Adı:
Stepançikovo Köyü
Baskı tarihi:
19 Ocak 2019
Sayfa sayısı:
290
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944887717
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Село Степанчиково и его обитатели
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Stepançikovo Köyü
Stepançikovo Köyü ve Sakinleri
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (1821-1881): İlk romanı İnsancıklar 1846’da yayımlandı. Ünlü eleştirmen V. Belinski bu eser üzerine Dostoyevski’den geleceğin büyük yazarı olarak söz etti. Ancak daha sonra yayımlanan eserleri o dönemde fazla ilgi görmedi. Yazar 1849’da I.Nikola’nın baskıcı rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildi. Cezasını tamamlayıp Sibirya’dan döndükten sonra Petersburg’da Vremya dergisini çıkarmaya başladı. Dostoyevski, 1859’da yayımlanan Stepançikovo Köyü’nde çizdiği karakterlerle Rus kişiliğinin köyde de şehirdekinden farksız olduğunu sergiler.
290 syf.
·4 günde·9/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Dostoyevski'nin hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://youtu.be/0i9F0L1dcsM

Köyü bile bir başka Rusya'nın.

İnsanların karşılarında ezilmesinden şeytani bir haz duyan, sırf bir gün perşembe gününe çarşamba denmesini istediği için yalakalarına bunu kabul ettirip iki hafta perşembeye çarşamba dedirten, İzmit ağzıyla konuşmayı kendisine hobi edinip "Hey, buraya bak, madde! Beni mantara bağlatma baabisi." gibisinden şeyler diyebilen, ben Mesih'im diyen bir Mehmet Ali Ağca ve zom olduktan sonra parmaklarını havaya kaldırıp kendisini kovalayan paparazzilere "Allah bir, bir de ben tekim" diyen bir Melek Yargıcı'nın şirki gibisinden Foma Fomiç adlı bir başrole sahip romanın biriyle karşı karşıyaydım. Yönetmeni de yine Dostoyevski idi tabii ki.

Köy de öyle bir köy ki, köy ahalisine Fransızca öğretmeye çalışıldığında köylüler tam bir RDK kesilip UFO gören masum köylüler gibi bu olaya karşı çıkıyorlar. Akbil'e yüklenen paralar gibi köydeki herkes din görevi açısından çilesini doldurup da gerçekten Stepançikovolu olabiliyor. Beylikdüzü-Söğütlüçeşme metrobüs hattı gibi senin kestiğin kızı/çocuğu aslında herkesin kestiği, metrobüse bir daha binmemeyi kendine söz vermiş olsan bile her türlü bir daha bineceğini bildiğinden dolayı köyü kimsenin bir türlü bırakamadığı bir Stepançikovo köyü bu.

Köy sakinleri söz öbeğine bir tepki olarak doğmuş hiç de sakin duramayan isimde köylü ama davranışta burjuvazi olan bu bireyler rütbelerin ve aşkların çeşmi nigar çorbası misali ve köyün hoparlörlerinden sirk müziği çalıyormuş gibi karıştırıldığı bu Stepançikovo'da ne yapıyordu?

Kitap neden bu kadar az okunmuş bilmiyorum ama Dostoyevski'nin Öteki'den sonra şimdiye kadar okuduğum en matrak ve anlamlı eserlerindendi.

