Stefan Zweig'in Son Günleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
965
Gösterim
Adı:
Stefan Zweig'in Son Günleri
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
170
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750715136
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Stefan Zweig, ta Brezilyaya gitse de, geride bıraktığı, yıkılmakta olan bir dünyayı içinde taşıyordu. Bazen aralık kalan pencereden esen ılık rüzgâra kapılıp geçip giden yılları unuttuğu oluyordu. Utanç duygusunun bir huzur hissiyle aynı anda benliğini kapladığı zamanlar, bir umut ışığı olarak Lotteye bakıyordu. Buralara aşinaydı sanki... İnsana yaşadıklarını unutturacak bir yer. Ama bir gazete haberi bile yıkıp geçiyordu içini: Viyana Belediyesi Yahudilerin oturduğu dairelerde gazı kesme kararı aldı. Bu konutlarda gazla intihar edenlerin artması, vatandaşın rahatını kaçırdığından, gazla intihar etme, bundan böyle kamu düzenini bozmak olarak kabul edilecek. Demek kitaplarını yakan, yasaklayan ülkesinde, insanları öldürme hakkı olduğunu düşünenler, ölme hakkına bile el koyuyordu. Ama o, hakkını saklı tutmakta kararlıydı. Nerede olursa olsun...rnrnLaurent Seksik, Stefan Zweig ve karısı Lottenin ölüme doğru çıktıkları yolculuğun son altı ayında onlara eşlik ediyor. İçine düştükleri o derin bunalımı, mücadeleyi değil de kaçmayı seçmiş olmalarının o dayanılmaz vicdan azabını her sayfasında hissettiriyor, o kederli günleri onlarla birlikte yaşıyor, yaşatıyor. rnİnsanın yüreğini burkan bir öykü. Gerçek olduğunu bilerek okumak, bir dönemin, bir dünyanın yok oluşuna tanık olmak daha da hüzünlü...rn(Tanıtım Bülteninden)
Yaptığım bir inceleme sonrası gelen mesajlar doğrultusunda araştırıp bulduğum bir kitap oldu Stefan Zweig'in Son Günleri. İyi ki de bulmuşum. İlk basımını 2012'de Can Yayınları'nın yaptığını görünce çok şaşırdım. Çünkü hiçbir yerde rastlamamıştım. Geç olsun güç olmasın diyelim artık :)

Stefan Zweig okumaya Modern Klasikler ile başladım ben. O'nu okurkenki hislerim beni hem hayrete düşürüyor hem de analizleriyle büyüleniyorum...
Önce ilk iş olarak yazarı araştırdım. Bir de baktım ki Tuhaf Dergi Eylül Sayısı'na (Stefan Zweig sayısı) kitabı anlatmış Seksik. Kitap siparişini beklerken, dergi ile avundum ben de :) Neden Zweig üzerine roman yazdığından, romana hazırlık aşamalarından, Lotte ve Zweig arasındaki bağdan bahsetmiş röportajda Laurent Seksik. Büyük zevkle okudum, tavsiye ediyorum bu sayıyı.

Gelelim kitaba... Zweig ve Lotte'nin son altı ayını anlatmış yazar. Aylara bölmüş kitabı ve her ay yaşananlar hakkında bilgilendirmiş okuyucuyu. 1934-1940 yılları arasında zorluklarla ama yılmadan yazdığı Dünün Dünyası'ndan, kitabın yazılış safhalarında Zweig'ın ruh halinden de bahsetmiş Seksik. 1940 sonrası, 1942'de intihara kadar olan dönemi ise hem arşivlerden destek alarak hem de hayalgücünü kullanarak öyle güzel anlatmış ki, okumadan bilemezsiniz bu hissi dostlarım. Son altı ayı eşi Lotte ile birlikte Brezilya'da bir köyde sürgünde geçiren Zweig'ın yaşadığı çöküşü, eşine olan aşkını, pişmanlıklarını, özlemini derinden hissederek okudum.

