Adı:
Şu Hain Kalplerimiz
Baskı tarihi:
1995
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Şu Hain Kalplerimiz, daha önce yayımladığımız ve büyük ilgi gören Kadınlık Arzuları’nın yazarı Rosalind Coward’ın son kitabı. Kitabın temel kaygısı Batı’da kadınların son dönemlerde geleneksel değer ve rolleri giderek daha fazla benimsemelerinin, başka bir deyişle kendi ezilmişliklerinin sürdürülmesindeki suçortaklıklarının nedenlerini incelemek. Birçok başarılı işkadınının birden her şeyden vazgeçip “anneliğe” dönmeye karar vermeleri kadınların aslında geleneksel rollerine dönmek istediklerinin, “annelik içgüdüsü”nün kanıtı olarak sunuluyor. Cinsler arasında temel bir eşitliğin sağlandığı, bu yüzden de feminizmin artık fazlalık haline geldiği post-feminist bir döneme geçildiği iddia ediliyor.

Coward birçok kadınla, erkekler, çocuklar ve çalışma hakkında yaptığı görüşmelere dayanarak bu iddiaları sorguluyor. Ona göre kadınlar işlerinden ayrılıyorlar, çünkü işyerlerinde hakim olan bireyci ve rekabetçi etiği benimsemekte güçlük çekiyorlar; çünkü modern toplumların şizofrenisi sonucu sevgi ve diğerkâmlık gibi değerlerin ifade bulduğu tek ortamın aile olduğunu düşünüyorlar; çünkü çocukların yetiştirilmesi hâlâ esasen kadınların sorumluluğu sayılıyor. Ama aile bir cennet olmak şöyle dursun bastırılmış rekabet duygularının sık sık patlak verdiği, çocuğun karakterinin, zihinsel gelişiminin bile annenin sürekli ilgisine bağlı görüldüğü, “iyi anne ideali”nin kadınlara sürekli suçluluk duyguları yaşattığı bir mayın tarlası. Yazara göre kadınlar, çocuğun eğitsel ve psikolojik sorumluluğunun bu ölçüde kendi üzerlerine yıkılmasına karşı çıkıp toplumsal çözümler aramaktansa, bunu kabullenerek suça ortak oluyorlar. Erkekleri idealize ederek, hâlâ onlara cazip görünmeyi her şeyden önemli görerek, bu uğurda bitmek tükenmez rejimlere girerek, kendi ihtiyaç ve arzularını açıkça ifade etmek yerine duygusal manipülasyonlara başvurarak bu suçortaklığını sürdürüyorlar. Coward, bütün bunlar kadın-erkek ilişkilerinin gerçekten eşitlikçi ve özgürlükçü bir doğrultuda dönüştürülebilmesini engelliyor, diyor.
Coward geleneksel bir feminist perspektiften yargılamıyor kadınları. Aksine bu perspektifin yetersizliklerini göstererek kadınları içerden anlamaya çalışıyor. Gerçekten değişmek isteyen ve kendileriyle hesaplaşmaktan korkmayan kadınlar için!...
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Bu konuşmalar bir şeyi daha gösterdi, kadınlar iş önceliklerinin hiçbir zaman kendilerine ait olmadığını hissediyorlar. Benliklerinin bir parçasını hep bunun dışında tutuyorlar.(..) Çok derin bir düzeyde kadınlar mesleklerini bırakmalarının beklenmesine programlanmışlar.
... tek ebeveynlerin %90’ı kadınlar; bu da çok sayıda kadının yoksulluk içinde yaşadığına işaret ediyor. Aynı zamanda, düşük ücretli ev işlerinde çalışanların -dadıların, yardımcıların, temizlikçilerin- sayısında da hızlı bir artış var. Tüm bunlar, çok sayıda “başarılı” kadının sorunlarını kısmen başka kadınlara devrederek çözdüklerini gösteriyor. Meslek sahibi olmayan kadınlar için küçük beklentiler ve düşük ücret hâlâ kural durumunda.
Medya, izleyicilerine feminizme artık ne kadar soğuk bakıldığını hatırlatmaktan zevk alıyordu. Kadınlar bu “erkek düşmanları”na sırt çevirip evlerinde aileleriyle mutlu olmayı beceriyorlardı. Bize, genç kadınların feminizmin hayatlarında gereksiz bir şey olduğuna karar verdikleri söyleniyordu. Daha radikal olanlar, feminizmin son kamusal kalıntısı olarak gördükleri şeyden -iş kadınlarının savaşından- kopmuşlardı. Siyasal cephede evsizlik, çevre ve ırkçılık gibi sorunlar, kadınların ilerlemesinden daha büyük bir öncelik kazanmıştı. Kadın meselesiyle uğraşmaya devam edenler, gücenik bir kuşağın komik kalıntıları olarak damgalanmışlardı. Bize çelişkinin tamamen sona erdiği söyleniyordu -artık ilerleme zamanıydı.
Kamusal alanda başarılı olmuş bu kadınların arasında, feminizmin onlar için yaptıklarının farkında olan hemen hemen yoktu; başka kadınlar için neler yapabileceğini düşünen ise daha da azdı.
Anneler genellikle kendileriyle çocukları arasına duygusal bir mesafe koymayı beceremezler; çocukların yaptıkları ve oynadıkları genellikle annelerinin içsel dramlarının tekrar oynandığı bir tiyatrodur.
...feministler kadınların ve çocukların hayatlarında gerçek bir nitelik değişiminin, ancak erkeklerde köklü değişimler olmasıyla mümkün olduğunu biliyorlardı. Ama erkeklere yönelik bu meydan okuma hiçbir zaman güçlendirilemedi. Örgütlü feminizm, kadınların ne kadarının “düşmanla işbirliği” yaptıkları gibi konulardaki sert tartışmalarla parçalara ayrıldı. Feminizme sempati duyanlar da dahil olmak üzere öteki kadınlar ise, özel hayatlarındaki bu rahatsız edici konu kapandığında rahat bir nefes aldılar.
Kimse anne ile çocuk arasındaki yoğun ve genellikle de beklenmedik bir şey olarak yaşanan sevgiyi inkâr etmiyor ama kadınların aileye dönme kararlarının doğanın çağrısına cevap vermekten daha karmaşık bir şey olduğu da açık. “Karşı konulamaz anne sevgisi” denen şeye pek çok başka duygu da karışır. Kadınların işi bırakma ya da mesleki beklentilerini azaltma kararlarında rol oynayan duygusal yapılar vardır, bunlar herhangi bir basit, doğal annelik içgüdüsünden çok daha az bilinen, daha az analiz edilen çok daha karmaşık yapılardır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şu Hain Kalplerimiz
Baskı tarihi:
1995
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Şu Hain Kalplerimiz, daha önce yayımladığımız ve büyük ilgi gören Kadınlık Arzuları’nın yazarı Rosalind Coward’ın son kitabı. Kitabın temel kaygısı Batı’da kadınların son dönemlerde geleneksel değer ve rolleri giderek daha fazla benimsemelerinin, başka bir deyişle kendi ezilmişliklerinin sürdürülmesindeki suçortaklıklarının nedenlerini incelemek. Birçok başarılı işkadınının birden her şeyden vazgeçip “anneliğe” dönmeye karar vermeleri kadınların aslında geleneksel rollerine dönmek istediklerinin, “annelik içgüdüsü”nün kanıtı olarak sunuluyor. Cinsler arasında temel bir eşitliğin sağlandığı, bu yüzden de feminizmin artık fazlalık haline geldiği post-feminist bir döneme geçildiği iddia ediliyor.

