Suat’ın MektubuAhmet Hamdi Tanpınar

·
Okunma
·
Beğeni
·
407
Gösterim
Adı:
Suat’ın Mektubu
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
150
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759958626
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Tanpınar Külliyatı yeni eserlerle genişliyor… Tanpınar Arşivi’nden yayına hazırlanan ilk kitap : Suat’ın Mektubu

Tanpınar, Huzur’u yayımladıktan sonra yaptığı bir söyleşide kendisine yöneltilen, “Huzur devam edecek diyordunuz?” sorusuna “Edecek, tabii edecek. Mümtaz ölmemiştir. Hâlâ yaşıyor ve yeni bir insan olarak doğmak için beni zorluyor” cevabını verir ve şunu ekler: “Fakat daha evvel Huzur’un öbür kısmını neşredeceğim, yani Suat’ın Mektubu’nu. Küçük bir eser, okuyucu orada Mümtaz’ın meselelerini daha başka bir planda görecektir.”

Tanpınar’ın bu niyetini kuvveden fiile çıkardığını İÜ Türkiyat Enstitüsü’nde bulunan arşivindeki sayfalar göstermektedir. Bu sayfalar, eksik de olsa Tanpınar’ın “küçük bir eser” olacak dediği mektup üzerinde ciddi bir emek harcadığını göstermektedir. Sayfaların büyük bir kısmı daktilo edilmiş, bunların her biri daha sonra eski yazıyla bol miktarda çıkmalar ve eklemelerle epeyce değiştirilmiştir. Daktilo edilmesi, kalemle yazmayı tercih ettiğini bildiğimiz Tanpınar’ın metni en azından bir defa elinden çıkardığını, daha sonra üzerinde yeniden çalışmaya başladığını gösteriyor.

Suat’ın Mektubu; Huzur romanının karakterlerinden Suat’ın, arkasında Mümtaz’a hitaben yazdığı bir mektup bırakarak intihar etmesini işler. Huzur’da bir paragrafı yer alan bu mektupta Suat açısından Mümtaz’ın anlatılması ve Suat’ın kendi içine dönerek kendisini açıklaması ilgi çekicidir. Bu yarım kalan eseri kitaplaştırmayı tercih etmemizin nedeni de Huzur romanıyla olan bu doğrudan ilişkisidir.

İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde bulunan Tanpınar Arşivi, Prof. Dr. Handan İnci’nin çabalarıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve İÜ Türkiyat Enstitüsü’nün işbirliğiyle dijitalleştirilmiştir. MSGSÜ bünyesinde kurulan “Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Araştırmaları ve Uygulama Merkezi” tarafından arşiv üzerinde çalışmalar devam ettirilmektedir. Suat’ın Mektubu, bu çalışmaların ilk ürünüdür.

Suat’ın Mektubu’nu kitapta üç farklı şekilde göreceksiniz. Birinci bölümde, Tanpınar’ın üzerini çizdiği kelime ve satırlar metinden çıkarılmış, gerekli yerlerde sayfaları birbirine bağlayacak kısa notlar konulmuştur. Bu şekilde yazarın metnine sadık kalınarak bir kurgulamaya gidilmiştir. İkinci bölümde ise aynı sıralamaya bağlı kalmakla birlikte bu defa hiçbir ayıklama yapılmamış, üstü çizili bütün kelimeler ve iptal edilmiş paragraflar olduğu gibi muhafaza edilmiştir. Bu bölümde ayrıca arşivdeki sayfaların görsellerine de yer verilmiştir.
Huzur'un Suat'ına bu sefer farklı bir bakışla bakacaksınız. Eser Suat'ın Mümtaz'a yazmış olduğu mektubun üç farklı hâlinden oluşuyor. İlki düzenleme yapılmış diğeri Tanpınar'ın notlarına sadık kalınarak aktarılan bölüm son kısım ise eserin orijinal hâli.
Kitabı bitirdiğinizde Suat'a bakış açınız değişecektir. Ruh dünyasındaki dalgalanmayı ve de intiharını o kadar güzel açıklamış ki mektubunda. Keyifli okumalar şimdiden.
Tanpınar arşivinin ilk meyvesi: ‘Suat’ın Mektubu’
MSGSÜ bünyesinde kurulan Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Araştırmaları ve Uygulama Merkezi’nin Tanpınar arşivi üzerinde çalışmaları devam ediyor. Bu çalışmaların ilk meyvesi ise “Suat’ın Mektubu”. Metin, “Huzur”un önemli karakterlerinden Suat’ın intiharının ardından, geride bıraktığı mektubu ve ilk kez kitaplaşıyor. Daha başka eserlerde gelecek gibi...