İşsiz inceleme kültürünün kurucusu olan namıdiğer Tuco Herrera'ya bu kitap süresince aklıma gelen işsizlikler silsilesi için teşekkürü bir borç bilirim.
290 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Merhabalar ben Stepançikova köyünden Kadir.
Sizlere rutin hayatımızı dilim döndüğümce anlatmak istiyorum.
Öncelikle dayım ile başlayayım.Bilgisiz bir insan değil,bilgili de değil. Fakat bilgiye aç bir insan. Dayımın annesi bilgisiz,görgüsüz,merhametsiz boş oksijen tüketen bir birey.
Anlatıcımız ise genç,bilgili,aydın bir insan.
Bir de Foma Fomiç var. Bu birey nasıl tanımlanır bilmiyorum. En sade hali hiçbir şeye kabiliyeti olmayan bir asalak.
Şimdi
Benim resmettiğim şu:
Dayımız şuan ki siyasal durumda ortada kalmış, bozuk olan ekonomi de yeni yeni satılan değerlerimizi,şirketlerimizi sormaya başlamış.
Annesi ise bu bozuk ekonomiden faydalandığı için sesini çıkarmayan, bu takımları destekleyen bir birey.
Anlatıcımız ise cumhuriyet değerlerine sahip çıkmaya çalışan, bozulan siyasi iktidarın,ekonominin düzelmesi için atılım yapmaya çalışan aydın gençliği temsil ediyor.
Asıl kişimiz Foma Fomiç ise : Hani akademisyenleri İhraç edip muhtarlara cübbe giydiren zihniyet varya işte bu Foma Fomiç.Bilgisiz , bilgili insanlara saygısı olmayan medeniyetten uzak bir birey olamamış kişi.
Okudukça sinirlerim bozuldu. Sinirim bozuldukça bu sahneler daha tanıdık geldi. Ben kişileri böyle yerleştirdim.
Okudukça böyle canlandı.
Okumak lazım. Birşeyleri değiştirmek için gezmek, görmek ,okumak gerek. Ama herşeyi zamanında yapmak gerek. Keşke zamanım olsaydı da Dostoyevski ile beraber Sibirya’da bu kitabın temellerini atarken tanışma , tartışma şansım olsaydı. Bir de Tolstoy Savaş ve Barış’ı yazarken tanışmak istemişimdir.
Son sözüm okurken sizi çok sinirlendirecek bir eser.
Kitaplarla kalın ️
  • Amcanın Düşü
    7.8/10 (252 Oy)226 beğeni870 okunma893 alıntı7.965 gösterim
  • Netoçka Nezvanova
    8.2/10 (182 Oy)185 beğeni661 okunma923 alıntı7.020 gösterim
  • Ecinniler
    8.8/10 (442 Oy)531 beğeni1.464 okunma4.132 alıntı27.866 gösterim
  • Üç Ölüm
    7.4/10 (256 Oy)214 beğeni896 okunma289 alıntı6.557 gösterim
  • Yufka Yürek
    7.8/10 (257 Oy)250 beğeni1.074 okunma1.010 alıntı11.286 gösterim
  • Ebedi Koca
    7.6/10 (230 Oy)215 beğeni973 okunma848 alıntı9.703 gösterim
  • Tatsız Bir Olay
    8.0/10 (354 Oy)300 beğeni1.107 okunma361 alıntı7.048 gösterim
  • Müfettiş
    8.6/10 (385 Oy)298 beğeni998 okunma373 alıntı6.633 gösterim
  • Ev Sahibesi
    7.3/10 (664 Oy)540 beğeni2.476 okunma1.766 alıntı14.158 gösterim
  • Sis
    8.5/10 (332 Oy)310 beğeni921 okunma2.133 alıntı13.356 gösterim
290 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Sibirya döneminde yazdığı iki romandan bir tanesi Stepançikovo köyü.Dönemi ile alakalı olsa gerek ana karakterler pişkin ve baskıcı.

Bomboş bir insanın yalakalık ve yaltaklıkla geldiği konumu göreceksiniz, çok sinir bozucu. Bu günümüzde de bir takım konularda böyle maalesef.Üst kademe de uşaklık eden bir kişinin hor görülmesi,küçültülmesi içinde hırs ve intikam ateşlerinin yanmasına ve bu kişinin neler yapabileceğine nasıl bir psikolojide olduğuna tanık oluyorsunuz.


Anne karakteri diğer kitaplarının aksine, oğlunun iyiliğini değil kendi çıkarlarını gözetiyor.Sürekli ayılıp bayılmaları insanın sinirlerini bozuyor.Foma Fomiçle tanışmanızı tavsiye ederim biraz sinir bozucu yer yer bilgece pişkin bir kişilik.Bir de iyi kalpli yufka yürekli Albayımız var, bütün kusuru kabahati kendinde buluyor. Oldukça acıyorsunuz haline.

Dostoyevski günümüz psikoloklarına taş çıkartır vallahi.İyi ki bu dünyadan bir Dostoyevski geçmiş.Bir de bu kitap neden az okunmuş, üzdü.
Keyifli okumalar diliyorum.


“Dostoyevski’nin romanları köpüren girdaplar, döne döne savrulan kum fırtınaları, tıslayarak bizi emip içine alan hortumlardır. Sadece ve bütünüyle ruhun özünden oluşurlar. Gayriihtiyari çekiliriz içine, fırıl fırıl döndürülür, kör olur, soluksuz kalıp boğuluruz, ama aynı zamanda delişmen bir sarhoşlukla dolup taşarız.”  Virginia Woolf
290 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Dostoyevski'nin, hak ettiği ilgiyi görmeyen, sürgün zamanı yazdığı kitaplardan biri Stepançikovo Köyü. Sitede okunması oldukça az. Genel olarak Dostoyevski'nin okunması gereken kitaplarına dair oluşturulan listelerde de hiç görünmüyor bu kitap. Bunun nedenine ufaktan değinmeye çalışacağım. Bu arada Amcanın Düşü'yle aynı yıl yayımlanıyor bu kitap. Hatta Amcanın Düşü daha önce yayımlanmaya başlıyor. Ama kronolojik okumama zarar vermeyeceğini bildiğimden ve elimde hazır bulunmasından dolayı ilk olarak bu kitabı okumaya başladım.


