Şu Çılgın Gençler

·
Okunma
·
Beğeni
·
164
Gösterim
Adı:
Şu Çılgın Gençler
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
376
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051820057
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaynak Yayınları
"Türkiye Gençlik Birliği, ülkemizin onuru, geleceğimizin güvencesidir.
Atatürk'ün gençliğe seslenişinin günümüzde tam olarak karşılığıdır."
Ataol Behramoğlu
Şair, Yazar

"Türkiye Gençlik Birliği, bugün Genç Türk devrimciliğini temsil ediyor. (...) Atatürk'ün "hayatta en hakiki yol gösterici bilimdir" sözü Genç Türk başarısının anahtarını dile getiriyor. Türk devrimciliğinin millete önderlik ederek yine devrim yapacağı bir tarihin eşiğindeyiz. Elinizdeki kitap, tarih yapanların kitabıdır."
-Doğu Perinçek Vatan Partisi Genel Başkanı-

"Bu değerli kitapla dosta düşmana ilan ediyorum. Doğaldır, Atatürk'ün kızı ve 68 kuşağının bir üyesi olarak ben de TGB'liyim."
-Gülsen Tuncer Tiyatro Oyuncusu-

"Bu süreçte, gençliğin sadece dinamizmini değil, aynı zamanda ufuk açıklığını da temsil eden TGB ve TGB gibi gençlik örgütlenmeleri, yani "Uyuyamayanlar" ve elbette kadınlarımız, ülkemizin hakkı olduğu birinci sınıf demokrasinin kurulmasında önemli roller üstlenecektir. Sizlerin mücadelesi, Türkiye'nin karanlıktan çıkışının müjdesi olacaktır."
-Kemal Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı-

"Biz Atatürk gençliğiyiz. Görev belgemiz Gençliğe Hitabe'dir. Varlığımız Türk Milleti'ne armağan olsun. Gençler başaracak, Türkiye başaracak. Türkiye Gençlik Birliği, nice 10 yıllara başarıyla koşacak."
-Av. Prof. Dr. Metin FEYZİOĞLU Türkiye Barolar Birliği Başkanı-

