Adı:
Stepançikovo Köyü
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
290
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944887717
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Село Степанчиково и его обитатели
Çeviri:
Nihal Yalaza Taluy
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Stepançikovo Köyü
Stepançikovo Köyü ve Sakinleri
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (1821-1881): İlk romanı İnsancıklar 1846’da yayımlandı. Ünlü eleştirmen V. Belinski bu eser üzerine Dostoyevski’den geleceğin büyük yazarı olarak söz etti. Ancak daha sonra yayımlanan eserleri o dönemde fazla ilgi görmedi. Yazar 1849’da I.Nikola’nın baskıcı rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildi. Cezasını tamamlayıp Sibirya’dan döndükten sonra Petersburg’da Vremya dergisini çıkarmaya başladı. Dostoyevski, 1859’da yayımlanan Stepançikovo Köyü’nde çizdiği karakterlerle Rus kişiliğinin köyde de şehirdekinden farksız olduğunu sergiler.
Köyü bile bir başka Rusya'nın.

İnsanların karşılarında ezilmesinden şeytani bir haz duyan, sırf bir gün perşembe gününe çarşamba denmesini istediği için yalakalarına bunu kabul ettirip iki hafta perşembeye çarşamba dedirten, İzmit ağzıyla konuşmayı kendisine hobi edinip "Hey, buraya bak, madde! Beni mantara bağlatma baabisi." gibisinden şeyler diyebilen, ben Mesih'im diyen bir Mehmet Ali Ağca ve zom olduktan sonra parmaklarını havaya kaldırıp kendisini kovalayan paparazzilere "Allah bir, bir de ben tekim" diyen bir Melek Yargıcı'nın şirki gibisinden Foma Fomiç adlı bir başrole sahip romanın biriyle karşı karşıyaydım. Yönetmeni de yine Dostoyevski idi tabii ki.

Köy de öyle bir köy ki, köy ahalisine Fransızca öğretmeye çalışıldığında köylüler tam bir RDK kesilip UFO gören masum köylüler gibi bu olaya karşı çıkıyorlar. Akbil'e yüklenen paralar gibi köydeki herkes din görevi açısından çilesini doldurup da gerçekten Stepançikovolu olabiliyor. Beylikdüzü-Söğütlüçeşme metrobüs hattı gibi senin kestiğin kızı/çocuğu aslında herkesin kestiği, metrobüse bir daha binmemeyi kendine söz vermiş olsan bile her türlü bir daha bineceğini bildiğinden dolayı köyü kimsenin bir türlü bırakamadığı bir Stepançikovo köyü bu.

Köy sakinleri söz öbeğine bir tepki olarak doğmuş hiç de sakin duramayan isimde köylü ama davranışta burjuvazi olan bu bireyler rütbelerin ve aşkların çeşmi nigar çorbası misali ve köyün hoparlörlerinden https://www.youtube.com/watch?v=1D5Sa2Yq-2g müziği çalıyormuş gibi karıştırıldığı bu Stepançikovo'da ne yapıyordu?

Kitap neden bu kadar az okunmuş bilmiyorum ama Dostoyevski'nin Öteki'den sonra şimdiye kadar okuduğum en matrak ve anlamlı eserlerindendi.

İşsiz inceleme kültürünün kurucusu olan namıdiğer Tuco Herrera'ya bu kitap süresince aklıma gelen işsizlikler silsilesi için teşekkürü bir borç bilirim.
Dostoyevski yolculuğumda bir köye uğradım. Bu köyde Sergey ile karşılaştık. Oturduk bir güzel çay ısmarladı bana. Dedim:" Beyefendi nedir bu köyün aslı astarı? Nedir yaşadıkları? "Başladı bana koskoca bir hikaye anlatmaya. Bu hikaye beni kah güldürdü, kah acı acı tebessüm ettirdi. Kendisi de pek olayların içinde olmayı tercih etmediği için sanki bir gözlemci edasıyla her şeyi anlattı bana. Ben ise süprizleri bozmamak adına detaylandırmadan siz değerli kitapdaşlar ile paylaşıyorum bazı durumları:

