Stepançikovo Köyü

8,9/10  (45 Oy) · 
144 okunma  · 
47 beğeni  · 
2.241 gösterim
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (1821-1881): İlk romanı İnsancıklar 1846’da yayımlandı. Ünlü eleştirmen V. Belinski bu eser üzerine Dostoyevski’den geleceğin büyük yazarı olarak söz etti. Ancak daha sonra yayımlanan eserleri o dönemde fazla ilgi görmedi. Yazar 1849’da I.Nikola’nın baskıcı rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildi. Cezasını tamamlayıp Sibirya’dan döndükten sonra Petersburg’da Vremya dergisini çıkarmaya başladı. Dostoyevski, 1859’da yayımlanan Stepançikovo Köyü’nde çizdiği karakterlerle Rus kişiliğinin köyde de şehirdekinden farksız olduğunu sergiler.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2017
  • Sayfa Sayısı:
    290
  • ISBN:
    9789944887717
  • Orijinal Adı:
    Село Степанчиково и его обитатели
  • Çeviri:
    Nihal Yalaza Taluy
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Pınar Yiğitcan 
16 Mar 15:07 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Sibirya döneminde yazdığı iki romandan bir tanesi Stepançikovo köyü.Dönemi ile alakalı olsa gerek ana karakterler pişkin ve baskıcı.

Bomboş bir insanın yalakalık ve yaltaklıkla geldiği konumu göreceksiniz, çok sinir bozucu. Bu günümüzde de bir takım konularda böyle maalesef.Üst kademe de uşaklık eden bir kişinin hor görülmesi,küçültülmesi içinde hırs ve intikam ateşlerinin yanmasına ve bu kişinin neler yapabileceğine nasıl bir psikolojide olduğuna tanık oluyorsunuz.


Anne karakteri diğer kitaplarının aksine, oğlunun iyiliğini değil kendi çıkarlarını gözetiyor.Sürekli ayılıp bayılmaları insanın sinirlerini bozuyor.Foma Fomiçle tanışmanızı tavsiye ederim biraz sinir bozucu yer yer bilgece pişkin bir kişilik.Bir de iyi kalpli yufka yürekli Albayımız var, bütün kusuru kabahati kendinde buluyor. Oldukça acıyorsunuz haline.

Dostoyevski günümüz psikoloklarına taş çıkartır vallahi.İyi ki bu dünyadan bir Dostoyevski geçmiş.Bir de bu kitap neden az okunmuş, üzdü.
Keyifli okumalar diliyorum.


“Dostoyevski’nin romanları köpüren girdaplar, döne döne savrulan kum fırtınaları, tıslayarak bizi emip içine alan hortumlardır. Sadece ve bütünüyle ruhun özünden oluşurlar. Gayriihtiyari çekiliriz içine, fırıl fırıl döndürülür, kör olur, soluksuz kalıp boğuluruz, ama aynı zamanda delişmen bir sarhoşlukla dolup taşarız.”  Virginia Woolf