Sosyolojik KafaMevlüt Özben

·
Okunma
·
Beğeni
·
225
Gösterim
Adı:
Sosyolojik Kafa
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
304
ISBN:
9786059801638
Kitabın türü:
Yayınevi:
Phoenix Yayınları
Hiç sıkılmadan keyifle okuyacağınız, okurken kimi zaman notlar almaktan da geri duramayacağınız farklı bir roman Sosyolojik Kafa. İstanbul’a Sosyoloji okumaya giden üniversite öğrencisi Nilüfer’in Romanı. Nilüfer ile birlikte İstanbul’u yaşarken, onun gözünden sosyolojinin derinliklerine inecek, sosyolojik kavramlarla tanışacak ve sosyolojik düşünme becerisinin hazzını yaşayacaksınız.

Bir rüya artığı olarak kalktı yataktan; saatine göz attığında acele etmesi gerektiğini anladı, ama yine de bir yavaşlık vardı üzerinde. Uyanmayı becerememiş uykulu bir bedenin zorlama hareketleriyle hazırlandı ve ayrıldı kaldığı öğrenci yurdundan. Okula varıp sınıfa girdiğinde Sabahattin Hoca’yı tahtaya şiir yazarken buldu…

‘Ey kuş’ dedim, ‘Acayipsin, ya bir iblis ya kâhinsin,
Üstte Tanrı altta insan, hepimiz taparız ona,
Söyle bu kederli ruha, var mı ikinci bir vuslat,
Melek gibi Lenor’umu kucaklar mıyım acaba?
Sarar mıyım onu şöyle, yine mazideki gibi’
O an kuzgun dile geldi, cevap verdi, ‘Asla’ dedi.
Edgar Allan POE

Sosyoloji eğitimi alan biri olarak bu bilimin bana kattıklarını somutlaştırmaya çalışıyorum kafamda. Kendi kendime soruyorum; sosyoloji bana ne kattı?

Sosyolojinin, yaşamdan dram üretme sanatında ustalaşmış yetişkinler dünyasına ve topluma daha bir kuşkuyla, yani bildik olanı bilmedikleştirerek bakmamı sağladığını söyleyebilirim öncelikle. Bu bilim insan ve toplum yaşamına sadece gözlerimle değil, yüreğimle de bakmam gerektiğini sezdirdi. Hemen hemen her şeyi daha bir farklı görmeye başladım. Çocuklar kıyıya vururken de, kadın oldukları için insanlar şiddet gördüğünde ya da öldürüldüğünde de, pek çok insan diyetisyenlerin kapısında kuyruk olmuşken açlıktan çocuklar öldüğünde de ben hep tetikte oldum. Fark ettim ki, sorun büyürken unuttuklarımızda! Sosyolojik bakışın özünü, çocukluğumuzun hazineleri ile harmanladım çoğu zaman. Yetişkinler dünyasının yarattığı dramların yıldızları söndürdüğünü gördükçe sosyologların “küçük prens” olması gerektiği düşündüm. Sosyoloji ve sosyologlar yıldızların tekrar parlaması için bir şeyler yapabilirler umudu beni daha çok bağladı bu bilime.
Kitapçıdaydım, kitapları içinden bir iki sayfa ve arka kapak kısmını incelerken...

Daha ilk incelememde sayfaları okurken heyecanlanmaya başlamıştım. Neredeyse ev adresimi tarif edecekti. Romanda ilgimi çeken sadece adresti. Açıkça yazabilirim. Bizim mahalleden yazar mı çıktı? Neyin kafası bu?

Nilüfer adlı bir sosyoloji öğrencisinin üniversitenin ilk yıllarında derste öğrendiklerini İstanbul sokaklarında gezerek okura Sosyolojik Düşünmeyi öğretiyor. Türkiye’nin ilk sosyal bilimler romanıdır. Sosyolojinin edebiyata işlenmesi bana Sofie'nin Dünyası adlı kitabı hatırlattı. Diğer bir yandan Göğü Delen Adam adlı kitabı okuyup beğenenler sosyolojiye ilgisi olduğunu düşünüyorum. Sosyolojik Kafa ile ülkemizin sosyolojik değerlendirmelerini okumaktan keyif alacaklarını tahmin ediyorum.
Sosyolog ve adayları, ilgi duyanların baş tacı olacağını iddia edebilirim. Her bölümünde her sayfasında coşkun çaylar gibi bilgi akıyor. Altını çize çize bakkal defterine dönecekti kitabım  Not almaya başladım, bu sefer parmaklarım ağrımaya başladı. Kısacası ben bu romanda çok şey öğrendim, servetim olan kitaplığımda yer edindi.

