·
Okunma
·
Beğeni
·
11
Gösterim
Adı:
Spinoza ve Siyaset
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
174
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756056325
Çeviri:
Sanem Soyarslan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Otonom Yayıncılık
Étienne Balibar,1980'li yılların başlarında öğrencilerine verdiği derslerden hareketle yazdığı bu kitapta Spinoza felsefesinin yakın bir okumasını yaparak, 'antropolojik sorun ve siyasi sorun' arasındaki ilişkiselliği Spinozacı felsefe sisteminin özgünlüğünde ortaya koyuyor. Matheron, Deleuze ve Althusser'in açtığı yoldan Marx'tan öğrenilenlerle Freud'tan öğrenilenler arasındaki uçurum üzerine köprüler kurma? imknına dair bir çabanın ürünü olan Spinoza ve Siyaset, burjuva özlü bir siyaset anlaşıyışının reddi olarak, ontolojiyi içeren bir politik felsefenin, Spinoza sisteminin damarlarında gezdiğini ispatlıyor. ?Beni yazmaya iten sebepleri açıklayacağım. Bu sebeplerin ilki dinin, doğal ve insani güçlerin çıldırtıcı korkusu ve kiliselerin çıkarcı dogmatizmi nedeniyle batıl itikada dönüşerek bozulmasıdır. Açık ya da gizli savaş ile kitlelerin tutkularının iktidar sahipleri tarafından yönlendirilmesi bundan kaynaklanır. Spinoza felsefe yapma conatus'unu (çabasını) böyle açıklar. Ve bu çaba onun yönetilen kitlelerin pasifliğini reddedip, üretken ve kurucu bir iktidarın politik bedeni olan çokluğa götürür. Onun, siyaseti bireysel taleplere indirgeyen başta Hobbes ve Rousseau olmak üzere 'toplumsal sözleşmeciler'le kendi arasına koyduğu mesafe buradan gelir. Spinoza kendi döneminin diliyle, on yedinci yüzyıldaki siyaset düzleminin ve iktidar ilişkilerinin içinden yazdı. Eğer gelecek tahakkümcü iktidarların değil özgürlüğün gücünün geleceği olacaksa, on yedinci yüzyıldaki bu bilge adamın söyleyeceği çok şey var.
(Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
İnsanlar, kelimenin tam anlamıyla, nadiren “karar verirler”: İnsanların irade sandıkları şey, çoğunlukla sadece onları bazı eylemleri diğerlerine tercih etmeye iten tutkuların ve güdülerin farkında olmamalarından başka bir şey değildir.
Étienne Balibar
Sayfa 92 - Otonom Yayıncılık (1. Basım)
toplumsal hayat bir iletişim aktivitesidir ve bilgi iki yönlü olarak -koşullarıyla ve sonuçlarıyla- pratiktir: Eğer Spinoza yla beraber iletişimin insan arzusunun içinde verildiği ve bedenlerin kendi aktivitelerini ifade eden cehalet, bilgi, batıl itikat, ideolojik çatışma ilişkileriyle yapılandığını kabul edersek -ve bunu kabul ettiğimiz ölçüde-, aynı zamanda bilginin bir pratik olduğunu ve bilgi için yapılan mücadelenin (felsefe) siyasal bir pratik olduğunu da kabul etmek durumundayız.
Étienne Balibar
Sayfa 122 - Otonom Yayıncılık (1. Basım)
Egemenliğin tanrısal otorite ile özdeşleştirilmesi, ancak doğanın bütününün (ve doğayla birlikte “talih” alanının) Tanrı tarafından yaratılmış ereksel bir düzen olduğu yönündeki algılamanın varsayılması ya da dayatılmasıyla mümkün olur. Ve bunun sonucu da en kontrolsüz biçimiyle bir korku kültürüdür: Tanrı korkusu ve buna eşlik eden saplantılı bir dinsizlik korkusu (ve dolayısıyla kalıcı bir üzüntü: Teokrasi özünde üzüntü vericidir). Dayanışma, bireylerin birbirleriyle özdeşleşmesine dayanmaya başladığı andan itibaren karşıtına dönüşür: tehdit edici bir yalnızlık. Herkes, her an Tanrının yargısından korkarak, bu sıkıntıyı bir diğerine yansıtır ve Tanrının kızgınlığını topluluğun üzerine çekmesinden korktuğu o kişinin davranışlarını takip eder. Sonunda o kişiyi potansiyel bir “iç düşman” olarak kabul etmeye başlar. Böylelikle “teolojik nefret” bütün fikir ve istek çatışmalarına sızarak bunları uzlaşmaz kılabilir.