"Atatürk'ün ülkesine dair bir umut varsa TGB'de var. Şu Çılgın Gençler'i okuyan herkes bu umudu paylaşacak, eminim."
-Tarık Akan Sinema Oyuncusu-
376 syf.
·Beğendi·10/10
Türk Gençliğinin devrimci, Cumhuriyetçi örgütü Türkiye Gençlik Birliği'nin 10 yıllık mücadele pratiğinin çok küçük bir parçası bu kitapta. Tavsiye ederim.
376 syf.
·41 günde·Beğendi·10/10
Mustafa Kemal Atatürk'ün antiemperyalist kişiliğini temsil eden Türkiye'nin gençleri, örgütlü ve kitlesel eylemleri ile sonuç alan, iz bırakan adımlar atıyorlar, Türkiye'yi tam bağımsızlığına doğru taşıyorlar. Kitabı okudukça, yurtsever gençlerin Türkiye'ye nasıl sahip çıktığına tanık olacak ve haklı olarak gurur duyacaksınız. Mevcut medyada göremediğiniz ya da atladığınız haklı bir mücadelenin anlatımını bulacaksınız.
Montrö’yü Çiğnetmedik: Samsun Limanı’na ABD Gemisi Baskını
5 Mart 2014 tarihinde bir haber basına yansıdı. Aydınlık gazetesinin menşetten verdiği habere göre, Karadeniz’e gönderilen ABD Deniz Kuvvetleri’ne ait 155 mürettebatlı “USS Taylor (FFG-50)” isimli savaş gemisi, Montrö Boğazlar Sözlesmesi’nde belirtilen 21 günü doldurmasına rağmen hala Samsun’da demirlemiş durumdaydı. Onarım bahanesiyle 6 Nisan 2014 tarihine kadar geminin “özel” izni vardı. Özel izinle Montrö deliniyordu.
TGB Genel Merkezi olarak olağanüstü toplanıp,derhal olaya müdahale etmeye karar verdik. Akşam telefonlarda acil durum çağrıları uçuştu. Gece yollara düşüldü. 6 Mart 2014 sabahı Samsun’a ulaştık. Ve yürüdük Samsun Limanı’na…
Polis tertibatını almıştı. Biz de elbette. Limandan içeri Çevik Kuvvet’in üzerine yürüdük. Sayımıza bakmadık. Gücümüze güveniyorduk; ve haklılığımıza. Liman kapısına etten bir duvar ördük. Haykırdık: “Emperyalistlere geçit yok!” Samsun Liman Müdürü ile görüşme talep ettik. Yapacaklarımızı sıraladık. “Bir, Montrö’yü çiğnetmeyiz. İki, o gemiden bir ABD askeri dışarı çıkarsa çuvalı geçiririz. Üç, bu gemi Samsun’dan defolup gitmezse yarın buraya binleri, öbür gün on binleri toplarız.”
Bir saat sonra Liman Müdürü bizi makamına kabul etti. “Az önce gemiden faks geldi, gemi ayrılacak.” Ama biz emin olmak zorundaydık. Gece limanda nöbet tuttuk. Sabah erkenden 6 Nisan’a kadar izinli sözde onarıma muhtaç geminin yol almasını, aksamüzeri de boğazdan tırıs tırıs gidişini izledik.
İki: 12 Eylül Amerikancı Darbesi
ABD, ülkemizi Soğuk Savaş dönemi (1945-1991) boyunca Sovyetler Birliği’ne ve sosyalizm mücadelesine karşı ileri bir karakol olarak kullandı. Ama 27 Mayıs Hürriyet ve Anayasa Devrimi emperyalizme karşı bir siyasal iktidar seçeneği oluşturamasa da; başta ABD olmak üzere, bütün gerici güçlerin, geçici de olsa gerilemesine yol açtı. Bu durum ABD’nin bölgesel hamlelerine ve çıkarlarına tersti. Aynı şekilde mevcut durum, ülkemizdeki emperyalizme bağımlı, yerli siyasal güçlerinde ziyadesiyle aleyhindeydi. ABD, Türkiye’yi tamamen zapturalp altına almalıydı. Anayasa değişmeliydi, toplumsal mücadele bastırılmalıydı, Türkiye siyasetinin ve ekonomisinin tartışmasız belirleyeni olmalıydı. ABD bu hedefler için ülkemizde kaotik bir ortam oluşturdu. Nihayetinde 12 Eylül 1980’de Amerikancı askeri cunta darbe yaptı. ABD’nin istediği olmuştu.
Tarihin öğrettiği, bir ülkenin gençliği ülkesine ve geleceğine sahip çıkmaya başladıysa o milletin de ayağa kalkmaya başladığıdır. Dünyayı kana bulayan en büyük emperyalist devlet, Türk milletinin ayağa kalktığında neler yapabileceğini çok iyi bildiğinden ön almaya çalışıyordu. Engelleyemeyeceği gerçek ise Türk gençliğinin üzerine geçirilmek istenen gömleği parçaladığı ve TGB önderliğinde harekete geçtiğiydi. ABD raporunda ismimizin geçmesi, kurulur kurulmaz aldığımız ilk şeref nişanı olacaktı.
Dünyanın en güçlü devletlerinin ve ordularının dolaylı, yer yer dolaysız çarpışmalarına sahne olan Suriye krizi 21. Yüzyılın politik ilişkilerinin yeniden kurulduğu bir süreç. Suriye coğrafyası Soğuk Savaş sonrası ortaya çıkan ABD’nin tek kutupluluk hegamonyasının kırıldığı savaş meydanı. Diğer bir deyişle dünyanın çok kutupluluğa geçerken yaşadığı bir kırılma ve uzun süren bir deprem Suriye krizi. TGB’nin Suriye eksenli çalışmaları Türkiye’nin gerileme sürecindeki Atlantik Cephesi’ndeki konumlanmasına karşıdır. Bu çalışmalar Türkiye’nin yükselen Asya uygarlığı cephesine geçiş hazırlıkları kapsamındadır.
Türkiye’de Emperyalizmin Üç Tarihsel Hamlesi

Bir: 1945 ve Sonrası Amerikancılaşma

Mustafa Kemal öncülüğünde kazandığımız, milli bağımsızlığımız ve Cumhuriyet Devrimimiz, emperyalizme karşı verdiğimiz mücadelenin zaferle sonuçlanmasıyla elde edilmişti. 1930’ların sonlarına doğru kireçlenen Milli Devrimimiz, İkinci Paylaşım Savaşı’nın sona ermesi ve o günkü mevcut siyasal iktidarın sınıfsal/ideolojik konumlanışı nedeniyle sona erdi. 1945 tarihi, ülkemiz siyasetinin yüzünü bütünlüklü olarak Batı’ya dönmesinin başlangıcıydı. ABD, İkinci Paylaşım Savaşı sonrası emperyalist kampın başına geçtiğini açıkça ilan etti. Türkiye’deki siyasal iktidarlar eliyle ülkemizin “Küçük Amerika” olma süreci başlatıldı. ABD bu dönem itibariyle; ülkemizin ekonomisini, siyasetini, eğitimini ve kültürünü kendi çıkarları doğrultusunda biçimlendirmeye başladı. Türkiye’nin askeri ve istihbarat örgütlenmesini eline aldı.
Üç: Küreselleşme Saldırısı
1991’de ABD’nin “rakibi” Sovyetler Birliği dağıldı. İki kutuplu dünya tarihe karıştı, Soğuk Savaş bitti. “Komünizm tehdidi” ortadan kalktı. Aynı yıl ABD, Irak’ı işgal etti. ABD tek kutuplu dünya için kolları sıvamıştı. Şimdi “komünizm tehlikesi” kalmamıştı ama “ulus devletler” dünya ölçeğinde “demokrasiyi tehdit” ediyordu. ABD artık, “küreselleşme” ve “demokrasi” adı altında ulus devletleri parçalayacaktı. Böylece, mali oligarşinin başındaki ABD emperyalizmi, dünya piyasasına mutlak egemenliğini kuracaktı.