Kitabın 2015 yılında YKY tarafından çizgi roman şekline getirilerek de basımı yapılmış. En kısa sürede onu da edinip inceleyeceğim.
Zweig okuyan, kitaplarında kendinden bir şeyler bulan herkesin okumasını tavsiye ediyorum bu güzel romanı...
Laurent Seksik - Stefan Zweig'in Son Günleri
Sayfa sayısı:170
Tür:Biyografi, Roman
▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫
"Stefan Zweig, ta Brezilya'ya gitse de, geride bıraktığı, yıkılmakta olan bir dünyayı içinde taşıyordu. Bazen aralık kalan pencereden esen ılık rüzgâra kapılıp geçip giden yılları unuttuğu oluyordu. Utanç duygusunun bir huzur hissiyle aynı anda benliğini kapladığı zamanlar, bir umut ışığı olarak Lotte'ye bakıyordu. Buralara aşinaydı sanki... İnsana yaşadıklarını unutturacak bir yer. Ama bir gazete haberi bile yıkıp geçiyordu içini:
Viyana Belediyesi Yahudilerin oturduğu dairelerde gazı kesme kararı aldı. Bu konutlarda gazla intihar edenlerin artması, vatandaşın rahatını kaçırdığından, gazla intihar etme, bundan böyle kamu düzenini bozmak olarak kabul edilecek.
Demek kitaplarını yakan, yasaklayan ülkesinde, insanları öldürme hakkı olduğunu düşünenler, ölme hakkına bile el koyuyordu. Ama o, hakkını saklı tutmakta kararlıydı. Nerede olursa olsun...
Laurent Seksik, Stefan Zweig ve karısı Lotte'nin ölüme doğru çıktıkları yolculuğun son altı ayında onlara eşlik ediyor. İçine düştükleri o derin bunalımı, mücadeleyi değil de kaçmayı seçmiş olmalarının o dayanılmaz vicdan azabını her sayfasında hissettiriyor, o kederli günleri onlarla birlikte yaşıyor, yaşatıyor.
İnsanın yüreğini burkan bir öykü. Gerçek olduğunu bilerek okumak, bir dönemin, bir dünyanın yok oluşuna tanık olmak daha da hüzünlü..."

▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫▫
Bir Zweig hayranı olarak, bayıldığım kitapları yazan adamın hayatına da bir göz atmak istediğim için gördüğüm gibi almıştım bu kitabı.
Bir biyografi aslında ama bir yaşama ait değil, bir ölüme ait.

Hitler Almanya'sını, yazarların Avusturya'dan, Almanya'dan ve diğer sığındıkları yerlerden sonsuz kaçışını, Yahudilere yapılan işkenceleri her şeyi anlatan bir kitap bu.
En çok da Zweig karanlığını.

Bir dönem düşünün, binlerce insanın ölümüne sebep olurken yüzlerce sanatkar çıkarsın, bir dönem düşünün kiminin umudunu kaybetmesine sebep olurken, kiminin umuduna sarılmasına arka çıksın.
Bir dönem düşünün, nefret dolu, şüphe dolu, yarına çıkacağı meçhul olan milyonlar yaratsın.

Zweig'in intiharına giden 6 aylık bir yolculuk var bu kitapta, Frederike'nin anılarıyla sarılmış bir adamın koynunda ikinci eşi ve intihar yoldaşı Lotte.
Onu yakaladıklarında sağ olmayacağına and içmiş onlarca yazardan biri, Stefan Zweig ve onun sadık dostu Veronal (zehir).

"Ben Lotte Altman, onun ebediyetteki yoldaşı olacağım."

#book #books #kitap #okudumbitti #laurentseksik #stefanzweig #biyografi #canyayınları #bookstagram
Şüphesiz ki Stefan Zweig, bir dönemin eritip yitirmeye zorladığı, dünya edebiyatının en önemli değerlerinden biriydi. İçinde yaşadığı dönem ve Hitler'in hunharca uyguladığı siyonist baskılar büyük ustanın ruhunda sarılması zor yaralar açtı; saramadı, kaderinden kaçtıkça kederine boyun eğmek zorunda kaldı. Avrupa'nın hızla değişimine tanık oldukça, kaçmanın vicdan azabı yakasını bırakmadı. Ülkesinde insanları öldürme hakkını kendinde bulanlara inat Zweig, ölüm hakkını kendine saklamaya kararlıydı ve bu kararında ne kadar ciddi olduğunu da kanıtlamayı başardı...

