Sosyolojik Yöntemin Kuralları

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.965
Gösterim
Adı:
Sosyolojik Yöntemin Kuralları
Baskı tarihi:
Temmuz 2013
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053542223
Kitabın türü:
Çeviri:
Cenk Saraçoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bordo-Siyah
Emile Durkheim 1895’te yazdığı Sosyolojik Yöntemin Kuralları adlı yapıtında, toplumu inceleyip yorumlayacak bir "bilim"in yöntemini belirlemeye çalışır; Comte ve Spencer gibi düşünürlerin, toplumu "hazır önkavramlar"la anlama yöntemlerini eleştirir. Durkheim’e göre, bir "toplumbilim kurma"nın ön koşulu da gerçekliği sınıflandırarak, geçerli bilimsel yasaları bulmak ve toplumsal gerçekliğin iç doğasını, karakteristik yönlerini yansıtan kavramsal bir dizge oluşturmaktır.

Sosyolojik Yöntemin Kuralları: Bilim olma yolundaki toplum çözümlemesinin sorunları. (tanıtım yazısından)
172 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10 puan
Öncelikle belirtilmelidir ki Emile Durkheim sosyal bilimler içerisinde yer alan veya yer almayı düşünecek herkesin çok sık duyabileceği bir isim. Kendisi sosyolojinin kurucu babalarından biri olarak (diğerleri arasında başta Auguste Comte, Max Weber ve Karl Marx olarak görülür) görülür ve kendisinin çalışmaları günümüzde halâ değerini korumaktadır. Bu ifadeyi yapacağınız çok kısa bir lüteratür taraması da destekleyecektir. Durkheim bu kitap ile sosyolojiyi bir bilim olarak kurma amacını gözler önüne sürer. Bunu eser içerisinde kendisinin, bir sosyoloğun toplumsal şeyleri,olguları ve olayları nasıl incelemesi gerektiğini belirten kuralları aktarırken görmekteyiz. Eser, sosyoloji öğrencileri için özellikle bir önem taşımaktadır ve bunun yanında eserin kendileri için adeta bir başucu kitabı olduğunu söylemek abartı olmayacaktır bize göre. Elbette ki günümüzde uygulanan yöntemler farklılık göstermekte ve artık sosyoloji kendisini psikoloji ve tarih bilimlerinden ayrı bir bilim olarak, en azından Durkheim'ın dönemine kıyasla, kanıtlamıştır. Ancak kitap içerisinde belirtilen kurallar hala önemini korumaktadır. Bu kuralların belirtilmesinin dışında bu eseri gerçekten önemli yapan unsur ise kitabın "derdinin" sosyolojiyi psikoloji ve diğer bilimlerden ayrı bir bilim dalı olarak ortaya koymak olduğunu belirtmemiz gerekir.
215 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Durkheim bu kitabı sosyolojiyi biyoloji ve psikolojiden ayrı bir bilim olarak kurma amacıyla ele almıştır. Kitap altı bölümden oluşmaktadır. Durkheim özellikle toplumsal olgunun ne olduğu meselesi üzerinde durarak bir sosyoloğun nasıl bir yöntem kullanması gerektiğini açıklama çabasına girişir. Durkheim’dan önceki sosyologların işin yöntemini kurmaktan daha çok felsefi bir yaklaşımda zihinsel bir çabanın durumları açıklama çabasıyla sosyolojinin varlığından söz edebiliyoruz. Durkheim sosyolojiyi felsefe ve psikolojiden ayırma çabasına girerek bu noktada filozofların ve psikologların üzerlerinde durmadığı konulara bir açıklık getirme çabasına girişmiştir. Sosyolojiyi açıklarken bütünü kendisini oluşturan parçaların bütününden fazla ve farklı olduğu yani aslında toplumu oluşturanın bireyler olduğunu kabul edip toplumun bundan daha fazlası olduğunu vurgular. Burada bireyle toplumu birbirinden ayırma isteğinin sosyolojiyi felsefe, psikoloji ve kimi zamanda tarihten ayırma istemiyle ortaya koyduğunu gözler önüne sermektedir. Durkheim’in geliştirmiş olduğu sosyolojik yöntemde bireylerin toplumsal düzleme etkisinden ziyade toplumun bireyler üzerindeki tesirini anlamaya yönelik bir çabadan söz edilebilir. Ki toplumdaki farklılaşmaların ortaya çıkması noktasında bile bireysel bir farklılıktan ziyade aslında toplumun bireyleri böyle bir farklılık gösterme eğilimine sürüklediği, ittiği ifade edilebilir. Durkheim bugün hala güncelliğini korumaktadır çünkü modern toplumları anlama çabası ve bu konudaki analizleri, özgün fikirleri sosyoloji camiasında halen ürününü korumasına sebep olan bir yapıya sahiptir. Sosyal bilimler söz konusu olunca kalıcı bir eser ortaya koymak güç bir durumken Durkheim’ın isminin ve eserlerinin aynı zamanda eserlerindeki konuların bugün bile güncelliğini koruyor olması gerçekten büyük bir çabanın ürünüdür.
