Sufilerde Bir Nefs Terbiye Yöntemi Olarak Açlık

·
Okunma
·
Beğeni
·
65
Gösterim
Adı:
Sufilerde Bir Nefs Terbiye Yöntemi Olarak Açlık
Baskı tarihi:
18 Nisan 2019
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052214893
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hayy Kitap
Yemek ile dolu bir mideye hikmet yerleşmez.”
 
“Bu marifete nasıl eriştin?” diye sorulduğunda Bayezid Bistâmî “Aç bir karın ve çıplak bir beden ile” diye cevap vermiştir. Açlık, ilk dönemlerden itibaren tasavvufta marifete eriştiren bir yöntem olagelmiştir.
 
Bir tarife göre tasavvuf, nefsin tüm hazlarını terketmektir. Dünyevi olanı bırakarak İlahi olana ulaşmayı gaye edinen sufiler bu anlayış çerçevesinde “rağbet etmemek” anlamındaki zühdü hayatlarının her alanında uygulamaya çalışmış; bu açıdan zühdü; kıyafette zühd, yeme-içmede zühd, alışverişte zühd, konuşmada, bakmada, işitmede zühd, mülkiyette zühd şeklinde bir bütün olarak benimsemişlerdir.
 
Açlık da zahitliğin kurucu bir unsuru olarak ilk dönemden itibaren farklı şekillerde uygulanmıştır. Sufiler aç kalarak ahlaklanma ve ahlaklanarak da marifetullaha erişme arasında kurdukları irtibat ile açlığı, tasavvufi eğitim sürecinin merkezine yerleştirmişlerdir.
Terrigenous07
Terrigenous07 Sufilerde Bir Nefs Terbiye Yöntemi Olarak Açlık'ı inceledi.
168 syf.
Kim çok yemek muhabbeti eder, o midesinin esiridir. Kim dost meclislerinde yemek çeşitlerinden bahis açar, o kişinin tefekkür ve gönle dair cehdinde azalma vardır.

Kim az yemekle yetinir, lafını etmek aklına düşmezse, o kişinin fikir ve gönül tâlimi tamamdır.

“Bütün hâllerin efendisi ve büyüğü az yemektir” buyuran Resûller Resûlü Efendimiz’e uyan Sahabe-i Kiram az yerdi. “Müslüman olduktan sonra âhir ömrüme kadar tıka basa karnımı doyurmadım” diyen Hazret-i Ebu Bekir az yerdi. Hacı Bayram-ı Velî Hazretlerinin, Peygamber Efendimiz gibi açlığını bastırmak için siyah bir taşı vardı, onu karnına bağlardı. Yunus Emre Hazretleri açlığın faziletini “Açlık sonu tokluktur / Tokluk sonu yokluktur / Bu yollar korkuluktur /Allah görelim neyler?” diyerek kanaat ederdi.

Hz. Mevlânâ, açlığın Allah’ın has kullarının gıdası olduğunu söylüyordu. (Mesnevî, cilt:5) Hâsılı, insan-ı kâmiller sofradan az yiyerek kalkıyorlardı. Ulu kişilerin hâllerinden ve sözlerinden anlıyoruz ki cennete tok karınla girilmez. Biz, cennetin kapısına Ebu Zer Gıfâri Hazretleri gibi aç olarak varmaya tâlibiz. Bunun için de evvelâ, “Cennetin kapısını ne ile çalalım?” diye soran Hz. Aişe (r.a.)’ye “Aç ve susuz kalmakla. Az yemek mârifetin kapısı, mârifet de cennetin yoludur” buyuran Resûller Resûlü Efendimiz’e uyacağız. (İmam Gazâli, Kimyâ-yı Saâdet, cilt:2, s. 490)

Hazret-i insan olmaklığımızın baş vecibesi bu kitaptan anlıyoruz ki cennetin kapısını aç iken çalmalıyız. Sonra boş durmayıp, şeytanın ve modern kapitalizmin midelere hitap eden tüketim ideolojisine karşı mücadele etmeliyiz...
Sufiler aç kalarak sabır, şükür, kanaat, rıza, işar gibi güzel ahlakları edinmeyi hedeflemişlerdir. Sufilere göre bir kimse aç kalarak acziyeti tadacağından Allah’ ın yüceliğini görecektir. Aynı şekilde oruç tutarak Allahın Samed isminin, yemeğini ihvanla paylaşarak Gâni isminin, başkalarını kendine tercih ederek Kerim isminin hikmetini öğrenecektir.
Sufilerin açlıktan maksatları bedeni ve
nefsi güçsüzleştirmek olduğu için açlık diğer bütün âzâların hareketini de azaltacaktır. Dolayısıyla açlığın; gereksiz yere konuşmamak, boş laf dinlememek, gereksiz işlere koşmamak, cinsel arzu duymamak gibi tesirler göstererek kişiyi bir bütün olarak dönüştürme gücüne sahip bir "eylemsizlik” olduğunu
söylemek mümkündür.
... Sufilerin de benzer korkuyla yemeği terk ettiklerine, ikram edilen yemeklere karşı şüpheli yaklaşıp helal ve daha faziletli olan yiyecekleri araştırdıklarına dair rivayetler ve tavsiyeler bulunmaktadır. Çünkü Peygamber'in "Verâ sahibi olup şüpheli şeylerden uzak dur ki, insanların en güzel ibadet edeni olasın.” hadisine dayanarak sufiler, ibadetlerini güzelleştirmenin, ahlaklanmanın, nefsi terbiye etmenin yolunu verâda aramışlardır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sufilerde Bir Nefs Terbiye Yöntemi Olarak Açlık
Baskı tarihi:
18 Nisan 2019
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052214893
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hayy Kitap
Yemek ile dolu bir mideye hikmet yerleşmez.”
 
“Bu marifete nasıl eriştin?” diye sorulduğunda Bayezid Bistâmî “Aç bir karın ve çıplak bir beden ile” diye cevap vermiştir. Açlık, ilk dönemlerden itibaren tasavvufta marifete eriştiren bir yöntem olagelmiştir.
 
Bir tarife göre tasavvuf, nefsin tüm hazlarını terketmektir. Dünyevi olanı bırakarak İlahi olana ulaşmayı gaye edinen sufiler bu anlayış çerçevesinde “rağbet etmemek” anlamındaki zühdü hayatlarının her alanında uygulamaya çalışmış; bu açıdan zühdü; kıyafette zühd, yeme-içmede zühd, alışverişte zühd, konuşmada, bakmada, işitmede zühd, mülkiyette zühd şeklinde bir bütün olarak benimsemişlerdir.
 
Açlık da zahitliğin kurucu bir unsuru olarak ilk dönemden itibaren farklı şekillerde uygulanmıştır. Sufiler aç kalarak ahlaklanma ve ahlaklanarak da marifetullaha erişme arasında kurdukları irtibat ile açlığı, tasavvufi eğitim sürecinin merkezine yerleştirmişlerdir.

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • Delifişek
  • Istnbl34
  • Sükût Mühendisi
  • yıldırım kerem çambel
  • Ftmcn
  • Hcr
  • elif goc
  • Seda Demirci
  • Bahar
  • MooN07

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (3)
9
%0
8
%33.3 (2)
7
%16.7 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0