Artık karşımızda Sibirya'nın acılarını ve soğuğunu tatmış bir Dostoyevski var. Sürgün cezasının ilk etabını tamamlayıp, cezasının ikinci bölümüne er olarak başlıyor. Asteğmen rütbesi alıyor daha sonraları. İlk evliliğini yapıyor bu sıralarda. Zincirli olduğu dönemde Rus edebiyatında neler olmuş diye yeni çıkan kitaplara şöyle bir göz gezdiriyor. Kardeşine yazdığı bir mektupta, en çok Turgenyev'in işlerini beğendiğini ama çok özensiz olduğunu, ayrıca Tolstoy'u da çok sevdiğini ama daha fazla yapıt ortaya koyabileceğini sanmadığını söylüyor. Ama Tolstoy'un daha fazla eser vermesi konusunda yanılabilirim diye de ekliyor. Sibirya'ya gazete, dergi gibi materyallerin az sayıda gelmesi, çevresinde az kitap bulunması, aşık olması ve evliliği yüzünden edebiyatının ellerinden kayıp gittiğini söylüyor kardeşine. Sürgün cezasına çarptırılmadan önce yattığı hapishanede yazdığı ve kardeşine kimseye okutma diyerek teslim ettiği Küçük Kahraman hikayesini yine kardeşinin Dostoyevski'den habersiz olarak bir dergide yayımlatmaya çalışmasından sonra edebiyat alevi tekrar yanmaya başlıyor Dosto'nun. Bu dergiye bir roman sözü veriyor. Daha sonra yine sürgün cezasına çarpıtırılmış bir arkadaşının ilişki içinde olduğu bir dergiye de roman sözü veriyor. Aslında kürek cezası boyunca bolca malzeme biriktirmiş Dosto'nun kafasında çok büyük bir roman ortaya koyma düşüncesi var. Ama yine kardeşine yazdığı mektupta kafasında çok düşünce olduğu ve teslim tarihlerine kadar bu düşüncelerin yarısını bile temize çekemeyeceğinden bahsediyor. Hep süregelen maddi sıkıntıları ve daha sonraları da başına bela olacak romanı teslim etmeden avans çekme huyu yüzünden hemen yazıp, teslim ettiği iki anlatı oluyor Stepançikovo Köyü ve Amcanın Düşü.


Kitabın adından da anlaşılacağı gibi mekanımız bu sefer Dostoyevski'nin vazgeçilmezlerinden ve en sevdiği yer olan Petersburg değil. Kitapta da bahsedildiği gibi tımarhaneye dönmüş bir köy. Bu dönemde böyle bir tercih yapmış olması muhtemelen Petersburg'dan uzakta olması ve son yıllarını genellikle halkın yüksek kesimleri yerine küçüklükten beri yakınlık ve sevgi duyduğu halkın daha alt tabakasından insanlar ve mujikler arasında geçirmiş olmasından kaynaklı olduğunu tahmin ediyorum. Öncelikle mizah unsurlarının yüksek olduğu bir kitap. Petersburg'da yaşayan kahramanımızın dayısından aldığı mektup sonrası köye gelerek dayısının evine yerleşmesini ve evde bulunan yer yer aşk üçgenlerini geçtim, dört kişinin karıştığı ilişkileri okuyoruz. Kahramanımız da dayısının isteği doğrultusunda bu olaylara karışmış olarak buluyor kendisini. Ama bu romanın yıllar geçse bile unutulmayacak noktası Foma Fomiç karakteridir. Daha ilk kitabı İnsancıklar'dan başlayarak çeşitli bam tellerine dokunabileceğini kanıtlayan Dosto, bu karakterle sinir bam telimizi de vura vura harap edebileceğini kanıtlıyor. Bu karakterin yaptıklarını, saf dayının bu hareketlere ve adama tepkilerini okuyup çıldırmamak elde değil kesinlikle. Dostoyevski romanının merkezine oturttuğu bu adamı yaratırken Rusya'nın en ünlü eleştirmeni Belinski'den esinlenmiştir. Çoğu otorite Foma karakterinin Belinski'nin bir karikatürü olduğu konusunda hemfikir. Kimdir bu Belinski? İnsancıklar'ı yazdıktan sonra ünlü "Yeni bir Gogol doğdu" cümlesiyle kapısına koşulan Belinski. Dosto'nun kendisini olan övgüleriyle sarhoş olduğu, ama ilerleyen zamanlarda Dosto'nun başarısız denemelerini ağır şekilde eleştiriye boğmaya başladıktan sonra yıldızlarının asla barışmadığı Belinski. Foma karakteri bizi sinir ettiği ölçüde, Dosto'nun da Belinski'ye olan sinir katsayısını tahmin edebiliriz gibime geliyor.