Avusturyalı Yahudi bir yazar olan Stefan Zweig, 1934 yılında Nazi baskılarının artmasıyla olacakları öngörerek Avusturya'dan ayrılıp, İngiltere'ye gider ve böylelikle sürgün hayatı başlamış olur. Londra'da geçirdiği süre Stefan Zweig'ın hayatında bir başka dönemin başlamasına vesile olur. Zira üzerinde çalışmakta olduğu kitap vesilesiyle ikinci eşi Lotte ile tanışır ve ilk eşinden ayrılarak Lotte ile evlenir. Artık Zweig, kendine sakladığı ölüm yolculuğunda kendisine eşlik edecek yol arkadaşını bulmuştur. Çiftin sürgün yolculuklarındaki ikinci durakları Amerika olacak, nitekim orada da barınmayı başaramayacaklardır. Laurent Seksik, 'Stefan Zweig'ın Son Günleri' isimli eserinde Stefan Zweig ve eşi Lotte'nin intihar etmeden önce Brezilya'da geçirdikleri 6 aylık süreci, aylara bölerek (Eylül-Şubat) kaleme alıyor. Ölüme doğru çıkılan yolculuğun kaleme alındığı eserin her bir sayfası Zweig çiftinin (fakat özellikle Stefan Zweig'ın) ruhlarındaki sarılmaz yaraları, içinde bulundukları bunalımı gözler önüne seriyor. Stefan Zweig, daha olaylar yeterince etkisini göstermeden ülkesinden kaçtığı için kendini bir korkak olarak görüyor ve birçokları gibi ülkesinde kalmamış ve mücadele etmemiş olmanın vicdan azabını bir kambur gibi gittiği her yere sırtında taşıyor. Bu nedenledir ki, kitabın genelinde vicdan azabının hakim olduğunu görüyoruz. Her bir ay belli ya da yazar ve eşinin son 6 ayında hayatlarındaki belirgin olayları okura aktarıyor diyebilirim. Bu nedenle daha çok son 6 ayda yazar ve eşinin hayatındaki belli kesitlere konuk oluyor fakat, bütünde içinde bulunulan buhranlı dönemi net bir biçimde yüreğinizin derinliklerinde hissedebiliyorsunuz.

