Sufi Öğretisinde İnsan ve İnsan Psikolojisi

·
Okunma
·
Beğeni
·
374
Gösterim
Adı:
Sufi Öğretisinde İnsan ve İnsan Psikolojisi
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
183
Format:
Karton kapak
ISBN:
9756743621
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kurtuba Kitap
Sûfî bakış açısına göre insandaki tabiat, nefs, kalp, ruh, iç şuur ve en içteki şuur insan nefsinin kemâlâta erişme yolculuğundaki yükseliş aşamalarını temsil eder.
Kişi, nefsin tahakkümü altına girdiğinde, varoluşundaki maddi tabiatının niteliklerine de sahip duruma gelir. Kişi, kalbinin tahakkümü altına girdiğinde ise maddi tabiatı ve nefsin zayıflıkları alt edilir. Kalbi tarafından yönetilen kişiler ruhun farkındalığına sahip değilken, nefsi tarafından yönetilenler de kalbin farkındalığına sahip değildir.

Bu eser; ruhun, maddi tabiatından en içteki şuura kadar olan gelişim aşamalarını bu konudaki çeşitli hâkim görüşler ışığında gözden geçirmektedir.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Geleneksel psikoloji ile modern psikoloji arasındaki en temel fark; birincisinin "ilkelere" ve "bütüncül bir perspektife", "kuşatıcı bîr idrake"; ikincisinin "gözlem", "istatistik", "ölçülebilir olan parçasal boyutlar "ve "indirgenmiş algı" ile sınırlanan genellemelere dayanmasıdır. Kadim hikmet açısından bakıldığında insan; ruh-nefs-beden olarak üç temel yapıyı kendinde taşır.

Bu üçlü yapı;
• Latin geleneğinde animus-anîma-corpus
• Grek geleneğinde pneuma-psişe-soma
• ingilizcede ise spirit-soul-body olarak İfade edilmiştir.

Psişenin bilgisi psikoloji (nefs ilmi);
pneumanın bilgisi ise pneumoloji (ruh ilmi) olarak tanımlanmıştır.

Her üç yapı birbiriyle ilişkili olup, her birinin kendisine özgü nitelikleri-işlevleri-fonksiyonları vardır. Ve bunların adları da ayrıdır Örneğin; psişik boyutun aklı, ratio (rasyonalite) iken pneumatik boyutun aklı, intellekt olarak tarif edilmiştir İslam geleneğinde ilkine akl-ı meâş, ikincisine akl-ı meâd denilmiştir.

(Tasavvufta "akılla olmaz" denilirken akl-ı meâşa, Kuranda "onlar akletmiyorlar mı?" denilirken akl-ı meâda vurgu yapıldığı hatırlanmalıdır)

İşte bu üçlü yapıyı ve her bir yapının işlev ve niteliklerini birbirine karıştırmadan ve her birinin "hakkını vererek" İnsana bütüncül olarak bakmak mümkündür.

Ve yine ancak, kavramları doğru yerlerine oturtarak ve karıştırmayarak insanı ve tüm işlevlerini doğru yere oturtmak mümkün olabilir.

Yoksa ruhsal boyutuyla vahiy alan bir peygamberle, psişik boyutu ile şeytanın vesveselerine kapılıp büyüklük hezeyanlarına düşen birini "zahiren" ayırmak mümkün olmayabilir.

Ne yazık ki, modern psikolojinin bazı akımları, dini insanın bir psikoz ve obsesyonu, peygamberleri de şizofren-megaloman olarak tanımlayabilmektedir. Bu çarpık değerlendirme, modernizmin ve modern psikolojinin indirgemeci paradigmasından doğmaktadır.

Modernizmin ve özelde modern psikolojinin en önemli hatası "gözlemlerini genellemiş" olması ve "genel kavramlar" üzerinden tanımlamalar yapmasıdır (Kadınlar duygusaldır, her insan sevilmek ister, insan toplumsal bir varlıkdır, öfke doğal bir tepkidir, vs.).