Puşkin'e olan hayranlığına da atıfta bulunmaya devam ediyor bu kitabında. İnsancıklar da Palto eserini eleştirdiğinden beri atıfta bulunmadığı ama ilk eserlerinin hepsinde de yüksek ölçüde etkisinin hissedildiği Gogol'a dokundurduğu şu kısım ise kahkaha attırdı bana:

"Her şeyden önce şunu söyleyeyim ki, belki de felaket erdemin anasıdır. Bunu galiba hoppa olmakla beraber, bazen dolgun düşünceleri de bulunan yazar Gogol söylemişti."


Romanın geneli çok kısa bir süreyi kapsadığı halde, son bölüme 7 yıllık bir süreyi sıkıştırmış Dostoyevski. İnce ince örmeye başladıktan sonra, sonu bu kadar hızlı bir bitişle noktalamasının nedeni muhtemelen yaklaşan teslim tarihi. Roman tepki bile görmüyor aslında eleştiri anlamında. İnsancıklar'dan sonra doğru düzgün dikiş tutturamamış Dostoyevski'nin, bütün bunların üstüne sürgün cezası nedeniyle yıllarca eser üretememesi ve Petersburg'dan uzak kalmasıyla birlikte Rusya'nın Dostoyevski diye birinin varlığını unutacak konuma gelmiş olmasından kaynaklanan bir ilgisizlik yaşanıyor bu eserlere karşı. Bu kadar az okunmasının bu dönem olan ilgisizliğin listelere ve sonra gelen okur nesillerine de sirayet etmesi nedeniyle olduğunu düşünüyorum. Yayınevleri bile çoğu eserinden çok sonraları basmış bu kitabı. Yoksa ilk dönem eserlerinin birçoğundan 5 kat daha fazla okunmayı hak eden bu eserinin bu kadar az okunmasına dair aklıma başka bir sebep gelmiyor.

İyi okumalar.
290 syf.
"Stepançikovo Köyü" ince bir mizah anlayışıyla, karakterleri arasında ortaya çıkan denge ve aşk anlatılır.


Dostoyevski’nin Sibirya yıllarının bazı önemli sanatsal sonuçları görülebileceğini  ve bu sonuçların en belirgin biçimde Foma Fomiç karakterinde gözlendiğini, Dostoyevski’nin bu karakterde aşağılanmanın psikolojisini önceki yapıtlarında olduğundan daha güçlü ve etkili bir biçimde verdiği, hayal kırıklığının insan kişiliğinin mantıksız derinliklerinde kaynayan gücünü daha iyi anladığı ortaya koyduğu dile getirir...

Roman boyunca en çok öne çıkan karakteri Foma Fomiç'in, hayrete düşüren kaprislerine, sürprizler dolu karekter deyim ben ona...Foma'ya bakınca da annesi yüzünden boyun eğen albayın iyi niyetli, saf karakteri olduğu kolayca anlaşılıyor.
Foma’yla albayın annesi arasında romanda söylendiği şekliyle mistik bağın nedenini anlatılmalıydı. Romandaki kusur tam da burada olabilir, çünkü Foma’nın, General’in ve Generalin karısının birbirleriyle olan ilişkileri verilerek kısa tutulması...
Arasındaki ilişki detaylı olarak verilseydi daha güzel olurdu gibime geliyor... Yine de ikili arasındaki bağın aslında birbirlerine çok benzemelerinden ileri geldiği dikkatli okuduğunda anlaşılıyor, belki de Dostoyevski'yi kitaba odaklanmak için böyle yaptı kimbilir...

Bu ikili, bencillik diyebileceğimiz sürekli pohpohlanmayı, övünme ve övülmek istenme, nazlanma, hatta kıskançlık gibi konularda tıpatıp benziyorlar. Birbirlerine bu denli benzemeleri Foma’nın kendisini General karısında, General karısının da Foma’da bulması anlamına gelir.