Bu köyün Sergey 'in de dayısı olan bir sahibi var:Albay. Oldukça iyi kalpli, asil, babayiğit bir insan. O kadar saf ve temiz ki... Böyle adamlar var mı ki dedirtiyor insana. Ancak bazen o kadar ahmakça davranışlarda bulunmuş ki sinirlendim dinledikçe hikayeyi. Albayın bir annesi var tam bir cadaloz. Bu ne biçim anne dedirtti. Ananın yufka yüreği, evlat için canfeda gibi şeyleri göremezsiniz bu kadında. Bencillik içine işlemiş sanki. Ama beni en çok güldüren karakter olduğu şüphesiz. Ayılıp bayılmaları ile ünlüdür:) Bu video karşıma çıktı ve istemsizce güldüm. Bakın kendisi oğluna inat bir generalle evlenmiş. General karısıdır.
https://youtu.be/xUDBftjW2lg

Generalin rahatsızlığı yüzünden eve alınan bir çalışan var: Foma. Bu çalışan zamanlar sonra tüm ev halkına, köy halkına bilgelik taslayan birisi. Bu adam sıklıkla karşılaşabileceğimiz yöneticilerden farksız. Kibirli oluşu, herkese tepeden bakması gibi özellikler işte. Ağzının iyi laf yapması ile herkesin el pençe durduğu birisi. Bana kimi zaman ters köşe yaptırdı. Hak verdim bazen öyle haykırışları var ki... Fakat insanları aşağılaması ve ulaşılamaz büyüklükteki kibri yüzünden tüm iyi yönleri yok oldu gözümde. Oysa insan olmak yeterli.
#28558394
Bu alıntının, bize verilen mesaj olduğunu düşünüyorum. Kendim bu sonuca vardım. Elbet başka türlü görenlerde olacaktır. Benim alacağım ders bu oldu.

Her şeyin bir sebebi var bu hayatta. Tüm canlı ve cansız varlıkların, hepsinin bir amacı var. Her şeyin birbiri ardına bağlantılı işlevi olduğunu düşünüyorum. Domino taşı etkisiyle...

Bir insanın egosunun altında kim bilir üzüntü dolu bir hikaye yatıyor olabilir. Ağlayan insanlara da ne kadar mızmız ve ağlaksın demek yerine, ne olduğunu ısrarla ilgileniyormuş gibi sormak yerine, sarılsak yetmez mi? Hiçbir şey demeden sadece sarılsak...

Katlanamıyorum birçok şeye. Saygı duymaya çalışıyorum, öfke duymamaya çalışıyorum, düşünüyorum... Kimi zaman bu benim ani patlama yaşamama sebep oluyor. Aklımda hiçbir zaman tek bir düşünce olmuyor. Her zaman birden çok şey düşünüyorum. İnsanlara kızıyorum. En çok da kendime kızıyorum. İyi bir insan olamadığıma kızıyorum. Herkese kucak açamadığıma kızıyorum. Herkes gibi bir mahluk olduğuma kızıyorum...

Kırıldım. Çok kırıldım. Parçalandım. Parçalarım birilerine battı. Sakındıkça kimseye zarar vermemek için, daha çok zarar verdim. Kendimi boş verdim, başkalarını düşündüm. Bir de baktım ki yalnızım... Ne yapmalı? Bununla yaşayıp kendime bakmaya başladım.
İnsan yaşamalı ne olursa olsun. Çünkü eğer hala nefes alıyorsak, bir yerde birinin bize ihtiyacı vardır. Bu dünyanın daha bize ihtiyacı vardır. Böyle düşünüyorum ben.

Sergey ile sohbet ederken, kafamda o kadar çok düşünce oluştu ki. Bunlar zaten devamlı aklımda olan şeyler aslında. Daha anlatamadığım o kadar beni deli eden şeyler var ki...

