Geri Bildirim

Stepançikovo KöyüDostoyevski

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.491
Gösterim
Adı:
Stepançikovo Köyü
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
290
ISBN:
9789944887717
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Село Степанчиково и его обитатели
Çeviri:
Nihal Yalaza Taluy
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (1821-1881): İlk romanı İnsancıklar 1846’da yayımlandı. Ünlü eleştirmen V. Belinski bu eser üzerine Dostoyevski’den geleceğin büyük yazarı olarak söz etti. Ancak daha sonra yayımlanan eserleri o dönemde fazla ilgi görmedi. Yazar 1849’da I.Nikola’nın baskıcı rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildi. Cezasını tamamlayıp Sibirya’dan döndükten sonra Petersburg’da Vremya dergisini çıkarmaya başladı. Dostoyevski, 1859’da yayımlanan Stepançikovo Köyü’nde çizdiği karakterlerle Rus kişiliğinin köyde de şehirdekinden farksız olduğunu sergiler.
Köyü bile bir başka Rusya'nın.

İnsanların karşılarında ezilmesinden şeytani bir haz duyan, sırf bir gün perşembe gününe çarşamba denmesini istediği için yalakalarına bunu kabul ettirip iki hafta perşembeye çarşamba dedirten, İzmit ağzıyla konuşmayı kendisine hobi edinip "Hey, buraya bak, madde! Beni mantara bağlatma baabisi." gibisinden şeyler diyebilen, ben Mesih'im diyen bir Mehmet Ali Ağca ve zom olduktan sonra parmaklarını havaya kaldırıp kendisini kovalayan paparazzilere "Allah bir, bir de ben tekim" diyen bir Melek Yargıcı'nın şirki gibisinden Foma Fomiç adlı bir başrole sahip romanın biriyle karşı karşıyaydım. Yönetmeni de yine Dostoyevski idi tabii ki.

Köy de öyle bir köy ki, köy ahalisine Fransızca öğretmeye çalışıldığında köylüler tam bir RDK kesilip UFO gören masum köylüler gibi bu olaya karşı çıkıyorlar. Akbil'e yüklenen paralar gibi köydeki herkes din görevi açısından çilesini doldurup da gerçekten Stepançikovolu olabiliyor. Beylikdüzü-Söğütlüçeşme metrobüs hattı gibi senin kestiğin kızı/çocuğu aslında herkesin kestiği, metrobüse bir daha binmemeyi kendine söz vermiş olsan bile her türlü bir daha bineceğini bildiğinden dolayı köyü kimsenin bir türlü bırakamadığı bir Stepançikovo köyü bu.

Köy sakinleri söz öbeğine bir tepki olarak doğmuş hiç de sakin duramayan isimde köylü ama davranışta burjuvazi olan bu bireyler rütbelerin ve aşkların çeşmi nigar çorbası misali ve köyün hoparlörlerinden https://www.youtube.com/watch?v=1D5Sa2Yq-2g müziği çalıyormuş gibi karıştırıldığı bu Stepançikovo'da ne yapıyordu?

Kitap neden bu kadar az okunmuş bilmiyorum ama Dostoyevski'nin Öteki'den sonra şimdiye kadar okuduğum en matrak ve anlamlı eserlerindendi.

İşsiz inceleme kültürünün kurucusu olan namıdiğer Tuco Herrera'ya bu kitap süresince aklıma gelen işsizlikler silsilesi için teşekkürü bir borç bilirim.
SPOİLER !

(Foma Fomiç üst tabakanın hizmetinde uzun süre çalışan sıradan bir uşaktır,üst tabaka onu sürekli aşağlamıştır,hor görmüştür ve ezmiştir.

Albay ise saf denecek kadar iyi niyetli bir insandır,emeklidir,kendisine miras kalmış toprak sahibi olmuştur.