Tanpınar, Huzur’u yayımladıktan sonra yaptığı bir söyleşide kendisine yöneltilen, “Huzur devam edecek diyordunuz?” sorusuna “Edecek, tabii edecek. Mümtaz ölmemiştir. Hâlâ yaşıyor ve yeni bir insan olarak doğmak için beni zorluyor” cevabını verir ve şunu ekler: “Fakat daha evvel Huzur’un öbür kısmını neşredeceğim, yani Suat’ın Mektubu’nu. Küçük bir eser, okuyucu orada Mümtaz’ın meselelerini daha başka bir planda görecektir'' demiştir.

Suat’ın Mektubu; Huzur romanının karakterlerinden Suat’ın, arkasında Mümtaz’a hitaben yazdığı bir mektup bırakarak intihar etmesini işler. Huzur’da bir paragrafı yer alan bu mektupta Suat açısından Mümtaz’ın anlatılması ve Suat’ın kendi içine dönerek kendisini açıklaması ilgi çekicidir. Bu yarım kalan eseri kitaplaştırmayı tercih etmemizin nedeni de Huzur romanıyla olan bu doğrudan ilişkisidir.

Suat’ın Mektubu’nu kitapta üç farklı şekilde göreceksiniz. Birinci bölümde, Tanpınar’ın üzerini çizdiği kelime ve satırlar metinden çıkarılmış, gerekli yerlerde sayfaları birbirine bağlayacak kısa notlar konulmuştur. Bu şekilde yazarın metnine sadık kalınarak bir kurgulamaya gidilmiştir. İkinci bölümde ise aynı sıralamaya bağlı kalmakla birlikte bu defa hiçbir ayıklama yapılmamış, üstü çizili bütün kelimeler ve iptal edilmiş paragraflar olduğu gibi muhafaza edilmiştir. Bu bölümde ayrıca arşivdeki sayfaların görsellerine de yer verilmiştir...
Başta Handan İnci’nin öncülüğünü yaptığı Tanpınar Merkezi’nin gayretleriyle İstanbul Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü’nde Tanpınar’a ait arşivlerden çıkan bir eserdir.Gün geçtikte Türk Edebiyatı’nda Ahmet Hamdi TANPINAR sevgisi artmakla birlikte yazarla ilgili inceleme ve araştırmalarda süratle ilerlemekte; her geçen gün Tanpınar’la ilgili yeni yayınlar çıkmaktadır.Bu çalışma da bunun bir göstergesidir.Tanpınar’ın en önemli eserlerinden biri olan Huzur romanının karakterinden birisidir Suat.Tanpınar, Suat’ın Mektupları ile Huzur üzerinde çeşitli ilave düzenlemeler yaparak romanı zenginleştirdiği görülüyor.Hayatı boyunca hocası Yahya Kemal gibi mükemmelliğin peşinde olan Tanpınar daima eserlerinde edebî ve ebedî saadeti yakalama gayreti içerisindedir.Suat’ın intihar etmeden önceki bu mektubu bana Türk Edebiyatı’nın ilk pozitivist ve Natüralist’i olan Beşir Fuat’ın intihar anındaki mektubunu anımsattı.Beşir Fuat’ın intiharı sırasında yazdığı iddia edilen mektup:

“Ameliyatımı icra ettim, hiçbir ağrı duymadım. Kan aktıkça biraz sızlıyor. Kanım akarken baldızım aşağıya indi. Yazı yazıyorum kapıyı kapadım diyerek geriye savdım. Bereket versin içeri girmedi. Bundan tatlı bir ölüm tasavvur edemiyorum. Kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım. Baygınlık gelmeye başladı.”
bu şekildedir.