Yine soru işaretleri oluşturan, 5N1K'lık sorular oluştu ki karakterle ilgili, alıştım artık. Dostoyevski yine yaptı yapacağını. Güldüm tabiki buna. Yolculuğa devam etmek üzere başka diyarlara doğru yol alırken hikaye beni bu şarkıyı dinlemeye iteledi:
https://youtu.be/Aw5SKDoe2QQ
Sizlere de iyi insanlar diliyorum...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.738 Oy)18.337 beğeni41.515 okunma2.729 alıntı174.656 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.233 Oy)8.552 beğeni27.450 okunma787 alıntı133.742 gösterim
  • İnsan Neyle Yaşar
    8.4/10 (4.081 Oy)3.974 beğeni15.118 okunma1.258 alıntı73.075 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.893 Oy)8.842 beğeni24.292 okunma1.649 alıntı112.659 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.217 Oy)3.735 beğeni12.369 okunma1.111 alıntı50.201 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.472 Oy)5.576 beğeni18.940 okunma777 alıntı96.793 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.787 Oy)6.099 beğeni16.065 okunma2.716 alıntı82.880 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.800 Oy)5.190 beğeni16.578 okunma934 alıntı57.309 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.376 Oy)12.962 beğeni33.169 okunma3.145 alıntı139.469 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.150 Oy)7.723 beğeni21.721 okunma783 alıntı84.903 gösterim
Sibirya döneminde yazdığı iki romandan bir tanesi Stepançikovo köyü.Dönemi ile alakalı olsa gerek ana karakterler pişkin ve baskıcı.

Bomboş bir insanın yalakalık ve yaltaklıkla geldiği konumu göreceksiniz, çok sinir bozucu. Bu günümüzde de bir takım konularda böyle maalesef.Üst kademe de uşaklık eden bir kişinin hor görülmesi,küçültülmesi içinde hırs ve intikam ateşlerinin yanmasına ve bu kişinin neler yapabileceğine nasıl bir psikolojide olduğuna tanık oluyorsunuz.


Anne karakteri diğer kitaplarının aksine, oğlunun iyiliğini değil kendi çıkarlarını gözetiyor.Sürekli ayılıp bayılmaları insanın sinirlerini bozuyor.Foma Fomiçle tanışmanızı tavsiye ederim biraz sinir bozucu yer yer bilgece pişkin bir kişilik.Bir de iyi kalpli yufka yürekli Albayımız var, bütün kusuru kabahati kendinde buluyor. Oldukça acıyorsunuz haline.

Dostoyevski günümüz psikoloklarına taş çıkartır vallahi.İyi ki bu dünyadan bir Dostoyevski geçmiş.Bir de bu kitap neden az okunmuş, üzdü.
Keyifli okumalar diliyorum.


“Dostoyevski’nin romanları köpüren girdaplar, döne döne savrulan kum fırtınaları, tıslayarak bizi emip içine alan hortumlardır. Sadece ve bütünüyle ruhun özünden oluşurlar. Gayriihtiyari çekiliriz içine, fırıl fırıl döndürülür, kör olur, soluksuz kalıp boğuluruz, ama aynı zamanda delişmen bir sarhoşlukla dolup taşarız.”  Virginia Woolf
SPOİLER !

(Foma Fomiç üst tabakanın hizmetinde uzun süre çalışan sıradan bir uşaktır,üst tabaka onu sürekli aşağlamıştır,hor görmüştür ve ezmiştir.

Albay ise saf denecek kadar iyi niyetli bir insandır,emeklidir,kendisine miras kalmış toprak sahibi olmuştur.

Bir gün Albay ile Foma Fomiç'in yolları kesişir,Foma Fomiç ise Albay'ın malikanesinde yaşamaya başlar.Foma Fomiç,Albayın saflığından yararlanır ve onun saflığını kullanıır.Foma Fomiç daha önce uşak olarak çalıştığı yerlerde hor görülmenin acısını Albay'ın masum yüreğine etki ederek çıkarır,Albay'ı parmağında oynatır.Albay pasif davrandıkça Foma Fomiç ise Albay üzerindeki tesirini arttırır.Foma Fomiç'in hakimiyetini arttırdıkça kendini önemli bir kişi olarak kabul eder,megolamanlaşır.

