Adı:
Su, Sis ve Toprak
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
180
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054412891
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dipnot Yayıncılık
Bu çalışma, yeni Türkiye sineması filmlerinde tekrarlı olarak görülen sis, su ve toprak imgelerini ele almaktadır.

Hava, ancak sis ile birlikte görünürlük kazanır. Net görmek için, havanın saydamlığını koruması gerekir; hava saydamlığını yitirip sis çöktüğünde ise artık görülebilir olan tek şey havanın kendisidir, geri kalan her şey sislidir. Sisli havada tüm tarifler, tanımlar, nesneler, yollar ve geri kalan her şey netliğini kaybeder. Sisli hava tarif edilemezliğin bölgesidir.

Su, ferahlatıcı olduğu kadar kasvetlidir de… Berrak su, bir arınma düşü vaat ederken, karanlık sular ölümün imgesel izdüşümüne dönüşür. Gördüğümüz kötü rüyaları suya anlatıp uzaklaştırırız bazen… Bazen ise su, kötü rüyanın kendisi haline gelir.

Toprak, annenin geniş kucağıdır. Annenin yokluğunda onun yerine geçer; ev korunaklılığını yitirdiğinde dışarıda bir yuva sağlar. Eve dönüş korkusunu yatıştırır, annenin yokluğunun acısını savuşturur. Dışarıda bir içerisidir; üzerinde korkusuzca uyunur. Varlığı korkuların kaynağını unutturur.
Ateş, kayıp.

“Film seyretme deneyiminin, bu estetik deneyimin, tefekküre benzer bir düşünmeyi kışkırtabildiği, yüzeyde akıp giden hikâyeyi askıya alabilecek güçteki saf sinemasal biçimlerin duyumsal/sezgisel bilgi üretebildiği iddiasını irdeleyen bu çalışma, Türkiye sinemasını film-imgenin ontolojisine dair sorularla ele almanın ne kadar zihin açıcı olabileceğinin de ipuçlarını veriyor. ”
Umut Tümay Arslan
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Su, Sis ve Toprak
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
180
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054412891
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dipnot Yayıncılık
Bu çalışma, yeni Türkiye sineması filmlerinde tekrarlı olarak görülen sis, su ve toprak imgelerini ele almaktadır.

Hava, ancak sis ile birlikte görünürlük kazanır. Net görmek için, havanın saydamlığını koruması gerekir; hava saydamlığını yitirip sis çöktüğünde ise artık görülebilir olan tek şey havanın kendisidir, geri kalan her şey sislidir. Sisli havada tüm tarifler, tanımlar, nesneler, yollar ve geri kalan her şey netliğini kaybeder. Sisli hava tarif edilemezliğin bölgesidir.

Su, ferahlatıcı olduğu kadar kasvetlidir de… Berrak su, bir arınma düşü vaat ederken, karanlık sular ölümün imgesel izdüşümüne dönüşür. Gördüğümüz kötü rüyaları suya anlatıp uzaklaştırırız bazen… Bazen ise su, kötü rüyanın kendisi haline gelir.

Toprak, annenin geniş kucağıdır. Annenin yokluğunda onun yerine geçer; ev korunaklılığını yitirdiğinde dışarıda bir yuva sağlar. Eve dönüş korkusunu yatıştırır, annenin yokluğunun acısını savuşturur. Dışarıda bir içerisidir; üzerinde korkusuzca uyunur. Varlığı korkuların kaynağını unutturur.
Ateş, kayıp.

“Film seyretme deneyiminin, bu estetik deneyimin, tefekküre benzer bir düşünmeyi kışkırtabildiği, yüzeyde akıp giden hikâyeyi askıya alabilecek güçteki saf sinemasal biçimlerin duyumsal/sezgisel bilgi üretebildiği iddiasını irdeleyen bu çalışma, Türkiye sinemasını film-imgenin ontolojisine dair sorularla ele almanın ne kadar zihin açıcı olabileceğinin de ipuçlarını veriyor. ”
Umut Tümay Arslan

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Öykü

Kitap istatistikleri