Güçlü belagatiyle baskın ve kurnaz bir kişilik olan, kendini yüceltmeyi General’in karısına kendisini, yaşam biçimi haline getiren, albayın sözlerinde ve evine davet ettiği misafirlerde bile kendisine yöneltilmiş sığıntı olduğu imasının gizli olduğunu iddia eden, bu yüzden albayı ev halkının önünde azarlayan, her haysiyetli insanın yapacağı gibi çekip gitmekten söz eden, ama her defasında General karısının bayılmalı halleriyle yerini biraz daha sağlamlaştıran Foma Fomiç’in, albayı bir insan olarak yükseltmek isteğinde az da olsa samimi olabileceğini, kovulduğunda eve geri gelmesinden anlayabilir miyiz?..Foma Fomiç bir ahmak mı yoksa çıkarcının teki miydi?..

"Sevmek, insanoğlunu sevmek istiyorum. Ama engel oluyorlar, vermiyorlar bana! Verin, bana bir insan verin de seveyim onu... Nerede o insan? Nereye saklandı? Diogenes'in feneriyle aradığı gibi, ben de hayatım boyunda onu arıyor, bulamıyor, bulamayınca da kimseyi sevemiyorum. Yazıklar olsun beni insan düşmanı yapana!"



En çok etkileyen ve baskın karakterlerden bahsetmek istedim. Genel olarak diğerleri de etkiliydi. Okuduğum İncelemelerde zaten anlatılmış fazla uzatmak istemedim. Ama neden az okunmuş bu güzel eser onu anlamış değilim. Ben sevdim okumayı tavsiye ederim. Bu zamana kadar okuduğum Dostoyevski kitaplarına göre bu dönüm noktasıydı diyebilirim...
290 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Dostoyevski yolculuğumda bir köye uğradım. Bu köyde Sergey ile karşılaştık. Oturduk bir güzel çay ısmarladı bana. Dedim:" Beyefendi nedir bu köyün aslı astarı? Nedir yaşadıkları? "Başladı bana koskoca bir hikaye anlatmaya. Bu hikaye beni kah güldürdü, kah acı acı tebessüm ettirdi. Kendisi de pek olayların içinde olmayı tercih etmediği için sanki bir gözlemci edasıyla her şeyi anlattı bana. Ben ise süprizleri bozmamak adına detaylandırmadan siz değerli kitapdaşlar ile paylaşıyorum bazı durumları:

Bu köyün Sergey 'in de dayısı olan bir sahibi var:Albay. Oldukça iyi kalpli, asil, babayiğit bir insan. O kadar saf ve temiz ki... Böyle adamlar var mı ki dedirtiyor insana. Ancak bazen o kadar ahmakça davranışlarda bulunmuş ki sinirlendim dinledikçe hikayeyi. Albayın bir annesi var tam bir cadaloz. Bu ne biçim anne dedirtti. Ananın yufka yüreği, evlat için canfeda gibi şeyleri göremezsiniz bu kadında. Bencillik içine işlemiş sanki. Ama beni en çok güldüren karakter olduğu şüphesiz. Ayılıp bayılmaları ile ünlüdür:) Bu video karşıma çıktı ve istemsizce güldüm. Bakın kendisi oğluna inat bir generalle evlenmiş. General karısıdır.
https://youtu.be/xUDBftjW2lg

Generalin rahatsızlığı yüzünden eve alınan bir çalışan var: Foma. Bu çalışan zamanlar sonra tüm ev halkına, köy halkına bilgelik taslayan birisi. Bu adam sıklıkla karşılaşabileceğimiz yöneticilerden farksız. Kibirli oluşu, herkese tepeden bakması gibi özellikler işte. Ağzının iyi laf yapması ile herkesin el pençe durduğu birisi. Bana kimi zaman ters köşe yaptırdı. Hak verdim bazen öyle haykırışları var ki... Fakat insanları aşağılaması ve ulaşılamaz büyüklükteki kibri yüzünden tüm iyi yönleri yok oldu gözümde. Oysa insan olmak yeterli.
#28558394
Bu alıntının, bize verilen mesaj olduğunu düşünüyorum. Kendim bu sonuca vardım. Elbet başka türlü görenlerde olacaktır. Benim alacağım ders bu oldu.

Her şeyin bir sebebi var bu hayatta. Tüm canlı ve cansız varlıkların, hepsinin bir amacı var. Her şeyin birbiri ardına bağlantılı işlevi olduğunu düşünüyorum. Domino taşı etkisiyle...