Her bir satırda gerçek bir hayatın izlerini bulabileceğiniz, Stefan Zweig ve işinin son günlerinde onlara eşlik edebileceğiniz, okurken yazara dair yeni bilgiler edinmeyi de ihmal etmeyeceğiniz bu güzel esere şans vermenizi tavsiye ediyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun. Güzel yüreğiniz bu usta kalemin değerli satırlarıyla dolsun :)
Stefan Zweig hayatıma "Satranç" ile girdi.Ve bir daha da çıkmadı.Hangi kitabına ulaştıysam aldım ve okudum.Kitap alırken kitabı okuyanların yorumuna illaki bakarım.Çoğunluğin fikrine değer verir, şayet sevenleri çoksa okurum ama ilk defa bir yazar bu kuralımı yıktı geçti.Artık bir kitapta 'Stefan Zweig' yazısını görüyorsam tereddüt etmeden okuyorum.Isterlerse tüm dünya o kitabın berbat olduğunu söylesin umrumda olmaz.Hal böyleyken kitapları bitince bu gözümde mükemmel olan yazarın hayatını merak ettim.Araştırabildiğim kadar araştırdım, otobiyografik özelliği de olan "Dünün Dünyası" kitabını da okudum ama yetmedi.Bir gün bir dergiyi karıştırırken (Tuhaf) bir yazarla röportaj dikkatimi çekti.Derginin o ay ki konusu Stefan Zweig idi.Ve röportaj yapılan yazar Stefan Zweig'ın yaşamındaki son 6 ayı ele alan bir kitap yazmıştı.Bulmam kolay olmadı ama en nihayetinden buldum ve okudum.Size şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki eğer kitabı okumak için buradaki yorumlara ya da incelemelere göz atıyorsanız kesinle bu kitap size göre.Film izler gibi.Hiçbir bölümü sıkmadan.Hem Stefan Zweig'ın gözünden hem de karısı Lotte'nin gözünden.O çaresizlik, kaçıp gitmenin verdiği o mahcupluk, arada gelen güzel haberlerle birlikte gelen o küçücük ümit ve kaçınılmaz son o kadar samimi anlatılmış ki insan soluksuz bir şekilde okuyor.Stefan Zweig'ın ülkemizde bu kadar sevilirken bu kitabın neredeyse duyulmamış olması üzdü beni.Yaşanilan olayların hemen hepsi gerçek.Kitabın sonunda "Bu roman, dönemin arşivlerinden, tanıklarından ve belgelerden alınmış tarihi ve gerçek olaylara dayanmaktadır." verilen kaynakçalar insana tamamiyle uydurulmuş bir kurmacayı değil gerçekten yaşanmış ve hissedilmiş olayları okuduğunu hissettiriyor.Gerçekten çok beğendim.Umarım siz de okurken beğenirsiniz.Iyi okumalar...
Kurgu gücü o kadar okuyucuyu kendi çekiyor ve yalın sade anlatımıyla olduğunuzu anlamadığımız yazar Stefan Zweign'in son günlerinin kaleme alındığı değerli bir eser.. kitabı okurken Stefan Zweign'in yakından tanıma ve onunla yolculuğa çıkma şansınız olacaktir.Güzel bir eser iyi okumalar
"...Bu yıllar Clarissa için ölü yıllardı. Sahip olduğu tek şey yalnızca çocuğuydu."
İşte Büyük Romanı! Bir Kadının Yaşamından 24 Saat 'i anlatmak için elli bin kelimeye ihtiyaç duyan o, on yıllık yaşam dilimini tek bir cümleyle özetleyecek hale düşmüştü. Kendine acıyordu.
Laurent Seksik
Sayfa 110 - can yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Stefan Zweig'in Son Günleri
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
170
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750715136
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Stefan Zweig, ta Brezilyaya gitse de, geride bıraktığı, yıkılmakta olan bir dünyayı içinde taşıyordu. Bazen aralık kalan pencereden esen ılık rüzgâra kapılıp geçip giden yılları unuttuğu oluyordu. Utanç duygusunun bir huzur hissiyle aynı anda benliğini kapladığı zamanlar, bir umut ışığı olarak Lotteye bakıyordu. Buralara aşinaydı sanki... İnsana yaşadıklarını unutturacak bir yer. Ama bir gazete haberi bile yıkıp geçiyordu içini: Viyana Belediyesi Yahudilerin oturduğu dairelerde gazı kesme kararı aldı. Bu konutlarda gazla intihar edenlerin artması, vatandaşın rahatını kaçırdığından, gazla intihar etme, bundan böyle kamu düzenini bozmak olarak kabul edilecek. Demek kitaplarını yakan, yasaklayan ülkesinde, insanları öldürme hakkı olduğunu düşünenler, ölme hakkına bile el koyuyordu. Ama o, hakkını saklı tutmakta kararlıydı. Nerede olursa olsun...rnrnLaurent Seksik, Stefan Zweig ve karısı Lottenin ölüme doğru çıktıkları yolculuğun son altı ayında onlara eşlik ediyor. İçine düştükleri o derin bunalımı, mücadeleyi değil de kaçmayı seçmiş olmalarının o dayanılmaz vicdan azabını her sayfasında hissettiriyor, o kederli günleri onlarla birlikte yaşıyor, yaşatıyor. rnİnsanın yüreğini burkan bir öykü. Gerçek olduğunu bilerek okumak, bir dönemin, bir dünyanın yok oluşuna tanık olmak daha da hüzünlü...rn(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 28 okur

  • Metin Büyükköroğlu
  • BİR TUTAM SEVGİツ
  • Arturo Bandini
  • Sena
  • Drkitapsever
  • OnlineTez- Dr. Öğr.Gör.
  • zeze
  • Mehmet Hurşit
  • Şeyda
  • Selinay

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (2)
9
%50 (5)
8
%0
7
%30 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0