Bir gün Albay ile Foma Fomiç'in yolları kesişir,Foma Fomiç ise Albay'ın malikanesinde yaşamaya başlar.Foma Fomiç,Albayın saflığından yararlanır ve onun saflığını kullanıır.Foma Fomiç daha önce uşak olarak çalıştığı yerlerde hor görülmenin acısını Albay'ın masum yüreğine etki ederek çıkarır,Albay'ı parmağında oynatır.Albay pasif davrandıkça Foma Fomiç ise Albay üzerindeki tesirini arttırır.Foma Fomiç'in hakimiyetini arttırdıkça kendini önemli bir kişi olarak kabul eder,megolamanlaşır.

Albay'ın genç yeğeni ise malikaneye geldiği andan itibaren bu olaya hem çok şaşırır hem de dayısının saflığınadan yararlanan Foma Fomiç'e karşı cephe alır.

Roman ise Foma Fomiç'den beklenmedik bir tavrı ile biter.)


YORUM:

Dostoyevski, bu romanında insan doğasının derinliklerine inerken iyilik nedir ? ,kötülük nedir ? Saflık ve Kurnazlık bir insanın kararlarını nasıl etkiler ? Ezilmiş ve aşağılanmış bir alt tabaka insanın içinde biriken hıncını çıkarmak fırsatını yakalayınca nasıl davranır ? gibi soruları sorgular.Ayrıca aşkın gücünü ve aşkın insan davranışları üzerindeki tesirini gözler önüne serer.



DİĞER KİTAPLARI İLE İLİŞKİSİ:

Dostoyevski'nin bu kitabı yine ana karakteleri çok saf olan BUDALA ve AMCAMIN RÜYASI ile benzerlikler taşır.Ayrıca Albay'ın masumiyeti ve içi iyilik dolu yüreği ile KARAMAZOV KARDEŞLER romanının ALYOŞA karakteri,mücadeleci,girişken ve hakkını arayan Albay'ın yeğeni ile SUÇ VE CEZA kitabının RASKOLNİKOV karakteri ile benzer özellikler taşır.


SONUÇ:

Kitaba ilk başladığımda çok sevdim,karakteler güçlü idi,olay örgüsü ise sakin ve yavaş ilerlemesi romana güç katıyordu.Kitap neredeyse kusursuzdu diyebilirim fakat kitabın yarısından sonraki kısmını pek beğenmedim,Dostoyevski hızlı yazmak uğruna( yazarın bir sebebi olmalı sebebini bilemiyoruz) olayları hızlandırmış ve olayların etki gücünü zayıflatmış.Sanki sonlara doğru yazar çok çok acele etmiş gibi.Ama her Dostoyevski kitabı değerlidir,bu kitap da mutlaka okunmalıdır Dostoyevki aşıkları tarafından.


BİRAZ DA DOSTOYEVSKİ HAKKINDA:

Dostoyevski insan ruhunu çözümleyen en iyi yazardır.Eserlerindeki tüm karakterleri gerçek hayattaki gibidir,yakın çevremizi gözlemlemlediğimizde bile Dostoyevski karakterlerine benzer yakınlarımızı fark ederiz.Çünkü Dostoyevski tüm karakterleri birer birey olarak işler bununla birlikte insanların duygusal patlamalrıından inişli-çıkışlı davranışlarına ve onların hem zayıf hem güçlü yapan yönlerini incelemiştir.Onun karakteleri çok renklidir,kimi zeki kimi aptal kimi kurnaz kimi saf kimi iyi yürekli kimi kötü düşünceli,kimi içedönük kimi dışadönük kimi hayalperest kimi gerçekçi...birbirinden farklı birçok karateri gerçek hayattaki gibi yansıtmıştır eserlerinde.Ayrıca insanın kendi yeraltısı,kendi kendi ile yüzleşmesi gibi cesaret isteyen konuları da yazan en iyi yazarlardan biridir.Bununla birlikte sistemi ve sistemin köleleştirdiği insanları işleyen sert bir başkaldırıdır onun eserleri.Yaşadığı dönemi ve çevreyi en iyi yansıtan yazarlardan biridir.Dostoyevski hakkında yazmak için kelimeler yetmez,şimdilik bu kadarla bırakıyorum...

