Sosyolojiye Çağrı Hümanist Bir Perspektif

0,0/10  (0 Oy) · 
2 okunma  · 
1 beğeni  · 
71 gösterim
Sosyoloji, “amatörü” veya “heveslisi” çok olan bir sosyal bilim alanı... Herkes, “toplum” hakkında bir şeyler söylemeye kendini ehil hissedebilir. Sosyolojinin yaşayan en önemli kuramcılarından Peter Berger, bu kitabında sosyoloji “amatörlerinin” hevesini kırmıyor – tam tersine. Kitap, başlığıyla bile, herkesi sosyolojiye, sosyoloji üzerine düşünmeye, sosyolojiyle ilgilenmeye davet ediyor. Berger, onu “hümanist bir disiplin” olarak adlandırmakla, sosyolojinin insana dair bütün ilgilerle, bütün meraklarla ilişkili olduğunu vurgulamak istiyor. Ona göre sosyoloji her şeyden önce – herkes için– bireysel bir uğraş, bir ilgi alanı… Heyecan verici bir entelektüel macera… Berger sosyolojiyi aynı zamanda bir “bilinç türü”, bir bakış açısı olarak ele alıyor: “Toplumun içindeki insanı, insanın içindeki toplumu” görmeyi sağlayan bir bakış açısı... Kitabın bir kısmı da sosyolojinin etik anlamını ve ölçütlerini ele alıyor. Yazarın uzmanlık alanı olan din sosyolojisine ilişkin örnekler sadece bu bölümde değil bütün kitapta kendini hissettiriyor. Sosyoloji hakkında onun önemli bir kuramcısının yaklaşımını yansıtan, meraklısına davetkâr yaklaşan, hem uzmanına hem “yeni başlayana” hitap etmeyi başaran bir kitap.
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2017
  • Sayfa Sayısı:
    230
  • ISBN:
    9789750522109
  • Çeviri:
    Erkan Koca
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
Mustafa Diyar 
 26 Nis 11:48 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · Puan vermedi

Öncelikle beyefendi/abimiz olan Necip Gerboğa #28549333 bu güzel etkinliği yaptığından dolayı kendisine teşekkür ederim. İnceleme yapmamızı da istedi bizden eşgüdümlü olarak. Aslında etkinliğin amacı farklı türden kitaplar okumaktı. Yalnız benim vaktim olmadığından dolayı pek farklı tür okumaya fırsatım olmadı. Zaten okunanlar arasında farklı bir tür olarak (Sosyoloji) gözüktüğü için benim okuma türünden belki kendimize bir pay çıkartabiliriz.


Kitabı bana hediye eden https://1000kitap.com/Duasu hanfendiye de çok teşekkür ederim. Zaten bu kitap etkinliklerinin gülüdür kendisi. Çok insan hediyelerinden faydalanmıştır. Bize faydası da bu alanla ilgili ekstra çalışmamızın muhtevası olacaktır.


Kitaba gelince, müellifi Peter. L. Berger kendisi Psikoloji, Felsefe ve Sosyoloji alanında uzman bir kişidir. Onu bu üç bilim dalında öne çıkaran Sosyoloji alanıdır. Ancak bu alanda da uğraştığı bir altdal olarak Din Sosyolojisidir. Zaten kendisi de kitabın içerisinde değindiği üzere bu daldaki birikimlerine de değinmiştir. Salt olarak Sosyolojiden bahsetmemiştir.

Sosyolojiye Çağrı adlı kitabında yazar, her kesime hitap edecek şekilde bir yazı ortaya koymuştur. Aslında kitap içerik olarak da yer yer akademik dilin verdiği zihinsel baskıdan dolayı anlaşılması kolay olmayan bir kitaptır. Kendi adıma benim anlamadığım yerler oldu çok sık üzerinde durmam gerekti. Ve ancak bu şekilde kavrayabildim. Sosyoloji alanında hocamın uygun gördüğü program çerçevesinde okuyorum kitabı. Ona da Berger ile ilgili şu tabirce bulundum: " Bu adamın kitabının(Yazarın diğer kitabı olan Kutsal Şemsiye) içerisindeki cümlelerin altı dolu dolu. Bazen bir yumurta alırsın eline yemek yapmak veya başka bir şey için kırarsın bakarsın ki çift sarılı yumurta veya üç sarılı yumurta olur. Berger'in de cümleleri aynen bu şekilde."
Yani sanki kitap 5-6 kitabın tek nüsha haline getirilmiş şekli gibi. Okuyorsun cümleleri aklına o cümlenin akabininde birkaç cümle birlikte geliyor. Yelpaze gibi.


Yazarın bu kitabını da çok beğendim. Ama Kutsal Şemsiye kitabı Din Sosyolojisi alanında gerçekten temel unsurları gözler önüne seren ince ama dev bir eserdir. Bu kitabı 7 bölümden oluşuyor. Bölümlerinde Sosyolojik olarak bakış açısının adeta perde arkasında bize gösterip topluma nasıl bakmamız gerektiğini farklı değişik yöntemlerle anlatıyor. Birey olarak bize ne düşüyor, öğrenci olarak(Sosyoloji bölümü öğrencisi) bize ne düşüyor ve Sosyolog olarak kendilerine ne düşüyor hepsini birarada peyder pey dağıtıyor. Bu pay ile yaşamımızdaki fenomenlere bakıp ve bize bilinç kazandırıp ve bu süreç içerisinde bilinçli olarak davranmamız gerektiğini ifade ediyor.


Sosyolojiyi diğer alakalı meslek guruplarından ayıran harika bir sözünü sizinle paylaşmak istiyorum: " Teorik rasyonelleştirmesi nasıl olursa olsun Sosyal Hizmet çalışması, toplum içinde yapılan belirli bir uygulamadır. Sosyoloji ise bir uygulama değil bir anlama teşebbüsüdür."

Gerçekten de bir anlama teşebbüsü olarak bakarsak toplum içerisine bizden farklı(her anlamda) olanları da anlamamıza sebep olur. Zaten mesele birlikte yaşamak değil midir... Yazar bunun ufak bir öğretisini dile getirmiştir.


Sosyolog olarak görev icra etmeyi de ajanlık yapmaya benzetiyor yazarımız. Şu şekilde, bir ajan eğer olan biteni gördüğü gibi aktarırsa bu her anlamda işe yarar. Fakat bu ajan kalkıp olan biteni gördüğü şekilde olmayıp içerisine yaranmak için süslü bir imaj verip üst kademelerine gösterirse bu durumda verilen bilgiler bir işe yaramaz. Bu bağlamda Sosyolog 'un ahlakına da vurgu yapar. Değerden bağımsız bir şekilde hareket etmesi gerektiğini ifade eder. Kendisinin de belirttiği gibi bu mümkün olmayan bir durumdur. Çünkü herkes belli bir değer çerçevesinde yaşadığı için Sosyolog da bu değerlerden elinden geldiği kadarıyla sıyrılıp ona göre değerlendirme yapması gerekir, diye ifade eder. Bununla beraber ahlâkî yönden (sosyolojik olarak) 'bilimsel ahlakı' esas alması gerekeceğini de ifade eder.

Bu kadar yeter. Çünkü yazdıkça yazası geliyor insanın. Uzun yazmayı da pek sevmem. Çünkü zaman kaybıdır. Onun yerine daha faydalı işler yapılabilir. Kitap okumak gibi. Sonuçta kitap yazmıyoruz. :)

Kitaptan 1 Alıntı