Albay'ın genç yeğeni ise malikaneye geldiği andan itibaren bu olaya hem çok şaşırır hem de dayısının saflığınadan yararlanan Foma Fomiç'e karşı cephe alır.

Roman ise Foma Fomiç'den beklenmedik bir tavrı ile biter.)


YORUM:

Dostoyevski, bu romanında insan doğasının derinliklerine inerken iyilik nedir ? ,kötülük nedir ? Saflık ve Kurnazlık bir insanın kararlarını nasıl etkiler ? Ezilmiş ve aşağılanmış bir alt tabaka insanın içinde biriken hıncını çıkarmak fırsatını yakalayınca nasıl davranır ? gibi soruları sorgular.Ayrıca aşkın gücünü ve aşkın insan davranışları üzerindeki tesirini gözler önüne serer.



DİĞER KİTAPLARI İLE İLİŞKİSİ:

Dostoyevski'nin bu kitabı yine ana karakteleri çok saf olan BUDALA ve AMCAMIN RÜYASI ile benzerlikler taşır.Ayrıca Albay'ın masumiyeti ve içi iyilik dolu yüreği ile KARAMAZOV KARDEŞLER romanının ALYOŞA karakteri,mücadeleci,girişken ve hakkını arayan Albay'ın yeğeni ile SUÇ VE CEZA kitabının RASKOLNİKOV karakteri ile benzer özellikler taşır.


SONUÇ:

Kitaba ilk başladığımda çok sevdim,karakteler güçlü idi,olay örgüsü ise sakin ve yavaş ilerlemesi romana güç katıyordu.Kitap neredeyse kusursuzdu diyebilirim fakat kitabın yarısından sonraki kısmını pek beğenmedim,Dostoyevski hızlı yazmak uğruna( yazarın bir sebebi olmalı sebebini bilemiyoruz) olayları hızlandırmış ve olayların etki gücünü zayıflatmış.Sanki sonlara doğru yazar çok çok acele etmiş gibi.Ama her Dostoyevski kitabı değerlidir,bu kitap da mutlaka okunmalıdır Dostoyevki aşıkları tarafından.


BİRAZ DA DOSTOYEVSKİ HAKKINDA:

Dostoyevski insan ruhunu çözümleyen en iyi yazardır.Eserlerindeki tüm karakterleri gerçek hayattaki gibidir,yakın çevremizi gözlemlemlediğimizde bile Dostoyevski karakterlerine benzer yakınlarımızı fark ederiz.Çünkü Dostoyevski tüm karakterleri birer birey olarak işler bununla birlikte insanların duygusal patlamalrıından inişli-çıkışlı davranışlarına ve onların hem zayıf hem güçlü yapan yönlerini incelemiştir.Onun karakteleri çok renklidir,kimi zeki kimi aptal kimi kurnaz kimi saf kimi iyi yürekli kimi kötü düşünceli,kimi içedönük kimi dışadönük kimi hayalperest kimi gerçekçi...birbirinden farklı birçok karateri gerçek hayattaki gibi yansıtmıştır eserlerinde.Ayrıca insanın kendi yeraltısı,kendi kendi ile yüzleşmesi gibi cesaret isteyen konuları da yazan en iyi yazarlardan biridir.Bununla birlikte sistemi ve sistemin köleleştirdiği insanları işleyen sert bir başkaldırıdır onun eserleri.Yaşadığı dönemi ve çevreyi en iyi yansıtan yazarlardan biridir.Dostoyevski hakkında yazmak için kelimeler yetmez,şimdilik bu kadarla bırakıyorum...
Insanın icinde nefret duyguları uyandıran Foma olmasaydı bu kadar sevmezdim kitabı belki de Dostoyevski'nin göz ardi edilmemesi gereken kitaplarindan.
Üslubun yakınlığından mı, kurgunun muazzamlığından mı, gözlemler neticesinde ortaya çıkan detayların çarpıcılığından mı bilinmez kendimi köy sakini gibi hissetmemi sağlayan, dolayısıyla içine girmemin yalnızca dört beş sayfa sürdüğü bir dostoyevski romanı.