Benzer kitaplar

Stepançikovo köyü… Burası bir köyden ziyade anlatıcımız Sergey’in de çokça bahsettiği şekilde tam anlamıyla bir ‘’tımarhane’’.
Çocuksu bir saflığın timsali Yegor İlyiç, hobileri bayılmak, oğlunu azarlamak ve tekrar bayılmak olan general karısı, okuduğunuz kitaplarda sizi en çok rahatsız eden karakteri düşünün; işte ondan daha sinir bozucu olan Foma Fomiç, tek yaptığı yarbay kızı oluşuyla övünmek olan Matmazel Peripelitsina ve diğer tüm dalkavuklar…

Kitapta herhangi bir karakterin bedenine bürünmüyorsunuz. Yazar sizi Yegor İlyiç’e misafir olarak yolluyor, salonun en güzel köşesini veriyor ve tüm bu delilikleri ‘’aklı başında’’ bir insan olarak izlemeye davet ediyor. İzledikçe olaya müdahale etmek, Foma’yı yakasından tutup dışarı atmak, Yegor İlyiç’in olayların farkına varmasını sağlamak istiyorsunuz. Tüm bunları pek tabii ki yapamıyorsunuz; elinizden gelen tek şey var: kitabı mümkün olan en kısa sürede bitirmek ve tüm bu dileklerinizin gerçekleşmiş olmasını ummak.

Çok akıcı, mizahi öğelerle dolu, zevkli bir kitap. Amcamın Rüyası ve Tatsız Bir Olayı hatırlattı bana.
‘’Memurluk hayatı başarılı geçmişti. Bununla beraber, ‘tatsız bir olay’ yüzünden pek uygunsuz bir şekilde emekliye ayrılmak zorunda kaldı.’’ telmihi hoşuma gitti.
Sakince okuyun.. (:
Kitabı daha önceden okumayanları uyarmak istiyorum. Stepançikovo Köyü'nde hayatınızda gördüğünüz en sinir bozucu ve şımarık kitap karakterlerinden biriyle karşılaşacaksınız Foma Fomiç...

Normalde bir incelemeye direkt bir kitap karakterini anlatarak başlamam ama bir zamanlar hizmet ettiği generalin evini yavaş yavaş ele geçirdiği gibi kitabın da tamamını ele geçiriyor Foma Fomiç...

Uzun süre zenginlere hizmet edip hor görülen ve hakkı yenen karakterimiz kitap okuduğu general ölünce onun oğlu olan albayın zayıf karakterinden ve generalin karısınının ona olan hayranlığından faydalanarak hizmet ettiği eve yerleşiyor. Sadece yarleşmekle kalmıyor tabi ki her şeye karışıyor: Küçük bir çocuğun rüyasında beyaz bir öküz görmesinden tutun da albayın favorilerine hatta uşakların Fransızca konuşmasına kadar... Çevresinde asla okumuş ve bilgili insanlar istemiyor çünkü yönettiği koyun sürüsünün kafasının çalışmaya başlamasını ve farklı yönlere gitmesini hiçbir çoban istemez. Foma Fomiç de bence cahil koyunlarla dolu Stepançikovo'nun tek çobanı. Bu sebeple bize hikayeyi anlatan albayın yeğeni Sergey'e hep çok kötü davranıyor.

