·
Okunma
·
Beğeni
·
905
Gösterim
Adı:
Stuck-Up Suit
Baskı tarihi:
11 Nisan 2016
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9781682304129
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Stuck-Up Suit
Dil:
İngilizce
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Everafter Romance
Baskılar:
Narsist
Stuck-Up Suit
Four consecutive weeks on the New York Times and #1 in Romance.

It started out like any other morning on the train.
Until I became mesmerized by the guy sitting across the aisle.
He was barking at someone on his phone like he ruled the world.
Who did the stuck-up suit think he was...God?
Actually, he looked like a God. That was about it.
When his stop came, he got up suddenly and left. So suddenly, he dropped his phone on the way out.
I might have picked it up.
I might have gone through all of his photos and called some of the numbers.
I might have held onto the mystery man's phone for days―until I finally conjured up the courage to return it.
When I traipsed my ass across town to his fancy company, he refused to see me.
So, I left the phone on the empty desk outside the arrogant jerk's office.
I might have also left behind a dirty picture on it first though.
I didn't expect him to text back.
I didn't expect our exchanges to be hot as hell.
I didn't expect to fall for him―all before we even met.
The two of us couldn't have been any more different.
Yet, you know what they say about opposites.
When we finally came face to face, we found out opposites sometimes do more than attract―we consumed each other.
Nothing could have prepared me for the ride he took me on. And I certainly wasn't prepared for where I'd wind up when the ride was over.
All good things must come to an end, right?
Except our ending was one I didn't see coming.
Çok beğenerek okuduğum bi kitap oldu. Tek kelimeyle bayıldım. Kahramanlarımızn hikayesi tren de esas oğlanın telefonunu düşürmesi ve bizim kızın telefonu bulup ona vermeye çalışması ile başlıyor. Soraya gerçektn çok hoş ve renkli bir karakterdi. Saçlarınn ucunu ruh haline göre boyuyordu. Graham ise takım elbiseli yakışıklı esasın dibi bi adamdı. Hiç kendini beğenmiş ukala fln diyemem gerçektn kıza bağlı çok düşkün tatliş bi adamdı :) kitapta beklemediğim şeyler de oldu ve Graham bi kez daha gözüme girdi. Onun için diebilcğm şey çok güzel sevdiğiydi :) neysm okuyun okutun ;)
Kitabı okumaya başlamadan önce açıkçası yayınlanan alıntılar beni kitaba çeken tek etkendi. Beğeneni çok olduğu kadar begenmeueni de mevcut ve ben hangi kisimdayim hala çözemedim. Böyle kitaplarda, Alfa diye tabir edilen adamların aşık olup, kitabın sonlarına doğru "cicegimmmm" denilecek kıvama gelmelerine uyuz oluyorum. Graham ile Soraya'nin ilişkileri kitabın ortalarına kadar, tatlı atışmaları ve mesajlasmalariyla gayet yerindeyken araya giren assiri duygusallık sinirlerimi bozdu. Hayır, ne gerek vardı yani? Bunu da kitabın iki ayri yazar tarafından yazılmasına bağlıyorum. Son sayfalar hariç benim icin güzel bir kitaptı. Tam bir çıtır çerezlik arkadaşlar
  • Egomanyak
    8.4/10 (45 Oy)23 beğeni96 okunma23 alıntı1.226 gösterim
  • Patron
    7.7/10 (75 Oy)38 beğeni158 okunma22 alıntı1.965 gösterim
  • Bodyguard
    6.9/10 (32 Oy)16 beğeni82 okunma3 alıntı718 gösterim
  • Grinin Elli Tonu
    7.0/10 (868 Oy)650 beğeni3.671 okunma171 alıntı23.278 gösterim
  • Melez
    8.6/10 (100 Oy)80 beğeni295 okunma4 alıntı2.903 gösterim
  • Sağdıç
    7.0/10 (46 Oy)27 beğeni116 okunma3 alıntı1.724 gösterim
  • Dublin Caddesi
    7.6/10 (85 Oy)56 beğeni208 okunma8 alıntı2.956 gösterim
  • Alacakaranlık
    8.0/10 (1.357 Oy)1.089 beğeni7.197 okunma66 alıntı21.016 gösterim
  • Hata
    7.8/10 (39 Oy)25 beğeni95 okunma24 alıntı1.179 gösterim
  • Safkan
    8.7/10 (85 Oy)67 beğeni253 okunma4 alıntı1.472 gösterim
"Meraklanarak diğer zarfı açtım. Bir kutu, yeşil Betty'nin Aşağı Takım boyasıydı, üzerinde de bir not vardı. Halıyı perdelerle uyduruyor musun emin olamadım.
Kocaman gülümserken, eğer böyle devam edersen yakında bizzat öğreneceksin diye düşündüm."

"Hayatımda hiç böylesi bir güzellik görmemiştim. Tam bir dakika orada durup görüntüsünü içime çektim. En sonunda konuştum.
'Koyu pembe ne anlama geliyor?'
Gözlerimin içine baktı.
'Aşk. Aşığım demek oluyor.'
Gözlerim kapandı. Bir saniye için kapının eşiğinde hanım evladı gibi davranıp ağlayabileceğimi düşündüm. Öyle mutluydum ki duygularımın bir yerden çıkması gerekiyordu.