dostoyevski okuyan, onunla tanışmış birine okumalısınız deme ihtiyacı hissetmiyorum. o kişi, günü geldiğinde zaten okur. sakallı ile henüz tanışmamış olanlara, acilen öneriyorum ama. ayrıca, bu kitapta en çok sevdiğim şey bitmek tükenmek bilmeyen diyaloglar oldu. diyalogların beraberinde getirdiği sorgulama yetisi, haz verici boyuttaydı. düşünceler, düşünceler... daha çok düşünce.
Okuduğum eser 1948 basımı ve 338syf.Eser'e gelince;Dosto babanın herzaman ki ustalığı anlatmaya gerek yok, genel olarak akıcıydı. Konusuna gelince köy hayatını , mizahi bir üslup ile ele almış. Stepançikova Köyü'nün sahibi emekli albay Yegor İlyiç Rostanev(Yeguroşka), okul okuyan genç yeğeni Sergey(Seryoja)'e mektup yazar ve mektubunda kendisinden önemli bir konuda yardımını istediğini belirtip onu köye çağırır. Sergey moskova'dan köye hareket.Bundan sonrasında olayları hep Sergey'den dinliyor ve izliyoruz. En öne çıkan ve yaptıklarından dolayı yavşağın teki diye hitap etmem gereken karakteri Foma Fomiçtir.Emekli albayın annesinin eşi yani babasıı vefat etmiştir. General eşi olarak böbürlenen yaşlı dul kadın evde nazını hertürlü herkese geçirmektedir. İşte Foma'da ölen generalin uşağıdır.General ölünce çenesi ve sivri zekasıyla evdekileri avucunun içine alıp kurnazlığı sayesinde onlara istediğini yaptırmaktadır.Albay yeguroşka'nın dul annesiyle beraber köydeki herkes ona tapmaktadır. Emekli albay'ın yeğeni Sergey köye gelir sonrasında olaylar olay.
“Koyunun olmadığı yerde, keçiye Abdurrahman Çelebi derler.” sözünü, tüm sinir uçlarınıza dek hissedeceğiniz bir anlatım, ki eserin içerisinde de bu atasözüne küçük bir dokunuş var. Abdurrahman Çelebi karakterimiz elbette Foma Fomiç. On yıllık bir çilenin ardından, bu çileye mükafatmış gibi iyi yürekli insanların içerisine düşen Foma, deyim yerindeyse sazı eline alıp başlıyor tıngırdatmaya.
Klasik bir Dostoyevski anlatımı; insanın sinirlerini tel tel edip, onu bir ip gibi, kah düğümleyip kah çözerek, nükteli bir okuma sunuyor okuyucuya.
Yazar tarafından tiyatral bir eser olarak kaleme alındığı da yazıyor kitabın notlarında ve hayli uygun bunun için.
Sözün özü, Dostoyevski’nin karakter işlemedeki ustalığını; daha önce karşılaşmadığınız bir karakterle tanışarak görebileceğiniz akıcı bir eser.
Şimdiden iyi okumalar.
Gerçekten Stepançikovo sakiniymişsiniz gibi hissetmenize sebep olan,hem komik hem sinir bozukluğuna sebebiyet veren muhteşem bir roman. Her şeyi bildiğini iddia eden,önemli bir adammış gibi ortada duran Foma Fomiç ve onu değerli gören general karısına kızar,dayıya ise içinde bulunduğu kötü durumla saflığı birleşince hem kızar hem acırsınız. Su gibi akıp giden şaheserdir bu kitap alın ve okuyun.
Spoiler
Stepançikovo köyü anlatıcının dayısının köyüdür. Evine yerleşmiş eski bir soytarı olan bana da sinirden tırnaklarımı yedirten aşağılık herif Foma Fomiç kitabın baş karakteri sayılır.
Albay Yegor İlyiç'in evine toplanmış bir sürü yalaka düzenbaz insanların öyküsü. Aksi gibi paylaştığım bilgece sözlerin sahibi de yine eski soytarı Foma Fomiç'e aittir.
Sinirlerimi yıpratan, ayakların baş olduğu bir öyküydü. Foma'nın üstüne şimşek düşürüp niye öldürmedi yazar?