Bir insanın egosunun altında kim bilir üzüntü dolu bir hikaye yatıyor olabilir. Ağlayan insanlara da ne kadar mızmız ve ağlaksın demek yerine, ne olduğunu ısrarla ilgileniyormuş gibi sormak yerine, sarılsak yetmez mi? Hiçbir şey demeden sadece sarılsak...

Katlanamıyorum birçok şeye. Saygı duymaya çalışıyorum, öfke duymamaya çalışıyorum, düşünüyorum... Kimi zaman bu benim ani patlama yaşamama sebep oluyor. Aklımda hiçbir zaman tek bir düşünce olmuyor. Her zaman birden çok şey düşünüyorum. İnsanlara kızıyorum. En çok da kendime kızıyorum. İyi bir insan olamadığıma kızıyorum. Herkese kucak açamadığıma kızıyorum. Herkes gibi bir mahluk olduğuma kızıyorum...

Kırıldım. Çok kırıldım. Parçalandım. Parçalarım birilerine battı. Sakındıkça kimseye zarar vermemek için, daha çok zarar verdim. Kendimi boş verdim, başkalarını düşündüm. Bir de baktım ki yalnızım... Ne yapmalı? Bununla yaşayıp kendime bakmaya başladım.
İnsan yaşamalı ne olursa olsun. Çünkü eğer hala nefes alıyorsak, bir yerde birinin bize ihtiyacı vardır. Bu dünyanın daha bize ihtiyacı vardır. Böyle düşünüyorum ben.

Sergey ile sohbet ederken, kafamda o kadar çok düşünce oluştu ki. Bunlar zaten devamlı aklımda olan şeyler aslında. Daha anlatamadığım o kadar beni deli eden şeyler var ki...

Yine soru işaretleri oluşturan, 5N1K'lık sorular oluştu ki karakterle ilgili, alıştım artık. Dostoyevski yine yaptı yapacağını. Güldüm tabiki buna. Yolculuğa devam etmek üzere başka diyarlara doğru yol alırken hikaye beni bu şarkıyı dinlemeye iteledi:
https://youtu.be/Aw5SKDoe2QQ
Sizlere de iyi insanlar diliyorum...
290 syf.
·2 günde·Puan vermedi
1859 yılında yayımlanmış bir kitap.

O dönemin Rus toplumundaki farklı kişilik ve karakterleri Stepançikovo Köyünde toplamış Dostoyevski. Foma Fomiç karakteri her okurda olduğu gibi benim için de iz bırakan, yer yer sinir uçlarıma dokunan bir karakter oldu.
Foma Fomiç yanında pek çok karakter ve psikolojik analizlerini görüyoruz. Keşke bu karakterlerin çoğu bu romanda kurgu olarak kalsaydı demeyi çok isterdim fakat hala varlıklarını toplumumuzda sürdürüyorlar ve birbirlerini besleyerek toplum hayatını zehir etmeye devam ediyorlar.
Diyalogların fazla olduğu, yer yer bana bir tiyatro oyunu, tragedya okuyor hissini veren bir kitap oldu. Olaylara mizahi yaklaşımı, farklı karakterleri bir arada barındırması ve aralarındaki ilişkiler çok güzel ve akılda kalıcı verilmişti.
Bazı bölümlerde okurken sıkılsamda genel olarak iyi ki okudum dediğim kitaplardan bir tanesi oldu.
290 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Anlatıcı, dayısının ilginç ailesini ve ona miras kalan Stepançikovo köyündeki ilginç insanları anlatıyor. Karakter tahlillerinin, ruh çözümlemelerinin çok olduğu bir DOSTOYEVSKİ romanı. Eğlenceli bir üslubu var. Karakterler o kadar çok ki ben şema çizdim okurken çünkü kim kimdi diye karıştırıyordum başta :)
290 syf.
·3 günde·8/10
SPOİLER !

(Foma Fomiç üst tabakanın hizmetinde uzun süre çalışan sıradan bir uşaktır,üst tabaka onu sürekli aşağlamıştır,hor görmüştür ve ezmiştir.

Albay ise saf denecek kadar iyi niyetli bir insandır,emeklidir,kendisine miras kalmış toprak sahibi olmuştur.

Bir gün Albay ile Foma Fomiç'in yolları kesişir,Foma Fomiç ise Albay'ın malikanesinde yaşamaya başlar.Foma Fomiç,Albayın saflığından yararlanır ve onun saflığını kullanıır.Foma Fomiç daha önce uşak olarak çalıştığı yerlerde hor görülmenin acısını Albay'ın masum yüreğine etki ederek çıkarır,Albay'ı parmağında oynatır.Albay pasif davrandıkça Foma Fomiç ise Albay üzerindeki tesirini arttırır.Foma Fomiç'in hakimiyetini arttırdıkça kendini önemli bir kişi olarak kabul eder,megolamanlaşır.