Bu tür genellemeler, her zaman indirgeme hatasını içinde taşır. Bu nedenle Kadim Hikmette; Mutlak Varlık ve Varlık mertebeleri vardır. Hakiki insan (primordial insan, Hz. İnsan, İnsan-ı kâmil, Adam Kadmon) ve "insan olmaya doğru mertebeler" vardır.
Son dönemin en güçlü "Kadim Hikmet" temsilcilerinden Bediüzzaman bu konuda şöyle demektedir: "Ey kendini insan bilen insan. Kendini oku. Yoksa hayvan ve câmid hükmünde insan olmak ihtimali var" "Demek ey nefis! (Nefs-i emmârede bulunduğun sürece) nefsine muhabbet değil, (nefs-i levvâme haline gelerek) belki adavet (kınama-karşı koyma) etmelisin. Veyahut (nefs-i mülhime haline geldiğinde) acımalısın. Veyahut mutmainne olduktan sonra şefkat etmelisin,"

Dolayısıyla 'câmid", "hayvan", "kendini insan zanneden" insan(î) mertebeleri olduğu gibi Hakiki insan mertebesi de vardır. Bu nedenle "insan" diye bir genellemede bulunup, "insan nefsine düşman mı olmalı, muhabbet mi etmeli, acımalı mı yoksa şefkat mi etmeli" şeklinde bir soru sorulmamalıdır.

Böyle bir soruya cevap vermeden evvel şu sorulmalıdır "Hangi insan düzeyinden" bahsediyorsunuz. Çünkü her bir düzeydeki insanın nitelik-işlev ve fonksiyonları farklıdır.
"Nefsin" içerdiği anlamlardan bazıları şunlardır: bir şeyin Özü (esence of an Object), yaşayan şey, psişe, ruh, zihin, canlı oluş, kişi, birey, arzu (desire), bireysel kimlik veya kendi-lik.

Arapçada, dönüşlülük zamirleri yoktur: dönüşlülük zamiri için ayn ve nefs kelimeleri kullanılır; dolayısıyla 'ilmül nefs' (nefs bilimi) terimi, 'psikoloji' olarak çevrilmiştir.

Sufi metinlerindeki 'nefs' teriminin zikri genellikle,
bütün bir nefs-beden yapısı, egosentrik (benmerkezci) hırslarına tâbi ve tutkuları veya 'şehveti' (flesh-Yunan Ortodoks kilise babaları tarafindan anlaşlldlğl şekliyle Yunanca sarx kelimesi İle karşılanır) tarafından yönlendirilen kişiye işaret eder.

Bu anlamdaki nefsin, manevî dönüşüme doğru giden kendi yolunda, daha yukarıda olan üç seviyesi vardır;
-nefsi levvâme (kınayıcı veya halinin farkındaki nefs),
-nefs-i mülhime (ilhama muhatap olan nefs) ve
-nefs-i mutmainne (tatmin-huzura ermiş nefs).

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sufi Öğretisinde İnsan ve İnsan Psikolojisi
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
183
Format:
Karton kapak
ISBN:
9756743621
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kurtuba Kitap
Sûfî bakış açısına göre insandaki tabiat, nefs, kalp, ruh, iç şuur ve en içteki şuur insan nefsinin kemâlâta erişme yolculuğundaki yükseliş aşamalarını temsil eder.
Kişi, nefsin tahakkümü altına girdiğinde, varoluşundaki maddi tabiatının niteliklerine de sahip duruma gelir. Kişi, kalbinin tahakkümü altına girdiğinde ise maddi tabiatı ve nefsin zayıflıkları alt edilir. Kalbi tarafından yönetilen kişiler ruhun farkındalığına sahip değilken, nefsi tarafından yönetilenler de kalbin farkındalığına sahip değildir.

Bu eser; ruhun, maddi tabiatından en içteki şuura kadar olan gelişim aşamalarını bu konudaki çeşitli hâkim görüşler ışığında gözden geçirmektedir.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Nurhan Işkın

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0