Üslubuna gelecek olursak çok zor algılanır bir dili yok fakat ele aldığı konular dolayısıyla özen ve dikkat gösterilerek okunması gereken bir eser. Aynı zamanda Durkheim’ın açıklamasını yaptığı konuları aslında birçok noktada kendini tekrara düşerek yenilediğini gözlemledim bu durum benim kendi algılayış ve istencime başta iyi ve yararlı olarak gelse de sonrasında can sıkmaya başladığını söyleyebilim. Ama onun haricinde kendisinin ele aldığı konuları örnekler dahilinde açıklığa kavuşturma çabası çok etkin olmuş diyebilirim aksi takdirde bahsettiği konuların okuyucunun zihninde soyut kalacağını ve sosyoloji haricinde başka bir bölümle alakalı olan bir insanın bunu kavramasının daha da güç olacağı düşüncesindeyim.
Kitabında üzerinde durduğu olgular konusunun çok önemli olduğunu düşünüyorum ve Durkheim’dan kendinden öncekileri bu olguların iyi kavranmamış ve dikkatle üzerinde durulmamış olmasından dolayı eleştiriye tabi tutar ki bence de haklıdır. Çünkü herhangi bir konuştuğumuz şeyde onun ne olduğu, onu nasıl tanımladığımız ve konuştuğumuz kişiyle aynı bağlamda buluşuyor olmamız önem arz etmektedir, yoksa tavşan dağa küsmüş yani :d Bu yüzden Durkheim’in her şeyden önce aslında bu toplumsal olguların neler oldukları, hangi durumlarda nasıl ortaya çıkacakları ve toplumsal olguları nasıl nitelendirdiğimiz noktasını sosyolojik yöntemin kurallarının başında getirmesi durumu çok akla yatkındı. Ayrıca sosyolojiyi diğer bilimlerden ayrı bir bilim olması noktasında bunu kanıtlama girişimleri de aslında hem felsefe, hem psikoloji hem de tarihe de bu kitabı okurken farklı bir perspektiften yaklaşma imkanını bize sunmaktadır. Anlaşılması için çaba isteyen, teorik ve makul savlar öne süren bir kitaptı ama tabii ki her insanda olduğu gibi Durkheim’ın fikirlerinde de pürüzler olduğunu söylemem lazım. Benim nazarımda Durkheim kendi derdini (sosyolojiyi diğer bilimlerden ayrı bir bilim olarak ortaya koyma) kendi çapında ve gözle görülür kimi durumlar dahilinde az çok gerçekleştirmiştir. Ancak toplumun idamesi için ortak bir maşeri vicdana başvurma durumu ya da özellikle bu toplumun idame ettirilmesi için sanki sosyolojinin yönteminin kuralları ortaya konurken bunu bir zorlama yoluyla yapmış gibi hissettim. Neticede belli bir perspektiften ya da kalıptan ilerlemek yine bizi tam bir gerçeğe ulaştıramaz kanaatindeyim. Bu yüzden Durkheim’ın benim tabirimle yapmış olduğum zorlamaların* onun yöntem konusunu açıklarken sekteye uğratan durumlardan bir tanesi olduğunu düşünüyorum.
215 syf.
·Beğendi·10/10 puan
kitabın kendi adından şaşmadan yazılmış bir eserdir . yazar kitapta ; bilginin , kişisel deneyimlerden bağımsız olarak herkesin ortak olarak deneyimleyeceği bir olgu olarak varolması üzerine durmuştur . yani bir kişinin zihnine özel birşeyin bilgi olmayacağı , bunu başka gözlemcilerde aynı şeyi deneyimleyebildiği zaman bunun bilgi olacağını söyler . yani "empirik " bilgiyi savunur . tarihteki diğer sosyologlardan küçük örnekler verir . durkheim'in genel olarak kendi sosyolojik profillendirme tekniğini anlatır kitap .
172 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Emile Durkheim’in bu eserinde, sosyoloji ilmine ait düşünce ve metodolojisinin yanı sıra sosyoloji bilimini özellikle felsefe, tarih, biyoloji vs. diğer tüm bilimlerden ayırarak sosyolojiyi müstakil bir bilim dalı raddesine ulaştırmak adına ortaya koymuş olduğunu görmekle birlikte bu esere sosyoloji ilminin başat yapıtları arasında yer almaktadır. Sosyolojinin kurucusu olarak gösterilen İbni Haldun ve eseri Mukaddime’den sonra hiç şüphesiz Emile Durkheim bu bilimin sınırlarını net olarak çizen kişi olmakla birlikte bunu ortaya koyduğu eser ise “Sosyolojik Yöntemin Kuralları” kitabı olmuştur. Müellifin bu eserinde sosyoloji ilmine olan nazariyesini görmek mümkün olmakla birlikte bu eserinde enstantanelerine yer vermek yerine daha çok sosyoloji ilmini metodlaştırma üzerine durduğu ve sosyal vakaları incelerken veya onların sosyal vakıalar olduğunu gözlemlerken bunları belirli bazı metotlar ile inceleyerek değerlendirmek gerektiğini ele almaktadır. Durkheim’e kadar sosyologlar bu işin metot ve yöntemi yerine sonuçları üzerine zihin yorarak yol alma eğilimi göstermişleridir.
