde üretildiğini gördükçe bütün bunların arkasında ne olduğunu anlama isteğim arttı. Stoppard'a ayrılmış bölümün sonlarına doğru bu "derin" oyunların "art alanını" göstermeye çalıştım.

Kitaplaştırılma aşamasında çalışmayı gözden geçirirken doktora tezlerine has olduğunu düşündüğüm mesafeli ve nesnel dilin zaman zaman anlamayı güçleştirdiğini fark ettim, bunların bir kısmını değiştirdim ama bundan fazlası bütünüyle bir yeniden yazmayı gerektiriyordu, doğrusu o kadarına cesaret edemedim. Yine alışılageldik bir teknik olarak her bölümün sonunda o bölümde söylenenlerin özetlenmesi yönteminin bir tekrar hissi yarattığını gördüm ancak bu alanda eğitim alan öğrenciler açısından yararlı olduğunu düşündüğüm için söylenilenin iyice vurgulanması uğruna bütünselliği feda etmeyi göze alarak bu bölümleri genellikle olduğu gibi korudum. Yine bu çalışma kaleme alınırken henüz çevrilmemiş oyunlara yapılan atıfları İngilizce basımlarındaki sayfa numaraları ve kendi yaptığım çevirileriyle korumayı seçtim; aksi takdirde bütünlüğün bozulması gibi bir tehlike doğacaktı. Kibirden değil de pratik nedenlerle çevirilerine yer vermediğim "Stoppard çevirmenleri"ne özür borçluyum.

Görebildiğim zaaflarından ve teknik aksaklıklarından söz ettiğim bu çalışma batı tiyatrosuna biraz daha yakından bakmayı hedefliyor. Öte yandan bu tür çalışmalar en azından benim kişisel deneyimimde, yerli oyun yazarlarının başlangıçta Batı'dan kopyalayarak sonrasında kaçınılmaz olarak kendi kültürel işaretleriyle harmanlayarak yarattıkları yeni dramatik ve teatral terkibi içinde Türkiye tiyatrosunu anlamanın ve bu tiyatro üzerine yazmanın alfabesini zenginleştiren bir ufuk genişlemesi anlamına da geliyor. Teori ve pratik arasındaki -diyalektik- ilişki, her teorik açılımın ya da açılım çabasının özünde "yapmak"la ilgili olan bir sanatın hanesine yazılacağının da garantisi olarak kabul edilmeli.

Bu "Önsöz" Ahmet Mithad'ın "Karı Koca Masalı"na dönüşmeden bir yerde son bulmalı. Son olarak uzun süren eğitim hayatımda beni hep destekleyen aileme, yazı çizi işleri yüzünden ihmal ettiğim halde beni terk etmeyen bütün dostlarıma ve tabii eşime, yokluğuyla bu doktora tezini mümkün kılan, varlığıyla içimi aydınlatan oğluma, bana yol gösteren ve bugün birlikte çalışma şansını bulduğum bütün hocalarıma ve meslektaşlarıma -bir daha fırsat olmaz korkusuyla burada teşekkür ediyorum. Arkadaşım ve yayıncım Ayhan Yurtoğlu'nun teklifi ve cesaretlendirmesi olmadan bu kitap olmazdı; sağolsun. Beliz GüçbilmezEkim 2005

Bu kitap ele aldığı ironi kavramının hem felsefe alanında,hem de oyun metinlerinde,tarih boyunca nasıl kullanıldığı ve dönüştürüldüğü sorusuna yanıt arayan bir çalışmadır.Özellikle de modern sonrasında başvurulan bir dramatik araç olarak "yeni ironi"nin örnekleri Tom Stoppard`ın oyunları ile örneklenmektedir.Bu anlamda kitap,kuramsal bir çalışma olduğu denli,pratik tiyatro uygulamaları için bir dramaturgi kaynağı olarak da değerlendirilebilir.Sophokles`ten Stoppard`a İroni ve dram sanatı tiyatro öğrencileri,araştırmacıları ve uygulamacıları için bir başvuru kaynağı olarak tasarlanmıştır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sophokles'ten Stoppard'a İroni ve Dram Sanatı
Baskı tarihi:
Ekim 2005
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759204020
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Deniz Kitabevi
Aslında bir doktora tezi olan bu kitap, belli bir meseleye odaklanmanın bütün zaaflarını taşıyor olmalı. Bilineni tekrarlamakta sakınca yok; kişi bir şeye "nişan aldı" mı, bir gözünü yumuyor. Akademik eğitimini Türkiye'de ve tiyatro sanatı üzerine alan bir araştırmacı bu türden bir çalışmayı kitaplaştırırken bir tek noktadan hareket edebilir herhalde: Tiyatro alanında Türkçe'de yayınlanmış kuramsal çalışmaların nicelik açısından sergiledikleri yetersizliği.