En ironiği de şuydu ki bir şarkıdan bile ahlaksızlık anlamı çıkararak sinirlenen Foma Fomiç'in yalancı olması... Bu aklıma şu sözü getirdi nerede çok fazla ahlaktan bahsediliyorsa asıl pislik genelde orada çıkıyor.Peki bütün bu şımarıklarını ve saçmalıklarını insanlara nasıl kabul ettiriyor diye soracak olursanız burada da kelimelerin gücü devreye giriyor. Söylediği şeyler ne kadar saçma olursa olsun inanarak söylüyor ve kendini çok iyi ifade ediyor Foma Fomiç.

Bence Foma Fomiç bundan bin yıl önce yaşasaydı kesinlikle bir tarikat kurardı ya da sahte bir peygamber olarak kendini kolayca kabul ettirirdi.

Foma'dan sonraki en az onun kadar ilginç olan karakter Tatyana'ydı bence. Bir akrabasından miras kalmadan önce hizmetçilik yapan şu an ise bütün herkesin parası için evlenmeyi düşündüğü hayalci Tatyana. Bir romanın en fazla ilk üç sayfasını okuması ondan sonra kendi hayal dünyasına dalıp gitmesi etkileyiciydi.Bütün erkeklerin kendine aşık olduğunu sanarak hayal kurması çok komikti.

Stepançikovo köyü anlatıcımızın da dediği gibi dev bir tımarhane ve orada akıllılar deli muamelesi görüyor. Sergey ve Gavrilia gibi...

Yine bir Dostoyevski romanı ve ben böyle bir yazarı okuduğum için çok mutluyım. Bana Dostoyevski'yi sevdiren biri olduğu için çok şanslıyım.
Insanın icinde nefret duyguları uyandıran Foma olmasaydı bu kadar sevmezdim kitabı belki de Dostoyevski'nin göz ardi edilmemesi gereken kitaplarindan.
Üslubun yakınlığından mı, kurgunun muazzamlığından mı, gözlemler neticesinde ortaya çıkan detayların çarpıcılığından mı bilinmez kendimi köy sakini gibi hissetmemi sağlayan, dolayısıyla içine girmemin yalnızca dört beş sayfa sürdüğü bir dostoyevski romanı.