Durkheim’in sosyoloji ilmini özellikle felsefeden ayırmak üzere sarf ettiği efor sonu, onun sosyolojiye yeni bir bakış açısı getirme çabası olarak tezahür etmektedir. Bu nedenle psikologların ve felsefecilerin üzerinde durmadığı ve açıklama gayreti göstermek istemedikleri konulara eğilim gösterdiği ve bu konuları özellikle psikolojik ve felsefi argümanlardan tefrik etmeye çalıştığı söylenebilir. Durkheim’i sosyoloji camiasında değerli kılan öznenin bu olduğunu söylemek abartı olmayacaktır. Sosyoloji ilmine bilimsel bir yaklaşım kazandırması ve sosyolojiyi açıklarken onun holistik (bütünün kendisini oluşturan parçaların bütününden fazla ve farklı olduğu) bir yapıda olduğunu vurgulaması ve bireyle toplumu birbirinden ayırma isteği onun bu konuda felsefeden ve psikolojiden kimi zaman da tarih ilminden sosyolojiyi farklı olarak düşündüğünü ortaya koymaktadır. Durkheim’in geliştirdiği sosyolojik perspektif nazariyesi, şeylerin kökenin incelerken bireylerin toplumsal düzeleme etki ettiğinin aksine toplumsal olguların kişi üzerindeki tesirini anlamaya yönelik bir çaba olarak ön görmektedir.
Durkheim’in sosyolojik tetkik mantığına kazandırdıklarının yanı sıra, modern toplumları anlama çabası bu konudaki analiz ve özgün fikirleriyle sosyoloji camiasında halen güncelliğini ve ününü muhafaza eden bir veçheye sahiptir. Sosyolojiyi temellendirmek için İbni Haldun’a duyduğumuz ihtiyacın yanında Durkheim ve bu eseri de sosyoloji biliminin gelişmesinde nirengi noktasını oluşturduğunu söylemek abartı olmayacaktır. Bu konuda Durkheim’in kadrajına takılan birçok mesele bugün dahi sosyoloji camiasında güncelliğini koruduğu gibi bu alandaki araştırmalarında odak noktasında olduğu ve halen üzerine kafa yorulup münazara edildiği görülmektedir. Söz konusu sosyal bilimler olunca kalıcı eser ve fikirler ortaya koymak müşkül bir durum iken Durkheim’in esamesi ve eserlerinin ve dahi eserlerinde ki konuların halen güncelliğini koruyor olması büyük bir çabanın ürünüdür. Durkheim’in metodolojisini oluşturulduğu ve sosyolojinin baş yapıtları arasında yer alan “Sosyolojik Metodun/Yöntemin Kuralları” isimli eserin mülahazasını yapmak için her bölümü ayrıca değerlendirmek üzere ele alacağız.
Devlet adamının ödevi, artık toplumları kendisine çekici gelen bir ülküye şiddet yoluyla itmek değil, bir hekimin rolünü oynamaktır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sosyolojik Yöntemin Kuralları
Baskı tarihi:
Temmuz 2013
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053542223
Kitabın türü:
Çeviri:
Cenk Saraçoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bordo-Siyah
Emile Durkheim 1895’te yazdığı Sosyolojik Yöntemin Kuralları adlı yapıtında, toplumu inceleyip yorumlayacak bir "bilim"in yöntemini belirlemeye çalışır; Comte ve Spencer gibi düşünürlerin, toplumu "hazır önkavramlar"la anlama yöntemlerini eleştirir. Durkheim’e göre, bir "toplumbilim kurma"nın ön koşulu da gerçekliği sınıflandırarak, geçerli bilimsel yasaları bulmak ve toplumsal gerçekliğin iç doğasını, karakteristik yönlerini yansıtan kavramsal bir dizge oluşturmaktır.

Sosyolojik Yöntemin Kuralları: Bilim olma yolundaki toplum çözümlemesinin sorunları. (tanıtım yazısından)

Kitabı okuyanlar 351 okur

  • By_pippo
  • Derida
  • Ümmü
  • Nuh Bilir
  • gabriel marquez
  • Murat Genç
  • Şeyma Aralaşmak
  • kült'ablası
  • Mehmet Yakup TAŞ
  • Ebru

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%6.3
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%25
25-34 Yaş
%37.5
35-44 Yaş
%28.1
45-54 Yaş
%3.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%48.4
Erkek
%51.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10.2 (5)
9
%8.2 (4)
8
%18.4 (9)
7
%12.2 (6)
6
%4.1 (2)
5
%4.1 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%2 (1)