ŞUGAR
.
Öyle bir hikaye ki bu, okuyunca sarsan, sarstığı kadar da bir alkışı hak eden.
Alis Harikalar Diyarı ' na gönderme ile başlayan hikayede, Beyoğlu sokaklarında bir drag queen e davetliyiz hep birlikte.
Lubunya Derin, peşinden koştuğu Soprano Marla, Soşa, Lapis Lazuli ve Alis.
Çocuk karakter Alis' in naifliğinden uzaklaşıp, Beyoğlu’nun neon ışıkları altında bir drag queen olarak hayat bulmasının hikayesi #sugar . Aynı zamanda kimlik, özgürlük ve toplum normlarına bir başkaldırı.
Drag olayının yalnızca kadın elbisesi giymek olmadığının, cinsiyet performanslarının ters yüz edişi olduğunun kanıtı satırlar. Kadın imgesini alır, parlatır, abartır, yeni biçimlere sokar performe edersin. Kabuğunu kırarsın, kadın gibi hissedip normları yıkarsın.
Kitabın en dikkat çekici özelliklerinden biri, Lubunca terimlerin kullanımı. Lubunca, özellikle Türkiye’de LGBTİ+ topluluğu tarafından kullanılan bir dil ve kültür unsuru. Karakterlerin dünyasını daha gerçekçi bir şekilde inşa etmek ve çok katmanlı bir metin haline getirmek için önemli bir ayrıntı bu. Merak etmeyin, kitabın sonunda yer alan bir sözlük ile okuyucunun bu terimlere aşinalığı sağlanıyor(ki birkaç kelime hariç genelde tahmin edilinen kelimeler).
Seksendört sayfadan oluşsa da derinlikli karakter analizleri ile her birinin hırsı, korkusu, acemiliği, isteği, bocalaması gözler önünde. Edebiyatımızda nadir rastlanan bir cesaretle yazılmış konusuyla etkileyici ve farklı bir okuma.
Sizlerde bu farklı okumaya ortak olmak ve Alis'in açtığı kapıdan içeri girerek neon ışıklarıyla tanışmak istemez misiniz?
.