Tanzimat'ın ve onu hazırlayan koşulların sonucu olarak batıdan ithal edilmiş bulunan haliyle tiyatro sanatı ya da "Batı Tarzı Tiyatro" bir uygulama alanının ithali kadar onun belki de yazınsal ve kılgısal arşivinden daha geniş yer tutacak bir kuramsal alanın da ithalini kaçınılmaz kılmaktadır. Oysa bu alanda Türkçe'ye kazandırılmış metinlerin sayısı da onlarla ifade edilebilecek durumdadır ve bu çalışma bu boşluğa atılmış bir çakıl taşıdır. Tiyatro bölümlerinde yapılan pek çok yararlı çalışma, bir iki yayınevi dışında bu konuda kitap "basmak" istemeyen yayın piyasasının ilgisizliği ve çalışmaları yapanların zaman içinde o çalışmanın ötesine geçerek artık çalışmayı -belli bir alçakgönüllükle- basılmaya değer bulmayışı gibi nedenlerle belli kurumların raflarında çürümeye terk ediliyor. Bu çalışmayı yeniden yapmam mümkün olsaydı neler ekleyebileceğimi, neleri değiştirebileceğimi düşünmekten kendimi alamasam da, her yıl onlarca öğrencinin ve araştırmacının tezler yazdığı, bölümlerin akademik dergiler çıkardığını düşündüğümde bu kitaplaştırma işini daha fazla "ertelemeyi" doğru bulmadım. Hiç değilse kaynakçasıyla bu alanda çalışacak olanların işini kolaylaştırmanın önemli olduğunu kendime tekrar ede ede sonunda kitap fikrine ikna oldum.

Kitabın Giriş bölümü ironi kavramının özellikle de tiyatro dışındaki kullanım alanları, yapılmış tanımlamaları ve tanımlar tarihi üzerine odaklanıyor. Sonraki iki bölümde ise modern sonrasına kadar gelişen dramatik metinlerde ironinin ne tür stratejilerle gerçekleştirildiği üzerinde duruluyor. Üçüncü bölüm ilk iki bölümde çerçevelenen kavramsal içeriğin Tom Stoppard'ın oyunlarına nasıl yansıdığını ele alıyor. Bu bölümde söz edilen oyunların tamamı bugün artık Türkçe'ye kazandırılmış durumda. Bu nedenle bu oyunlarla birlikte okunabilecek üçüncü bölümün okur için yararlı olabileceğine inanıyorum. Bu oyunların tümünün çevrilmiş olması bu çalışmanın yaygınlaşabilmesi için gerekli zemini sağlamıştır, bu nedenle de kendimi şanslı hissediyorum. Kitap Tom Stoppard'ın oyunlarını sahneleyecek tiyatro uygulamacıları için bir dramaturgi kaynağı olarak kabul edilebilir diye düşünüyorum.

Tom Stoppard'ın yetmişli yılardan beri tiyatro dünyasında yaratmış olduğu "heyecan fırtınası" bugün artık dinmiş görünse de, örneğin bir Rosencrantz ve Guildenstern Öldülermetniyle karşılaşan okurun ve tiyatro uygulamacılarının hala belli bir heyecan duyduğunu gözlemleyebiliyorum. Ben de Tom Stoppard'ın oyunlarını ironi çalışmasının uygulama alanı olarak seçerken böyle bir heyecanla başlamıştım. Bu oyunları tekrar tekrar okurken duyduğum heyecan doğal olarak azaldı; çalışmanın sonunda geldiğim noktada Stoppard'ın parıltısı kadar "cakasını", teknik hünerleri kadar "ayak oyunlarını", "çalımlarını"da görmeye başladım. Avrupa'da da, Amerika'da da "Dün gece Stoppard seyrettik" demenin kişiye "kazandırdığı" entelektüel kimliğin bu metinler tarafından kasıtlı bir biçimde üretildiğini gördükçe bütün bunların arkasında ne olduğunu anlama isteğim arttı. Stoppard'a ayrılmış bölümün sonlarına doğru bu "derin" oyunların "art alanını" göstermeye çalıştım.