dostoyevski okuyan, onunla tanışmış birine okumalısınız deme ihtiyacı hissetmiyorum. o kişi, günü geldiğinde zaten okur. sakallı ile henüz tanışmamış olanlara, acilen öneriyorum ama. ayrıca, bu kitapta en çok sevdiğim şey bitmek tükenmek bilmeyen diyaloglar oldu. diyalogların beraberinde getirdiği sorgulama yetisi, haz verici boyuttaydı. düşünceler, düşünceler... daha çok düşünce.
Okuduğum eser 1948 basımı ve 338syf.Eser'e gelince;Dosto babanın herzaman ki ustalığı anlatmaya gerek yok, genel olarak akıcıydı. Konusuna gelince köy hayatını , mizahi bir üslup ile ele almış. Stepançikova Köyü'nün sahibi emekli albay Yegor İlyiç Rostanev(Yeguroşka), okul okuyan genç yeğeni Sergey(Seryoja)'e mektup yazar ve mektubunda kendisinden önemli bir konuda yardımını istediğini belirtip onu köye çağırır. Sergey moskova'dan köye hareket.Bundan sonrasında olayları hep Sergey'den dinliyor ve izliyoruz. En öne çıkan ve yaptıklarından dolayı yavşağın teki diye hitap etmem gereken karakteri Foma Fomiçtir.Emekli albayın annesinin eşi yani babasıı vefat etmiştir. General eşi olarak böbürlenen yaşlı dul kadın evde nazını hertürlü herkese geçirmektedir. İşte Foma'da ölen generalin uşağıdır.General ölünce çenesi ve sivri zekasıyla evdekileri avucunun içine alıp kurnazlığı sayesinde onlara istediğini yaptırmaktadır.Albay yeguroşka'nın dul annesiyle beraber köydeki herkes ona tapmaktadır. Emekli albay'ın yeğeni Sergey köye gelir sonrasında olaylar olay.
Gerçekten Stepançikovo sakiniymişsiniz gibi hissetmenize sebep olan,hem komik hem sinir bozukluğuna sebebiyet veren muhteşem bir roman. Her şeyi bildiğini iddia eden,önemli bir adammış gibi ortada duran Foma Fomiç ve onu değerli gören general karısına kızar,dayıya ise içinde bulunduğu kötü durumla saflığı birleşince hem kızar hem acırsınız. Su gibi akıp giden şaheserdir bu kitap alın ve okuyun.
Dünyayı fethetmek istersen, kendini fethet.
Dostoyevski
Sayfa 232 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Hasan Ali Yücel Klasikleri, 5. Basım, Ocak 2017
Sevmek, insanoğlunu sevmek istiyorum. Ama engel oluyorlar, vermiyorlar bana! Verin, bana bir insan verin de seveyim onu... Nerede o insan? Nereye saklandı? Diogenes'in feneriyle aradığı gibi, ben de hayatım boyunca onu arıyor, bulamıyor, bulamayınca da kimseyi sevemiyorum. Yazıklar olsun beni insan düşmanı yapana!
Dostoyevski
Sayfa 260 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Hasan Ali Yücel Klasikleri, 5. Basım, Ocak 2017
Sizi dünyaya getiren öz ananız, açlıktan titreyen kupkuru ellerine bir değnek alıp da dayana dayana, kapı kapı dilenmeye başlarsa, ne yaparsınız?
Dostoyevski
Sayfa 10 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Hasan Ali Yücel Klasikleri, 5. Basım
Hayat, nesin sen?.. Yaşıyorsun, yaşıyorsun, şerefini iki paralık ediyorlar, rezil ediyorlar, hakaret ediyorlar sana, çiğniyorlar seni... Ancak mezarını toprakla örttükten sonra yaptıklarının farkına varacak, zavallı kemiklerini bir anıtın altında ezecekler...
Dostoyevski
Sayfa 247 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Hasan Ali Yücel Klasikleri, 5. Basım, Ocak 2017
Bilgi vermek de az hizmet değildir kardeş. Bilgi veren adam bence en yüksek rütbeye layıktır. Ya, bilgi böyledir işte!
Dostoyevski
Sayfa 53 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Dünyada her şeyden memnun görünen, her şeye alışan insanlar vardır; emekli albay da onlardandı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Stepançikovo Köyü
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
290
ISBN:
9789944887717
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Село Степанчиково и его обитатели
Çeviri:
Nihal Yalaza Taluy
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (1821-1881): İlk romanı İnsancıklar 1846’da yayımlandı. Ünlü eleştirmen V. Belinski bu eser üzerine Dostoyevski’den geleceğin büyük yazarı olarak söz etti. Ancak daha sonra yayımlanan eserleri o dönemde fazla ilgi görmedi. Yazar 1849’da I.Nikola’nın baskıcı rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildi. Cezasını tamamlayıp Sibirya’dan döndükten sonra Petersburg’da Vremya dergisini çıkarmaya başladı. Dostoyevski, 1859’da yayımlanan Stepançikovo Köyü’nde çizdiği karakterlerle Rus kişiliğinin köyde de şehirdekinden farksız olduğunu sergiler.

Kitabı okuyanlar 160 okur

  • Yusuf Mirza
  • Levent Öz
  • SihirliFlut
  • Ahmet Biga
  • cem simsek
  • Almost Honest
  • Hermonie
  • G
  • Alper Kanık
  • Yasemin

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2
14-17 Yaş
%2
18-24 Yaş
%23
25-34 Yaş
%46
35-44 Yaş
%19
45-54 Yaş
%5
55-64 Yaş
%2
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%32.9
Erkek
%67.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.3 (18)
9
%39.2 (20)
8
%15.7 (8)
7
%5.9 (3)
6
%2 (1)
5
%2 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0