Étienne Balibar
Sayfa 65 - Otonom Yayıncılık (1. Basım)
İtaat pratiğinin korku ve umudu ifade ettiğini söylemek, itaat eden öznenin -tek bir “arzu” içinde birleşmiş beden ve ruh kendisininkine üstün bir güç tahayyül ettiği anlamına gelir.
Öznenin devamlı olarak itaat etmesi için hükmeden öznenin gücünün ona mümkün olduğu kadar büyük görünmesi gerekir. Dolayısıyla artık sadece bir korku hissetmek ya da bu yasayı koyan bir iradeyi tasavvur etmek yetmez: Emri veren öznenin, başta kendisi üzerinde olmak üzere kadir-i mutlak biri gibi tahayyül edilmesi gerekir; öyle ki onun verdiği emirler hiçbir belirsizliğe mahal vermesin, hatta emirlerinin varyasyonları dahi tartışılmaz nitelikte olsun.
Étienne Balibar
Sayfa 114 - Otonom Yayıncılık (1. Basım)
bireysel özgürlüğe getirilen kısıtlamalar sertleştikçe bunlara karşı gösterilen tepki de sert ve yıkıcı olacaktır. Bu bir “doğa kanunu”dur. Her birey bir şekilde bir diğeri gibi düşünmeye zorlandıkça düşüncesinin üretici kuvveti yıkıcı hale gelir. Bu durum uç noktada bireyleri gözü dönmüş bir deliliğe ve tüm toplumsal ilişkileri sapkınlığa götürür.
Étienne Balibar
Sayfa 45 - Otonom Yayıncılık (1. Basım)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Spinoza ve Siyaset
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
174
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756056325
Çeviri:
Sanem Soyarslan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Otonom Yayıncılık
Étienne Balibar,1980'li yılların başlarında öğrencilerine verdiği derslerden hareketle yazdığı bu kitapta Spinoza felsefesinin yakın bir okumasını yaparak, 'antropolojik sorun ve siyasi sorun' arasındaki ilişkiselliği Spinozacı felsefe sisteminin özgünlüğünde ortaya koyuyor. Matheron, Deleuze ve Althusser'in açtığı yoldan Marx'tan öğrenilenlerle Freud'tan öğrenilenler arasındaki uçurum üzerine köprüler kurma? imknına dair bir çabanın ürünü olan Spinoza ve Siyaset, burjuva özlü bir siyaset anlaşıyışının reddi olarak, ontolojiyi içeren bir politik felsefenin, Spinoza sisteminin damarlarında gezdiğini ispatlıyor. ?Beni yazmaya iten sebepleri açıklayacağım. Bu sebeplerin ilki dinin, doğal ve insani güçlerin çıldırtıcı korkusu ve kiliselerin çıkarcı dogmatizmi nedeniyle batıl itikada dönüşerek bozulmasıdır. Açık ya da gizli savaş ile kitlelerin tutkularının iktidar sahipleri tarafından yönlendirilmesi bundan kaynaklanır. Spinoza felsefe yapma conatus'unu (çabasını) böyle açıklar. Ve bu çaba onun yönetilen kitlelerin pasifliğini reddedip, üretken ve kurucu bir iktidarın politik bedeni olan çokluğa götürür. Onun, siyaseti bireysel taleplere indirgeyen başta Hobbes ve Rousseau olmak üzere 'toplumsal sözleşmeciler'le kendi arasına koyduğu mesafe buradan gelir. Spinoza kendi döneminin diliyle, on yedinci yüzyıldaki siyaset düzleminin ve iktidar ilişkilerinin içinden yazdı. Eğer gelecek tahakkümcü iktidarların değil özgürlüğün gücünün geleceği olacaksa, on yedinci yüzyıldaki bu bilge adamın söyleyeceği çok şey var.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Ferhat Tan

Kitap istatistikleri