Albay'ın genç yeğeni ise malikaneye geldiği andan itibaren bu olaya hem çok şaşırır hem de dayısının saflığınadan yararlanan Foma Fomiç'e karşı cephe alır.

Roman ise Foma Fomiç'den beklenmedik bir tavrı ile biter.)


YORUM:

Dostoyevski, bu romanında insan doğasının derinliklerine inerken iyilik nedir ? ,kötülük nedir ? Saflık ve Kurnazlık bir insanın kararlarını nasıl etkiler ? Ezilmiş ve aşağılanmış bir alt tabaka insanın içinde biriken hıncını çıkarmak fırsatını yakalayınca nasıl davranır ? gibi soruları sorgular.Ayrıca aşkın gücünü ve aşkın insan davranışları üzerindeki tesirini gözler önüne serer.



DİĞER KİTAPLARI İLE İLİŞKİSİ:

Dostoyevski'nin bu kitabı yine ana karakteleri çok saf olan BUDALA ve AMCAMIN RÜYASI ile benzerlikler taşır.Ayrıca Albay'ın masumiyeti ve içi iyilik dolu yüreği ile KARAMAZOV KARDEŞLER romanının ALYOŞA karakteri,mücadeleci,girişken ve hakkını arayan Albay'ın yeğeni ile SUÇ VE CEZA kitabının RASKOLNİKOV karakteri ile benzer özellikler taşır.


SONUÇ:

Kitaba ilk başladığımda çok sevdim,karakteler güçlü idi,olay örgüsü ise sakin ve yavaş ilerlemesi romana güç katıyordu.Kitap neredeyse kusursuzdu diyebilirim fakat kitabın yarısından sonraki kısmını pek beğenmedim,Dostoyevski hızlı yazmak uğruna( yazarın bir sebebi olmalı sebebini bilemiyoruz) olayları hızlandırmış ve olayların etki gücünü zayıflatmış.Sanki sonlara doğru yazar çok çok acele etmiş gibi.Ama her Dostoyevski kitabı değerlidir,bu kitap da mutlaka okunmalıdır Dostoyevki aşıkları tarafından.


BİRAZ DA DOSTOYEVSKİ HAKKINDA:

Dostoyevski insan ruhunu çözümleyen en iyi yazardır.Eserlerindeki tüm karakterleri gerçek hayattaki gibidir,yakın çevremizi gözlemlemlediğimizde bile Dostoyevski karakterlerine benzer yakınlarımızı fark ederiz.Çünkü Dostoyevski tüm karakterleri birer birey olarak işler bununla birlikte insanların duygusal patlamalrıından inişli-çıkışlı davranışlarına ve onların hem zayıf hem güçlü yapan yönlerini incelemiştir.Onun karakteleri çok renklidir,kimi zeki kimi aptal kimi kurnaz kimi saf kimi iyi yürekli kimi kötü düşünceli,kimi içedönük kimi dışadönük kimi hayalperest kimi gerçekçi...birbirinden farklı birçok karateri gerçek hayattaki gibi yansıtmıştır eserlerinde.Ayrıca insanın kendi yeraltısı,kendi kendi ile yüzleşmesi gibi cesaret isteyen konuları da yazan en iyi yazarlardan biridir.Bununla birlikte sistemi ve sistemin köleleştirdiği insanları işleyen sert bir başkaldırıdır onun eserleri.Yaşadığı dönemi ve çevreyi en iyi yansıtan yazarlardan biridir.Dostoyevski hakkında yazmak için kelimeler yetmez,şimdilik bu kadarla bırakıyorum...
290 syf.
Merhaba,
Dostoyevskinin pek de ünlü olmayan bir kitabı . Kısaca kibirli bir adam foma fomiç nasıl kendisini herkese göre üstün olduğunu kabul ettirmiş. Bu arada köyde bulunan albay ise herşeye karşı nazik bir adam. Kimseyi kırmazken herkes ondan herseyini alıyor. Bilgili bir yiğen ise bu tımarhanelik köye geliyor. Açıkça okurken çoğu zaman kahkaha attım. Güzel bir kitap.
Iyi okumalar
305 syf.
Dostoyevski bu eserinde bizi Rusya'nın garip insanlarla dolu bir köyüne davet ediyor. Garip diyorum çünkü, hikayeyi okudukça ben nereye düştüm böyle diyorsunuz. Köyde toprak sahibi ve anlaticinin dayısı alcakgonullu, insanları kirmaktan imtina eden ve bir o kadar da saf bir insandır. Hikâyenin baş karakteri olan Foma Fomic'in aileye katılımı ile köyde işler gariplesmeye başlamış. Cinli olaylar gelmesin hemen aklınıza, gariplikten kastım bu pek de bir vasfı olmayan Foma Fomic'in başta anlaticinin dayısı olmak üzere köy ahalisini etki altına alması ve adeta dayinin ve yakınlarının Foma Fomic'in her konuda iki dudaginin arasına bakmasidir. Foma Fomic ilginç bir şekilde daha çok hitabet gücü ve lafazanligiyla hikayedeki kişiler üzerinde ilginç bir iktidar kurmuş durumdadır. Yazar, bu durumun üzerine basarak anlatmak için yer yer abartıya kaçmış gibi geldi. Yer yer "Ya tamam bir insan etki altına alır insanları da ama bu kadar da olmaz" dedim. Ama bir yandan da neden olmasın ki, hiç yaşanmayan bir durum değil sonuçta dedim. Ancak bana, bu durumun anlatıldığı diyaloglar gerçekçilikten uzak göründü.