"-Nerede... Nerede o benim masumluğum?.. Nerede tatlı günlerim? Temiz, güzel bir yavruyken çayırlarda bahar kelebekleri arkasından koştuğum güzel çocukluk günlerim nerede?.. Nerede, nerede o zamanlar? Geri verin bana masumluğumu, verin bana onu!..
Foma, ellerini açmış, sanki masumluğunu içimizden biri cebine saklamış gibi hepimize ayrı ayrı soruyordu."
Dünyayı fethetmek istersen, kendini fethet.
Dostoyevski
Sayfa 232 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Hasan Ali Yücel Klasikleri, 5. Basım, Ocak 2017
“Nerede... Nerede o benim masumluğum?..
Nerede tatlı günlerim? Temiz, güzel bir yavruyken çayırlarda bahar kelebekleri arkasından koştuğum güzel çocukluk günlerim nerede?..Nerede, nerede o zamanlar? Geri verin bana masumluğumu, “
Dostoyevski
Sayfa 246 - Türkiye iş bankası
-Sana ne hımbıl? Ne diye burnunu sokuyorsun her şeye? Üstüne tüküreyim diye mi? cevabını verdi.
Dostoyevski
Sayfa 19 - T. İş Bankası Yayınları- 6. Baskı
Sevmek, insanoğlunu sevmek istiyorum. Ama engel oluyorlar, vermiyorlar bana! Verin, bana bir insan verin de seveyim onu... Nerede o insan? Nereye saklandı? Diogenes'in feneriyle aradığı gibi, ben de hayatım boyunca onu arıyor, bulamıyor, bulamayınca da kimseyi sevemiyorum. Yazıklar olsun beni insan düşmanı yapana!
Dostoyevski
Sayfa 260 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Hasan Ali Yücel Klasikleri, 5. Basım, Ocak 2017

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Stepançikovo Köyü
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
290
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944887717
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Село Степанчиково и его обитатели
Çeviri:
Nihal Yalaza Taluy
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Stepançikovo Köyü
Stepançikovo Köyü ve Sakinleri
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (1821-1881): İlk romanı İnsancıklar 1846’da yayımlandı. Ünlü eleştirmen V. Belinski bu eser üzerine Dostoyevski’den geleceğin büyük yazarı olarak söz etti. Ancak daha sonra yayımlanan eserleri o dönemde fazla ilgi görmedi. Yazar 1849’da I.Nikola’nın baskıcı rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildi. Cezasını tamamlayıp Sibirya’dan döndükten sonra Petersburg’da Vremya dergisini çıkarmaya başladı. Dostoyevski, 1859’da yayımlanan Stepançikovo Köyü’nde çizdiği karakterlerle Rus kişiliğinin köyde de şehirdekinden farksız olduğunu sergiler.

Kitabı okuyanlar 189 okur

  • Anchiornis Huxleyi
  • Furkan Kaya
  • Onur GÜLHAN
  • Drkitapsever
  • Adalet Koyuncu
  • Dostoyevski
  • illustrator
  • Merve Rüzgar
  • Drama Queen
  • Flaneur

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2
14-17 Yaş
%2
18-24 Yaş
%23
25-34 Yaş
%46
35-44 Yaş
%19
45-54 Yaş
%5
55-64 Yaş
%2
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%32.9
Erkek
%67.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.4 (22)
9
%33.8 (23)
8
%20.6 (14)
7
%7.4 (5)
6
%1.5 (1)
5
%2.9 (2)
4
%1.5 (1)
3
%0
2
%0
1
%0