Vi Keeland ve Penelope Ward işte bu ikili harika bir aşk hikayesi yazmışlar. Uzun zamandan beri çevrilir umudu içinde beklerken hele ki orjinal kapağı ile görmek harikaydı. Evet vi keeland'in diğer iki kitabını okudum ama nedense ben bunu daha da çok sevdim(kapakla kesinlikle ilgisi yok..) Graham'ın ne istediğini bilmesi inanılmaz güzeldi, Soraya biraz duygusaldı bazı noktalarda ama düşününce belki aynı şeyi yapardım demedim de değil.
Patron ve Egomanyak kitaplarından sonra Narsist bambaşka bir yere taşımış olayı ve inanılmaz keyifliydi. Digerlerini okuyanlar bilirler neyden bahsettiğimi, ilk kez okuyacaklarda başlamak için tereddüt etmeyin bu ikili hepsinden de iyi... Ve kapak görsellerini özenle seçmeleri pek cezbedici..
Kitabı okumaya başlamadan önce hakkında yapılan yorumları okuduğum için başta tereddüt ederek başladım kitaba açıkçası. Kitabı seven olduğu kadar sevmeyende var ve ben de ikinci gruba gireceğimden endişeliydim. Ama iyi ki olumsuz yorumların etkisine girip kitabı kenarı koymamışım. Çok beğendim ve eğlendim. Özellikle de Soraya ile Graham’ın yazışmaları çok hoşuma gitti. Tesadüfi karşılaşmalarından itibaren olayların gelişimini, ilişkilerinin başındayken ortaya çıkan bir sırrı Graham’ın Soraya’yı kaybetmemek için ele alış biçimini okurken keyif aldım.
Beğenerek okuduğum bir kitaptı, komik, eğlenceli ve aşk, yazarın akıcı dili, kitabın konusu, kitabı 1 günde bitirmeme sebep oldu. Yazarın diğer kitaplarınıda okudum. Onlarda bu katagoride, kısacası tavsiye ederim.;)
"Her şeyi kontrol etmek için öyle çok uğraşıyorsun ki, bence incinmemek için kasten yanlış insanları seçiyorsun. Şimdi de hiçbir şeyi yapma becerin olmadığına inanmaya başlıyorsun. Kendi yalanlarına inanmaya başlıyorsun."
"Ertesi gün neler olacağını kimse bilemez ama eğer dünya yarın sona erecek olsaydı, senin yanın dışında olmak isteyeceğim hiçbir yer olmazdı. Bu bana bilmem gereken her şeyi söylüyor."
"Insanları gerçekten oldukları gibi görmek zaman alır. Kendin olup sabırlı olmalısın; en sonunda gerçek seni görecektir."
“Birbirimiz için doğru olduğumuzu sanmıyorum. Senin tipin değilim.”
Tek kaşımı havaya kaldırarak sordum, “Peki tipim tam olarak nasıl?”
“Bilmem... züppe, zengin sürtüğün teki? Senin gibi burnu havada takım elbiseliye övgüler yağdıracak biri?”
İçimden derin bir kahkaha yükseldi. “Burnu havada takım elbiseli ha?”
“Evet. Kendini beğenmişsin ve insanların üstünde tepinebileceğini sanıyorsun.”
“Şey, şu anda üstüne çıkmak istediğim tek bir insan var Soraya. Her yerinde olmak istiyorum.”
“Sen nasıl böyle pisliğin biri oldun ki?”
“Neden insanlar oldukları gibidir? Bu şekilde doğmuyoruz. Öğrenilen bir şey bu.” “Yani pisliğin biri olmak senin ustalaştığın bir sanat dalı mı?”
“Ben böyleyim çünkü...” Tereddüt ettim. “Çünkü gardımı indirdiğimde kaçınılmaz olarak gelecek saçmalıkla uğraşmak istemiyorum.”
Vi Keeland
Sayfa 50 - Yabancı Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Stuck-Up Suit
Baskı tarihi:
11 Nisan 2016
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9781682304129
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Stuck-Up Suit
Dil:
İngilizce
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Everafter Romance
Baskılar:
Narsist
Stuck-Up Suit
Four consecutive weeks on the New York Times and #1 in Romance.

It started out like any other morning on the train.
Until I became mesmerized by the guy sitting across the aisle.
He was barking at someone on his phone like he ruled the world.
Who did the stuck-up suit think he was...God?
Actually, he looked like a God. That was about it.
When his stop came, he got up suddenly and left. So suddenly, he dropped his phone on the way out.
I might have picked it up.
I might have gone through all of his photos and called some of the numbers.
I might have held onto the mystery man's phone for days―until I finally conjured up the courage to return it.
When I traipsed my ass across town to his fancy company, he refused to see me.
So, I left the phone on the empty desk outside the arrogant jerk's office.
I might have also left behind a dirty picture on it first though.
I didn't expect him to text back.
I didn't expect our exchanges to be hot as hell.
I didn't expect to fall for him―all before we even met.
The two of us couldn't have been any more different.
Yet, you know what they say about opposites.
When we finally came face to face, we found out opposites sometimes do more than attract―we consumed each other.
Nothing could have prepared me for the ride he took me on. And I certainly wasn't prepared for where I'd wind up when the ride was over.
All good things must come to an end, right?
Except our ending was one I didn't see coming.

Kitabı okuyanlar 27 okur

  • Corpus.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%5.9 (1)
1
%0