Kitaplaştırılma aşamasında çalışmayı gözden geçirirken doktora tezlerine has olduğunu düşündüğüm mesafeli ve nesnel dilin zaman zaman anlamayı güçleştirdiğini fark ettim, bunların bir kısmını değiştirdim ama bundan fazlası bütünüyle bir yeniden yazmayı gerektiriyordu, doğrusu o kadarına cesaret edemedim. Yine alışılageldik bir teknik olarak her bölümün sonunda o bölümde söylenenlerin özetlenmesi yönteminin bir tekrar hissi yarattığını gördüm ancak bu alanda eğitim alan öğrenciler açısından yararlı olduğunu düşündüğüm için söylenilenin iyice vurgulanması uğruna bütünselliği feda etmeyi göze alarak bu bölümleri genellikle olduğu gibi korudum. Yine bu çalışma kaleme alınırken henüz çevrilmemiş oyunlara yapılan atıfları İngilizce basımlarındaki sayfa numaraları ve kendi yaptığım çevirileriyle korumayı seçtim; aksi takdirde bütünlüğün bozulması gibi bir tehlike doğacaktı. Kibirden değil de pratik nedenlerle çevirilerine yer vermediğim "Stoppard çevirmenleri"ne özür borçluyum.

Görebildiğim zaaflarından ve teknik aksaklıklarından söz ettiğim bu çalışma batı tiyatrosuna biraz daha yakından bakmayı hedefliyor. Öte yandan bu tür çalışmalar en azından benim kişisel deneyimimde, yerli oyun yazarlarının başlangıçta Batı'dan kopyalayarak sonrasında kaçınılmaz olarak kendi kültürel işaretleriyle harmanlayarak yarattıkları yeni dramatik ve teatral terkibi içinde Türkiye tiyatrosunu anlamanın ve bu tiyatro üzerine yazmanın alfabesini zenginleştiren bir ufuk genişlemesi anlamına da geliyor. Teori ve pratik arasındaki -diyalektik- ilişki, her teorik açılımın ya da açılım çabasının özünde "yapmak"la ilgili olan bir sanatın hanesine yazılacağının da garantisi olarak kabul edilmeli.

Bu "Önsöz" Ahmet Mithad'ın "Karı Koca Masalı"na dönüşmeden bir yerde son bulmalı. Son olarak uzun süren eğitim hayatımda beni hep destekleyen aileme, yazı çizi işleri yüzünden ihmal ettiğim halde beni terk etmeyen bütün dostlarıma ve tabii eşime, yokluğuyla bu doktora tezini mümkün kılan, varlığıyla içimi aydınlatan oğluma, bana yol gösteren ve bugün birlikte çalışma şansını bulduğum bütün hocalarıma ve meslektaşlarıma -bir daha fırsat olmaz korkusuyla burada teşekkür ediyorum. Arkadaşım ve yayıncım Ayhan Yurtoğlu'nun teklifi ve cesaretlendirmesi olmadan bu kitap olmazdı; sağolsun. Beliz GüçbilmezEkim 2005

Bu kitap ele aldığı ironi kavramının hem felsefe alanında,hem de oyun metinlerinde,tarih boyunca nasıl kullanıldığı ve dönüştürüldüğü sorusuna yanıt arayan bir çalışmadır.Özellikle de modern sonrasında başvurulan bir dramatik araç olarak "yeni ironi"nin örnekleri Tom Stoppard`ın oyunları ile örneklenmektedir.Bu anlamda kitap,kuramsal bir çalışma olduğu denli,pratik tiyatro uygulamaları için bir dramaturgi kaynağı olarak da değerlendirilebilir.Sophokles`ten Stoppard`a İroni ve dram sanatı tiyatro öğrencileri,araştırmacıları ve uygulamacıları için bir başvuru kaynağı olarak tasarlanmıştır.

Kitap istatistikleri