Alıntıları paylaşamadım, çünkü anakartım yandı. Gerçi önemi yok, pek de ilgilen yok sanırım :D
Sosyolojiye dair fikriniz olsun olmasın keyifle okunacak bir kurgusal sosyolojiye giriş kitabı :) Nilüfer'in sosyolojiyle tanışmasını, fikirlerinde, yaşamında gerçekleşen değişimlere tanık olacaksınız. Bu tanıklık kesinlikle sizde de değişime yol açacak. Mevlüt hocamız sade dili ile öğrencilere ve vatandaşa sosyolojiyi sevdirmeye çalışmış.
Son zamanlarda etrafımdaki insanlardan "Sosyolojiye dair bir şeyler okumak istiyorum ama nereden başlasam bilemiyorum. Bana bir şeyler önersene" şeklinde talepler alıyorum.
İçimden diyorum ki: "İyi ki bu kitap var!"

Bu kitap sosyoloji bilimini roman türünde anlatan, okuyan herkesin anlayabileceği dahası keyif alacağı hem de bilgi sahibi olacağı tek bir eser. Evet, ülkede henüz bunun gibi bir kitap daha yok.

Sosyoloji biliminin ne olduğu ile başlayıp, ortaya çıkışı, tarihsel kökeni, amacı, önemi şeklinde bütün ince noktalara değiniyor. Daha sonra bilimin kurucularını, bilime katkı sağlayanları ve çağdaşları anlatıyor. Fakat tüm bunları Nilüfer isimli bir sosyoloji öğrencisinin hayatı üzerinden, onun gözlerinden, onun zihninden geçirerek yapıyor. Nilüfer ideal bir öğrenci, öğrenme aşkıyla tutuşan, merak eden, soran, sorgulayan!
Aynı zamanda bir insan, sorunları var, çaresizlikleri var.

Kitabın beni en çok etkileyen yönü sanırım bu oldu; sosyoloji bilimi ülkemizde ne yazık ki ne anlaşılmıştır ne de hak ettiği değeri görebilmiştir. Toplumdan ve insandan uzak tutulmuştur hep. Oysa sosyoloji demek toplum demek, insan demek. İşte bu kitap tam olarak bunu yapıyor, sosyoloji olduğu ve olması gerektiği yerde anlatıyor; toplumun içinde.

Bir cuma gecesi başlayıp, çok rahat bir şekilde pazar günü akşam üzeri bitirebileceğiniz enfes bir kitap.
Bitirdikten sonra sosyoloji ile birlikte kendinizi de keşfedeceksiniz.
"Oysa insan mutluluğu için gerekli olan şeylerin en az yarısının bir fiyatı yok ve mağazalarda satılmıyor."
"Kokuların beş duyumuz içinde belleğe en yakın olanı olması ne garip. Modern yaşamlarımız yönelim olarak giderek görselleşmiş olsa da, belleği harekete geçirmek söz konusu olduğunda göz, burunla asla rekabet edemiyor işte."
Günümüz toplumlarıyla ve diğerleriyle karşılaştığımızda avcı ve toplayıcı topluluklarında oldukça az eşitsizlik söz konusudur. Bunun nedeni söz konusu topluluklarda temel gereksinimlerini karşılamak için kullandıkları aletler dışında bir servet birikiminin olmamasıdır. Bu bakımdan denilebilir ki avcı ve toplayıcı topluluklar ‘sahip olmakla’, koşullar gerektiği için, çok az ilgili olmuşlardır.
Mevlüt Özben
Sayfa 65 - Phoeniz, Sosyoloji, Sosyolog, Sahip Olmak
Bir dava uğruna insanca günahlardan vazgeçme; sadece şeytanca günahlardan uzak dur! Çocuksu arzular için yaramazlık ne ise, insanca arzular için de günahlar odur. Unutma bunu! Sadece Allah’a sadakat göster; sadece ona hesap ver ve sadece ondan iste. Başkalarının sözde cenneti için yaşamını feda etme. Gerçek iyiliğin mutlak günahsızlıkla mümkün olacağını iddia edenler var ya; onlar ya aptaldır ya da şeytanca günahlarla dolu gizli bir ajandaları vardır.
Mevlüt Özben
Sayfa 122 - Phoenix, Sosyoloji, Sosyolog
"Marx için kapitalizm sadece adaletsiz ve yetersiz bir ekonomik sistem olmayıp, aynı zamanda ahlak dışı, sömürücü ve insani gerçekliği yadsıyan, hatta onu kendi emeğinin ürünlerinden kopararak diğer insanlarla karşı karşıya getiren bir sistemdir."
İnsan eylemlerinin kendilerinden daha uzun yaşayan sonuçları vardır ve toplumsal değerler bu sonuçlardan biridir.
Mevlüt Özben
Sayfa 101 - Phoenix, sosyoloji, sosyolog
''Hocam, herkes hoşgörü, barış, insanların kardeşliği gibi değerlerden söz ederken, siz bize kişinin ait olduğu grubu, yani ''bizi oluşturanın 'ötekiler' (onlar) oluğunu söylüyorsunuz. Bu söyledikleriniz hoşgörü ve barışı, insanlar arasındaki karşılıklı anlayışı zedelemez mi?''
Mevlüt Özben
Sayfa 84 - Phoeniz, Sosyoloji, Sosyolog, Sahip Olmak