Dostoyevski, Foma Fomic karakteri ile insanın iktidar isteği, hirslari, ihtiraslarini ortaya koymuş. Aynı zamanda bu kişinin kendisini olduğundan büyük görmesi komik bir anlatımla ortaya konmuş.

Keyifli okumalar.
290 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Foma Fobiç adlı uşaklık döneminde oldukça hor görülmüş ve ezilmiş bir karekterin kendisine türlü sebeplerle fırsat verilmesi sonucu değişimi ve bu değişimle beraber,başka insanları aşağılamaya başlar hali sıkı sık göze çarpıyor romanımızda( çocuklukta şiddetle büyüyen bir çok kişinin şiddet uygulaması gibi)gerçekten o köyde olup Foma'nın yaptıklarına tepkisiz kalan ve her defasında kendisinde suçluluk duygusu yaratan Dayımıza ne demeli onu bilmiyorum. Kitabı okurken hani Banker Bilo filminde geçen bir anektod vardır ya; yaptım ama bi sor niye yaptım diye,hah işte Foma'nın yaşanılan her olaydan sonra ki kendini haklı çıkarma halini tam olarak buna benzettim. İçim daraldı Foma'nın varlığından, kahrol Foma:)))
Bilgisizlik soytarılığın bir çeşididir ama, öte yandan... köylülere astronomi dersi vermek de...
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Sayfa 53 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Praskovya İlyiçya’nın özelliklerinden biri de sevdiklerinin önünde kendini değersizleştirmek, onların gözlerinin içine bakmak, her istediklerini boyun eğmek, onlara hizmet etmekti.
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Sayfa 281 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Stepançikovo Köyü
Baskı tarihi:
19 Ocak 2019
Sayfa sayısı:
290
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944887717
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Село Степанчиково и его обитатели
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Stepançikovo Köyü
Stepançikovo Köyü ve Sakinleri
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (1821-1881): İlk romanı İnsancıklar 1846’da yayımlandı. Ünlü eleştirmen V. Belinski bu eser üzerine Dostoyevski’den geleceğin büyük yazarı olarak söz etti. Ancak daha sonra yayımlanan eserleri o dönemde fazla ilgi görmedi. Yazar 1849’da I.Nikola’nın baskıcı rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildi. Cezasını tamamlayıp Sibirya’dan döndükten sonra Petersburg’da Vremya dergisini çıkarmaya başladı. Dostoyevski, 1859’da yayımlanan Stepançikovo Köyü’nde çizdiği karakterlerle Rus kişiliğinin köyde de şehirdekinden farksız olduğunu sergiler.

Kitabı okuyanlar 747 okur

  • Orochimaru
  • Uehalfhauefh
  • Apo Sırtlan
  • Şule Maden
  • Eren Sarı
  • Oğuz Cankurt
  • Beşir
  • Ersin ÇINAR
  • Şükran Köksal
  • YILDIZ SEVGI

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2
14-17 Yaş
%2
18-24 Yaş
%23
25-34 Yaş
%46
35-44 Yaş
%19
45-54 Yaş
%5
55-64 Yaş
%2
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%32.9
Erkek
%67.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19 (48)
9
%29.8 (75)
8
%24.2 (61)
7
%10.7 (27)
6
%4.4 (11)
5
%1.2 (3)
4
%0.4 (1)
3
%0
2
%0.8 (2)
1
%1.6 (4)

Kitabın sıralamaları