Ulus devletleri etnik ve mezhepsel sorunları üzerinden parçalayacaktı. İşte 1991’deki Birinci Irak İşgali bu koşullarda gerçekleşti. ABD bu işgalle Irak’ı üçe böldü. Irak’ın kuzeyinde, ülkemizin güneyinde artık ABD himayesinde kukla bir Kürdistan vardı. Türkiye siyaseti açısından bu tarih yeni bir başlangıçtı. ABD, Sovyetler Birliği’ne ya da “komünizm tehlikesine” karşı bölgedeki baş “müttefiki” olan Türkiye ile stratejik olarak karşı karşıya geldi. Değişen koşullar yeni bir mevzilenmeler doğuruyordu. Dolayısıyla, nesnel olarak işgal sonrası TSK ile Amerikan ordusu karşı karşıya geldi. Keza, ABD bu tarihten başlayarak başta PKK olmak üzere, ayrılıkçı bütün “Kürt” örgütlerini destekledi ve eğitti. Keza, bu dönemde ABD’nin yarı resmi yayın organlarında “Türk ordusu hizadan çıktı” minvalinde tahliller yayınlandı. Dönemin Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis 1993’de, bölgemizdeki ABD planlarına direndiği için katledildi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şu Çılgın Gençler
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
376
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051820057
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaynak Yayınları
"Türkiye Gençlik Birliği, ülkemizin onuru, geleceğimizin güvencesidir.
Atatürk'ün gençliğe seslenişinin günümüzde tam olarak karşılığıdır."
Ataol Behramoğlu
Şair, Yazar

"Türkiye Gençlik Birliği, bugün Genç Türk devrimciliğini temsil ediyor. (...) Atatürk'ün "hayatta en hakiki yol gösterici bilimdir" sözü Genç Türk başarısının anahtarını dile getiriyor. Türk devrimciliğinin millete önderlik ederek yine devrim yapacağı bir tarihin eşiğindeyiz. Elinizdeki kitap, tarih yapanların kitabıdır."
-Doğu Perinçek Vatan Partisi Genel Başkanı-

"Bu değerli kitapla dosta düşmana ilan ediyorum. Doğaldır, Atatürk'ün kızı ve 68 kuşağının bir üyesi olarak ben de TGB'liyim."
-Gülsen Tuncer Tiyatro Oyuncusu-

"Bu süreçte, gençliğin sadece dinamizmini değil, aynı zamanda ufuk açıklığını da temsil eden TGB ve TGB gibi gençlik örgütlenmeleri, yani "Uyuyamayanlar" ve elbette kadınlarımız, ülkemizin hakkı olduğu birinci sınıf demokrasinin kurulmasında önemli roller üstlenecektir. Sizlerin mücadelesi, Türkiye'nin karanlıktan çıkışının müjdesi olacaktır."
-Kemal Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı-

"Biz Atatürk gençliğiyiz. Görev belgemiz Gençliğe Hitabe'dir. Varlığımız Türk Milleti'ne armağan olsun. Gençler başaracak, Türkiye başaracak. Türkiye Gençlik Birliği, nice 10 yıllara başarıyla koşacak."
-Av. Prof. Dr. Metin FEYZİOĞLU Türkiye Barolar Birliği Başkanı-

"Atatürk'ün ülkesine dair bir umut varsa TGB'de var. Şu Çılgın Gençler'i okuyan herkes bu umudu paylaşacak, eminim."
-Tarık Akan Sinema Oyuncusu-

Kitabı okuyanlar 17 okur

  • Lina8
  • Nazlı ÖZANLAĞAN
  • Yunus
  • Hakan çıtak
  • MUHİTTİN ÜZREK
  • Ahmet Türkben
  • Muzeyyen UGUR
  • Arif
  • ALTAN YILMAZ
  • mrtdgdvrn

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.9 (3)
9
%0
8
%0
7
%42.9 (3)
6
%14.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0