Aklıma şöyle bir soru geliyor:Tanpınar, “Suat’ın Mektubu” isimli çalışmasında, Beşir Fuat’ın intihar mektubundan esinlenmiş midir acaba?
Tanpınar, kendisiyle yapılan bir röportajda Huzur'un devam edeceğini söyler: "Edecek, tabiî edecek. Mümtaz ölmemiştir. Hâlâ yaşıyor ve yeni bir insan olarak doğmak için beni zorluyor. Fakat daha evvel Huzur'un öbür kısmını neşredeceğim, yani Suad'ın mektubunu. Küçük bir eser, okuyucu orada Mümtaz'ın meselelerini daha başka bir plânda görecektir." Hatta Huzur için şunları ekler: "Benim son hocam bu romandır. Aramızda gayet garip bir yarış oldu. İlk önce o beni geçti; sonra galiba ben onu..."
Tanpınar kendi elleriyle Suat'ın mektubunu neşredemese de Handan İnci titiz bir çalışmayla Ahmet Hamdi Tanpınar'ın notlarına ulaşarak bunu yayımlama fırsatı bulmuş. Suat'ın Mektubu'nun ilk bölümü Tanpınar'ın üzerini çizdiği, düzenlemeye gittiği yerlerin çıkarılmasından oluşuyor. İkinci bölümde ise Tanpınar'ın düzenlediği, üstünü çizdiği cümleler de okura sunulmuş. Hatta bir tarafında da bu metinlerin arşivdeki görsellerine yer verilmiştir. Bu görsellerde ve metinlerde bu küçük kitap için bile Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ne kadar emek verdiğini görüyoruz.
Daha önce Huzur romanında da bahsettiğim gibi Mümtaz ile Suat birbirlerinin zıddı gibi görünseler de aslında bir bütün halindedirler. Suat ölümünden önce Mümtaz'a bir mektup yazar. Nihilist bir karakter olarak karşımıza çıkan Suat'ta varoluşçuluğun akislerini görmek mümkün. Toplum değerlerine, yaşadığı çağa, insanlara yabancılaşan, isyan eden Suat bu buhranın sonunda çareyi ölümde bulur.
İşte bu ölümden önce yazılan mektupta arayışı, bunalımı ve buluşu okuyoruz. Suat, ölümü seçerek güzelleşmeyi, hayatla mücadele etmemeyi seçiyor. Mümtaz, Suat'ın etkisi altında bir karakter olarak önümüze çıkarken aslında Suat'ın da İhsan'ın ve Mümtaz'ın etkisi altında kaldığını görüyoruz. Acınmaya tahammül edemeyen Suat, mektubunun başlarında "Sakın bu satırları okurken bana acımaya kalkma. Bu son eşiğinde düşüncelerim ne olursa olsun bil ki ben eski Suat'ım." dese de mektubun sonlarında Suat'ın değişimine tanık oluyoruz aslında. Hatta mektubun sonunda "Eski makine beni yıktı. İster bana acıyın ister deli deyin!..." diyerek kendisi de yarı bir kabullenişe gidiyor diyebiliriz. Suat'ın gözünden olaylara bakmak Tanpınar'ın bu karakteri ne kadar önemsediğini de gösteriyor. Hatta " Okuyucu orada Mümtaz'ın meselelerini daha başka bir planda görecektir." derken de iki karakteri birbirinden bağımsız kılmadığına işaret ediyor.
Yazdıklarıyla üzerine ciddi okumalar yapılması, düşünülmesi gereken Tanpınar bu küçük kitapla bile bizi öylesine dolduruyor ki bunun büyüsüne kapılmamak mümkün değil. Huzur'u okuyanlar mutlaka Suat'ın Mektubu'nu da okumalılar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Suat’ın Mektubu
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
150
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759958626
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Tanpınar Külliyatı yeni eserlerle genişliyor… Tanpınar Arşivi’nden yayına hazırlanan ilk kitap : Suat’ın Mektubu

