Bu kitabı ikinci okuyuşum ama ilk okumamda bu kadar etkilendiğimi hatırlamıyorum. Farkındalığın oluşması gerekiyormuş demek ki.
Üniversite de çok rahat duran biri değildim:) sorgulayan, irdeleyen ve göze batmaktan korkmazdım. Annem de bunu bildiği için anne şefkatiyle, Vizontele repliğiyle "olaylara karışma" derdi:) babam ise, taraf olmayan bertaraf olur diyerek açık açık olmasa da yanımda olduğunu hissettirirdi.:) Tarafım babacığım, haksızlığa karşı tarafım, özgürlüğe tarafım, insanca yaşayabilmeye tarafım, senin sayende. Benimle mücadelen doğduğum zaman, nüfus memurunun adımı Eylem olarak yazmamasina direnip, inat edip adımı Eylem olarak yazdırman ile başladı. Sanırım babamın kızıyım:))
Kitaptan çok kendimle ilgili spoiler verdim:) ama bu kitabın neden benim için değerli olduğunu anlatabilmem adına yazmak istedim.
90'lı yılların başından itibaren işkence evleri olarak kurulan, F tipi cezaevlerinde yaşanan işkenceler ve ailelerin sevdikleri için girdiği ölüm oruçları anlatılmıştır. Bu ülkeyi gerçekten sevenler hep sindirildi, korkuldu onlardan asıldı ve onursuzca bir yaşam reva görüldü.
Kendi çıkarlarını devletin çıkarları üstünde görenler ise hep yükseldi. Bu zihniyette iseniz bu ülkeye Cumhurbaşkanı bile olursunuz. Tam tersi düşüncede olanlar ise yüreğimizdeki darağaçlarinda. Yeni gelen her iktidar bir öncekinin kanlı perdesini kaldırıp, yeni tertemiz ama kanlanacak bir perdeyle geldi. Demokratik söylemler o perdenin arkasında yaşananlarla hiç uyuşmuyordu oysaki.
Baştan sona hüzün dolu bir kitap. Ama her şeye rağmen Suçtur Umutsuzluğa Kapılmak diyorum bende..