Coward birçok kadınla, erkekler, çocuklar ve çalışma hakkında yaptığı görüşmelere dayanarak bu iddiaları sorguluyor. Ona göre kadınlar işlerinden ayrılıyorlar, çünkü işyerlerinde hakim olan bireyci ve rekabetçi etiği benimsemekte güçlük çekiyorlar; çünkü modern toplumların şizofrenisi sonucu sevgi ve diğerkâmlık gibi değerlerin ifade bulduğu tek ortamın aile olduğunu düşünüyorlar; çünkü çocukların yetiştirilmesi hâlâ esasen kadınların sorumluluğu sayılıyor. Ama aile bir cennet olmak şöyle dursun bastırılmış rekabet duygularının sık sık patlak verdiği, çocuğun karakterinin, zihinsel gelişiminin bile annenin sürekli ilgisine bağlı görüldüğü, “iyi anne ideali”nin kadınlara sürekli suçluluk duyguları yaşattığı bir mayın tarlası. Yazara göre kadınlar, çocuğun eğitsel ve psikolojik sorumluluğunun bu ölçüde kendi üzerlerine yıkılmasına karşı çıkıp toplumsal çözümler aramaktansa, bunu kabullenerek suça ortak oluyorlar. Erkekleri idealize ederek, hâlâ onlara cazip görünmeyi her şeyden önemli görerek, bu uğurda bitmek tükenmez rejimlere girerek, kendi ihtiyaç ve arzularını açıkça ifade etmek yerine duygusal manipülasyonlara başvurarak bu suçortaklığını sürdürüyorlar. Coward, bütün bunlar kadın-erkek ilişkilerinin gerçekten eşitlikçi ve özgürlükçü bir doğrultuda dönüştürülebilmesini engelliyor, diyor.
Coward geleneksel bir feminist perspektiften yargılamıyor kadınları. Aksine bu perspektifin yetersizliklerini göstererek kadınları içerden anlamaya çalışıyor. Gerçekten değişmek isteyen ve kendileriyle hesaplaşmaktan korkmayan kadınlar için!...

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%100 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0