Tanpınar, Huzur’u yayımladıktan sonra yaptığı bir söyleşide kendisine yöneltilen, “Huzur devam edecek diyordunuz?” sorusuna “Edecek, tabii edecek. Mümtaz ölmemiştir. Hâlâ yaşıyor ve yeni bir insan olarak doğmak için beni zorluyor” cevabını verir ve şunu ekler: “Fakat daha evvel Huzur’un öbür kısmını neşredeceğim, yani Suat’ın Mektubu’nu. Küçük bir eser, okuyucu orada Mümtaz’ın meselelerini daha başka bir planda görecektir.”

Tanpınar’ın bu niyetini kuvveden fiile çıkardığını İÜ Türkiyat Enstitüsü’nde bulunan arşivindeki sayfalar göstermektedir. Bu sayfalar, eksik de olsa Tanpınar’ın “küçük bir eser” olacak dediği mektup üzerinde ciddi bir emek harcadığını göstermektedir. Sayfaların büyük bir kısmı daktilo edilmiş, bunların her biri daha sonra eski yazıyla bol miktarda çıkmalar ve eklemelerle epeyce değiştirilmiştir. Daktilo edilmesi, kalemle yazmayı tercih ettiğini bildiğimiz Tanpınar’ın metni en azından bir defa elinden çıkardığını, daha sonra üzerinde yeniden çalışmaya başladığını gösteriyor.

Suat’ın Mektubu; Huzur romanının karakterlerinden Suat’ın, arkasında Mümtaz’a hitaben yazdığı bir mektup bırakarak intihar etmesini işler. Huzur’da bir paragrafı yer alan bu mektupta Suat açısından Mümtaz’ın anlatılması ve Suat’ın kendi içine dönerek kendisini açıklaması ilgi çekicidir. Bu yarım kalan eseri kitaplaştırmayı tercih etmemizin nedeni de Huzur romanıyla olan bu doğrudan ilişkisidir.

İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde bulunan Tanpınar Arşivi, Prof. Dr. Handan İnci’nin çabalarıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve İÜ Türkiyat Enstitüsü’nün işbirliğiyle dijitalleştirilmiştir. MSGSÜ bünyesinde kurulan “Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Araştırmaları ve Uygulama Merkezi” tarafından arşiv üzerinde çalışmalar devam ettirilmektedir. Suat’ın Mektubu, bu çalışmaların ilk ürünüdür.

Suat’ın Mektubu’nu kitapta üç farklı şekilde göreceksiniz. Birinci bölümde, Tanpınar’ın üzerini çizdiği kelime ve satırlar metinden çıkarılmış, gerekli yerlerde sayfaları birbirine bağlayacak kısa notlar konulmuştur. Bu şekilde yazarın metnine sadık kalınarak bir kurgulamaya gidilmiştir. İkinci bölümde ise aynı sıralamaya bağlı kalmakla birlikte bu defa hiçbir ayıklama yapılmamış, üstü çizili bütün kelimeler ve iptal edilmiş paragraflar olduğu gibi muhafaza edilmiştir. Bu bölümde ayrıca arşivdeki sayfaların görsellerine de yer verilmiştir.

Kitabı okuyanlar 25 okur

  • burak aşık
  • Rabia
  • Büşra
  • Nazlıcan Kaya
  • Pınar ÇATAK KAMAR
  • Ahmet Y
  • Zümrüd-ü Anka
  • CNK
  • Eser Buğdalı
  • Beyza

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%58.3 (7)
9
%8.3 (1)
8
%0
7
%16.7 (2)
6
%8.3 (1)
5
%0
4
%8.3 (1)
3
%0
2
%0
1
%0