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sosyolojik Kafa
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
304
ISBN:
9786059801638
Kitabın türü:
Yayınevi:
Phoenix Yayınları
Hiç sıkılmadan keyifle okuyacağınız, okurken kimi zaman notlar almaktan da geri duramayacağınız farklı bir roman Sosyolojik Kafa. İstanbul’a Sosyoloji okumaya giden üniversite öğrencisi Nilüfer’in Romanı. Nilüfer ile birlikte İstanbul’u yaşarken, onun gözünden sosyolojinin derinliklerine inecek, sosyolojik kavramlarla tanışacak ve sosyolojik düşünme becerisinin hazzını yaşayacaksınız.

Bir rüya artığı olarak kalktı yataktan; saatine göz attığında acele etmesi gerektiğini anladı, ama yine de bir yavaşlık vardı üzerinde. Uyanmayı becerememiş uykulu bir bedenin zorlama hareketleriyle hazırlandı ve ayrıldı kaldığı öğrenci yurdundan. Okula varıp sınıfa girdiğinde Sabahattin Hoca’yı tahtaya şiir yazarken buldu…

‘Ey kuş’ dedim, ‘Acayipsin, ya bir iblis ya kâhinsin,
Üstte Tanrı altta insan, hepimiz taparız ona,
Söyle bu kederli ruha, var mı ikinci bir vuslat,
Melek gibi Lenor’umu kucaklar mıyım acaba?
Sarar mıyım onu şöyle, yine mazideki gibi’
O an kuzgun dile geldi, cevap verdi, ‘Asla’ dedi.
Edgar Allan POE

Sosyoloji eğitimi alan biri olarak bu bilimin bana kattıklarını somutlaştırmaya çalışıyorum kafamda. Kendi kendime soruyorum; sosyoloji bana ne kattı?

Sosyolojinin, yaşamdan dram üretme sanatında ustalaşmış yetişkinler dünyasına ve topluma daha bir kuşkuyla, yani bildik olanı bilmedikleştirerek bakmamı sağladığını söyleyebilirim öncelikle. Bu bilim insan ve toplum yaşamına sadece gözlerimle değil, yüreğimle de bakmam gerektiğini sezdirdi. Hemen hemen her şeyi daha bir farklı görmeye başladım. Çocuklar kıyıya vururken de, kadın oldukları için insanlar şiddet gördüğünde ya da öldürüldüğünde de, pek çok insan diyetisyenlerin kapısında kuyruk olmuşken açlıktan çocuklar öldüğünde de ben hep tetikte oldum. Fark ettim ki, sorun büyürken unuttuklarımızda! Sosyolojik bakışın özünü, çocukluğumuzun hazineleri ile harmanladım çoğu zaman. Yetişkinler dünyasının yarattığı dramların yıldızları söndürdüğünü gördükçe sosyologların “küçük prens” olması gerektiği düşündüm. Sosyoloji ve sosyologlar yıldızların tekrar parlaması için bir şeyler yapabilirler umudu beni daha çok bağladı bu bilime.

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Rainbow 2071
  • Ayça
  • Cesur Kır
  • Süleyman
  • SOSYOLOG HANIM
  • cesur kır
  • Yasin Leb.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%50 (2)
8
%25 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0